1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

26 Mart 922 Hallac-ı Mansur'un ölümü

Konusu 'Tarihte Bugün' forumundadır ve Suskun tarafından 26 Mart 2011 başlatılmıştır.

  1. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL
    [​IMG]
    Hallac-ı Mansur veya Mansur el-Hallac (d. 858, Tur - ö. 26 Mart 922, Bağdat), (Farsça: حسین منصور حلاج Hüseyn Mansur Hallac) Tam adı Ebu el-Muğiz el-Hüseyn ibn Mansur el-Hallac, İranlı sûfî ve yazar.

    858 yılında Tur şehrinde doğdu. Hallaç "pamuk atan" demektir. Hallac'ın büyükbabası Şamanist inancına mensuptu. Hallac genç yaşında Kur'an'ı ezberlemişti ve sık sık kendini dünyevi meşgalelerden uzaklaştırıp diğer sûfîlerin eserlerini incelemeye adamaktaydı.

    Evlendikten sonra bir sene kalacağı Mekke'ye Hac ziyaretinde bulundu. Daha sonra uzun seyahatlere çıktı ve eserini kaleme aldı. Hindistan ve Orta Asya'ya da ziyaretlerde bulundu. Abbasileri n başkenti Bağdat'ta ikamet etti.

    Hallac, yaşamının ilk dönemlerinde sûfî üstadları olan Cüneyd-i Bağdadi ve Emr el-Mekki'nin talebeliğinde bulunduğu fakat daha sonra onlar tarafından reddedildiği söylenmektedir. Ancak Hallac'ın da dahil olduğu Bağdat tasavvuf okulu tevhid konusundaki öğretilerinde ileri bir seviyeye ulaşmışlardı ve halk tarafından yanlış yorumlanacağı endişesiyle öğretilerini bizzat kendileri gizlemekteydiler. Nitekim bir söylentiye göre bu okulun ileri gelenlerinden biri olan Cüneyd-i Bağdadi tasavvuf'un esrarını sadece yakın çevresiyle konuşmakta, başkaları duymasın diye de evinin kapılarını örtmekteydi. Cüneyd'in yakınlarından birine yazdığı ve ilk tasavvuf teorisyen ve tarihçilerinden Serrac'ın Luma adlı eserinde aktardığı mektubundaki ifadeler de bunu kanıtlamaktadır: "Seninle mektuplaşmama engel olan şey, mektubumun, senin bilgine lâyik olmayan birinin eline geçmesi endişesidir. Çünkü ben bir müddet önce Isfahan halkından bazı kimselere bir mektup yazmıştım, mektubum açılmış, kopyası alınmış. Onda yazılan bazı şeyler o insanlara yabancı gelmiş. Bu insanlara acımak lazımdır. İnsanlara bilmediklerini söylemek, onlara anlamadıklarıyla hitabetmek, onlara acıma gereklerinden değildir."....

    Hallac diğer sûfîlerin halkla paylaşmayı uygun bulmadığı sûfî öğretilerini halkın önünde ve yazılarında açıkça ifade etmekten çekinmezdi. Bu tavrı düşman kazanmasına yol açtı ve yöneticiler tarafından varlığı tehdit olarak algılandı. Yaşadığı vecd hallerinden birinde "Enel Hakk" (انا الحقّ, Anā l-Ḥaqq), "Ben Hakkım" anlamına gelen (أنا الحق) ifadeler sarfetti. Enel Hakk ifadesindeki Hakk'ın Allah'ın doksan dokuz sıfatından biri olması onun ilahlık iddiasında bulunduğu kanaatini doğurmuştu.

    Abbasi yöneticileri Hallac'ın sözlerinin devletin güvenliğini tehdit ettiğini düşündüklerinden uzun bir mahkemeden ve onbir yıl Bağdat'da bir hapishanede tutulduktan sonra halkın gözü önünde işkence edilip öldürüldü. Bazı kayıtlar elleri ve ayaklarının kesildiğinden söz ederler. Yine bazı kaynaklarda Hallac'ın işkence sırasında bile sükûnetini bozmadığı ve kendisine işkence yapanlar için af dilediği yazılıdır. Hattâ bazı kaynaklarda, infaz gerçekleştikten sora akan kanların yerde "Enel Hak" şekline büründügünü belirtmektedirler. İnfazı 26 Mart 922'de gerçekleştirilmiştir.


    [​IMG]
    *****
    Ben Hakkım, Çünküm
    Ezelindeyken haklıyım,
    Ondan hiç ayrılmadım,
    Ebedi olarak haklıyım

    *****

    Ey dileyen kişinin dileği,
    Senin yüzünden şaşırdığım gibi,
    Kendime de şaşmadayım sanki.
    Beni kendine öylesine yaklaştırdın ki,
    Bir an ben sandım seni.
    Vecde düşüp kendimi öyle yitirdim ki,
    Kendinde yok ettin beni.

    *****

    Tenzih ederim
    Maddi alemi izhar edeni,
    Tanrılığını böylece göstereni,
    Sonra da halkı meydana çıkarıp,
    Kendini yiyen içen göstereni

    -MANSUR-
     

Sayfayı Paylaş