1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

14 Temmuz 1942 - Atılay faciası

Konusu 'Tarihte Bugün' forumundadır ve Suskun tarafından 14 Temmuz 2011 başlatılmıştır.

  1. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL
    [​IMG]
    Atılay denizaltısı
    14 Temmuz 1942 tarihinde batan Türk hücum denizaltısı.
    80 metre boyunda ve 52 mürettebat kapasiteli idi.
    Taşkızak Tersanesi'nde inşa edilerek 1939 yılında hizmete girdi.
    Gövdesindeki 1,5 metre çapındaki delik nedeniyle, denizaltının, I. Dünya Savaşı'ndan kalan bir mayına çarparak battığı görüşü hakimdir.​


    14 Temmuz 1942 günü, Donanma Komutanlığı'ndan istenen gemi, yeni cihazların kontrolü maksadıyla saat 14:30'da Çanakkale Mortu Koyu'nda, Binbaşı Sadi Gürcan komutasında dalmış ve bir daha su yüzüne çıkamamıştır. Geminin dönmeyişi üzerine deniz komutanı ile ihbar istasyonu komutanı tarafından 3 ve 5 no'lu motorlarla arama yapılmıştır.

    Dalıştayken batan ve can kaybına neden olan ilk Türk denizaltısıdır. Denizcilik tarihine Atılay faciası olarak geçen bu olayda 38 denizci hayatını kaybetmiştir. Ölenler arasında, meşhur ses sanatçısı Hamiyet Yüceses'in ilk eşi, astsubay Fethi Yüceses de bulunmaktadır. Kumanya almak üzere Nara Burnu'ndan sahile çıkan Amasra'lı Ahmet Bağdat adlı bir er, bu faciadan hayatta kalan tek kişi olmuştur.



    Denizaltıya "Atılay" adının verilişi

    Atılay'la birlikte, benzer üç denizaltının isim babalığını Atatürk yapmıştı. Atatürk, zamanın başbakanı Celâl Bayar'a 17 Ocak 1938 tarihli açıklama notunda şöyle diyordu:

    "Yeni dört denizaltı gemimiz için bildirdiğimiz isimler şunlardır: Saldıray, Batıray, Atılay, Yıldıray. Bunların manalarını izaha bile hacet olmadığı kanaatındayım. Manaları; Türkçe olan bu kelimelerin kendisindedir."

    Kazanın gerçekleşmesi ve nedenleri
    [​IMG]
    Kazadan şans eseri kurtulan, Ahmet Bağdat isimli er ile ilgili, 9 Haziran 1995 tarihli bir gazete haberi

    Bir emniyet botu, Atılay'ı yüzeyden takip ediyordu. Bu takip, bir süre sonra, kötü hava şartları nedeniyle yarım kaldı. Saatler geçti Atılay'dan hiçbir ses çıkmadı. Aynı gece, saat 20:30'a doğru, denizaltının battı şamandırası bulundu. Şamandıradaki telefon işliyor, ancak gemi personelinden ses çıkmıyordu. İhbar istasyonu komutanı Fatih Karayel, telefonla irtibat kuramamıştı.

    Atılay'ın batma sebebi, olayın gerçekleştiği günlerde tahminlerden ibaretti. Mayına çarptığı iddialarının yaygın olmasına rağmen günümüzde de tam bir açıklama getirilememiş olup, olay tartışmalıdır.

    Denizaltı Filosu Komutanlığı'nın raporu

    Bu soruya cevap olarak, Atılay denizaltısının batışını müteakip; Denizaltı Filosu Komutanlığı’nın, Donanma Komutanlığı’na verdiği raporda şöyle denmektedir:

    Atılay akıntılı bir mahalde uzun süren bir dönüş müddetince akıntı tesiriyle, herhangi bir suretle kirletme şeklinde antenli mayın atılmış bir sahaya girmiştir.
    Atılay bu sahada bir antenli mayının patlaması neticesi büyük bir yara veya yaralar alarak; veya personelin ani ölüm neticesi, sevk ve idareden mahrum kalarak batmıştır.
    Atılay’ın bulunduğu derinliğin 80 metre civarında oluşu, gerek personelin ve gerekse mürettebatın kurtarılmasına imkân vermemiştir.

    İzinli olduğu için olaydan kurtulan erin ifadesi

    Denizaltı batmadan önce karaya çıkmış olmakla faciadan kurtulmuş olan Ahmet Bağdat (2000 yılında vefat etmiştir) 9 Haziran 1995 tarihli Milliyet gazetesinde yaptığı açıklamayla patlama olmadığı kanaatini savunmuştur. Görüşünü; "Denizaltı mayına çarpmış olsaydı, denizin üzerinde yağ ve mazot olurdu." diyerek açıklamıştır. Ancak, kendi ifadesiyle de ortamın son derece akıntılı olduğu doğrulandığına göre "Akıntı, yağ ve mazotu hızla dağıtıp yok edebilir miydi?" sorusu akla gelmektedir.

    Yıllarca nerede olduğu ve neden battığı anlaşılamayan bu denizaltının gizemini, 52 yıl sonra, Rahmi M. Koç Müzecilik ve Kültür Vakfı’nın desteğiyle, bu vakfın yönetim kurulu üyesi, ünlü araştırmacı Selçuk Kolay ve ekibi; 2,5 aylık bir çalışma sonunda çözmüş, konumunu ve derinliğini tam olarak tespit etmiştir. Sahilden 5-6 kilometre açıkta ve 68 metre derinlikte bulunan denizaltı üzerinde yapılan araştırmada 1.5 m.'lik bir delik görülmüş, böylece Atılay'ın, I. Dünya Savaşı'ndan kalma bir mayına çarparak battığı kanaati hakim olmuştur.

    Olayda hayatını kaybeden personel

    Subaylar


    Güverte Binbaşı Sadi Gürcan
    Güverte Yüzbaşı Sebati Taşöz
    Makinist Yüzbaşı Ahmet Törün
    Güverte Üsteğmen Rauf Baykal
    Makinist Yüzbaşı Adnan Erül
    Gemi Direk Subayı Ahmet Atakan

    Astsubaylar
    Güverte Başgedikli Hakkı Tezcanlı
    Makinist Başgedikli Latif Ziya Lodos
    Makinist Başgedikli Necmi Sunal
    Telsiz Başgedikli Masum Şen
    Makinist Başgedikli Tahsin Dönmez
    Elektrik Başçavuş Fethi Yüceses
    Makinist Başçavuş Hüseyin Coşkun
    Makinist Üstçavuş Cemal Dinçer
    Makinist Gedikli Onbaşı Kemal Dağaşan
    Elektrik Gedikli Onbaşı Agah Perina
    Telsiz Gedikli Onbaşı İsmet İskil
    Makinist Gedikli Onbaşı Ali Rıza Baykuş
    Makinist Üstçavuş Selehattin Nartman
    Elektrik Gedikli Çavuş İsmail Togay
    Güverte Gedikli Çavuş Nurettin Günenç
    Elektrik Gedikli Çavuş Sabahattin Varol
    Güverte Gedikli Çavuş Hasan Şentuna

    Erler

    Güverte Er Hasan Güneş
    Güverte Er İbrahim Erbaş
    Makinist Onbaşı Mustafa Özbek
    Makinist Er Temel Küçükoğlu
    Güverte Onbaşı Temel Yenigün
    Makinist Er Mehmet Aslantürk
    Güverte Er Enver Karaer
    Güverte Er İsmail Yıldız
    Makinist Er Halil Ekinci
    Güverte Er İlyas Ünal
    Güverte Onbaşı Dilşat Çakal
    Makinist Onbaşı Cemal Bahar
    Makinist Onbaşı Mehmet Çlhoroz
    Güverte Er Eyüp Kaçmaz
    Makinist Er Hüseyin Gençer
    Güverte Er Halil Küçük

    Su altı müzesi teklifi

    Mimar Kaya Şener'in tasarladığı bir proje, İstanbul ve Marmara, Ege, Akdeniz, Karadeniz (İMEAK) Bölgeleri Deniz Ticaret Odası İzmir Şubesi'nin 29. Olağan Meclis Toplantısında üyelere "Donanmamızın Batık Denizaltı Gemilerinin Çıkarılması" konulu yapılan sunumda açıklandı. Bu projeye göre, 68 metre derinlikte bulunan Atılay Denizaltısı'nın kıyıya çekilerek, 30 metre derinlikte bir su altı müzesi haline getirilmesi hedefleniyor.

    Kabul görmesi halinde; bu projeye göre, deniz altına inecek derin su dalgıçları Atılay Denizaltısını kemerlerle bağlayarak 20 metre genişliğinde, 25 metre yüksekliğinde bir platforma yerleştirecekler. Bu şekilde denizaltı, suyun 30 metre derinliğine kadar çekilerek İzmir sahiline taşınacak. Böylelikle, kıyıda, 30 metre derinlikte bir su altı müzesi oluşturularak turizm cazibe merkezi yaratılabilecek. Aynı zamanda, havasız ortamda bulunmaları nedeniyle bozulmamış olduğu varsayılan şehitlerin cenazelerinin de defnedilmeleri söz konusu olabilecek.

    Dünyada bugüne kadar batmış bir denizaltı müze haline getirilmemiş.

    Deniz Kuvvetleri Komutanlığı'na gönderilen bu proje için, platformu taşıyacak vinç ve derin su dalgıçları konusunda destek alınacağı umulmakta. Platformun, 2 milyon YTL'ye mal olacağı hesaplanmış olup kaynak aranmakta.

    Toplantıya katılan emekli Güney Deniz Saha Komutanı Koramiral Lütfü Sancar, Dumlupınar ve Atılay denizaltılarının sığ suya çekilip turist ve kendi vatandaşlarımızın dalış ilgi noktası haline gelmesinden memnuniyet duyacağını belirtmiştir.
     

Sayfayı Paylaş