1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

20.09.1922 Eskişehir Sivrihisar'ın Kurtuluşu

Konusu 'Tarihte Bugün' forumundadır ve Suskun tarafından 23 Eylül 2012 başlatılmıştır.

  1. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL

    [​IMG]
    [​IMG]

    KURTULUŞ SAVAŞINDA SİVRİHİSAR


    a-Anadolu işgaline bir bakış:


    I.Dünya savaşında Türk ordusu birçok cephelerde maddi
    gücünden çok üstün ve sayıca
    Daima üstün düşmanları ile kahramanca dövüşmelerine ve hatta savaşı
    kazanmamıza rağmen,müttefiklerimizin yenilmiş olmaları nedeniyle,
    bizim için çok ağır şartlar taşıyan Mondros Mütarekesini imzalayarak
    savaşa son verdik.


    Anlaşma nedeniyle , savaşın galibi olan büyük devletler,
    karadan ve denizden, yüzyıllardır yurdumuz olan Anadolu'ya işgale
    başladılar. Türk'ten gayri unsurlarla birlikte padişah ve
    saraylardakilerde düşmana sığındılar. Anadolu'nun ta içlerine kadar
    mümessiller göndererek ordumuzun elindeki malzemeleri almaya
    başladılar.Avrupa Devletlerince "Hasta Adam" olarak bilinen Osmanlı
    İmparatorluğu'nun artık öldüğü sanılarak Türk'ün öz yurdu olan Anadolu
    paylaşılmaya ve işgale başlandı. Bir vakitler ; Aden'den Macaristan'a,
    Kırım'dan Cezayir'e kadar hükmeden Türk Devleti ; şimdi Anavatanı dahi
    koruyamıyacak duruma düşmüştü. Türk Devleti üzerinde ölüm ifade eden
    kara bulutlar görünmeye başladı.Ama büyük Türk Devleti esir olarak
    yaşamaya alışmamıştı.Tarih boyunca dünyaya devlet nizamını , devlet
    kurmayı öğreten büyük Türk Milleti kendisine asırlarca hizmet eden
    milletlerin esaretine giremezdi.Onları , evinin eşiğinde yok etmek
    üzere görmeye tahammül edemezdi.Taa asırlar önce Oğuz Atasının "Ey
    Türk! titre ve kendine dön!..."sözlerine kulak verip hiçbir ölçüye
    bakmadan en kutsal kudreti olan Feragat ve Fedakarlığına güvenerek
    vatanı ve bağımsızlığını kurtarmak için ayaklandı.Şimdi artık
    Anadolu'nun dört bir yanından bu amaç için silah sesleri gelmekteydi.


    15 MAYIS 1919'da İzmir'e çıkan Yunanlılar, Anadolu içlerine
    doğru ilerlemeye başlayınca; evvela Milli Kuvvetler tarafından
    karşılandı. Sonra da yer yer bu karşı koyma genişleyerek umumi bir hal
    aldı. Yunanlılar bu şekilde ilerleyerek 26 EKİM 1920 tarihine kadar
    Bursa-Uşak hattına kadar Batı Anadolu'yu istila ettiler.


    Ankara'da henüz T.B.M.M. yeni kurulduğu bir devrede
    Yunanlıların bu ileri harekatı büyük bir buhrana yol açtı. Düşmana
    karşı koyacak olan bir ordunun en kısa zamanda teşkili ihtiyacı
    görüldü. Yunan düşmanı 6 OCAK 1921'de İnönü'deki Albay İsmet(İnönü)
    Paşa komutasındaki mevzilerimize saldırdı. Dört gün süren çok çetin
    bir savaştan sonra Yunanlılar mağlup olarak geri çekilmek zorunda
    kaldılar. 21 MART 1921'de ikinci defa İnönü'ye saldırdılar. Bu defada
    ağır mağlubiyete uğrayan Yunanlılar barış hattına çekilmek zorunda
    kaldılar. Böylece batıda milli ordunun kurulduğunu ve bir müdafaa
    savaşını yapacak kudrete geldiğini herkes gibi gafil Yunanda anladı.
    Yunanlılar milli bir orduyu taarruz ordusu haline
    getirmemek için hemen yok etmek istediler. 10 TEMMUZ 1921'de bütün
    varlığıyla tekrar ileri harekete geçtiler. Ağırlık merkezleriyle
    Döğer-Seyitgazi istikametindeki yaptıkları kuşatma ile savaş durumu
    aleyhimize dönmüştü. Bunun üzerine ordumuz ilk önce Eskişehir-
    Seyitgazi hattına çekildi. Yunanlılar aynı planlı taarruzlarına devam
    edince ordumuza yeni bir mevzi bulmak ve yeni bir düzen vermek
    amacıyla , düşmanla süratle muharebe teması kesildi. Ve büyük bir
    düzen içinde Sakarya gerisine çekilerek Yunan ordusu kuşatmasından
    kurtuldu. Böylece Yunanlılar amaçlarına ulaşamamışlardır.


    Bilindiği gibi ; bunları Sakarya Meydan Muharebesi , 26-30
    Ağustos Büyük Taarruz Başkomutanlık Meydan Muharebesi izlemiştir.


    b. Sivrihisar Yunanlılar Tarafından İşgal ediliyor :


    Ordumuz Sakarya'ya doğru çekilme kararı almıştı. Bundan
    dolayı Yunan birlikleri önlerindeki baş şehir ve kasabalarla birlikte
    köyleri de işgal etmeye başlamışlardı. Ordumuzun geri çekilmesi
    nedeniyle Sivrihisar ve köyleri de Yunan birliklerince işgal edilmek
    istenmiştir.


    Ancak, Sivrihisar'lılar önce Yunanlılara karşı koymuşlar.
    Ancak yeterli cephane ve kuvvetlerinin olmaması nedeniyle karşı koyan
    kuvvet Sivrihisar dağlarına çekilmek zorunda kalmış. Neticede
    Sivrihisar 12 Ağustos 1921 , Kurban Bayramının birinci günü
    Yunanlılarca işgal edilmiştir. İşgal olayı o zamanı yaşayanların
    ifadesine göre ;


    Düşman öncü kuvvetleri Musallah önüne geldiler. Kaza
    ileri gelenlerinden ordumuz hakkında bilgi almak istedikleri sırada,
    Sakarya istikametine çekilmekte olan birliklerimizin artçıları asıl
    ordumuzun tehlikeli bir duruma düşmesini istemediklerinden ve
    Sivrihisar'lı sivil halkı tehlikeye atmamak için çatışmayı bırakarak
    geri çekildiler. Ama gafil Yunan süvarileri buna kızarak ve korkarak ,
    Sivrihisar kaza eşrafından , Hekimin Osman, Selim Hoca ve halktan
    birkaç kişiyi rehin alarak gittiler. Daha sonra bu kişileri serbest
    bıraktılar. Serbest bıraktıkları kişilere " Biz sizin iyiliğinizi
    istiyoruz, size kötü davranmak istemiyoruz , işte sizi serbest
    bırakmakla bunu ispatlıyoruz" demişlerdir. Çok kısa bir zaman sonra
    Yunan Kolordusu geldi Düşman Kaza'yı işgal ettikten sonra kolordu
    karargahını ve hastanesini Sivrihisar'a yerleştirmek istediler.
    Ordumuzla Ankara'ya giden Belediye Başkanına Vekalet etmekte olan
    Hekim'in Osman'dan bu amaca uygun yerler istemişlerdir. Ancak Belediye
    Başkanı Vekili Hekimin Osman , Yunanlılara yardım etmek istememiş.
    Bunun üzerine Yunan komutanı sivil halka ateş açılması için emir
    veririm diye tehdit etmesinden korkan Hekimin Osman mecburen onların
    isteklerini yerine getirmiştir. Sivrihisar'da bulunan Tenekeli mektup
    ve kazanın okulları hastane, Bicerli Hasan Bey'in evinide karargah
    binası olarak kullanmışlardır. Bu sıralarda Yunan askerinin yağma ve
    talana giriştikleri görüldü. Bunun üzerine halk yunan askerine
    direnmiş gerekirse bu uğurda canlarını bile esirgemeyeceklerini
    göstermiş ve dağlardan silah seslerinin gelmesi üzerine , karşılıklı
    temaslar yapılmıştır. Temaslar sonunda , sokaklara çıkarılan iki sivil
    Türk ile iki Yunan devriyesi , askerlerin yağma ve talan etmelerini
    önlemiş , alınan malları geri sahiplerine iade etmişlerdir. Düşman
    kuvvetleri Sivrihisar'a uğrayarak gerekli talimatı aldıktan sonra
    taburlar halinde Ankara'ya doğru geçiyorlar ve her geçtiği yeri harabe
    haline çeviriyorlardı. Sivrihisar köylerinden olsun diğer yerlerden
    olsun para ve altın almak için insanlık dışı işkenceler yapıyorlardı.


    Ahali bunu kendisine yediremiyor , ancak silahı ve askeri
    kuvveti olmadığından elinden de bir şey gelmiyordu. Fakat yine boş
    durmayıp , Sivrihisar'ın işgali sırasında dağlara çekilen bir avuç
    evlatlarını arayıp , onlardan yardım bekliyorlardı. Ama nafile ,
    dağlara çekilen kuvveti bir türlü bulamıyorlardı. Çaresiz gafil Yunan
    süvarilerine istemeyirekte olsa boyun eğiyorlardı. Yunanlılar ilk
    başta ordusu için gerekli yiyecek ve içecekleri parayla alıyordu.
    Ancak , daha sonra yiyecek ve içecekler için verdiği paraları türlü
    bahaneler uydurarak zorbaca ve barbarca yollardan almaya
    başlamışlardır. Zaten esaret nedir bilmeyen Büyük Türk Milleti bu
    durumu hiç hazmedememiş, karşı koymuştur. Ama neticede yüzlerce şehit
    vermiştir. Yunan askerlerine saklayamadıkları malları vermek zorunda
    kalmışlardır.


    Sivrihisar işgalinin 33. günü yani 14 EYLÜL 1921'de düşman
    mevzilerinden sızarak dağlara çekilen 8 ila 10 Sivrihisar'lı ile
    birlikte 60 ile 70 civarındaki akıncı süvarileri Ada tepe mevkiinden
    Sivrihisar merkezine 2-3 km. mesafede bulunan gavur bağlarına kadar
    gelmişlerdi. Bağlarda üzüm toplamakta olan halk , bunları görünce
    kaçmaya başlamış , ancak Sivrihisar'lıları tanıyarak bu sefer Türk
    kuvvetlerinin yanına koşmuşlardır. Akıncılar Sivrihisar merkezindeki
    düşman kuvvetleri hakkında bilgi almışlar, halka acele evlerine
    dönmelerini istemişlerdir. Akıncıların yanında bulunan 8-10
    Sivrihisar'lı , halktan alınan bilgiler doğrultusunda Akıncılar ile
    birlikte güneyden ve Şinşırak kayasından düşmanı çevirme hareketine
    koyuldular. Düşman nöbetçilerini avlamaya başladılar. Bir Yunan
    devriyesinin bunları görmesiyle saldırı başlamıştır. Saldırıya
    uğradığını anlayan düşman, ağır ve makineli silahlarla karşı koymaya
    çalışmış. Fakat bir avuç Türk'ün Kaza'dan içeri girmesini
    engelleyememiştir. Sivrihisar sokaklarında amansızbir çatışma
    başlamış , Türk akıncı kuvvetlerine yaşlısıyla , genciyle , kadınıyla,
    kızıyla Sivrihisar haklıda yardım etmiştir. Yunan askerleri ne
    olduğunu anlayamamışlar, fakat sayıca üstün olduklarından yinede karşı
    koymuşlardır. Gün boyunca çatışma devam etmiş akşama doğru, akıncı
    kuvvetleri üstünlüğü ele geçirmiş ve düşmanı kaçmaya zorlamıştır.Ancak
    düşmana çevreden yardımcı kuvvetler yardıma gelmiştir. Bir ara
    üstünlük Yunanlıların eline geçmişse de sonunda bir çok zayiat
    vererek , ağırlıkların bir kısmıyla hastalarının çoğu yaralıların bir
    çoğunu bırakarak Sivrihisar yakınlarındaki Dürmek köyüne
    çekilmişlerdir. Yunanlılar Sivrihisar'da yaşayan Ermeni azınlığın
    yardımları sayesinde ağırlıklarının önemli kısmını kurtarmışlardır.
    Eğer Ermeniler Yunanlılar'a yardım etmeseydi, belki de Türk
    Milletinin bu kadar uğraşması gerekmeyecekti. Onlar sayesinde
    Anadolu'nun içlerine kadar gelmişlerdir. Halbuki Türk Milleti onları
    yani Ermenileri bazı azınlıkları içinde barındırmış, onları korumuş ve
    gözetmiştir. Onlar yüzyıllarca atalarımızın ekmeğinin kırıntısıyla
    geçinmişler ve atalarımızın üzengesini öpmüşlerdi. Kurtuluş
    savaşımızda ise her yerde olduğu gibi Sivrihisar'da da düşmandan yana
    olmuşlar ve Yunanlıların katliamına yardımcı olmuşlardır.


    Yunanlılar Sivrihisar'dan kaçarken Türk esirlerini de
    götürmek istemişler (Türk esirleri Sivrihisar Şubesinde
    tutuluyorlardı) Akıncı kuvvetlerin arkadan takip ettiğini anlayınca
    buna fırsat bulamamış tek çareyi şubeyi yakmakla bulmuşlar. Bir kısım
    esirlerimiz yangında ölmüş , fakat çoğunluğu Akıncılar ve Sivrihisar
    halkı tarafından kurtarılmıştır.Yunanlılarla Akıncılar arasında çıkan
    silahlı çatışmada , çok sayıda Yunan askeri öldürülmüş, Sivrihisar
    halkından da bir çok kişi ölmüştür. Halktan ölenlerin ellerinde bıçak,
    kazma, kürek, ve balta gibi silahlar bulunmuştur. İşte gafil Yunanın
    gücünün böyle çaresiz kişileri öldürmesi nasıl barbar olduklarını bir
    kez daha göstermiştir. Ayrıca ölenlerinin çoğunun yaşlı ve oluştuğu da
    göze çarpan bir diğer özelliktir.Buna karşılık asıl çatışmaya giren
    Türk Akıncı Müfrezesinden ise bir kişi şehit olmuştur. Bu şehidimiz
    çok sayıda düşman öldürmüş siper ettiği kulübenin nazpalından giren
    bir kurşunla alnından vurularak şehit olmuştur. Vurulduğu yerde bir
    kalbur fişek kovanı bulunması kahramanca savaştığının bir delilidir.
    Şehidimiz nur içinde yatsın.


    Çatışma bitip Yunan askerleri kaçtıktan sonra müfreze
    komutanı Sivrihisar ileri gelenlerini toplayarak "bizim görevimiz
    bitmiştir. Düşman tekrar gelecektir, onun için ne kadar gebereği varsa
    kaybedin". Demiştir. Sivrihisar halkı Yunan gebereklerini çeşitli
    yerlere gömerek kaybettiler. Bu bir günlük kurtuluş sevincinden sonra
    Akıncıların Sivrihisar'dan ayrılmalarından sonra Yunanlılar pür hiddet
    Sivrihisar'ı tekrar işgale koyuldu. Bir avuç Türk'ten yediği darbe
    düşmanı çılgına çevirdi. Bunun neticesi olarak "Kemal Çet" (Mustafa
    Kemal Paşa ), buradan çıktı diye kazayı topa tutarak yakmak
    istemiştir. Ancak nedense yakmaktan vazgeçmiştir. Yunan Komutanının
    Sivrihisar'ı yakmaması kesin olarak bilinememekte beraber, o günü
    yaşayanların dediğine göre bazı görüşler öne sürülmektedir. Birincisi
    düşman belli bir süre kalmış, daha sonra kaçarken yakmak fırsatını
    bulamamış, ikincisi Sivrihisar'ı Yunan komutanı sevdiği eğer
    Sivrihisar ellerinde kalırsa buraya yerleşmek istediği, üçüncüsü ise ,
    Sivrihisar'da kilisenin olması nedeniyle buranın bir Bizans Köyü
    olduğunu sanarak yakmak istememesi, yani buranın Bizanslılardan
    kaldığını sanması yıkma fikrinden caydığını kabul edenler vardır.Tabi
    bunların hepsi hilafi hakikattir. Kaynaklara göre birinci görüş daha
    ağır basmaktadır.


    Yunan birliklerinin işgali sırasında Sivrihisar'da pek çok
    zulüm yapmış, yağma , talan,hırsızlık ve çeşitli işkencelerde korkunç
    derecede olmuş , bağlar bahçeler ve ekinler tahrip edilmiştir.


    Akıncı Müfrezesinin Sivrihisar'dan ayrılması ve Yunan
    işgalinin tekrar başlaması üzerine halk tedirginleşmiştir. Ama çok
    soğukkanlı bir biçimde düşmana davranıyor.Bir yandan da çevre
    köylerden yardım topluyorlardı.Ancak Sivrihisar'ı kurtarmak için
    ordunun geleceği haberinin duyulması Yunanlıları telaşa düşürmüş ,
    Sivrihisar'lıları ise sevince boğmuştur. Sakarya meydan muharebesinin
    Türk ordusunun kesin zaferiyle sonuçlanması zaten Yunanlıları büyük
    bir hüsrana uğratmıştır.Eğer bir de Sivrihisar elden giderse
    Anadolu'nun belki de işgali şimdiden Türklerin lehine sonuçlanacağını
    düşünen Yunan komutanı, Sivrihisar'daki Yunan birliklerine yardımcı
    kuvvet bulma yoluna gitmişti.Ancak telgraf haberleşmesini daha önce
    Sivrihisar'lı bir grup kesmişti. Tek çare adamla haber yollamaktı.
    Yardım gönderilmesi için gönderilen adamlardan is hiçbir haber
    alınamamıştır. Bu nedenle Yunan komutanı Sivrihisar'ı kendi
    kuvvetleriyle savunmak zorunda kaldı. Sakarya savaşının galibi
    Türk'ler is 18 EYLÜL 1921'de Sivrihisar üzerine yürümeye başladı. Daha
    önce Sivrihisar'ı bir günlükte olsa kurtaran Akıncı müfreze
    komutanından Sivrihisar hakkında bilgi alındı. Elde edinilen bilgiler
    doğrultusunda saldırı başladı. Yunan komutanı umutsuzca Sivrihisar'ı
    savunuyordu. Çünkü Sakarya galibi Türk kuvvetleri büyük bir moralle ve
    kahramanca ilerliyorlardı. Ayrıca Sivrihisar haklıda evlerde sokakta
    geçen Yunan askeri ya bıçakla ya da kızgın yağ ve su dökerek haklamaya
    koyulmuştu. Hem Türk kuvvetlerinin hem de Sivrihisar'lı kahraman
    halkın gayretleriyle , Sivrihisar 20 EYLÜL 1921'de Yunanlıların
    elinden alındı. Ve bir daha da Türk'ten başkası Sivrihisar'a adımını
    dahi atamadı.


    20 EYLÜL 1921'de kurtulan Sivrihisar, eski devirlerde
    olduğu gibi Kurtuluş savaşımızın son harbinde yine önemli rol
    oynamıştır. Mustafa Kemal Atatürk , Başkomutan Meydan Muharebesi'nin
    bazı planlarını bizzat Sivrihisar'a gelerek Sivrihisar'da
    hazırlamıştır. Başkomutanlık savaşında yardımcı kuvvetlerin bir kısmı
    Sivrihisar'da konaklamışlar. 27 AĞUSTOS'ta Sivrihisar'dan ayrılarak
    asıl ordumuza katılmışlardır. Bu konaklama sırasında Sivrihisar halkı
    yiyecek ekmeğine kadar neyi varsa ordumuzun askerine vermiştir.
    Dişinden tırnağından arttırdığı neyi varsa Türk ordusunun kahraman
    askerine göndermiştir.


    Sivrihisar halkı Kurtuluş savaşında bir çok
    fedakarlıklar göstermiştir. Fedakarlıkların bir kısmı şunlardır.
    Anadolu'da 1335 yılında ilk uçağı Sivrihisar almış ve ordumuza hediye
    etmiştir. Sivrihisar halkı Kuva-yi Milliye'ye bir çok evladını asker
    olarak vermiş, Sivrihisar ve köylerinde savaşabilecek ne kadar kişi
    varsa Kuva-yi Milliye'ye katılmışlardır. Maddi yönden de bir çok
    fedakarlık yapmıştır.Kadınlarımızın verdiği ziynet eşyası dışında,
    Maraş Müdafai Hukuk Cemiyetine 50.000 lira ve diğer müfrezelerin her
    türlü eksikliklerini elinden geldiğince karşılamış, nakit olarak 5
    milyon 877 bin kuruş para ile 500 adette mavzer tüfeği ile 43 adet
    reis takımı da ordumuza verilmiştir. Bundan başka Yozgat'ta bulunan
    Sivrihisar hastanesinin İnönü savaşı nedeniyle Sivrihisar'da bulunması
    nedeniyle 2500 tam techizatlı yatak takımı verilmiştir. Kızılay'a bir
    çok eşya verildiği gibi 10 bin lirada nakit para verilmiştir.




    Yunan işgalinde ellerinden geldiğince ziynet eşyasıyla
    her türlü yiyecek ve mallarını saklayarak , gizli yollardan Türk
    ordusuna göndermiştir. Yunanlılara sadece canlarını kurtarabilmek için
    gözle görülen mallarını vermişlerdir. Aslında onları da vermek
    istememişler, fakat Yunanlıların hunharca ve vahşice saldırıları
    nedeniyle mecburiyet karşısında vermişlerdir. Malları vermemek için
    bir çok şehit verilmiştir.


    Sakarya zaferini takiben ordunun yiyecek ve
    içeceklerini yaşlı ana ve babalar sırtlarında taşıyarak yine
    fedakarlıklarını yapmışlardır. Çünkü ilçede eli silah tutan herkes
    Milli ordumuzun saflarında savaşmak üzere yerlerini almışlardı.
    Ordumuzun savaş esnasında zayıflayan hayvanlarını besleyerek son ve
    kesin zaferimiz olan büyük zafere yani 30 AĞUSTOS
    Başkumandanlık ,Meydan ,muharebesine göndermişlerdir.
     

Sayfayı Paylaş