1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

21 Nisan 1973 - Kemal Tahir'in ölümü

Konusu 'Tarihte Bugün' forumundadır ve Suskun tarafından 21 Nisan 2011 başlatılmıştır.

  1. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL

    [​IMG]

    Kemal Tahir
    Doğum
    13 Mart 1910-İstanbul
    Ölüm 21 Nisan 1973-Istanbul
    Meslek Romancı, öykü yazarı ve düşünür
    Dönem 1938 - 1973
    Akım gerçekçilik
    İlk eseri Göl Insanlari
    Önemli ödülleri 1968 Türk Dil Kurumu Roman Ödülü​

    Abdülhamit’in yaverlerinden Yüzbaşı Tahir Bey’in oğlu olan Kemal Tahir 15 Nisan 1910’da İstanbul’da doğdu. Galatasaray Lisesi’ndeki öğrenimini yarım bırakıp, avukat kâtipliği, Zonguldak’taki kömür işletmelerinde ambar memurluğu yaptı. 1930’da İstanbul’a döndü, Vakit, Haber, Son Posta gazetelerinde röportaj yazarı, çevirmen, düzeltmen olarak çalıştı. Yedigün ve Karikatür dergilerinde sekreterlik, Karagöz gazetesinde başyazarlık, Tan’da yazı işleri müdürlüğü yaptı. 1938’de siyasi görüşleri nedeniyle “Bahriye Olayı” diye bilinen davanın sanıklarından biri olarak Donanma Komutanlığı Mahkemesi’nde yargılandı, askeri isyana teşvik etmekle suçlanıp 15 yıl ağır hapis cezasına çarptırıldı (Deniz subayı olan kardeşi Nuri Demir ve Nazım Hikmet de aynı davadan mahkûm oldular). Çankırı, Çorum, Kırşehir, Malatya cezaevlerinde 12 yıl yattıktan sonra 1950’de çıkan aftan yararlanıp serbest kaldı. 6-7 Eylül olayları sırasında bir kez daha tutuklandı, 6 ay yattı. 1957’de Aziz Nesin’le birlikte “Düşün Yayınevi” ni kurdu.İlk önemli eseri 4 bölümlük Göl İnsanları uzun öyküsü Tan gazetesinde tefrika olarak yayınlandı, eser 1955'te kitap olarak basıldı. Yine 1955'te basılan Sağırdere romanıyla adını duyurdu. Ölünceye kadar kalemiyle geçindi.
    [​IMG]
    Ekonomik zorluklar nedeniyle gazetelere tefrika romanları yazan Tahir, aynı zamanda çevirilerini yaptığı Mayk Hammer serisi için yeni kitaplar da yazdı. Cezaevi yaşamının ardından İstanbul'a döndü ve İzmir Ticaret gazetesinin İstanbul temsilciliği görevinde bulundu. İkinci eşi Semiha Sıdıka Hanım ile evlendi. Körduman, Bedri Eser, Samim Aşkın, F. M. İkinci, Nurettin Demir, Ali Gıcırlı gibi takma isimlerle gazetelere tefrika aşk ve macera romanları, senaryolar yazdı, fransızca çeviriler yaptı. 6-7 Eylül Olaylarında tekrar gözaltına alındı. Harbiye Cezaevi’nde 6 ay yattı. Çıktıktan sonra 14 ay kadar Aziz Nesin ile birlikte kurdukları 'Düşün Yayınevi' 'ni yönetti.Metin Erksan, Halit Refiğ, Atıf Yılmaz ile senaryo çalışmaları yaptı.

    1968'de SSCB'ye gitti.

    1970'de akciğer ameliyatı geçiren Tahir, özellikle Marksist terminolojiyi yerlileştirerek, Anadolu’ya uygun bir sol düşünce oluşturmaya çalıştı. Kendi çevresinde fikirlerini savunan bir grup oluşturan Kemal Tahir, dönemin bir çok Kemalist aydını tarafından da haksız biçimde eleştirildi. Romanlarının ana damarını oluşturan toplum ve tarih tezleri nedeniyle uzunca bir dönem tartışmaların odağında yer alan Kemal Tahir 21 Nisan 1973’te geçirdiği bir kalp krizi sonucu İstanbul’da öldü.

    == Düşünceleri ismet inönü nün düşüncelerindeki çıkış noktası Marksizm ile Türkiye gerçeği arasındaki bağlantı sorunuydu. Siyasi eylemlere de katılmış bir yazar olarak, Türkiye'de kendi algıladığı siyasal, sosyal, kültürel yapı ile Marksizmin sunduğu çözüm arasında bir çelişki görüyordu. Türk toplum yaşamına uymadığına inandığı batılılaşmaya ilişkin yargısı da Marksizmi yetersiz bulmasına bağlıydı. Çünkü Marksizm, "Türkiye'de 2. Meşrutiyet ve Cumhuriyet dönemlerinin siyasal ve kültürel uygulamalarını bir ticaret burjuvazisi devriminin sonucu" olarak değerlendiriyordu. Kemal Tahir ise böyle bir sınıfın varlığından kuşkuluydu. Böylece hem Marksizmin, hem de batılılaşmanın ürünü olan cumhuriyet dönemi resmi tarih görüşünün aşılması düşüncelerinin temel noktası oldu.

    Marx ve Engels'in doğu toplumlarıyla ilgili görüşlerini araştırdı. Cumhuriyet dönemi resmi ideolojilerinin dışında kalan Ömer Lütfi Barkan, Mustafa Akdağ, Halil İnalcık, Niyazi Berkes, Şerif Mardin gibi bilim adamlarının eserlerininden vardığı sonuca göre, Osmanlı-Türk toplumu, Marksizmin toplumların sosyo-ekonomik süreçte birbirini izleyen zorunlu aşamalar olarak gördüğü ilkel topluluk / kölecilik / feodalite / kapitalizm sürecinde yer almaz. Kendi kültürel ve sosyal yapısından kaynaklanan çok daha özel bir gelişme süreci, dinamikleri ile yapısal farklılıkları vardır. Bu nedenle batılılaşma, gerekli altyapısı olmayan bir topluma, soyut ve biçimsel bir üstyapı getirme çabasından başka bir şey değildir. Köklü bir ekonomik ve toplumsal devrim yapılmadan başlatılan tepeden inme uygulamalar taklitçiliktir.

    Bu ana fikir çerçevesinde eserlerinde Osmanlı toplumunun kölecilik ve feodalizmden çok farklı ve insancıl bir temel üzerine kurulduğunu anlatmayı amaçladı. Romanlarında da "Türk insanı ve Türkiye özeli" olgusunu ortaya çıkarmaya çalışmadı.

    Roman tamamen içinden çıktığı toplumun yapılanmasına bağımlıdır. Romanı diyalektik bir tür olarak anlamak ve insan muhayyilesine katkısını kavramak, romanın dünyayı belirlemek için sarfettiği çabaların biçimsel gerçekçilik tekniklerinin kullanımına bağlı olduğunu da anlamaktır. Don Kişot' un şövalye romanlarının kahramanlarına benzeme teşebbüsünün gülünçlüğü sadece model imkânsızlığı ışığı altında kavranabilir. Tam bu noktada Kemal Tahir'in önemi belirir. Zira Türk romanında bu meselenin taşını kaldıran ilk romancıdır. Romanları, Osmanlı Devleti'nin XIV. yüzyılda kuruluşundan XX. yüzyıla kadar Türk toplumunda bir Osmanlı sürekliliği arayışıdır.

    Toplumsal gerçekçi çizgide sürdürdüğü yazarlık yaşamında eserlerinde yalın bir dil kullandı.Bilhassa Orta Anadolu Türkçesini dilinin odak noktasina koydu. Diyaloglarla zenginleştirdi, karizmatik karakterler yarattı.
    [​IMG]
    Yapıtları

    Kemal Tahir edebiyata şiirle başladı. İlk şiirleri 1931'de "İçtihad" dergisinde yayınlandı. Yeni Kültür, arkadaşlarıya birlikte kurdukları Geçit, Var, Ses dergilerinde şiirleri çıktı.


    Başlangıçta hece ölçüsüyle şiir yazıyordu. Nazım Hikmet’le arkadaş olduktan sonra serbest ölçüye geçti. 1938-1939’da Ses’te çıkan sosyal temalı şiirlerinden sonra şiir yazmadı. 1935-1940 arasında geçimini sağlamak için takma adlarla aşk ve serüven romanları, gülmece öyküleri, çeviriler, uyarlamalar yayımladı. Yazar olarak asıl kimliğini hapis yattığı yıllarda oluşturdu. Anadolu köylüsünü ve sorunlarını içten tanıma olanağı bulduğu bu yılları, romanları için malzeme toplayarak, not tutarak, düşüncelerini temellendirecek okuma ve araştırmalar yaparak geçirdi.

    Daha sonra Göl İnsanları’na alacağı iki öyküsünü hapisteyken Cemalettin Mahir takma adıyla Tan’da yayımladı. Çıktıktan sonra da çeşitli adlar kullanarak serüven romanları yazmayı sürdürdü. F.M. İkinci imzasıyla yayımladıgı Mayk Hammer dedektiflik romanlarından bazılarını kendisi yazdı. 1955’te kendi adını kullanarak yayımladığı tek hikâye kitabı Göl İnsanları ilgiyle karşılandı. Bu kitabı konularını köy ve kasaba yaşamından alan Anadolu romanları ve yakın tarihin romanlarını işlediği kent romanları izledi.

    Romanın drama düşmüş insanları anlattığını söyleyen Kemal Tahir, tarih ve toplum yorumuyla örtüşen kendine özgü bir roman anlayışı geliştirmeye çalıştı. Ona göre Türk toplumu Batı toplumlarına benzemiyordu. Çünkü tarih içindeki gelişimi Batı’nın klasik gelişim çizgisinden farklıydı. Osmanlı toplumu Batı’nın sınıflı toplumlarına benzemiyordu, o halde Türk romanı kendi toplumsal yapısının gerçekliğini yansıtmalıydı. Köy romanlarının ilki Sağırdere (1955) ve onun devamı olan Körduman’da (1957) Çorum’un Yamören köyünden Kamil’in serüvenini merkez alarak köylünün sorunlarını, etik değerlerini, köyün ekonomik yapısını, tarih içindeki bağlarından koparmadan sergiledi. Köy enstitüsü çıkışlı yazarların köye bakışından farklı bir yaklaşımdı bu.

    Rahmet Yolları Kesti’de (1957) eşkıyalık olgusuna eğildi. Bu konudaki görüşü Yaşar Kemal’in İnce Memed’iyle tam bir karşıtlık oluşturuyordu. Yedi Çınar Yaylası (1958), Köyün Kamburu (1959), Büyük Mal (1970) üçlemesinde köylünün günlük hayatını, ağa, eşraf sömürüsünü mütareke döneminden Cumhuriyete uzanan tarihsel fonda ele aldı. Özellikle Büyük Mal’da köylünün cinsel yaşamına ilişkin ayrıntıların altını çizdi. Yakın tarihin olaylarını konu edindigi kent romanlarında toplumumuzun batılılaşma sürecine ilişkin yorum ve eleştirileriyle tartışma yarattı. Esir Şehrin İnsanları (1956) ve Esir Şehrin Mahpusu’nda (1962) Mütareke dönemini, Kurtuluş Savaşı’nın bir Osmanlı paşazadesi üzerindeki değiştirici etkisini; Yorgun Savaşçı’ da (1965) İttihatçılarla milli mücadele yanlısı güçler arasındaki çatışmayı; Kurt Kanunu’ nda (1969) İzmir Suikastı’nı; Yol Ayrımı’nda (1971) Serbest Fırka olayını anlattı.

    Kemal Tahir sadece edebiyatın kendine özgü anlatım aracını değil, toplumsal bilimlerin anlatım aracını da kullandı. Asya Tipi Üretim Tarzı’na ilişkin düşüncelerini ortaya koyduğu Devlet Ana (1967), üzerinde en çok konuşulan, en büyük tartışma çıkaran kitabı oldu. Osmanlı İmparatorluğu’nun kuruluş yıllarına uzandığı, “Kerim Devlet” anlayışını vurguladığı bu romanda öbür romanlarındaki gerçekçi çizgiden uzaklaştı. Halk hikâyelerinin, destan ve masalların yapısından, söyleyiş özelliklerinden yararlandı. Yorgun Savaşçı’ yla Yunus Nadi, Devlet Ana’ yla Türk Dil Kurumu ödüllerini alan Kemal Tahir’ in hapishane anılarından yola çıkarak yazdığı Namusçular, Karılar Koğuşu, Dam Ağası, Bir Mülkiyet Kalesi ve Hür Şehrin İnsanları gibi roman taslakları ölümünden sonra basıldı. İstanbul'u bir çerçeve gibi alıp Türklerin Osmanlılıktan cumhuriyet'e geçişini incelediği Şehir Romanları dizisinin ilk kitabı Esir Şehrin İnsanları 1956'da yayınlandı. Kitapta mütareke dönemi İstanbul'unu anlattı. Dizinin diğer kitapları Esir Şehrin Mahpusu 1961'de,serinin devamı olarak Yol Ayrımını çıkarmıştır.Hür Şehrin İnsanlarıise ölümünden sonra sarı defterleri arasında bulunmuş bir romandır. Metnin sonundaki tarihten anlaşıldığına göre, ünlü romancı, bu yapıtını 1949 yılında Çorum Cezaevi'nde tamamlamış, sonradan üzerinde çalışmak üzere bir kenara koymuştur. 21 Nisan 1973’te geçirdiği kalp krizi sonucu 63 yaşında İstanbul'da ölmüştür.



    * Göl İnsanları
    * Sağırdere
    * Esir Şehrin İnsanları
    * Körduman
    * Rahmet Yolları Kesti
    * Yediçınar Yaylası
    * Köyün kamburu
    * Esir Şehrin Mahpusu
    * Kelleci Memet
    * Yorgun Savaşçı (roman)
    * Bozkırdaki Çekirdek
    * Devlet Ana
    * Kurt Kanunu
    * Büyük Mal
    * Yol Ayrımı
    * Namusçular
    * Karılar Koğuşu
    * Hür Şehrin İnsanları
    * Damağası
    * Harem'de Dört Kadın
    * Kemal Tahir'e Mapusaneden Mektuplar (Nazım Hikmet'le yazışmaları)
    * [ Notlar / K.Tahir Vakfi çalişmalari]
    * 1950 Öncesi Cezaevi Notları
    * 1950 Öncesi Şiirler; Ziya İlhan'a Mektuplar
    * Batılaşma
    * Çöküntü
    * Kitap Notları
    * Mektuplar
    * Notlar / Osmanlılık / Bizans
    * Roman Notları 1; Topal Kasırga / Darmadağın Olan Devlet
    * Roman Notları 2; Batı Çıkmazı
    * Roman Notları 3; Patriyot Ömer / Gülen Azap Çıkmazı
    * Sanat edebiyat 1
    * Sanat edebiyat 2
    * Sanat edebiyat 3
    * Sanat edebiyat 4
    * Sosyalizm, Toplum ve Gerçek
    * sosyalizm
     

Sayfayı Paylaş