1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

1958 Körfez Faciası

Konusu 'Cumhuriyet Tarihi' forumundadır ve wien06 tarafından 10 Haziran 2008 başlatılmıştır.

  1. wien06

    wien06 V.I.P V.I.P

    Katılım:
    30 Ağustos 2007
    Mesajlar:
    6.117
    Beğenileri:
    148
    Ödül Puanları:
    4.480
    Meslek:
    Serbest
    Yer:
    Viyana
    Banka:
    292 ÇTL
    “ÜSKÜDAR” VAPURU FACİASI!…

    72 baca numaralı “Üsküdar”; Şirket-i Hayriye’nin 1927 senesinde, Almanya Elbing’de F. Schichau GmbH. tezgâhlarında yaptırdığı talihsiz vapurdur. 148 gros, 64 net tonluk olup, teknesi sactandı. 6.6 metre genişliğinde, 33.1 metre uzunluğunda olup, 2.1 metre su kesimine sahipti. 350 beygir gücünde tripil (3 silindirli) buhar makinasıydı. Uskurlu vapurun hizmete giriş senesi; Eylül 1927… Yaz /kış; 344 yolcu alan ve saatte 8 deniz mili hız yapabilen “Üsküdar”; 1 Mart 1958 günü (yani, günümüzden 48 sene evvel) 31 yaşında iken, İzmit Körfez Hattı’nda çalışırken, aniden çıkan fırtına neticesinde Gölcük önlerinde battı ve 392 kişiye mezar oldu (Bir diğer rivayete göre 450 civarında kişi). Aynı yıl batığı denizden çıkartılarak enkaz olarak satıldı.

    O yılarda bölgede lise eğitimi sadece İzmit’te verildiği için öğrenciler İzmit merkeze gidip gelmekteler. Gölcük ve Karamürselli gençler İzmit’e gitmek için en kolay yol olduğu için deniz yolculuğunu tercih ediyorlar. Yolcu sayısının artması üzerine Denizcilik İşletmeleri daha büyük bir vapur olan Şehir Hatları’nın 72 no’lu Üsküdar’ı haftasonu Körfez’e yolluyor. 1 Mart 1958 Cumartesi günü Gölcüklü öğrenciler her Cumartesi olduğu gibi saat 12.00’de İzmit’teki okullarından çıkarak vapura biniyorlar. Fırtına nedeniyle bütün öğrenciler eski olan vapura binemiyor. Binemeyenler kurtuluyor. Öğle vapuru 500’ün üzerinde yolcusuyla yola çıkıyor ve fırtına patlıyor. Derince açıklarına geldiklerinde şiddetli fırtına gemiyi yan deviriyor ve batmaya başlıyor. Gölcüklü lise öğrencilerinin neredeyse tamamı, kıyıdaki çaresiz ve gözüyaşlı ailelerinin gözleri önünde bu faciada hayatını kaybediyor. Ebeveynler için ne kadar zor anlar!… Evlâtlarının en zor anlarında yanlarında olamamak ve çaresizlik içinde kıyıda dövünmek… Allah hiç kimseye böyle felâket göstermesin ve bu acıyı yaşatmasın bir daha inşallah… Gençliklerinin baharında hayata veda eden bu yavruların hepsinin de “Mekânları Cennet olsun”…



    Mart 1958 tarihinde, İzmit - Karamürsel arasında çalışan ve zamanın en köhne vapurlarından olduğu anlaşılan ve Denizcilik İşletmelerine ait olan Üsküdar Yolcu Vapurunun İzmit Körfezinde batması sonucu yaklaşık 270 kişi boğularak ve soğuktan donarak ölmüştü. Ölenlerden 73 kişi Karamürsel’liydi. Diğer ölenler ise Gölcük, Değirmendere, Halıdere ve

    Ulaşlı ile bu civarın köylerinde ikamet edenlerdi.

    ”Oldukça soğuk bir Cumartesi günü öğleden sonra saat 13.00 sıralarında, Gebze tarafından kapkara bulutlarla birlikte gelen fırtınaya rağmen, Üsküdar Vapuru İzmit iskelesinden ayrılmış, Karamürsel’e gelirken SEKA tesislerinin karşısında fırtınaya tutularak körfezin sularına gömülmüştür. 16 kişi hariç bütün vapur yolcuları, bu faciada hayatlarını kaybetmiştir. Gölcük Donanma Komutanlığına bağlı gemilerin kurtarma faaliyetlerine katılmalarına rağmen vapurun çok kısa sürede batması sebebiyle kaybın artması önlenememiştir. ”
    KAYNAK: İbrahim Akın KURTOĞLU



    ”Kazanın üzerinden 45 yıl geçmesine rağmen faciayı unutmadığını söyleyen Necdet Küçük, kazada yaşadıklarını anlattı. Okuldan çıktıklarında havanın yağmurlu ve şiddetli bir fırtına olduğunu belirten Küçük, fırtına nedeniyle bütün öğrencilerin eski olan vapura binemediğini söyledi. Derince açıklarına geldiklerinde şiddetli fırtınanın gemiyi yan devirdiğini ve batmaya başladığını ifade eden Küçük, bulduğu bir cankurtaran simidi ile kendisini denizin soğuk sularına attığını ve bir denizaltı tarafında kurtarıldığını kaydetti.

    Faciada hayatlarını kaybedenler için kimsenin kesin bir rakam vermediğini dile getiren Küçük, faciada çoğu öğrenci olmak üzere 400–500 civarında kişinin hayatını kaybettiğini öne sürdü. Kazada iki çocuğunu kaybeden Gölcük eski Milli Eğitim Müdürü Cahit Batmaz da vapurun insan hatası sonucu olarak battığını ve iki çocuğunu kaybettiğini söyledi. ”
    KAYNAK: Kent Haber



    sadece 1.5 dakikada denizin dibini boylayan üsküdar gemisinin hikayesini bilen azdır zannediyorum.keza ben de bu sabah izlediğim bir belgeselden öğrenmiş bulunmaktayım.kağıt gibi dümdüz olan deniz bir anda nasıl kabarıp gemiyi 5 metrelik bir batağa çekmiştir cidden anlayası gelmiyor insanın..eski ve köhne olan gemi manevra yeteneğini kaybediyor ve dümeni kilitleniyor.ondan sonrası çoğu öğrenci bir sürü insanı kendisi ile beraber sürükleniyor..kaptanı için türlü türlü ‘atladı,canını kurtardı’ gibi dedikoduların ardından günler sonra deniz kaptanın cansız bedenini kıyıya vuruyor.gemi 4 adet geminin de yardımı ile su altından çıkartılıyor çıkartılmasına ancak içinde sadece 16 kişinin cansız bedenine rastlanıyor.deniz aldığı bedenleri geri vermiyor,aileler günlerce sahilde çocuklarının ve yakınlarının cesetlerini bekleseler bile..

    sabahleyin çocuklarını okullarına yollayan ana babalara o gün kahır oluyor azap oluyor.dengelerini , psikolojilerini kaybeden insanlar olup çıkıyorlar.deniz çocuklarını geri vermiyor..

    yakın tarihimizin çarpıcı bir deniz faciasıdır bu.zaten zannedersem en büyüklerinden biridir..en azından bilmemiz gerektiğini düşünüyorum.ve 1 martları ona göre geçirmemiz geretiğini..kimse bugün başına gelecekleri bilemiyor çünkü..

    ”Benim yaşımdakiler o olayı, ‘‘Üsküdar Vapuru faciası’’ olarak biliyorlar.

    O yıllarda Gölcük’te lise yoktur.

    Gölcüklü çocuklar, İzmit’teki liseye her sabah vapurla gitmektedirler.

    Ama 1 Mart 1958 günü Gölcük’ten kalkan gemi, fırtınada batar.

    Dört yüz kişi hayatını kaybeder.

    Kaybolanların çoğu, Gölcüklü erkek öğrencilerdir.

    Çünkü sınırlı sayıda can yeleklerini ya kız arkadaşlarına, ya da daha küçük yaştaki çocuklara vermişlerdir.

    O gün cumartesidir.

    Gerçek kayıplar, pazartesi günü lisenin bahçesinde yapılan yoklamalarda anlaşılır.”
    KAYNAK: Cahit Batmaz
     

Sayfayı Paylaş