1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

100 Kişiden Biri Şizofren

Konusu 'Felsefe / Psikoloji' forumundadır ve Papatya tarafından 1 Nisan 2013 başlatılmıştır.

  1. Papatya
    Meşgul

    Papatya Sözlerimi Geri Alamam.* Süper Moderatör

    Katılım:
    6 Ağustos 2012
    Mesajlar:
    16.311
    Beğenileri:
    5.870
    Ödül Puanları:
    10.980
    Yer:
    Seattle.
    Banka:
    5.381 ÇTL


    Şizofreni Dernekleri Federasyon Başkanı Doç. Dr. Haldun Soygür, şizofreninin genellikle 16-25 yaşlarında başladığına ve birçok hastada psikososyal işlevselliği önemli ölçüde bozarak yaşam boyu sürdüğüne dikkati çekti.
    Hastaların çoğunun "Evlenme, çocuk sahibi olma, çocuk yetiştirme ve meslek edinme" gibi sosyal hedeflere ulaşamadığını, yaşamlarının önemli bir kısmını aileye ve topluma bağımlı olarak geçirdiğini belirten Soygür, şizofreninin tüm dünyada yeti yitimine neden olan sağlık sorunları arasında 9. sırada olduğunu ifade etti.

    "Dünyada 22 milyon olan şizofreni hastasının gelecekte 45 milyona çıkacağının tahmin edildiğini" öne süren Soygür, şizofreninin yaşam boyu görülme sıklığının yaklaşık yüzde 1 olduğunu dile getirdi.

    HER YIL 10 BİN YENİ VAKA GÖRÜLÜYOR

    Her 100 kişiden birinde şizofreni görüldüğüne dikkati çeken Soygür, "Ülkemizde yaklaşık 400-600 bin şizofreni hastasının olduğu tahmin edilmektedir. Türkiye'de her yıl 10 bin yeni şizofreni hastası ortaya çıkmaktadır. Hastalığın aileleri de olumsuz etkilediği göz önüne alınırsa, şizofreni ülkemizde yaklaşık 2 milyon kişiyi yakından ilgilendiren bir hastalıktır. Bu kadar çok sayıda kişiyi ilgilendiren bir hastalık olmasına rağmen şizofreni ihmal edilmiştir. Bunda toplumdaki şizofreniye yönelik damgalama eğiliminin etkisi çok fazladır" dedi.

    Soygür, hastanelerde tedavileri tamamlanmış hastaların iyilik hallerinin devam etmesi, yeniden hastalanmamaları ve daha sosyal bir birey olarak yaşamlarını sürdürebilmeleri için klinik dışı ortamlarda da tedavilerinin devam ettirilmesinin önemine işaret etti. Bunun için hastaların grup eğitimi ya da tedavi etkinliklerini uzun süre ayaktan sürdürmeleri gerektiğini belirten Soygür, bir diğer yolun hastalar için hazırlanmış merkezlerde rehabilitasyon olanaklarına kavuşması olduğunu söyledi.

     

Sayfayı Paylaş