1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

20 Adet Siyasi Kitap

Konusu 'Kitap Özetleri' forumundadır ve defender8050 tarafından 9 Mart 2010 başlatılmıştır.

  1. defender8050

    defender8050 Üye

    Katılım:
    26 Aralık 2007
    Mesajlar:
    15
    Beğenileri:
    1
    Ödül Puanları:
    30
    Banka:
    75 ÇTL
    Ayakseslerini iyice duymaya başladığımız AKP karşı devrimi sonrası, muhtemelen yasaklanacak kitapları burada paylaşıyorum, arşivleyiniz ...


    Kitaplar ve Tanıtımları

    Bütün Kaleler Zaptedilmedi

    Yazar : Hulki Cevizoğlu
    ISBN : 978-975-6613-29-0
    Sayfa : 93 Sayfa

    Attilâ İlhan'la Birkaç Saat

    Türkiye'de bir grup “toplu uyku hâli” içinde kendisini “pop kültüre” kaptırmış, esnemeye ve bunu etrafındakilere de bulaştırmaya devam ediyor.

    - “Türkiye'nin bir hain kontenjanı var, bu nüfusun yüzde 10'udur”,
    - “Türk aydını dediğimiz kişi, Batı'nın manevi ajanıdır”,
    - “Eğitim, savunma ve ekonomi milli olmalıdır, olmazsa Sevr gelir”,
    - “Batı diye bir şey yoktur. Bu hayâli bir kavramdır.”
    - “Türkiye'de basın Türk değildir” Toplumcu yazar ve düşünür”

    Attilâ İlhan'ın, ülke çapında büyük heyecan yaratan ve dalgalanmalara neden olan bu açıklamaları bir “ders” ve “belge” niteliğinde.

    “Dipten bir dalga yükseliyor. Bir çeşit Müdafâ-i Hukuk oluşuyor” diyen Attilâ İlhan'ın sözünü ettiği “dipten gelen dalga” yakın bir zamanda esneyenlerin yüzüne tokat gibi çarparak ya uykudan uyandıracak, ya da...

    Oltadaki Balık Türkiye: Emperyalizmin Tuzaklarındaki Ülke

    M.Emin Değer
    Otopsi Yayınları;

    Prof. Türkkaya Ataöv: 'Emin Değer, Milli Savunma Bakanlığı Hukuk Danışmanlığı gibi yetkili koltuklardan yabancılarla olan ilişkilerimizi yakından izleyebilmiş ve bir Türk Subayı'na yaraşır biçimde tepki göstermesini bilmiştir.'

    Server Tanilli: 'Emin Değer'i CIA-Kontgerilla ve Türkiye adlı kitabından hatırlayacaksınız. Yeni eseri 'Oltadaki Balık Türkiye' bir bataklığa saplanışın öyküsü. Büyük bir ilgiyle, ama yine de hüzünle okuyorsunuz. Çünkü Emin Değer, o hengamede aymazlıkları, yer yer ihanetleri de sergiliyor. 'Bu kadarı da olmaz' diyorsunuz; olmuş ama! '

    İlhan Selçuk: 'Türkiye nasıl oltadaki oluyor? Bu ne biçim benzetmedir? ... Benzetme, kitabın yazaı Emin Değer'in değil, bütün dünyanın adını bildiği bir Amerikalının, Nelson A. Rockefeller'in... ABD Başkanı Eisenhower'a yazdığı bir mektupta Rockefeller, bu benzetmeye başvuruyor... Bilinçsizliğin kör güdüsünde benliğini dış güdüme teslim etmiş bir toplum düzeyindeyiz. İnanmayan 'Oltadaki Balık Türkiye'yi okusun.'

    Uğur Mumcu: 'Devletimizin temelindeki ilk harç, bağımsızlık bilincidir. Bu bilinç nasıl yokedilmiş? İşte bunun yanıtlarını veriyor Emin Değer. Bu gerçekler sadece geçmiş olayları değil, ileride yaşayacağımız CIA damgalı oyunları da sergilemektedir.'

    Bir ABD Projesi Olarak AKP

    Merdan Yanardağ
    Siyah Beyaz Yayın

    Gücünü kendini iktidara taşıyan iç dinamiklerden çok, Batı'dan, ABD'den, daha kapsayıcı bir kavramla ifade edersek eğer, emperyalizmden alan AKP'yi inceleyen bu kitap, aslında 2000'ler Türkiye'sinin de bir öyküsüdür. Batı'ya yaslanarak iktidar alanını genişletme stratejisi izleyen AKP'yi ortaya çıkaran ekonomik, tarihsel, toplumsal ve uluslararası koşullar; bu partinin ideolojik-politik kaynakları; örgütsel yapılanması; entelektüel ortamda yaşanan liberal kirlenme; Türkiye-Avrupa Birliği ilişkileri; AKP, AB ve küreselleşme karşısında aydınların ve solun tutumu; toplumsal ve entelektüel planda yaşanan akıl tutulması; aydın ihaneti; türban tartışması üzerinden yürütülen kuşatma; GOP, ılımlı İslam, ABD ve yeni muhafazakâr (neo-con'lar) ile AKP arasındaki derin bağlar, bu kitabın belli başlı temaları arasında yer alıyor.

    Musa'nın Çocukları _ Tayyip ve Emine

    Ergün Poyraz
    Togan Yayıncılık

    AKP Genel Başkan Yardımcısı Murat Mercan yazarı ABD'de düzenlenen bir toplantıda CIA Ortadoğu Masası Şefi Richard Perle ve diğer istihbarat örgütlerine şikayet etmiştir.Yazarımız bu kitabında; Tayyip ve Emine Erdoğan'ın doğumundan bugüne kadar olan hayat hikayelerini. Tayip ve AKP'nin İsrail, ABD ve İngiliz büyükelçi ve istihbarat örgütlerinin desteğinde nasıl gelişip serpildiğini görecek, TBMM'de yine bu ülkelerin lehine sergiledikleri faaliyetlerini okuyacaksınız. Tayyip'in Amerikan vatandaşlığı yanında, Arap kökenli olarak tanıttığı eşinin Arap değil, Yahudi soyundan geldiğini ibretle izleyeceksiniz. Keza kendinin de Musa'nın soyundan geldiğini...Kitapta Yasin El Kadı-Tayyip, Tayip-Usame Bin Laden, Tayip-Ülker, Yasin El Kadı-Ülker ilişkilerini bulacaksınız.Tayyip'in mal varlığındaki inanılmaz artışlarla, belediye başkan maaşının yanında, belediye şirketlerinden huzur hakkı adı altında aldığı paraları göreceksiniz. Tayyip'in belediye başkanlığı döneminde yapılanması hızlanan "geleceğin başbakanı ve cihat hazırlığının" TBMM'de geldiği son safhalara tanık olacaksınız.

    Elimde Ergün Poyrazın birkaç gün önce piyasaya verilen son kitabı... "Musanın Çocukları Tayyip ve Emine." (Togan Yayınları.) Okumaya başladım, elimden bırakamadım. Ergün Poyraz muhteşem bir araştırmacı. Akla hayale gelmeyen arşivlere balıklama dalıyor, inanılmaz belge ve bilgileri ortaya çıkarıyor ve yorumunu yapıp okurlarına sunuyor. Bundan önce yazdığı "Patlak Ampul", "Refahın Gerçek Yüzü", "Kanla Abdest Alanlar" gibi kitapları da böyleydi. "Musanın Çocukları Tayyip ve Emine"yi okurken şaşırdım. Türkiyeyi kimlerin yönettiğini, onların geçmişini, yaşam öyküsünü, büyük sermaye ile aralarındaki parasal ilişkileri gerçi biliyordum ama böylesini, bu kadarını ve dahası, kitabın isminin niçin bu olduğunu Ergün Poyrazın kitabını bir solukta okuyunca öğrenmiş oldum! Burada size daha fazla bilgi vermek istemiyorum. Sizden ricam, bu sürpriz kitabı mutlaka okumanızdır. Okuyunca bana teşekkür borcunuz olacak! Bir mesaj atıp teşekkür etmenizi bekleyeceğim.

    Bu Dinciler O Müslümanlara Benzemiyor

    İsim İsim... Olay Olay...
    Soner Yalçın

    Tehlike, tehlikeyi göze almadan yok edilemez…

    Yeşil Gladio’nun dinci tetikçileri…
    FBI’ın yetiştirdiği dinci istihbaratçılar…
    CIA’in kefil olduğu dinci cemaat liderleri…
    ABD’den maaş alan dinci köşe yazarları…
    Utah’ta TSK aleyhine yayın yapan dinci yalan makineleri…
    Kendini peygamber sanan Amerikalı şeyhe bağlı dinci milletvekili…
    “Yahudi malları almayın” deyip Yahudilerle ticaret yapan dinci gazete…
    İsim isim… Olay olay…
    Ergenekonvari komplolar hangi ülkelerde nasıl sahneye kondu?
    George Soros’un vakıfları, gazeteleri ve politikacıları bu oyunun neresinde?
    Türkiye’de hangi gazetelere, hangi kanaldan para akıtılıyor?
    TSK neden hedefte?
    Solcu liberallerin New York’taki akıl hocaları kimler?
    Uluslararası Yazarlık Programı (IWP) Türkiye’den nasıl yazar devşiriyor?
    Kim bu ödüllü edebiyatçılar?
    İsim isim… Olay olay…

    Köstebek

    Dr. Necip Hablemitoğlu

    Yıl 1925. Büyük Atatürk, genç Cumhuriyetin yurttaşlarına ve dış ülkeler şu tarihi mesajı veriyordu: "Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler ve meczuplar memleketi olamaz"... Yıl 2002. Türkiye Cumhuriyet, şeyhler, dervişler, müritler ve meczuplar memleketi olma yolunda, devrimlerden dönüş sürecinin sancılarını yaşıyor...Geçtiğimiz yüzyılın başında, İngiliz işbirlikçisi Derviş Vahdeti, Sait Molla, Dürrizade Abdullah, İskilipli Atıf gibi mürtecilerin tasfiyesi üzerini Cumhuriyet kurulmuştu. Bugün, küreselleştiği iddia olunan dünyada, gerçek anlamda küreselleşen Türkiye vatandaşı mürteciler, İngiltere'nin yanı sıra, ABD, Almanya, Libya, Suudi Arabistan gibi ülkelerden yönetilmeye, yönlendirilmeye devam ediyorlar...

    Atatürk'ün Bursa Nutku

    Reşit Ülker

    Türk Genci, devrimlerin ve cumhuriyetin sahibi ve bekçisidir. Bunların gereğine, doğruluğuna herkesten çok inanmıştır. Yönetim biçimini ve devrimleri benimsemiştir. Bunları güçsüz düşürecek en küçük ya da en büyük bir kıpırtı ve bir davranış duydu mu, "Bu ülkenin polisi vardır, jandarması vardır, ordusu vardır, adalet örgütü vardır" demeyecektir. Elle, taşla, sopa ve silahla; nesi varsa onunla kendi yapıtını koruyacaktır. Polis gelecek, asıl suçluları bırakıp, suçlu diye onu yakalayacaktır. Genç, "Polis henüz devrim ve cumhuriyetin polisi değildir" diye düşünecek ama hiçbir zaman yalvarmayacaktır. Mahkeme onu yargılayacaktır. Yine düşünecek, "demek adalet örgütünü de düzeltmek, yönetim biçimine göre düzenlemek gerek" Onu hapse atacaklar. Yasal yollarla karşı çıkışlarda bulunmakla birlikte bana, başbakana ve meclise telgraflar yağdırıp, haklı ve suçsuz olduğu için salıverilmesine çalışılmasını, kayrılmasını istemeyecek. Diyecek ki, "ben inanç ve kanaatimin gereğini yaptım. Araya girişimde ve eylemimde haklıyım. Eğer buraya haksız olarak gelmişsem, bu haksızlığı ortaya koyan neden ve etkenleri düzeltmek de benim görevimdir." İşte benim anladığım Türk Genci ve Türk Gençliği

    "Tarihte bu sözleri söyleyebilen bir başka devrimci çıkmış mıdır? Başında bulunduğu devletin bile 'zaaf' içinde olabileceğini düşünen, geleceğin siyasal iktidarlarından kuşkulanabilen, ama gençliğe böylesine 'sınırsız' bir güven besleyen, böylesine 'çek' veren, gençliği böylesine 'son çare' olarak gören bir devrimci yoktur Ve Atatürk, hem gelecek iktidarlar hem de gençlik konusunda yanılmamıştır."
    -Prof. Dr. Ahmet Taner Kışlalı-

    "Türk Tarih Kurumu Yönetim Kurulu'nun 24 Ekim 1966 tarihli toplantısında Bornova Asliye Hukuk Hakimliği'nin 27/9/1966 tarih ve 1966/338 sayılı yazısı ve bu yazıya ekli Atatürk'ün Bursa Nutku ile ilgili sözlerin üzerine gerekli incelemeler yapılmıştır. Bu incelemeler sonunda bu sözlerin Atatürk'ün 1933 Şubat'ında Bursa'da yaptığı konuşmadan mealen alınmak suretiyle çeşitli tarihlerde basılmış olduğu kanaatine oybirliğiyle varılmıştır."

    İhaneti Gördüm

    Erdal Sarızeybek

    Türk yakın tarihini anlamak için o dönemi yaşayanların anılarını objektif bir şekilde yazmaları gerekir. Askerler, siyasiler, üst düzey bürokratlar başından geçenleri genç kuşaklara aktarırsa gelecekteki yaşanması muhtemel sorunların önüne geçilebilir. Ülkemizde başından geçenleri objektif bir şekilde anlatan ve yazanlardan biri de emekli albay Erdal Sarızeybek'tir. Bir önceki kitabı "Ya Gazi Paşa Duyarsa" ile tüm şimşekleri üzerine çeken ve yazılamayanları yazan Sarızeybek bu kez ihaneti sorguluyor. PKK terör örgütünün 1980'lerden günümüze kadar sarmaşık gibi nasıl boy attığını ve ona bilmeden (!) de olsa yardım eden siyasi, askeri tüm yetkilileri mercek altına alıyor. Turgut Özal'dan Tayyip Erdoğan'a, askeri bürokrasiden diğer yetkililere bu sürece dahil olmuş herkes Sarızeybek'in kaleminden nasibini alıyor. Kitabın bir diğer çekici noktası da Cem Ersever olayı. Ersever'i eroin işine kimlerin soktuğu, kimler tarafından öldürüldüğü, Doğu Anadolu'daki rantın nasıl ve kimler tarafından bölüşüldüğü ve kaçakçılık faaliyetlerinin nasıl organize edildiği kitapta ayrıntılı bir şekilde anlatılmış. "İhaneti Gördüm" yakın tarihin kirli sayfalarını gösteren, PKK olgusunun perde arkasındaki isimleri yansıtan, bu ülkeye ihanet edenleri resmeden çarpıcı bir çalışma.

    Sınırlar Arasında

    Banu Avar

    "SINIRLAR ARASINDA" ilk söz
    Koskoca Osmanlı coğrafyası parçalanıp bölündüğünde, milyonlarca insan sınırlar arasında kalmıştı. Balkanlardan Ortadoğu'ya, Kafkaslara kadar aynı dili konuşan aynı şekilde davranan , benzer hislerle yaşayan ve aynı tehditlerle karşılaşan milyonlarca insan! Onlar yüzyıldır , hangi ülkelerin sınırları içinde yaşarlarsa yaşasınlar, hep' sınırların arasında' kaldılar...

    Musa'nın Gülü

    Ergün Poyraz
    Togan Yayıncılık

    Her yazdığı kitap olay olan yazar, bu kitabıyla da Dışişleri Bakanı ve Cumhurbaşkanı adayı Abdullah Gül'ün dünden bugüne gelişimini, çocukluğundan evliliğine, evliliğindeki ilk gelişmelerden bugüne bilinmeyenlerini gözler önüne seriyor. Kitapta, Kayseri olarak bilinen Gül'ün Siirt göçmeni olmasının ve kabinedeki diğer akrabası olan bakanı göreceksiniz. "Ne Mutlu Türküm diyene" sözünden rahatsız olan başta Başbakan Tayyip Erdoğan olmak üzere diğer birçok AKP'liler gibi Gül'ün de bu konuda söylediği: "70 yılın çok büyük yanlışları olmuştur.Çukurca'da dağa "Ne Mutlu Türküm" yazmışsınız.Hala Diyarbakır oratasında bu tür sloganlar yazılıdır."Malesef resmi ideoloji Türk Milliyetçiliği şeklinde kendisini ırki, taasup olarak tezahür etmiştir." şeklindeki sözleri ile Türklüğe karşı hasımhane tutumlarını göreceksiniz.Kitapta Abdullah Gül'ün İngilizler'le olan ilişkilerine, ABD'lilerle olan gizli görüşmelerine ve ABD vatandışlığı ilgili her türlü bilgilere ulaşacaksınız.

    ABD'nin Truva Atı Fethullah Gülen _ Kuşatma

    Nurettin Veren

    Fethullah Gülen Hareketi, Türkiye'nin kuşatılmasının hikayesidir. Dün, Türkiye Cumhuriyeti'nin her kurumuna sızarak yerleşen hareket, bugün muazzam bir güç haline gelmiştir. Medyadan, polis teşkilatına, ticari alanlardan, eğitim kurumlarına; hatta orduya kadar inanılmaz örgütsel ağlar oluşturmuştur. Bu son derece iyi düşünülmüş, iyi hesaplanmış ve büyük bir soğuk kanlılıkla hayata geçirilmiş bir kuşatma stratejisidir, islam, Fethullah Gülen Hareketi'nin bir yayılma taktiğidir. Dinin ulviliği terk edilmiş, din dünyevi bir araç, hatta rant haline getirilmiştir. Bir ülke "toplu hipnoza" sokulmak istenmiştir. Nurettin Veren bu hareketin kurucularındandır. Fethullah Gülen ile 35 yıl boyunca birlikte hareket etmiştir. Hareketin tüm taktik ve stratejilerinin ilk ağızdan tanığıdır. Nurettin Veren, yaşadıklarını, gördüklerini ve tanıklıklarını bir hareketin anatomisini çıkartarak anlatmaktadır. Bu yönüyle kitap aynı zamanda Fethullah Gülen Hareketi'ni "içeriden" inceleyen ilk çalışmadır. Kitap sarsıcı, yıkıcı ve tedirgin edicidir. "Toplu hipnoza" karşı bir duruş ve uyarıdır. Cumhuriyetin değerlerine ve geleceğe sahip çıkanların muhakkak okuması gereken bir çalışmadır...

    Nurculuk

    Neda Armaner

    Nur risalelerinde İslâm nasları ve sünnet akidesiyle bağdaştırılmıyan diğer bir husus da, ebcet hesabıyla âyet ve hadisleri sayıya vurarak mânalar çıkarmasıdır.

    (Sikke-î tasdik-i Gaybî, s. 85). "Secde sûresinin ikinci ayetinin bir kısmı (Tenzil-ül-Kitap) kelimelerini cifir rakamlarına vurursak bunun risalei nurun ismine, şeddeli (nun) bir (nun) sayılmak cihetiyle gayet ciiz-î bir farkla, tevafuk edip remzen bakar; kendine kabul eder.

    Çünkü tenzil ül-kitap kelimesi 951 ederek risale-î nur'un rakkamı olan 948 'e sırlı üç farkla tevafuk noktasından bakar ".

    Ve yine Kuran'dan nurculuk lehine ahkâm çıkarılıyor:

    Sadaka nasıl kaza ve belâyı def ediyorsa risale-i nur 'un da gelecek kazayı, belâyı 20 senedir defettiğini aynel-yakın ispat eden üstadı ekremimiz
    efendimiz hazretleri..." laflan uzayıp gider (Asay-ı Musa, ss. 73-75).

    Kurtuluş Savaşında İşbirlikçiler

    İlhami Soysal

    Gazete yazarlığı yanında, yaptığı araştırma ve incelemelerle dikkati çekmiş olan İlhami Soysal'ın bu eseri, birçok çalışmaya kaynaklık etmiştir.

    Türk Kurtuluş Savaşında işgalci düşmanla işbirliği içinde olanların amaçları, bundan doğan çıkarları, Soysal'ın tesbitleri ile tarihin hükmüne bırakılmışlardır. Ulusal Kurtuluş Savaşı ve Cumhuriyetin erken kuruluş döneminde bu işbirlikçilerin ibret dolu eylemleri bu eserde sergilenmiştir.

    Türkiye'de ve Dünyada Casuslar

    Aytunç ALTINDAL

    Fahişeler ve ajanların yolları neden hep kesişir? Giardano Buruno neden yakıldı? Peki, Jeanne d'Arc? James Bond filmlerinin kahramanları hangi ajanlardan esinlenerek yaratıldı? Yunanistan'ın, NATO'ya dönmesi konusunda Devlet Başkanı Kenan Evren'i, kim ikna etti? Bu kitapta, bu ve daha birçok sorunun yanıtını bulacaksınız… Walter L. Pforzheimer, CIA'dan emekliye ayrılmış çok deneyimli bir casus. Ona göre ilk casusluk olayı Âdem ile Havva arasında geçti. İncil'in ünlü “Yılanı” ilk casus ve Havva da onun ilk “Asset”i idi. Arkeologlar, Suriye'de günümüzden 3800 yıl önce yazılmış bir tuğla tablette casuslardan yakınıldığını belirtiyorlar. Son 20 yılda ulusal güvenliği boşlamış iktidarların, Türkiye'yi ne denli güvenlik zaafına uğrattıklarının örnekleriyle anlatıldığı bu kitapta Aytunç Altındal, “Diğer ülkeler bir yana, o günlerden bu yana Anadolu toprakları casusların en çok gönderildiği bölgedir. Soğuk Savaş yıllarında en iyimser tahminle ortalama 25 ülkeden Türkiye'ye yaklaşık 10 bin casus, ajan vb. geldi. Günümüzde bu sayı 3 bin 500 civarında. Sadece Ankara'da yaklaşık 280-290 deneyimli askeri personel, diplomat, istihbaratçı şu ya da bu amaçla bilgi topluyor. Gerisini siz düşünün” diyor. Sayfa Sayısı : 160

    Belgelerle Ergenekon

    Saygı Öztürk

    Araştırmacı gazeteciliğin günümüzdeki önderlerinden Saygı Öztürk’ten Belgelerle Ergenekon…

    Gerçeklerin hepsi, belgelerle; sorgulama, ifade ve arama tutanakları, aramalarda bulunan belgeler…hepsi Belgelerle Ergenekon’da… Emniyet müdürlüğü Terörle Mücadele şube Müdürlüğü ekipleri Ümraniye’deki bir gecekonduya baskın düzenlediler. Aradıklarını, elleriyle koymuş gibi buldular. Çünkü gelen ihbar telefonunda, neyin nerede olduğu açık bir biçimde anlatılmıştı. Üzerinde 15 haziran 1997 tarihli “mühimmat istif kartı” bulunan kasada Makine ve Kimya Endüstrisi Kurumu (MKE) yapımı 18 adet el bombası, el bombalarına ait 18 adet fünye, “DM-41″ NATO standardı tabir edilen 7 adet el bombası, Alman yapımı 2 adet el bombası bulundu. İşte bu bombaların ele geçirilmesiyle başlayan soruşturma, şimdi “darbe günlükleri”yle devam ediyor…

    …Madalyanın bir yüzünden bakınca manzara komikti: Üç beş yazar, emekli asker ve üniversite hocası el bombalarıyla milli iradeyi devirip dare yapacak! Madalyonun öteki yüzünde ise Saygı Öztürk’ün burada sergilediği, açığa çıkardığı belgeler vahim. Aslında bir gazetecilik şaheseri… Ve ‘dağ fare doğurdu’ sözünün kanıtı.
    Emin Çölaşan

    Müslümanlık ve Nurculuk

    Turan Dursun

    Kaynak Yayınları, Turan Dursun'un
    yeni bir kitabını daha okura sunuyor.


    Elinizdeki kitabın ilk basımı, 1971 yılında Ankara'da yapılmış.
    Özelliği, öteki kitaplarından farklı olarak,

    Turan Dursun'un 'Müslümanlığı' döneminde yazılmış olması.

    Turan Dursun, bu kitabında, Nurculuk Tarikatının kurucusu
    'Bediüzzaman Said-i Nursi'nin Risale-i Nur'larını,
    Kur'an'daki ayetlerle karışlaştırıyor,
    onun Kur'an'a zıt düşen taraflarını ortaya koyuyor.

    Nurculuk denen akımın ne olduğunu anlamak için
    üç konu hakkında bilgi sahibi olmak gerekiyor:
    Birincisi, Said-i Nursi. İkincisi, Risale-i Nur.
    Üçüncüsü, Nur Şâkitleri (Nurcular).
    Bu konularda çok şeyler söylenmiş ve yazılmıştır.

    Gerçekte Said-i Nursi, nasıl bir kimsedir?
    Risale-i Nur, nasıl bir kitaptır?
    Risale-i Nur'da ileri sürülenlerin bilimsel bir değeri,
    İslamla bağdaşır bir yanı var mıdır? Nurcuların hepsi,
    gerçekten Said-i Nursi'ye ve Risale-i Nur'a
    inandıkları için mi Nurcu olmaktadırlar?
    Nurculuk Müslümanlığa yararlı mı, zararlı mı olmuştur

    Turan Dursun, araştırmasını okura şöyle sunuyor:
    'Bu kitap özellikle saf Müslümanların
    uyarılmasına yararsa ne mutlu bize...'

    Dünden Bugüne Kıbrıs

    Erol Manisalı

    Bu kitapta Kıbrıs konusu, eski yıllardan bugüne kadar getirilmiş ve yarına ışık tutacak değerlendirmelere yer verilmiştir. Bugün Kıbrıs'ta KKTC'nin varlığı, bölge uzmanı Dr. Andrew Mango'nun da yazdığı gibi;

    "İngiltere'nin İmparatorluk topraklarından geri çekilmesinden sonra, Kıbrıs'taki Türk tarihinin ve varlığımnın korunması için ortaya çıkmıştır. Adada Rumların (ve Yunanistan'ın) ne kadar hakları varsa, Kıbrıs Türklerinin (ve Türkiye'nin) de o kadar hakkı vardır. Rum Devleti ne kadar meşru ise KKTC'de o kadar meşrudur."

    Musa'nın Mücahiti

    Ergün Poyraz

    Yazarın bir süre önce yazdığı; Musa'nın Çocukları ve Musa'nın Gül'ü adlı kitapları en çok okunan yerli kitaplar arasında 1. ve 2. liği almış, satış rekorları kırmıştı. 22 Mayıs 2007 tarihinde TÜSİAD toplantısında Başbakan Tayip Erdoğan, “Benim, için Rum çocuğu diyorlar, yok Musa'nın çocuğu diyorlar, kardeşim Gül için olmadık iddialarda bulunuyorlar” sözleri TÜSİAD Üyelerine şikayette bulunmuştu. Erdoğan Mahkemelerden kitabı toplatılmasını istemiş ve bu isteği reddedilmişti.Yazar bu kitabında da Bülent Arınç'in tüm bilinmeyenlerine projektör tutuyor. Dedeleri, ailesi, siyasi geçmişi ve şimdiki durumu hakkında “şok” belgelere yer veriyor. Kitapta Bülent Arınç'ın hayat hikayesini okurken hayretler içinde kalacak “Bunlar mı bizi yönetiyor” diye uzun uzun düşüneceksiniz.
    yazar: Ergün Poyraz, Togan Yayıncılık
    Basım Tarihi : Temmuz 2007

    Nutuk

    Mustafa Kemal Atatürk

    "Nutuk, hiç şüphesiz, Cumhuriyet tarihimizin en önemli belgesidir. Rahmetli Bedi Yazıcı titiz ve özverili bir çalışma sonucunda bu önemli yapıtı yeni kuşakların anlayacağı bir Türkçe'ye çevirmiş. Ortaya son derece başarılı ve kolay okunan bir metin çıkmış. Çalışmanın sol tarafındaki sayfalarda metinler günümüz Türkçesiyle yer alıyor. Cumhuriyet Türkiye'sinin kuruluşuna giden süreci anlayabilmek için Nutuk'un mutlaka okunması gerekir."

    Atatürk, 15 Ekim 1927 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin büyük salonunda Cumhuriyet Halk Partisi'nin Kurultay üyelerine sesleniyordu. O tarihte henüz "Atatürk' adını almamış olan Gazi Mustafa Kemal, tam 5 gün süren tarihi konuşmasında 1919 - 1927 yılları arasındaki gelişmeleri kendi kaleminden, kendi sesinden aktardı. Daha sonra "Nutuk, Büyük Nutuk, Söylev" adlarıyla anılan bu uzun konuşma Osmanlı İmparatorluğu'nun son günleri, ulusal bağımsızlık mücadelesi ve Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşu üzerine bilinen en önemli kaynaklardan, tarihi belgerden biridir.

    Nutuk, tarihe yön veren bir liderin olaylara bakış açısını birinci elden anlatır. Mustafa Kemal'in yaşadıklarını, bir diğer deyişle yaşam öyküsünü hemen her sayfada izlemek mümkündür. Eserin bir diğer önemli yanı da, parti üyelerine ve topluma "genç Cumhuriyet'in ideoloji"sinin ve geçmişin nasıl değerlendirilmesi gerektiğinin en yetkili ağızdan aktarımıdır. Bu konuşmanın, söz konusu dönemde yükselen aykırı seslere karşı net bir bildiri, muhalefete dönük şüphe bulutlarını dağıtmaya yönelik bir "kamuoyu" açıklaması olduğu da hatırlanmalıdır. Tüm bu nitelikleriyle "Nutuk" sadece ülkenin, bölgenin, uluslararası ilişkilerin tarihi için değil, tarihe yön veren liderlerin davranışlarına ve zihin yapısına örnek oluşturması adına da özel bir ilgiyi hak eder.


    Şu Çılgın Türkler

    Turgut Özakman

    Basımevi : Bilgi Yayınevi

    İlk Basım Tarihi : Istanbul, Nisan 2005

    Bu şahane kitap 20. yy.ın sömürgecilerine karşı bir ulusun verdiği onur mücadelesini anlatıyor. Bu topraklarda geçen, hiçbir satırı kurmaca taşımayan; tamamı Türk, Yunan, İngiliz devletleriyle uluslararası kurulların raporlarında, yerli/yabancı gazetelerde ve o günleri yaşamış insanların belleklerinde/anı kitaplarında belgelenen olaylar… Sadece belgelere atıfta bulunan dipnotlar kırk yedi sayfa sürüyor! Bu coğrafyayı,tarihi, bu Anadolu’yu bilmeyen yabancı bir göz okuduğunda yazar fazla abartmış diyebilir, yaşananlar öyle olağanüstü.
    Yazar önce Mondros Mütarekesi’yle II nci İnönü savaşı arasında geçen dönemi özetliyor. Peşinden altıyüzelli sayfalık bir destan. Sanki elinde kamera varmış gibi bir Türk tarafına, bir Yunan tarafına; bir İstanbul’a, bir İngiltere’ye odaklıyor bakışlarını (Belki bu akış şekli kimi okuru rahatsız edebilir) . Ve bu ahlaksız işgale dağıyla, çiçeğiyle, insanıyla, hayvanıyla; canlı-cansız bütün varlığıyla topyekün direnen Anadolu’yu anlatıyor. Adını hiç duymadığımız, ama biz bilmesek de bu temele kanını harç yapmış,kefenine sarınıp ta işgalcinin
    karşısına dikilmiş, kim bilir hangi gelinciğe kök olmuş binlerce insan… Adım adım, gün gün izliyoruz bu büyük mücadeleyi.
     

Sayfayı Paylaş