1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz
Notu Gizle
Merhaba Ziyaretçi.

"BENİM DÜNYAM" konulu resim yarışması başladı. İlgili konuya BURADAN ulaşabilirsiniz.

Sizi de bu yarışmaya katılıma davet ediyoruz...

12 Hayvanlı Türk Takvimi

Konusu 'Genel Türk Tarihi' forumundadır ve wien06 tarafından 12 Temmuz 2009 başlatılmıştır.

  1. wien06

    wien06 V.I.P V.I.P

    Katılım:
    30 Ağustos 2007
    Mesajlar:
    6.117
    Beğenileri:
    150
    Ödül Puanları:
    4.480
    Meslek:
    Serbest
    Yer:
    Viyana
    Banka:
    294 ÇTL
    MARİFETNAME’DE SAL-İ TÜRKAN (TÜRKLERİN YILI)

    Türk Kültürü o kadar eski, zengin ve yaygın bir kültürdür ki; geçmişe doğru bin yıllarla ifade edilebilir. [Linkleri görebilmek için ÜYE olmalısınız!..] konulu çalışmamızda da detaylarıyla açıkladığımız gibi, Türk kültürü, sadece Orta Asya’da değil, dünyamızın tüm kuzey yarım küresinde kendini gösterir.

    Pek çok halk tarafından özümsenmiş ve benimsenmiştir. Bu durum da gösteriri ki; Türk kültür ve medeniyetleri tarihi çok uzun bir zaman dilimini kapsar. Dolaysıyla da Türklerin var oldukları coğrafyaları da kapsar. Bu coğrafyaların halkları tamamen Türk asıllı olmayabilirler. Ancak, yaşadıkları dönemlerde Türkler tarafından yönetilmiş olabilirler. Geçmiş dönemlerde Türk kültür coğrafyası içinde kalmışlardır ve geçen zaman içinde Türk kültür unsurlarının yerini dolduracak yeni bir kültür yaratılamamıştır. Kültür coğrafyası, bir milletin doğal sınırlarını ve ilgi alanlarını belirleyen önemli bir kavramdır.

    Ön Türk tarihine bakıldığında, zaman zaman Türklerin kendi kültürlerinden kopup, yönetmekte oldukları milletlerin kültürlerini benimsedikleri ve daha sonra da o kültür içinde eriyip kayboldukları görülür. Buna örmekler verecek olursak; Orta Asya’da Çu hanedanı dönemini, Orta Doğuda Mısır Hiksos dönemini, Arap yarım adasında Sümer’den güneye göç ederek Yemen’e gelenlerden, İmparator Aus (Oğuz ) ve oğulları Şedid ve Şeddad dönemini, İrem medeniyetinin çökmesinden sonra kuzeye göç ederek Mekke’ye yerleşen Kureyş, Medine’ye yerleşen Evs ve Hazreçler dönemlerini, yine Sümer’den kuzeye göç ederek Urfa, Harran üzerinden Mısır’a ve sonunda Filistin’e gelen Hz. İbrahim dönemlerini gösterebiliriz. Bu bahsettiğimiz dönemlerde Türk asıllı unsurlar, gittikleri yerlerde kendilerinden önce veya sonra ortaya çıkmış kültür unsurlarınca eritilmişlerdir. Bununla beraber, içinde yaşadıkları toplumu derinden etkileyen düşüncelerin ortaya çıkmasında da etkili olmuşlardır.

    İlgilenenlerin yakından bildiği gibi, 12 hayvanlı Türk takviminin doğu kültüründe çok derin izleri vardır. 12 Hayvanlı Türk Takvimi eski dünyada binlerce yıl kullanılmış, Asya’da Türkler ve diğer bazı halklarca şimdi de kullanılmaktadır. On iki hayvanlı Türk takvimi Ansiklopedik bilgilerde ise şöyle geçmektedir:

    “12 Hayvanlı Türk Yıllığı, 12 yılın 5 katı olan 60 yıllık devreleri ile Kök Türklerde, Uygur Türklerinde, Tuna-Bulgar Türklerinde, İtil-Bulgar Türklerinde ve daha önceleri de büyük ihtimalle Hun Türklerinde kullanılmış olup, Türkler arasında çok yaygın bir sistem olmuştur. Kök Türk yazıtları, Uygur kitap ve hukuk belgeleri, Tuna Bulgarlarının yazıtları, Bulgar Hakanları Listesi bu takvimle tarihlendirilmiştir. Hatta, Manas Destanı’ndaki bazı olaylar bile On İki Hayvanlı Türk Takvimi ile tarihlendirilmiştir
    Türk Takvimi’nde bir gün 12 bölüme ayrılır, her bölüme ‘Çağ’ adı verilirdi.Bir çağ iki saat, dolayısıyla bir gün de 24 saat idi. Her bir çağ ise sekiz ‘Keh’ten ibaretti. Yılbaşı olarak gece-gündüz eşitliğinin yaşandığı 21 mart, Nevruz günü alınırdı. Bu eski Türk takvimi, her biri bir hayvan adı ile anılan “ 12 yıllık” devre esasına dayanıyordu. Yılların adları şöyle idi:
    1. yıl Sıçan Fare 2. yıl Ud Sığır-Öküz 3. yıl Bars Pars 4. yıl Tavışgan Tavşan 5. yıl Nuh-(Lu) Ejderha 6. yıl Ilan Yılan 7. yıl Yunt At 8. yıl Koy Koyun 9. yıl Biçin Maymun 10.yıl Tabuk Tavuk 11.yıl İt Köpek 12.yıl Tonguz Domuz 5. yıl bazı kaynaklarda nek = timsah olarak geçmektedir.


    Bir yılda 12 ay vardı.
    Aylar
    birinçay (birinci ay) , ikinçay (ikinci ay), üçünçay (üçüncü ay), dördünçay (dördüncü ay), beşinçay (beşinci ay), altınçay (altıncı ay), yedinçay (yedinci ay), sekizinçay (sekizinci ay), dokuzunçay (dokuzuncu ay), onunçay (onuncu ay), onbirinçay (onbirinci ay) ve onikinçay (onikinci ay) diye adlandırılmıştır.
    Mevsimler ise;
    Oğlak ay: İlkbahar Uluğ Oğlak ay: Yaz Uluğ ay: Sonbahar Ay: Kış

    Türklerde gün isimlerinin yabancı kökenli olmasının sebebi bazı tarihçilere göre; göçebelik sebebiyle Türklerde gün kavramının gelişmemesidir.
    Edouard Chavannes’in “Le Cycle turc des Douze Animaux 12 Hayvanlı Türk Takvimi”, adlı araştırmasına göre Asya’da kullanılan 12 Hayvanlı takvim Türklere ait bir takvim sistemiydi ve Çinliler bu takvimi Türklerden almışlardı. Chavannes bu yüzden de araştırmasının adını 12 Hayvanlı Türk Takvimi koymuştur.”

    [​IMG]

    12 hayvanlı Türk takvimi , Türk tasavvufunun zirve isimlerinden, Erzurumlu İbrahim Hakkı tarafından Marifetname adlı eserinde şöyle işlenmiştir.

    SAL-İ TÜRKANI (TÜRKLERİN YILI)

    “Zamanın, on iki hayvan üzere dönüp, her sene birine benzemeyle değişmesinden yeryüzünde olan tesirlerini bildirir.

    Ey aziz, malûm olsun ki, Hindistan filozofarı, zamanın oniki hayvan üzerine
    deveran edip, yılda birini ahlakıyle nitelenip, cihandakilere böyle Hak’kın
    emriyle sirayeteni bulup, tecrübe ve sınama ile tesirlerini hükümlerini
    ispat etmişlerdir. Türkistan ahalisi genellikle ona itibar edip,
    hükümleriyle gitmişlerdir. Onun için zamanın hükümlerini “Türkistan Senesi”
    ismiyle adlandırmışlardır. Şimdi zamanın hükümlerini açıklayan manzumemiz
    bunda yazılmak münasip görülmüştür.

    TÜRKLERİN YILI

    “Allah adı hoş işler evveldir
    Her dem Allah diyen kişi velîdir

    Hamd lillah dahi salat ve selam
    Fahr-ı kavneyn ve âline be-devam

    Bade ism-i ilah ve hamd ve salat
    Sal-i Türk oldu seksenüç ebyat

    Hakkı der sal-i Türkü nazm ettim
    Nisbet-i hüküm remzine yettim

    Cümle ahkâmı sal-i Türkanı (Türklerin yılı)
    Hükema mezhebince bil anı

    Hükema kavlin itimad edemem
    Hem de küllî yalan deyip gidemem

    Ekser ahvale vâkıf olmuşlar
    Akl ile tecrübe ile bulmuşlar

    Sal-i Türkan ki devr-i daimdir
    Oniki canvarla kaimdir

    Yılda bir canavar huyuile revan
    Muttasıl ola cümle halk-ı zaman

    Faredir pes inekle kaplandır
    Sonra tavşan sinekle yılandır

    Andan attır koyunla maymundur
    Kuş, köpekle domuz eniği oyundur

    Bin yüz altmış beş oldu çünki bu yıl
    İki bin altmış üçte rumî bill

    Mart ayında oldu altmış üç ve çar (dört)
    Otuz üç yılda bir tedahülü var

    Olsa mart ile bir muharrem hem
    Hici yılın birini çıkar o dem

    Bilmek istersen olduğun sali (yılı)
    Nisbeti kangı canavar hali

    Bak bu tarih-i hicride o sal
    Vâki olan sinnin-i rumiden al

    Ol üç seneyi çıkar be neşat
    Sonra on ikişer edip iskat

    Kaç sene kalsa fareden başla
    Bir sene her birine bağışla

    Kangı hayvanda âhir olsa heman
    Ol yılın hâkimidir ol hayvan

    Yıl üç mevsim ve evveli dört ay
    Dört ay ortası dört ay âhiri say

    Güneş senesidir çün nisbet-i hal
    Koç burcunun başıdır evvel-I sal

    Bulsa bir kimse doğduğu sali
    Bilinir tab’ ve huy ve ahvali

    Gelince fare senesi hoşluk olur
    Sene ortasında çok yağış olur

    Sene sonunda fitneler uyanır
    Cenk olur niceler kana boyanır

    Kışıdır hem uzun hem serma (soğuk)
    Fareler buğdayı eder yağma

    Senenin evvelinde doğanlar
    Zeki ve iyi huylu olurlar

    Ol yılın ortasında doğsa veled
    Dediler ol yalancıdır huyu bed

    Sene sonunda doğsa bed kerdar (kötü işli)
    Olur ol hasut ve hem mekkar

    İnek senesi gelince bimari (hastalık)
    Çok olur hem suda’dan zari

    Fitnelerden şahlar olur gamnâk
    Dört ayaklı cinsine erişe helak

    Kışı şiddetli olur ve kütah (kısa)
    Meyveler hem soğuktan ola tebah (mahv)

    Ol sene doğsa kız veya oğul
    Gayriler işine olur meşgul

    Ortasında doğan olur pür nur
    Zeyrek, güzel yüzlü ve mesrur

    Ahir-i salde doğsa peyveste (daima)
    Gönlü gamlı olur teni haste

    Kaplan yılı gelince be te’ab
    Halka düşer adavet ile gadab

    Nasa çoğu nakz-ı ahd olur pişe (sanat)
    Pes düşer cümle havf ve teşvişe

    ihtilaf-ı mülük olur o zaman
    Isıran canavar çok olur o an

    Zelzele ola bazı sahrada
    Gemilere âfet ere deryada

    Kışı kısa ziyade soğuk ola
    Gözler, nehirler suyu çok ola

    Ol yılın evvelinde doğan uşak
    Ali himmetlidir yüzü yumuşak

    Ortasında doğarsa kâmil olur
    Ahirinde ceban ve kâhil olur

    Çünkü tavşan yılı olur vüsat
    Çok olur meyvelerle her nimet

    Sulh ile dola hep zemin ü zaman
    Halk sıhhatle bula emn ü eman

    Hoş kışı mutedil beharı behar
    Yazı yaz dört mevsim hubbü nigâr

    Ol sene doğsa malı olur
    Bed huy olur fakat vefalı olur

    Ortasında doğan olur yahşi
    Ahırı mükesser ola hem vahşi

    Çünkü balık yılı gelir bisyar (çok)
    Ola harb ile fitneler bîdar

    Bugday, arpa çok olur hem erzan (bolluk)
    Kim kesir ola kar ile baran (yağmur)

    Kışı gayet uzun olur hem serd (soğuk)
    Kim ziyan eyleye ağçalara berd (soğuk)

    Ol yılın evveli doğan nâçar
    Ahmak ve bed kuy olur bed kâr

    Ortasında doğan halim ola nerm
    Ahiri bed huy ola hem bî şerm

    Çün gelir nevbetiyle sal-i yılan
    Her taamın behası ola giran (ağır)

    Kışı gayetle nerm ve kısa olur
    Kıtlık olur her gönülde gussa olur

    Ol sene doğan olur hâmuş (sessiz)
    Bilgili sözleri hem işleri hoş

    Ortasında doğan olur bed etvar
    Ahiri bed şeki olur bed kâr

    Gelince at yılı ba şer ve şur (kötülük ve karışıklıkla)
    Eyleye cenk ve harb ve fitne zuhur

    Yazı hoş, ekin ve buğday çok ola pak
    Dört ayaklılara ere renc ve helak

    Kışı yumuşak ve uzun olur gayet
    Erişe meyve cinsine âfet

    Sene başında doğan çeker zahmet
    Hem olur pür muhabbet ve hikmet

    Ortası güzel işlidir hoş huy
    Ahiri gamlı bed huy ve bed guy

    Koyun yılı gelince gamnak
    Gemiler bahr içinde bula helak

    Harb olur sürat ile sulhü bulur
    Hayr ve ihsana çalışan çok olur

    Kışı nerm ve uzun olur vâki
    Ol sene doğan olur nâfi

    Ortasında doğandır âsude
    Ahir olur pelid ve fersude (kötü ve donuk)

    Maymun yılı gelince hayırsız
    Çok olur yankesici hem pîrsiz

    Ol sene halka çok sitemler olur
    Hastalık eşter ile esb’i bulur (deveyi ve atı bulur)

    Kışı gayet kısa ve soğuk ola
    Ineb az dişiyle yiyiciler çok ola (ineb=üzüm)

    Ol sene doğan olur bed ruy (çirkin)
    Lakin handan ve şad olur hoş ruy (iyi huylu)

    Ortada doğarsa olur hasud (haset edici)
    Ahirinde doğan olur bî sud (faydasız)

    Kuş senesi olsa hastalık yok ola
    Büyük bolluk ve meyveler çok ola

    Kışı yumuşak ve uzun olur gayet
    Hamile kadınlara erer âfet

    Ol sal doğanda hüsn-ü cemal
    Olur az kısmeti fakir-ül hal

    Ortası müezzi halk ona düşman
    Ahiridir cömert sever mihman (misafir)

    Köpek yılı gelince buğday ve nan (ekmek)
    Hem kıymetli ola hem behası giran (ağır)

    Çoğ olur ölüm ve katl-i insanî (şeytanlık)
    Hırsızlık hile ve hem şeytani

    Kış hafif ola meyveler de ucuz
    kışda emn-ü eman olur şeb ve ruz (gece ve gündüz)

    Ol senede doğsa kız ya oğul
    Ola kötü sözlü, hjırslı ve ekül (çok yiyici)

    Ortasında doğan eder kavga
    Ahirinde kanaat ede vefa

    Gelince tavuk yılı olur haste
    Emir ve ayan-ı şehr peyveste (daima)

    Padişahlar aralarına hilaf
    Vâki olup çok ola cenk ve mesaff

    Çok olur hat ve şair kalil (az)
    Afet eyler tarviye hem ta’cil

    Halk yerden yere kona ve göçe
    Hem reaya müşevveş ola kaça

    Çok olur onda hırsız ve soyan
    Ola kış ılık ve uzun o zaman

    O sene doğsa bir ferzend (oğul)
    Çabuk sözlü olur ve hîş pesend (kendini beğenmiş)

    Ortasında doğarsa kâzib olur
    Ahirinde halim ve ragib olur.

    Hem olur fare yılı devr-i zaman
    Hoş bu tertip ile eder devran

    Halkı fehm eyledinse ey Hakkı
    Masivayı yoğ anla, bul Hak’kı''

    İbrahim Hakkı Erzurumi’nin Türklerin Yılı şiirinin, (Büyük bir kısmı zaten anlaşılıyor olmakla birlikte) günümüz Türkçesine göre sadeleştirilmiş şekli ise aşağıdaki gibidir.

    Sal-i Türkân: Türklerin yılı.

    “Allah adı, hoş işlerin evvelidir. Her dem Allah diyen kişi velîdir. Hamd
    Allah için salat ve selam, iki cihanın fahri ve onun âline olsun devamlı.
    Allah adından, Allah’a hamd ve peygambere salattan sonra; Türk yılı
    Seksen üç beyit oldu.
    Hakkı der: Türk senesini nazmettim ve hükmüne nispet edip, remzine yettim.
    Türklerin senesinin bütün hükümlerini filozoflar mezhebince bil.
    Filozofların sözüne itimat edemem, fakat hepsi de yalandır deyip gidemem.
    Onlar durumların çoğuna vâkıf olmuşlar. Bunları akıl ve tecrübe ile
    bulmuşlar.

    Türkleri senesi, sürekli devreder ve oniki canavar huyla akıp gider.
    Zamanın halkı hep ona bağlıdır.
    Bu oniki hayvan: Faredir, inektir,
    kaplandır, tavşandır, balıktır, yılandır, attır, koyundur, maymundur,
    kuştur, köpektir, domuz eniğidir.
    Bin yüz altmış beş oldu şimdi bu yıl. Rumî yıl ise iki bin altmış üçtür. Mart
    ayında altmış dörttü. Otuz üç yılda bir yıl eksilir.

    Mart ile Muharrem aynı zamana rastlasa; o zaman hicrî yılın birini çıkar.
    Eğer bilmek itersen hangi senede olduğunu ve hangi canavara nispet
    olduğunu: Bak o hicrî tarihte, o sene, rumî senelerden hangisine düşer. O
    üç seneyi çıkar sonra onikişere bölerek düş. Kaç sene kaldıysa fareden
    başla, her on iki seneye karşılık bir seneyi at. Hangi hayvanda son
    bulursa, o yılın hâkimi o hayvandır.
    Yıl üç mevsimdir. Her mevsim dört aydır. Durumun nispeti güneş
    senesiyledir. Senenin başı ise koç burcunun evvelidir. Bir kimse doğduğu
    yılı bulursa, tabiati, huyu ve durumları bilinir.

    Fare senesi gelince hoşluk olur. Sene ortasında çok yağış olur. Sene
    sonunda fitneler uyanır. Cenk olur, niceleri kana boyanır. Kış, hem uzun
    hem soğuk olur. Fareler buğdayı yağma eder. Senenin başlarında doğanlar
    zeki ve iyi huylu olurlar. O yılın ortasında doğanlar, kötü huylu ve
    yalancıdırlar. Sene sonunda doğanlar, kötü işli, haset ve düzenbaz olurlar.

    İnek senesi gelince: Hastalık çok olur, baş ağrısı artar. Fitnelerden dolayı
    melikler gamlı olurlar. Dört ayaklılara helak erişir. Kışı şiddetli ve
    kısa olur. Meyveler soğuktan mahvolur. O sene doğan kızlar, oğlanlar,
    başkalarını işiyle meşgul olurlar. Senenin ortasında doğan, nurlu, zeyrek,
    güzel yüzlü ve mesrur olur. Senenin sonunda doğan, gönlü gamlı ve teni
    hasta olur.

    Kaplan yılı gelince: Halka düşmanlıkla öfke düşer. Zenaatkârların çoğu
    insanlara verdiği sözde durmazlar. Herkes korku ve karışıklığa düşer.
    Melikler arasında ihtilaf olur. Isıran canavar çok olur o zaman. Bazı
    yerlerde zelzele olur. Denizlerde gemiler âfet erer. Kış çok soğuk olur.
    Gözler ve nehirlerin suyu çok olur. Ortasında doğan, olgun olur. Sonunda
    doğan peynirci ve tembel olur.

    Tavşan yılı geniş olur. Meyveler ve her nimet çok olur. Her yerde sulh olur.
    Halk emniyet içinde sıhhat bulur. Kışı hoş ve ılımlı, baharı bahar, yazı
    yaz olur. Dört mevsim de sevimli ve sevgilidir. O yıl doğanın malı olur,
    kötü huylu fakat vefalı olur. Ortasında doğan yahşidir. Sonunda doğan kırıcı
    ve vahşi olur.

    Balık yılı gelir Çok harb olur ve fitneler uyanır. Buğday arpa çok olur.
    Kar ve yağmur çok olur. Kışı uzun ve sert olur. Ağaçlara soğuk zarar verir.
    O senenin evvelinde doğan, çaresiz, ahmak, kötü huylu ve kötü işlidir.
    Ortasında doğan halim ve yumuşak olur. Sonunda doğan ötü huylu ve utanmaz
    olur.

    Yılan yılı geldiğinde: Yiyecekleri fiyatı artar. Kış oldukça kısa ve yumuşak
    olur. Kıtlık olur, gönüllerde gussa olur. o sene doğan, sessiz olur. Aynı
    zamanda bilgili ve sözleri hoş olur. Ortasında doğan, kötü tavırlı olur.
    Sonunda doğa kötü şekilli ve kötü işli olur.

    At yılı, kötülük ve karışıklıkla gelince: Cenk, harb ve fitne ortaya çıkar.
    Yazı hoştur. Eki ve buğday çok ve temiz olur. Dört ayaklılara illet ve
    helak erer. Kışı oldukça yumuşak ve uzun olur. Meyvelere âfet erişir. Sene
    başında doğan, zahmet çeker, aynı zamanda muhabbet ve hikmet dolu olur.
    Ortasında doğan, güzel işli ve hoş huyludur. Sonunda doğan, gamı, kötü
    huylu ve kötü sözlü olur.

    Koyun yılı gamlı olarak gelince: Denizde gemiler helak olur. Harb olur,
    hemen sulh olur. Hayır ve ihsana çalışan çok olur. Kışı yumuşak ve uzun
    olur. O sene doğan faydalı olur. Ortasında doğan, âsude olur. Sonunda doğan,
    kötü ve donuk olur.

    Maymun yılı gelince: Hayırsız ve yankesici çok olur. O yıl halka çok
    sitemler olur. Deve ve atlar hastalanır. Kışı gayet kısa ve soğuk olur.
    Üzüm az, fakat yiyicisi çok olur. O sene doğan, kötü yüzlü olur, fakat
    güler yüzlü ve iyi huylu olur. Ortasında doğan, hasetçi olur. Sonunda doğan,
    faydasız olur.

    Kuş senesi olunca: Hastalık yok olur, bolluk ve meyve çok olur. Kışı
    yumuşak ve oldukça uzun olur. Hâmile kadınlara hep âfet erer. O sene doğan
    iyi ve güzel olur, kısmeti az, hali fakir olur. Ortasında doğan, eza edici
    olur ve halk ona düşmandır. Sonunda doğan, cömert ve misafirperverdir.

    Köpek yılı gelince: Buğday ve ekmek hem kıymetli, hem pahalı olur. Cinayet
    ve ölüm çok olur. Hırsızlık, hile ve şeytanlık artar. Kış hafif olur,
    meyveler ucuz olur. Kışın gece-gündüz emniyet olur. O sene doğan kız veya
    oğul, kötü sözlü, hırslı ve obur olur. ortasında doğan, kavga eder. Sonunda
    doğan vefalı ve kanaatlı olur.

    Domuz yılı gelince: Başkan ve şehrin ileri gelenleri hep hasta olur.
    Padişahlar arasına anlaşmazlı düşer, savaş çok olur. Buğday çok olur, arpa
    az. Darıya âfet dokunur. Halk yerden yere konar ve göçer. Reaya karışır ve
    kaçar. Hırsız ve soyguncu çok olur. Kış ılık ve uzundur. O seni doğan
    oğlan, çabuk konuşur ve kendini beğenmiş olur. Ortasında doğan, yalancı
    olur. Sonunda doğan, halim ve istekli olur.

    Zamanın dönüşü yine fare yılına gelir. Bu düzen ile denir. Halkı anladınsa
    ey Hakkı! Masivâyı yok anla; Hak’kı bul.”

    İbrahim Hakkı Erzurumi’nin, bir ansiklopedi özelliği taşıyan eseri Marifetname’de On iki hayvanlı Türk Takvimini işlemesi, onu şiir tarzında açıklaması Türk kültürünün yaygınlığı ve Kabul edilmişliği açısından çok önemlidir. Daha ziyade dini içerikli konuların işşlendiği bir eserde, Türk kültürüne ait bir unsurun da ele alınması, eserin yazıldığı dönemdeki koyu taassuba rağmen, Türk kültürünün canlılığını koruyabilmiş olduğunun delilidir. Şiirin yazıldığı dönem, Rumi ve Hicri takvim uygulamalarının yaygın olduğu bir dönemdir. Ancak, şiirin önsözü niteliğindeki kısa açıklama bölümünde de görüldüğü üzere, on iki hayvanlı Türk takviminin Hindistan filozofları tarafından tanzim edldiği ve doğruluğunun ispat edildiği söylenmiştir. Doğaldır ki, Hindistan’daki filozofların ortyaya çıkardığı veya tanzim ettiği bir kültür unsuruna “Türklerin Yılı” demeleri sözkonusu değildir.

    Zamanı ve mekanları, bugünün coğrafya atlaslarındaki sınırlara gore değerlendirirsek hemen baştan hata yapmış oluruz. Bugünkü sınırlar bugünü bağlar. Ve bu sınırlar siyasi sınırlardır. Bizim konuya bakışımız ise “kültür sınırları” açısındandır. Tac Mahal gibi, dünyanın yedi harikasından biri olarak Kabul edilen muhteşem eser de, bugünkü siyasi sınırlara göre Hindistan’dadır. Ama onun bir Türk eseri olduğunu kimse inkar edemez. Veya, Asya’da yüzden fazla Türk piramitinin bugün Çin sınırları içinde yer alıyor olması, onların Türk eseri olma özelliğini ortadan kaldırmaz. Çin devletinin görmezden gelmesine, bazı piramitlerin yok edilmesine rağmen, Türk piramitleri Türk kültürünün ve medeniyetlerinden birinin eserleri olarak yeryüzünü süslemeye devam etmektedir.

    Bütün bunlar bize, Türk kültürünün ne kadar eski ve yaygın olduğunu göstermektedir. Türk Yılı, genel Kabul görmüş, göz ardı edilemeyecek kadar önemli bir kültür unsurudur. İşte İbrahim Hakkı Erzurumi’nin de Marifetname adlı eserinde Türklerin Yılı adlı şiiri yazması da bu nedenledir.

    Muharrem KILIÇ
    KAYNAK: gerceklerimiz.com
     

Sayfayı Paylaş