1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

26 Milyon Dolarlık Osmanlı Hazinesi

Konusu 'Makaleler, Araştırma Yazıları' forumundadır ve BIYIKLI tarafından 29 Ekim 2006 başlatılmıştır.

  1. BIYIKLI

    BIYIKLI V.I.P V.I.P

    Katılım:
    14 Haziran 2006
    Mesajlar:
    1.329
    Beğenileri:
    13
    Ödül Puanları:
    1.130
    Banka:
    16 ÇTL
    Navarin'e gömülen Osmanlı hazinesi
    Navaron Koyu derinliklerinde yatan 26 milyon dolarlık Osmanlı hazinesi kurtarılmayı bekliyor. Günümüz şartlarında çıkarılabilecek hazine Yunan ve Türk hükümet krizine yol açabilir
    [​IMG]

    Navaron Koyu derinliklerinde yatan toplam yirmi altı milyon dolarlık Osmanlı hazinesi hâlâ kurtarılmayı bekliyor. Navaron Koyu, yeryüzündeki en derin koylardan biridir ve hazinenin çıkarılması, bu günün teknolojisiyle "ancak" mümkün gibi görülmektedir.

    Eğer bu kurtarma operasyonu günün birinde gerçekleşecek olursa, hazinenin tarihsel ve antik değerler ifade etmesi bakımından paylaşılması konusunda Yunan ve Türk hükümetleri arasında büyük tartışmalara yol açacağı açıktır.

    * Zühtü Bayar'ın haberi

    1967 Temmuzunda bir gün mutadım üzere Bayezid’teki tarihi ve ünlü Sahaflar Çarşısını dolaşıp, büyük bir iştiha ile eski ustaların eserlerinin karıştırırken, grişr renkli, hacimli ve bez ciltli, New York 1951 basımlı bir kitap geçti elime. Kitabın adı: / Dive tor Treasure - Hazine İçin Dalarım idi ve Birleşik Devletlerin o zamanki ünlü dalgıçların¤dan Teğmen Harry E, Reiseberg tarafın¤dan kaleme alınmıştı. Okumaya meraklı Bolşeviklerin unutamadıkları ve entellektüel bir tutkuyla bağlı oldukları başu¤cu kitapları olmuştur her zaman. Biz de bu kitabı zaman zaman ve zevkle, tekrar tekrar okuruz.

    TEĞMEN REİSEBERG'İN KİTABINDAKİ SIR

    Teğmen Reiseberg, üç yüz oluz sayfalık, zengin siyah beyaz fotoğraf, harita ve diyagramlarla da süslü kitabında, insanlık tarihinin başlangıcın¤dan bugüne değin saptanabilmiş hazine dolu gemilerin hazin öykülerini halk diliy¤le ve renkli bir üslûpla anlatır. Reiseberg bu gemilerden erişilmesi mümkün olabi¤lenlerine defalarca dalış yaparak, yüz¤lerce belki de binlerce yıldır sessiz seda¤sız, koyu lacivert derinliklerde yatan sa¤nat ve kültür hazinelerine ulaşmış, bun¤lardan bir kısmını ele geçirmiş, ele geçiremediklerinin de fotoğraflarını çekerek, desenlerini çizmiş.

    Tarih ve arkeoloji ki¤taplarıyla, arşivlerin tozlu dosyaları ara¤sında uzun süren yolculuklara çıkarak, eserini toplayabildiği bütün bilgilerle zenginleştirmiş. Böylece / Dive for Treasure, kanıtların, belgelerin ve nesnel bilgilerin bir araya getirildiği, yarı bilimsel ve belgesel nitelikli bir kitap olup çıkmış.

    Ama teğmenin serüven dolu dolu dalış öykü¤lerini, azıcık da Londonvârî bir gazeteci üslubuyla anlattığı kitabı, bilimsel bir ya¤pıtın ciddiyet ve ağırbaşlılığından doğan asık suratlılıktan da kurtulabilmişti)

    NAVARİN KOYUNDA YATAN OSMANLI HAZİNESİ

    İşte bu kitabın 302. şayiasında yer alan: "Ondokuzuncu Yüzyıl Batıkları Lis¤tesi" bölümünde Yunanistan'ın Navarino Koyunda batık bulunan Osmanlı ve Mı¤sır Donanmalarına ait "Kaptanbey" ve "Guerrienne" adlı iki firkateynden söz edilir. Navarino Koyu, Attika Yarımadası’nın Korintos Körfezine ayrılan ucundaki ikinci büyük yarımada olan Mora Yarımadasında, {Peleponnes’te) bulunan Messene kentinin batısındadır. Bu koy ile koyu çevreleyen tepenin üs¤tünde yer alan ve Osmanlılar tarafından defalarca restore edilen kaleye, tarihin çeşitli dönemlerinde: "Pilos" ve "Neocastro) gibi adlar verildiği de bilinir. Osmanlıca metinlerde ise "Navarino" Türkçe ses uyumu gereği "Navarin" ola¤rak anılır.

    Antik çağlardan kalma ve Os¤manlının zamanında daha da güçlendi¤rilmiş büyük ve muhkem bir kaleye sahip olan koydaki liman, daha antik çağlar¤dan beri stratejik olarak büyük bir öneme sahiptir. Almanların II. Dünya Savaşı sı¤rasında Akdeniz'deki müttefik donanma¤sının trafiğini denetlemek amacıyta bu koyda bulunan geniş mağaralardan biri¤ne yerleştirdikleri büyük çaplı ve uzun menzilli iki top, sonradan başrolünü David Niven'ın oynadığı: "The Guns of Navarino-Navarino'nun Topları" adlı tarihi bir savaş filmine de konu olmuştur.

    HAZİNENİN DEĞERİ 35 MİLYON YTL

    İngiliz, Rus ve Fransız donanmaları¤nın 20 Kasım 1827'de (Bazı Türkçe ka¤yıtlara göre 20 Ekim) Yunanları Osman¤lı'ya karşı korumak amacıyla bu koyda demirli bulunan Osmanlı ve Mısır do¤nanmalarına yaptıkları baskın sırasında "Kaptanbey", Osmanlı amiralinin bulunduğu sancak gemisi, "Guemenne" ise Mısır donanması sancak gemisidir.

    Teğ¤men Reiseberg'in kitabında "Guerrienne'in Mısır donanmasına ait olarak gös¤terilmesi hiç de garip karşılanmamalıdır. Geniş topraklara, arkeolojik zenginlikle¤re ve güçlü bir hazineye sahip Mısır, o tarihlerde "Mısır Hidivliği" adı altında Kı¤rım Hanlığı gibi "mediatize edilmiş", içiş¤lerinde bütünüyle serbest ve imtiyazlı, zaman zaman da pây-ı tahta başkaldıran bir imparatorluk eyâletidir. {Nitekim, Navarino baskınından birkaç yıl sonra Mısır Hidivi Kavalalı Mehmet Ali Paşa, gizlice İngilizlerle anlaşacak ve impara¤torluğa ihanet ederek, ordu ve donan¤masıyla Anadolu'nun Ege sahillerine çı¤karma yaparak, İstanbul'a doğru yürü¤meye kalkışacak ve bu harekât da bu kez imparatorluğun Birleşik Krallık tara¤fından hidivliğine karşı korunması nede¤niyle Kıbrıs'ın üs olarak geçici bir süre kullanılmak üzere İngilizlere verilmesiyle sonuçlanacaktır.)

    Bu nedenlerle nasıl Mısır Hidivliği'ne hidiv adına öze! sikke kestirme hakkı tanınmış ise, aynı biçim¤de özel bir donanmaya ve orduya sahip olma hakkı da tanınmış bulunmaktadır. Zaten geminin adının Osmanlı Türkçesi ya da Arapça olmayıp, "savaşçı" anlamı¤na gelen Fransızca "Guerrienne" olma¤sından da bu geminin Fransa'dan satın alınarak Mısır donanmasına katılmış ol¤duğu anlaşılır. Teğmen Reiseberg, "Kaptanbey’de Osmanlı Donanması'na ait olan on altı milyon dolar, "Guerrienne’de ise Mısır donanmasına ait on milyon do¤lar değerinde birer hazinenin yer aldıkla¤rını belirtir.

    Her iki firkateyndeki hazine¤nin toplam değeri, geçen yüzyılın ortala¤rına göre yaklaşık olarak otuz beş mil¤yon YTL olarak hesaplanmış. Bugün için hazinenin gerçek değerinin, bu rakamla¤rın çok üstünde olması gerekiyor.
    Bu ka¤dar büyük bir hazinenin savaşa giden gemilerin kasalarında ne işi vardı, diye düşünenler olabilir. Bugün de olduğu gi¤bi, o zamanlar da ordu ve donanma bir savaşa giderken, savaşla ilgili herhangi âni bir harcama için; (Fidye-i necat, as¤ker kiralama, silah ve mühimmat satın alma gibi âni harcamalar) kasalarında hatırı sayılır miktarda para ya da altın bulundururlardı.

    Bu noktada halkımızın çok iyi bildiği ve sorumsuz eski Osmanlı müverrihlerinin uydurdukları; Serdâr-ı Ekrem Baltacı Mehmet Paşa ile Çariçe Katerina öyküsü anımsanmalı. Çarlık Rusyası ordusu, uydurmada ileri sürül¤düğü gibi Çariçe Katerina'mn Baltacı'nın çadırında bir gece geçirdiği için değil, beraberinde bulundurduğu "ordu hazi¤nesi" sayesinde Osmanlı'nın Prut Bataklığındaki amansız muhasarasından kurtulabilmiştir. Navaron Deniz Savaşı sıra¤sında batan fırkateynlerdeki hazinelere gelince; Osmanlı tarihiyle ilgili olarak okuduğumuz kitaplarda bugüne kadar bu türden bir kayda rastlayamadık.

    Ancak bizim bu bilgiye varamamış oluşu¤muz, bu türden bir kaydın Osmaniı bel¤geleri arasında yer almadığı anlamına gelmez. Osmanlının kayıt kuyudatı tutma konusunda gösterdiği titizliği, bu kayıt kuyudatı arşivlerde koruma basireti ko¤nusunda da gösterdiği düşünülürse, bu bahisteki nesnel bilgilere henüz erişe¤memiş olduğumuz kendiliğinden ortaya çıkar.

    Halen uzmanlar tarafından ince¤lenmeyi bekleyen Osmanlı İmparatorlu¤ğu resmî belgeleri ile altmışlı yıllarda devlet eliyle hurda kâğıt niyetine Bulga¤ristan'a sattığımız on altı vagon dolusu Osmanlı evrakı ise iç sızlatan ayrı bir ba¤his. Teğmen Reiseberg, Navaron Koyu derinliklerinde batık bulunan Osmanlı ve Mısır donanmaları hazinesi ile ilgili bü¤tün bu bilgileri, sanırım İngiliz Deniz Kuvvetleri arşivinden almış olsa gerektir.

    TARİHİN SON AHÇAP DONANMASI

    İngiliz Amirali Sir Edward Codrington, daha önce ünlü Trafalgar Deniz Savaşı'na katılmış, geniş deneyimli ve di¤siplin düşkünü bir deniz kurduydu. Düvel-i muâzzamanın yirmi dört gemiden oluşan çelik zırhlı ve yeni toplarla dona tılış, manevra yeteneği ve hızlan yüksek modem donanması karşısında, Osman¤lı imparatorluğu ve Mısır Hidivliği'nin ah¤şap donanmaları, bu savaşta hemen he¤men bütün gemilerini kaybetti.
    [​IMG]

    Hidivlik donamasına ait bir korvet bu badireden zar zor yakasını kurtarıp, kaçmayı becererek üssü olan Mısır'ın İskenderiye Limanı'na, savaşın akıbeti hakkındaki ka¤ra haberle ulaşabildi. Aralarında "Kaptanbey" ve "Guerrienne'in de bulunduğu imparatorluk donanmasının yarısı battı, yansı da karaya oturdu.

    Savaş ilân edilmeksizin yapılan bu baskında, (Rus¤ya'nın dışında savaş ilan eden devlet ol¤mamıştır) İmparatorluğun pay-i taht, Mı¤sır ve Tunus donanmalarına mensup toplam 8 000 bahriyeli yaşamını yitirdi. İngiliz kayıtlarında bu sayı dört bin civa¤rında olup, ayrıca 181 İngiliz bahriyeli-siyle bir de İngilizlerin "Darthmouth" sa¤vaş gemisine bağlı bir botun yitirilmiş olduğu belirtilir.

    Bizim tarihçilerimiz, Navarino Savaşı"nı bir "baskın" olarak niteler ve adına da "Navaron baskını" derler. Ancak işin aslı pek de öyle sayılmamalı¤dır. Osmanlı İmparatorluğu'nun 1827'de Mora İsyanı'n kanlt bir biçimde bastır¤masından sonra Hıristiyan dünyasında büyük ölçüde uluslararası bir yaygara koparan Çarlık Rusyası'nın savaşla so¤nuçlanacak büyük bir sorun yaratacağı zaten biliniyordu. Örneğin, Galata Kadı¤sı ve Şâir Keçecizâde İzzet Molla, (Kıbrıs'ı satın almak isteyen İngiliz sefirine "Tabii satarız, aldığımız fiyata!" cevabıyla ünlü Sadrazam Dr. Fuat Paşa'nın babası) bu gerçeğin farkında olan Osmanlı aydınlarından biriydi ve Mahmûd-u Adli’ye Rus politikası yüzünden ters düşmesi nedeniyle Sivas'a sürgün edilmiş ve orada ölmüştür.

    Bu savaşta Osmanlı Mısır ve Tunus Donanmaları'na komut; eden Hidiv Kavalali Mehmed Ali Paşa'nın oğlu İbrahim Paşa ile pay-i taht gemilerine komuta eden Çengeloğlu Salih Paşa da; (İngiliz kayıtlarında Tahr Paşa) saldırıya karşı hazırlık içindeydilerama modern strateji ile modern ve muazzam deniz gücü karşısında yapabilecekleri pek bir şey yoktu.

    Navaron Deniz Savaşı’yla, dünyanın geri kalan son ahşap donanması da ortadan kalkmış oldu. Osmanlı ve Mısır donanmalarının zırhlı savaş gemilerine geçişleri bu sa¤vaştan sonra mümkün olmuştu. 1950'lerin nominal değerlendirmesine göre, Navaron Koyu derinliklerinde yatan toplam yirmi altı milyon dolarlık Osmanlı hazinesi ise hâlâ kurtarılmayı bekliyor. Navaron Koyu, yeryüzündeki en derin koylardan biridir ve hazinenin çıkarılması, bu günün teknolojisiyle "ancak mümkün gibi görülmektedir. Eğer bu kurtarma operasyonu günün birinde gerçekleşecek olursa, hazinenin tarihsel ve antik değerler ifade etmesi bakımında' paylaşılması konusunda Yunan ve Türk hükümetleri arasında büyük tartışmalara yol açacağı açıktır.
    [​IMG]
    (Bilim ve Ütopya Dergisi)
     

Sayfayı Paylaş