1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

13. Sultan Üçüncü Mehmed

Konusu 'Osmanlı Padişahları' forumundadır ve YoRuMSuZ tarafından 26 Nisan 2008 başlatılmıştır.

  1. YoRuMSuZ
    Avare

    YoRuMSuZ Biz işimize bakalım!

    Katılım:
    7 Haziran 2006
    Mesajlar:
    24.430
    Beğenileri:
    7.357
    Ödül Puanları:
    11.330
    Cinsiyet:
    Bay
    Banka:
    8.819 ÇTL
    [​IMG]

    [​IMG]
    Saltanatı 16 Ocak 1595- 21 Aralık 1603
    Padişahlık Sırası 13
    Doğum Tarihi 26 Mayıs 1566
    Ölüm Tarihi 21 Aralık 1603
    Önce III. Murat
    Sonra I. Ahmet
    Soyu Osmanlı Hanedanı
    Babası III. Murat
    Annesi Safiye Sultan
    Dini İslam

    III. Mehmed (Osmanlı Türkçesi: محمد ثالث Mehmed-i sālis) (d. 26 Mayıs 1566 – ö. 21 Aralık 1603) 13. Osmanlı padişahı. Tahta çıktığı 1595 yılından ölümüne kadar padişahlığını sürdürmüştür.

    Padişahlık Öncesi
    III. Murat ile Safiye Sultan 'ın oğludur. İsmi, Fatih Sultan Mehmet'e benzemesi için, büyük dedesi Kanuni Sultan Süleyman tarafından konmuştur. Şehzadeliğinde İbrahim Cafer Efendi ve Pir Mehmed Azmi Efendi gibi devrin tanınmış alimlerinden tahsil ve terbiye görmüştür. 1583'te Manisa sancağı valiliğine tayin edilmiş, 1595'de babası III.Murat'ın vefatı üzerine Osmanlı tahtına çıkmıştır.

    Saltanatı
    Tahta çıktığı gece 19 erkek kardeşini boğdurması, Osmanlı tarihinin en korkunç hadiselerinden biridir. Aynı zamanda 20 kızkardeşini de aynı gece öldürdüğü de bazı tarihçiler tarafından iddia edilmektedir. Yönetimde annesinin etkisinde kaldı hatta bu yüzden 16 yaşındaki oğlu Şehzade Mahmutu annesinin sözüyle öldürttü.

    Avusturya ve Eflak Seferleri

    Sultan III. Mehmed, babası Sultan III. Murat döneminde başlayan Osmanlı-Avusturya Savaşı devam ederken tahta geçmiştir . Sultan III. Mehmed tahta çıkar çıkmaz Avusturya ve Eflak sorunlarıyla ilgilenmiştir. 1595 yılında Avusturya kuvvetleri Estergon Kalesi'ni kuşatmışlar, 40 km uzakta olan Mehmed Paşa Estergon Kalesine yardıma gitmemiştir. Hiçbir yardım alamayan Estergon Kalesi kahramanca direnmesine rağmen, sayıca üstün olan Avusturyalılara teslim olmak zorunda kalmıştır (2 Eylül 1595).

    Sinan Paşa, Eflak Prensi Mihai Viteazul üzerine seferler düzenlemiştir. Osmanlı kuvvetleri Bükreş ve Tergovişte'yi ele geçirmişler fakat çok geçmeden Mihai karşı saldırıya geçmiş ve Osmanlı kuvvetleri geri çekilmek zorunda kalmıştır. Bu sırada bataklıklara düşen Osmanlı askerlerinin büyük bir kısmı şehit olmuştur. Daha sonra Tuna'dan karşı kıyıya geçilirken gerekli önlemlerin alınmamasından dolayı yeni bir saldırıya maruz kalan Osmanlı akıncıları çok büyük kayıplar vermiştir.

    Estergon Kalesi'nin düşmesinden sonra Tuna kıyısındaki Vişegrad da düşmanın eline geçmiştir. Birçok önemli kale ve şehirlerin kaybedilmesi İstanbul'da devlet erkanı ve yeniçerilerin tepkisine neden oldu. Yeniçeriler de Sultan'ın sefere çıkmasını istiyorlardı.


    Eğri Kalesi'nin fethi

    Durumun kötüye gittiğini anlayan Sultan III. Mehmed'in, devlet büyüklerini toplayıp:

    "Ceddimiz, devletimizin kurucusu Osman Gazi Hazretlerinden, büyük dedemiz Kanuni Sultan Süleyman'a kadar bütün padişahlar askerin önünde sefere çıkmışlardır. Dedemiz Sultan İkinci Selim'le (II. Selim) cennetmekan pederimiz Sultan Murad (III. Murat) bu usulü bozdular. Biz dahi, başlangıçta seferi paşalarımıza ısmarlamakla hataya düştük. Asker evlatlarımız bizi başlarında görmek isterler. Kararımız odur ki yakında sefere çıkacağız. Hazırlıklar tamamlansın. Küffara haddini bildirmeye gitmek gerekir."

    dediği; kendisine karşı çıkan annesi Safiye Sultan'ı da şöyle cevapladığı:

    "Valide, biz Sultan oğlu sultanız, kullanmayacaksak Eyüp Sultan Camiinde bu kılıcı niçin kuşandık? Kararımız karardır, sefere çıkacağız. Taht uğruna devleti feda etmeyiz."

    ve bunun üzerine 20 Haziran'da ordunun hareket ederek, kuşatılan Eğri Kalesi'nin 12 Ekim 1596'da padişaha teslim edildiği anlatılıyor
    Haçova zaferi [değiştir]

    Eğri Kalesi'nin fethinden sonra Osmanlı birlikleri ilerleyerek 15 Ekim 1596 günü Haçova'da Avrupa ordusuyla karşılaştı. Bu ordu da Avusturya, Alman, Erdel, İspanyol, Fransız, Çek ve Leh Macar kuvvetleri vardı. Avusturya Arşidükü Maximilien komutasındaki düşman kuvvetleri ile yapılan Haçova Savaşı'nda Osmanlı birlikleri, düşman birliklerinin tüfek atışlarına maruz kaldı. Pek çok Osmanlı askeri şehit oldu.

    Ordu merkezinin ele geçirilip padişahın ayrıldığı haberi yayıldı. Ancak bu gelişmelerden haberi olmayan akıncılar canla başla savaşa devam ediyordu. Yalnızca bu akıncı birliklerinin mücadelesi bile düşman ordusunun dağılmasına yetti ve kazanılan Haçova Zaferi ile Osmanlılara Viyana yolu açıldı (26 Ekim 1596).

    Haçova Savaşı'ndan sonra Sultan III. Mehmed İstanbul'a döndü. Avusturya Cephesi'ne Satırcı Mehmed Paşa atanmıştı. Tata Kalesini geri almayı başaran Satırcı Mehmed Paşa, Budin'in kuzeyindeki Vaç bölgesinde düşman kuvvetleri karşısında başarılı olamadı. Bu arada Avusturya temsilcileri ile bir barış antlaşması yapılmaya çalışıldıysa da, olumlu bir sonuç alınamadı. Bir süre sonra Avusturya kuvvetleri 1594 yılında fethedilen Yanıkkale'yi (Raab Kalesi) ele geçirdiler (1598).

    Kanije Kalesi'nin fethi
    Satırcı Mehmed Paşa iki yıldır hiçbir askeri başarı kazanamamıştı. Bu süre içinde bazı Osmanlı kaleleri Avusturyalıların eline geçmişti. Mehmed Paşa'nın idamı üzerine, Sadrazam Damat İbrahim Paşa ordunun başına geçti ve Belgrad'a geldi. Bu sırada Avusturya barış istemişti. Avusturyalılar daha önce geri aldıkları Eğri'yi ve Hatvan'ı Osmanlılara vermeyi önerdiler. Bu öneriye karşılık, Osmanlı temsilcileri Estergon, Novigrad, Filek ve Yanıkkale'yi istediler. Antlaşma yapılamadı. Belgrad'da kışı geçiren Damat İbrahim Paşa, Kanije Kalesini kuşatıp sıkıştırmaya başladı. Kuşatma devam ederken kale içinde esir olan Osmanlı askerleri canlarını feda etmek uğruna havaya uçurdukları barut deposu kalenin harap olmasına yol açtı. Ancak yine de teslim olmayan Kanije kalesinin yardımına bu seferde Philippe Emmanuel komutasındaki 20.000 kişilik bir ordu geldi. İki ateş arasında kalan Osmanlı ordusu kahramanca savaşmaya devam etti. Yardıma gelen düşman ordusunun geri çekilmesi üzerine, 40 gün süren bir kuşatmadan sonra Kanije teslim oldu.

    Beylerbeyliğin merkezi Kanijeye alındı, Kanije Beylerbeyliği Tiryaki Hasan Paşa'ya verildi. Sultan III. Mehmed bu başarısından dolayı Damat İbrahim Paşa'ya kendisi padişah olarak yaşadığı sürece sadrazamlıkta kalacağı vaadinde bulundu (10 Eylül 1601). Kanije kalesini geri almaya çalışan Arşidük Ferdinand, Kanije'yi büyük bir orduyla kuşattı. Tiryaki Hasan Paşa komutasındaki az sayıda asker iki aydan fazla kaleyi korudu. Yiyecek içecek malzemesi ve cephanesi tükenmeye başlayan Osmanlı kuvvetleri beklenmedik bir çıkışla kendisinden kat kat üstün görünen düşman ordusunu Kanije kalesi önünde yendi (18 Kasım 1601). Bu zaferden sonra İstolni, Belgrad ve Estergon, 1603'de de Uyvar fethedildi.

    Diplomatik İlişkiler


    Safevi devleti ile ilişkiler

    İran 1590 yılında imzalanan ve 13 yıl süren antlaşmayı bozmuştu. Şah I. Abbas Safevi, Osmanlı Devletinin Avusturya ile savaş halinde olmasını fırsat bildi. Ferhat Paşa Antlaşmasıyla kaybettiği toprakları geri almaya çalışan Safeviler, Osmanlı Devletinde çıkan Celali İsyanlarından da yararlanmaya çalışarak 25 Ağustos 1603'de savaş açtı. Şah Abbas Tebriz'i Erivan'ı aldı. Safeviler devleti yeniden güçlenmişti. İran ile savaş devam ederken III. Mehmed 38 yaşında vefat etti. Kabri, Ayasofya'da kendi türbesindedir. Annesi fars kökenli olan Şah I Abbas Safeviler devletini giderek Iranlaşmaya doğru sürükledi ve diğer bir Türk devleti olan Osmanlıların onlarla yaptıkları savaşlar sonuçta Azerbaycan ve Anadolu Türklerini bir kez daha bir araya gelmemek üzere ayırdı.

    Mimari çalışmalar
    İmar konusunda çalışmalar yaptıran Sultan III. Mehmed, süt annesi Halime Hatun adına Gölmarmara Halime Hatun Camii ve Külliyesini, ayrıca validesi Safiye Sultan adına da Yeni Valide Camii ve Külliyesini yaptırdı. Bundan başka birçok camiyi tamir ettiren Sultan III. Mehmed, Yeni Camii'nin de temelini attırdı.

    Ailesi
    Eşleri
    1. Handan Sultan: I. Ahmed'in annesi
    2. Fülane Valide Sultan: Abaza asıllı ve I. Mustafa'nın annesi
    3. Fülane Haseki: Şehzade Mahmud annesi
    4. Fülane Haseki: Şehzade Selim annesi

    Erkek çocukları
    1. I. Ahmed
    2. I. Mustafa
    3. Şehzade Selim
    4. Şehzade Mahmud

    Kız çocukları
    Yok
     
  2. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL
    [​IMG]

    Tiryaki Hasan Paşa'ya gönderdiği Hatt-ı Hümayun


    Hamd, Allahü Te'ala'ya olsun ki, bizi kullarından bir çokları üzerine faziletli kıldı ve müminlerin işlerinin anahtarlarını da bize verdi. Salat ve selam, resullerin seyyidi olan Muhammed Mustafa sallalahü aleyhi ve sellem'e olsun. Bundan sonra sen ki Kanije Beylerbeyi ihtiyar kulum ve tedbirli vezirim Hasan Paşa'sın. Bu uğurlu yılda ikbalin rehberliği ve Cenab'ı Hak'ın tevkifi Ümmet-i Muhammed'e yardımcı olup eylediğin hizmet yüce eşiğimize arz olunup esirgemediğin gayretli çalışmaların makbul ve ismin iyi isimler defterine kaydolunmuştur. Berhudar olasın. Sana vezirlik verdim ve seninle muhasarada bulunan kullarım ki manen oğullarımdır, yüzleri ak ola.

    Umulandan fazla çalışıp can ve başlarını din uğruna ve bizim yolumuzda esirgemediler. İnsanın yapabileceği en güzel gayreti göstererek Hakk yolunda büyük çalışmışlar. Su ve ateş arasında kah boğulmaktan ve kah yanmaktan kaçınmayıp kale burç ve bedenlerine tayin olundukları mahalden ayrılmamışlar. İçlerinden savaş meydanına çıkanlar, düşmanı kaçırıp düşman cenkçilerini kırmışlar. Kale üzerine yürüyen düşmanın zırha bürünmüş ordularını uzaklaştırarak ganimet mallarını döküp saçmışlar. Cenab-ı Hakk, onları bu hizmetleri sebeiyle mübarek kılsın. Bundan böyle dahi senin sözüne uyup her ne hizmet teklif edersen edasına dikkat ve ihtimam üzere olalar. Sana itaat ve bağlılık üzere olmaları benim rıza-yı hümayunuma sebeptir.

    Bu nasihatnamemi gazi kullarımın huzurunda okuyup (mealen) "Allahü Te'ala'ya itaat edin, Peygamber'e de itaat edin, sizden olan ülülemre de itaat edin." ayet-i kerimesinin mana-yı şerifini onlara bildiresin. Seninle muharasada olan kullarıma verdiğin her şey cümle makbulüm olmuştur. Cümlenizi Hakk Te'ala Hazretleri'ne ısmarladım.
     

Sayfayı Paylaş