1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

2010 Ekvador Darbe Girişimi

Konusu 'Dünya Tarihi' forumundadır ve ZeyNoO tarafından 8 Ocak 2012 başlatılmıştır.

  1. ZeyNoO
    Melek

    ZeyNoO ٠•●♥ KuŞ YüreKLi ♥●•٠ AdminE

    Katılım:
    5 Ağustos 2008
    Mesajlar:
    58.480
    Beğenileri:
    5.784
    Ödül Puanları:
    12.080
    Cinsiyet:
    Bayan
    Meslek:
    Muhasebe
    Yer:
    ❤ Şehr-i İstanbul ❤
    Banka:
    3.064 ÇTL
    2010 Ekvador Darbe Girişimi

    2010 Ekvador darbe girişimi, Ekvador'da 30 Eylül günü polis memurlarının ulusal ölçekte iş bırakarak, kamu görevlilerinin ek ödemelerinin kesilmesine yönelik çıkan yasasını protestolarıyla başlayan, sonrasında Devlet Başkanı Rafael Correa'ya fiziksel saldırı düzenlenmesiyle tırmanan olayları kapsar. Polislerle görüşmeye giden Correa, saldırı sonucu yaralanmış, isyancı polislerin denetiminde hastaneye götürülmüş ve derdest edilmiştir. Olağanüstü hal ilan eden hükümete sadık kalan özel harekât birliklerinin operasyonuyla kurtarılan Correa'ya ateş açılsa da Devlet Başkanı sağ salim kurtarılmıştır.

    Olayların sonrasında açıklamalarda bulunan Correa darbe girişiminden eski Devlet Başkanı ve muhalefet lideri Lucio Gutiérrez'i sorumlu tutmuştur. Uluslararası kamuoyu da olayları darbe girişimi olarak değerlendirmiş ve Correa'ya destek verilmiştir.

    Hükümet tarafından yapılan açıklamada olaylar sırasında 4 kişinin öldüğü ve 193 kişinin yaralandığı bildirilmiştir

    Olayların gelişimi

    Polis eylemleri


    29 Eylül 2010 günü Ekvador Ulusal Meclisi kamu çalışanlarını ilgilendiren yasayı görüştükten sonra kabul eder. Buna göre kamuda çalışanların yan ödemelerinde kesintiler öngörülmektedir. Yasaya karşı polis gösterileri 30 Eylül günü başlayacak ve hızla yayılacaktır. Başkent Quito'daki Emniyet Genel Müdürlüğü eylemci polislerin kontrolüne geçer. Hava Kuvvetlerine bağlı bazı askerler de Sucre Uluslararası Havaalanını ele geçirir. Eylemler Ekvador'da diğer şehirlere de yayılacak ve kargaşa ülkeye hakim olacaktır. Correa olayı güvenlik kuvvetlerine havale etmektense bizzat eylemcilerle konuşma yolunu seçer.

    Correa'nın konuşması ve alıkonulması

    30 Eylül günü sabah saat 11 sularında Correa, protestoların olduğu bölgeye giderek olayları yatıştırmaya çalışır. Emniyet Genel Müdürlüğünde polislere hitap ederken Correa'nın çok yakınına gaz bombası atılır. Correa ve beraberindekiler olay yerinden uzaklaşmaya çalışırken Correa kısa bir süre önce ameliyat olduğu dizini sakatlar ve Quito'daki polis hastanesine kaldırılır. Eylemci polisler Correa'yı hastaneye kadar takip eder ve durum karmaşık hale gelir. Devlet Başkanını kıstıran eylemciler burada protesto edilen yasayı değiştirmesi için Correa'ya baskı yaparlar. Correa baskıları reddeder ve geri adım atmaz. Bu sırada hastaneye gelen hükümet üyeleri ve Correa'nın başkanı olduğu parti olan Alianza PAIS destekçileriyle polis arasında çatışma çıkar.

    Olağanüstü hal ilanı

    Hastanede alıkonulan Correa olağanüstü hal ilan edecek ve muhalefet ile işbirliği halinde olan güvenlik güçlerinin protestoları örgütlediğini belirterek kendisine karşı bir darbe girişiminde bulunulduğunu açıklar. Ayaklanmacı polislerle görüşmeyeceğini belirten Correa hastaneden ya devlet başkanı ya da ceset olarak çıkacağını ulusal radyodan ilan etti. Bu sırada Correa yanlısı göstericiler özellikle Quito'da sokak gösterileri düzenleyecek ve polisle çatışacaktır. Muhalif lider Lucio Gutiérrez'in avukatı Pablo Guerrero liderliğindeki bir grup polis Ekvador devlet televizyonuna kısa süreli de olsa hakim olur. Guayaquil kenti başta olmak üzere bazı yerleşim yerlerinde banka, süpermarket ve alışveriş merkezlerinin yağmalandığı görülür.

    Correa'nın kurtarılması

    Hastaneye operasyon düzenleyen Devlet Başkanına sadık özel harekât birlikleri hastanenin önündeki isyancı polislerle çatışarak hastaneye girerler. Operasyon sırasında hastanedeki odasına ve dışarı çıktığında bindirildiği araca ateş açıldığı bilinmektedir. Bu aşamada devlet başkanını ellerinden kaçıracaklarını anlayan polislern Correa'yı öldürmeye çalıştığı anlaşılmaktadır.

    Hastaneden kurtarılan Correa Başkanlık Sarayına gider ve burada toplanan halka ateşli bir konuşma yapar. Ülkedeki devrimi ve demokrasiyi savunan Ekvador halkına, güvenlik kuvvetlerine ve hayatlarını tehlikeye atan hükümet üyelerine teşekkür eder. Kendisine desteklerini ileten yabancı devlet liderlerine de minnetlerini sunan Correa darbecilerin cezalandırılacağını ilan eder.

    Gutiérrez ve ABD faktörü

    Devlet Başkanlığı sırasında Ekvador halkının yoğun tepkisi nedeniyle görevden ayrılmak durumunda kalan muhalif lider başkanı Lucio Gutiérrez ile darbe girişimi arasında ilişki kurulmaktadır. Gutiérrez olaylardan önce yaptığı açıklamalarda ülkede kan akmasının önüne ancak seçimlerle geçilebileceğini söylemiştir. Olaylar sırasında avukatı eylemci polislerle beraber görülmüş ve bu grup Ekvador ulusal televizyonunu kısa süreliğine ele geçirmiş ve Correa yanlısı yayını kesmiştir. Eylemci polislerin Lucio başkan! diye bağırdıkları ifade edilmiştir. Correa da kurtarıldıktan sonra darbe girişiminden dolayı doğrudan onu suçlamıştır. Olaylar sırasında Correa'ya istifa çağrısı yapanların arasında Pachakutik etnik siyasi partisi de vardır. 2002 Devlet Başkanlığı sırasında Gutiérrez'i desteklemiş olan siyasi parti muhalefette yeralmaktadır.

    Darbe girişiminin ABD ve CIA bağlantılı olduğu da gazeteciler ve siyasetçiler tarafından iddia edilmektedir. Bunlardan Kanadalı yazar Jean-Guy Allard'a göre darbe girişimini meydana gelmesi Ekvador polisine ABD istihbarat servislerinin sızmasının bir sonucudur. Gazeteci Pepe Escobar da bu yönde değerlendirmede bulunmuş ve 2009 Honduras Darbesinde de benzer yöntemlerin kullanıldığını yazmıştır. Russia Today gazetesi ise darbeyi ABD tarafından kurulan ve bu ülke topraklarında bulunan, bölge ülke askeri personeline askeri eğitim veren kötü şöhretli School of the Americas ile bağlantılandırmıştır. ABD asıllı Venezuelalı avukat ve aynı zamanda gazeteci olan Eva Golinger ise Ekvador'da yaşananların ABD tarafından sistematik olarak ALBA ülkelerine karşı yapılan bir saldırının parçası olarak değerlendirmiştir. Ülkede bulunan ABD Elçisi Heather Hodges'ın bu amaçla Başkan George W. Bush döneminde gönderildiğini belirten Golinger, ülkede National Endowment for Democracy ve United States Agency for International Development gibi kurumların artan faaliyetlerine de dikkat çeker. Venezuela Devlet Başkanı Hugo Chavez ise yaptığı değerlendirmede Ekvador'un ülkedeki ABD askeri üssünü kapatmasını affetmediğini belirterek darbe girişiminin ardında ABD'nin olduğunu açıklayacaktır.

    Uluslararası tepkiler

    Darbe en şiddetli olarak Güney Amerika Uluslar Topluluğu örgütü tarafından kınanmıştır. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Ban Ki-moon durumdan endişe ettiğini açıklamış, Avrupa Birliği ise ülkede yasaların derhal hakim olmasının istendiğini dile getirmiştir.

    Latin Amerika ülkeleri eksiksiz olarak Correa'ya destek verirken, Peru ve Kolombiya ülkede demokrasiye dönülünceye kadar sınırları kapattıklarını açıklamışlardır. ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton Correa'yı destekleyen bir açıklama yapmıştır.

    Russia Today gazetesi ise darbe girişiminin ABD'deki medyada hiç yer bulmamasına dikkat çekmiştir.
     

Sayfayı Paylaş