1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

12 Eylül Ve Yağmacılar

Konusu 'Serbest Kürsü' forumundadır ve Mavi Gül tarafından 20 Ekim 2009 başlatılmıştır.

  1. Mavi Gül
    Avare

    Mavi Gül ѕση_¢ıqℓıк Özel üye

    Katılım:
    3 Mayıs 2009
    Mesajlar:
    4.647
    Beğenileri:
    375
    Ödül Puanları:
    3.730
    Yer:
    Misafir Sevmez
    Banka:
    677 ÇTL
    Bircan, Özlem, Naciye, Güldane, Nebahat, Altun, Nuriye nasıl bir sabaha uyandıklarını bilmiyorlardı. Günlerdir televizyonlardan, radyolardan, gazetelerden uyarı çığlıklarını işitmemişlerdi belki… Belki de deli dolu gençlik halleri, tatlı düşlerin peşinden koşan delikanlı yürekleri ölümsüz olduklarını düşündürüyordu işçi kızlara…
    Genç insan işte… Hayvan gibi tıkıştırıldığı yük minibüsünde de eğlenecek, gülecek bir şey bulur… Gençlik işte… yürekten deli fişek aşklar geçer, fısıl fısıl konuşmalar yapılır, hınzırca kahkahalar çınlar dört yanda… Sel suyunun sesi işitilmez, boyalı yüzler silinmesin, ayaklar ıslanmasın diye geri durulur belki can pazarındaki mücadeleden… Umulmadık anda gözleri yummak yaşama… Yakışmaz gençliğe…
    Kadercilik gençlikte olmaz! Olmamalı!
    On dokuz yaşında işçiydi Bircan. Ekrandan taşan yaşamlara heves etmişti belki kimbilir! Modelist olma düşlerini öğrendik ardından, evlilik heyecanını… Bir tek o bile yeter yazgıya boyun eğen bu genç bedenleri anlamaya…
    Akıp giden suyun ardından yağmacılar çıktı sahneye… genç kızların çeyizleri sokağa dağılmış, taşmış, şimdi gelinlik yerine kefen giymiş bedenleri toprak olmak üzereyken; açlığın, yoksulluğun, çaresizliğin yarattığı insanlar birer mahluk gibi girdi görüntülere… Paçaları sıvamış, can pazarının ardından orta yerde kalan beyaz eşyayı topluyorlardı kimileri…
    Şaşırmak olanaklı değildir bizim için!
    Ölüme sevinçle giden geç kızları tanıyorum, anlıyorum…
    Koca bir düzenin faturasını taşımak zorunda kalan işverenlerini de biliyorum…
    Uzun bir şehirlerarası yolculuğa katlanıp, yağma yapmak için örgütlenmiş diğerlerini de çok iyi biliyorum…
    Onlar gelecekleri çalınmış insanların çocukları, onlar ilkin 12 Mart’ta idam sehpasında can veren, ardından 12 Eylülde köklerine kibrit suyu dökülen insanların yokluğunda yaratıldılar…
    Küresel kapitalizmin daha çok kar, daha çok tüketim için seferber ettiği soysuz siyasilerin, işbirlikçi generallerin talan ettikleri doğa, artık mazlumların gösteremediği direnci kendiliğinden ortaya koyuyor… Yağmaya hayır diyor…
    Kimileri için 12 Eylül milattan önce yaşanmış bir süreç. Üniversite öğrencileri arasında, bu dönemden söz açıldığındaki ilgisiz ifadeler irkiltici geliyor… Bir milyon insanın tutuklandığı, onlarca idamın gerçekleştiği, türdeş ve küresel sömürge imparatorluğuna hizmet edecek kuşakların yetişmesi için yapılan bu kurgudan bunca habersiz olmak…
    Elbet geçen gün canlarını sel sularında akıtanlar da 12 Eylül gerçeğini bilmiyorlardı. Hangi işbirlikçilerin millet adına, vatan adına bu katliamı, soykırımı gerçekleştirdiğini bilemezlerdi… Bu ülkenin yurtsever, paylaşan, düşünen, yaratıcı, ilerlemeci, sorumluluk sahibi, cumhuriyetin en güzel çocuklarının soykırımıdır söz ettiğim…
    Şimdi demokrasi, çoğulculuk diye tutturan tarikatçılar, faşistler, soldan kırma liberaller o gün ne yazdıklarını, ne söylediklerini unutmuşa benziyorlar. “benim memurum işini bilir” kültürünü yaratanlar, nasıl olur da fırsatı değerlendiren, işini bilen çocuğa, adama, kadına, gence hayret ederler ve ahlaksızlıkla suçlar onları…
    Kapitalizm değil mi bugün yaşadığımız dünyanın tüm ekolojik dengelerini bozan… kutupların erimesine neden olan, denizlerin taşmasını sağlayan, ormanların yok olmasına göz göre göre seyirci kalan… Sadece insanı değil; bitkiyi, hayvanı açlığa, yaşanmaz bir yerküreye tutsak eden… Bu liberal çocuklar değil mi, coğrafyamızdaki adı ÖZALİZM olan ve bugün AKP iktidarı ve Tayyip Erdoğan’da simgeleşmiş olan ALÇAL KAPİTALİZMİ kutsayan!
    Ölen işçi kızların ve nicelerinin anaları, babaları ağlıyor. Kader sanıyor yaşadığı bu acıyı… İnsanımızı bu kara yazgıya boyun eğdiren, şükür kültürünü yaratıp, vahşice, doymadan her şey kendinin olsun isteyen zalimler hala aramızda… Pişkince gülüyorlar, mazeret üretiyorlar…
    Biliyoruz ki 12 Eylül günü bu ülkenin güzel insanlarını işkenceden geçirenler, idam edenler, tam da böyle iktidarlar olsun diye, analar-babalar sahipsiz, göğe avuç açarak, her şeyi tanrıdan sansın diye ve birileri bıkmadan usanmadan yesin ve gerçek sahiplerinin önünü açsın diye darbeyi gerçekleştirdiler…
    Asıl yağmacılar hala yargılanmadı ve hala iktidardalar…
    Geleceğimizi yağmalayanlar!
     

Sayfayı Paylaş