1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

14 Şubat Hİkayesİ

Konusu 'Hikayeler / Efsaneler' forumundadır ve Hazangülü tarafından 14 Şubat 2007 başlatılmıştır.

  1. Hazangülü

    Hazangülü Forum Onuru

    Katılım:
    7 Haziran 2006
    Mesajlar:
    9.885
    Beğenileri:
    117
    Ödül Puanları:
    4.480
    Banka:
    976 ÇTL
    14 ŞUBAT HİKAYESİ

    Aziz Valentine'ın öyküsü III. Yüzyıl'dan gelir. O dönemde Roma tahtında İmparator II. Claudius vardı, 'Zalim' adıyla tanımlanan Claudius aşırı savaş ve askerlik tutkunuydu, her yetişmiş erkeğin muhakkak asker olmasını istiyor ve kimseye göz açtırmıyordu.

    EVLİLİĞİ YASAKLADI

    Öylesine ileri gitmişti ki, askerliğe engel oluyor düşüncesiyle evlenmeyi dahi yasakladı.Gençler şaşkındı, kimse sevdiği ile beraber olamıyor, Roma kenti sayısı gittikçe artan ve uzak ülkelerde ölen sevgililerinin ardından ağlayan kadınlar ve kızlarla dolmuştu. Kısacası aşk yasaklanmıştı. Bu sıralarda İmparator tüm Romalılar'ın 12 tanrıya tapmalarını aksi şekilde davrananların ve özellikle de Hıristiyanlar'la ilişkiye girenlerin ölümle cezalandırılacaklarını emretti.

    Bu emre uymayanların arasında Aziz olarak kabul edilen filozof Valentinus'da vardı, gezerek dinsel vaazlar veriyor ve İmparator'un hatalı olduğunu anlatıyordu. Sonunda yakalandı ve hapse atıldı. Valentinus'un hapiste olduğu günlerde yaşananlar efsaneye dönüşerek günümüze kadar ulaşmıştır.

    GÜZEL JULİA VALENTİNUS'A GİDER

    Hapishaneyi korumakla görevli gardiyanın kızkardeşi Julia'nın gözleri doğuştan görmemektedir, gardiyan Valentinus'un anlattığı İsa ilgili öykülerin arasında körlerin gözlerinin açıldığını öğrenince, kardeşini gizlice Valentinus'un yanına getirir.

    Julia çok güzel ve zeki bir kızdır. Günlerce beraber olurlar, Valentinus ona Roma tarihini, doğanın yapısını, aritmetiği ve Tanrı'ya yönelmeyi öğretir. Julia, dünyayı Valentinus'un anlattıklarıyla görür, onun bilgeliği ile aydınlanır, güçlenir ve teselli bulur. Bir gün sorar;

    'Valentinus, Tanrı gerçekten dualarımızı duyar mı? ' Aziz gülümser;

    'Evet, herbirini.' Julia;

    'Her sabah ve her gece ne için dua ettiğimi biliyormusun? Görebilmek için dua ediyorum, senin bana anlattıklarını görmeyi çok istiyorum.', Valentinus;

    'Tanrı bizim için en iyi olanı yapar, yeter ki buna inanalım.' Julia, yere diz çöker ve;

    'Böylesine inanmak istiyorum, yardım et.' Beraberce duaya başlarlar. Birden hücrenin içersi altın renkli bir ışıkla aydınlanır ve Julia haykırır;

    'Valentinus, görüyorum, görüyorum.'

    14 ŞUBAT'TA ÖLDÜRÜLÜR

    Valentinus duaya devam etmesini söyler.

    Ertesi gün Valentinus'un ölüm emri gelir, Aziz Julia'ya son bir not yazar, Tanrı'ya hep yakın olmasını öğütler ve notun altını "Senin Valentine'ından" diye imzalar.

    Mektup, ertesi gün Julia'ya ulaşır, o günün tarihi 14 Şubat 270'dir.

    Valentinus, sonradan Papa I. Julius tarafından "Porta Valentini" adı verilen bir kemer kapısının altına gömülür (Şimdi orada yani Roma'da Praxedes Kilisesi vardır.)

    Julia, mezarın yanına pembe çiçekler açan bir badem ağacı diker. Günümüzde sevginin ve dostluğun simgesinin badem ağacı olması buradan kaynaklanır.

    GENÇLERİN İLK CİNSEL DENEYİMİ

    İşin aslına bakılırsa, 15 Şubat tarihi Roma tanrıçalarından Februata Juno adına yapılan kutsama töreninin günüdür; birbirleriyle ilk kez cinsel ilişkiye girecek gençlerin adlarının yazıldığı parşömenler, o gün tanrıçaya sunulurdu.

    Papalık daha sonra yasaklanan bu geleneğin yerine, azizlerin adlarının yazılı olduğu listeleri sergilemeye başladı.

    Biz yine Roma'ya dönelim. 15 Şubat'ta kutlanan gençlerin aşk festivalinin özgün adı Lupercalia'dır, geleneksel olarak hediyeler verilirdi.

    Kuşların çiftleşme döneminin başlangıcı kabul edilen Şubat ayı döneminde, gençler de onları örnek alarak eşleşirlerdi.

    Hıristiyanlığın güçlenmesinden sonra, Pagan inançları yasaklandı veya yerlerine Hıristiyan versiyonlar getirilmeye başlandı.

    Aziz Valentine Hıristiyanlığın simgesi olan sevgi ve evlilik kuramı ile kişiselleştirildi, onun Lupercalia Festivali'nin arifesinde öldürülmüş olması iyi bir raslantıydı, böylece Roma'nın bereketlilik ve döllenme kutsamalarıyla, Hıristiyanlığın evlilik ve çoğalma ilkesi bütünleştirilmiş oldu. Amaca ulaşılmıştı.

    Günümüzdeki yorumuyla "St Valentine" yani Sevgililer Günü, Roma'daki gibi sevenlerin birbirlerine sevgilerini Valentinus'un son mesajında olduğu gibi küçük kartlar ve hediyelerle sunmaları şeklinde kutlanmaktadır.

    Aslında kökende yine birleşme, bütünleşme ve çoğalma güdüsü yani bereketlilik vardır.

    Aynı zamanda da, Tanrısal aşkla, dünyasal aşkın birleştiği yer, Julia'nın öyküsünde olduğu gibi birleştirilir.

    Ama ilginçtir ki, aşkı yasaklayan bir despotun binlerce yıllık anısı, Kozmik Şakacı'nın oyunuyla artık aşk yüzünden akla gelmektedir.

    Sevgililer günü için gerçek bir Aşk Hikayesi

    Ölüm yılı - 1984 15 Mart

    Işte ben bu gün öldüm,
    sen öldün ben bittim bende,
    işte ben bu gün sen gittin ya
    diri diri gömüldüm

    İllaki kara toprak değildi beni saran,
    Senden kopmamdı,
    Seni yitirmemdi
    ve bir daha o güzel gözlerine bakamamaktı...

    Nasıl ayırdılar bizi, nasıl kıydılar mühür gözlüm ikimize..
    Sen varkende içerdim sen yoksun yine içiyorum,
    seni içiyorum kadehlerde,
    kaderimi ve ömrümü içiyorum aslında ben..

    Bana layik görmemişlerdi seni, içerdim ben..... ama...ama...sen kadınım olacaktın
    Değil içkiden geçmek kendimden vazgeçerdim senin için....

    Ayyaş diyorlar...serseri diyorlardı bana...... ne komik...gülüyorum biliyormusun
    çünkü artık BEY diye hitap ediyorlar. ‘kimi istersen onu alalım’ diyorlar....
    Ben seni istiyordum
    Göz nurum,
    Sadece ve bir tek seni,
    Anlatamadım...Inandıramadım,
    Inanmadılar diri diri öldüğüme,
    Inanamadılar aşkıma.

    Ömrümü harcadım mühür gözlüm ömrümü harcadım ben.. O gün bugündür traş olmuyorum, yastayım ben.. Sanmaki yaşıyorum..

    Nalet olsun kazandığım paraya biriktirmiyorum..
    Seni benden ayıran bu paraya ben dokunmuyorum...
    Şimdi daha çok içiyorum,
    Şimdi boğuluyorum şarap şişelerinde ve bulabildiğim her içkide,
    Ne içtiğim ne farkederki....zehir içsem yeri..
    Sadece hatırlamamak
    Unutmak hatta uyanmamak için içiyorum ama...
    Nafile, hala nefes alıyorum

    1984 – 15 Mart işte ben o gün öldüm....dahası yok......sonrası yok...beteri yok halimin, bir can borcum var diyemiyorum....bu can sende tükendi ruhumu teslim etmeyi bekiyorum 23 yıldır....diri diri ölmüş bir canı dolaştırıyorum....

    İşin aslına bakılırsa, 15 Şubat tarihi Roma tanrıçalarından Februata Juno adına yapılan kutsama töreninin günüdür; birbirleriyle ilk kez cinsel ilişkiye girecek gençlerin adlarının yazıldığı parşömenler, o gün tanrıçaya sunulurdu. Papalık daha sonra yasaklanan bu geleneğin yerine, azizlerin adlarının yazılı olduğu listeleri sergilemeye başladı.

    Biz yine Roma'ya dönelim. 15 Şubat'ta kutlanan gençlerin aşk festivalinin özgün adı Lupercalia'dır, geleneksel olarak hediyeler verilirdi.

    Kuşların çiftleşme döneminin başlangıcı kabul edilen Şubat ayı döneminde, gençler de onları örnek alarak eşleşirlerdi.

    Hıristiyanlığın güçlenmesinden sonra, Pagan inançları yasaklandı veya yerlerine Hıristiyan versiyonlar getirilmeye başlandı.

    Aziz Valentine Hıristiyanlığın simgesi olan sevgi ve evlilik kuramı ile kişiselleştirildi, onun Lupercalia Festivali'nin arifesinde öldürülmüş olması iyi bir raslantıydı, böylece Roma'nın bereketlilik ve döllenme kutsamalarıyla, Hıristiyanlığın evlilik ve çoğalma ilkesi bütünleştirilmiş oldu. Amaca ulaşılmıştı.

    Günümüzdeki yorumuyla 'St Valentine' yani Sevgililer Günü, Roma'daki gibi sevenlerin birbirlerine sevgilerini Valentinus'un son mesajında olduğu gibi küçük kartlar ve hediyelerle sunmaları şeklinde kutlanmaktadır.
     

Sayfayı Paylaş