1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

30 - Hakkari

Konusu 'İl İl Türkiye' forumundadır ve YoRuMSuZ tarafından 9 Ocak 2007 başlatılmıştır.

  1. YoRuMSuZ
    Avare

    YoRuMSuZ Biz işimize bakalım!

    Katılım:
    7 Haziran 2006
    Mesajlar:
    24.427
    Beğenileri:
    7.354
    Ödül Puanları:
    11.330
    Cinsiyet:
    Bay
    Banka:
    8.771 ÇTL
    Yüzölçümü: 9.521 km²
    Nüfus: 172.479 (1990)
    İl Trafik No: 30

    Derin ve uzun Zap Vadisi'nin güney yamacına kurulu ve dört bir yanı dağlarla çevrili Hakkari; Anadolu'nun en ırak illerinden biridir. Türkiye haritasının güneydoğu köşesinde en uçtaki konumuyla ve İran - Irak sınırındaki 343 km. sınır şeridi ile ülkemizin en stratejik ili olduğu söylenebilir.

    COĞRAFYA
    Hakkari ili doğuda İran, güneyde Irak, batıda Şırnak, kuzeyde de Van illeri ile çevrilidir. Yüzey şekillerinin ana çatısını oluşturan dağlar, batı-doğu doğrultusunda yüksek bir kabartı şeklinde uzanırlar. Güneydoğu Toroslar yayının bu ildeki uzantılarına Hakkari Dağları adı verilir.

    İlin en büyük düzlüğü Yüksekova'nın kuzey ve doğusundaki dağların yamaçlarından doğan Nehil Çayı'nın oluşturduğu Yüksekova'dır. Bununla beraber yüksek dağların doruklarında ve doruğa yakın yerlerde çok sayıda göl vardır bunların içinde en önemlisi Gelyana Gölü'dür.

    Hakkari'de karasal iklim hüküm sürmektedir. Bu nedenle kışları soğuk ve sert geçmektedir. Yazları ise sıcak ve kuraktır.

    TARİHÇE
    Anadolu Mezopotamya, ve İran üçgeninde yer alan Hakkari konumu ve coğrafi yapısıyla bir çok topluluğun ilgisini çekmiş ve bir çok millete vatan olmuştur. Hakkari, Med, Pers, Selevkos, Abbasi, Selçuklu, Moğol, Karakoyunlu, Akkoyunlu ve Osmanlı hakimiyetini görmüştür.

    İLÇELER
    Hakkari ilinin ilçeleri; Çukurca, Şemdinli ve Yüksekova'dır.
     
  2. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL
    "Uzaklığın" tarifi olmuş bir kent Hakkâri. İşte size Hakkâri’ye gitmek için birkaç neden…

    [​IMG]


    DAĞLARLA DOST DİYARIN İNSANLARI

    Hakkâri’nin yalçın ve yüksek dağları ilk görüşte tedirgin bir hayranlık uyandırır. Birbiri üstüne sıralanan uçsuz bucaksız bu yalçın dağlar bir an için kaybolmuşluk, bir başka dünyada unutulmuşluk hissini uyandırır yüreğinizde. Ama hiç merak etmeyin, zorlu coğrafyanın yol açtığı bu tedirginlik, yöre insanının sıcaklığı ve geleneksel konukseverliği eşliğinde içilen bir bardak çayda eriyip gidecek.


    MUHTEŞEM DAĞLAR VE YAYLALAR

    Hakkâri muhteşem dağların ve yaylaların kenti. Türkiye’nin en yüksek ikinci zirvesi olan Uludoruk (4,136 m) Hakkâri’dedir. Bu zirve, yine Türkiye’nin en uzun buzulu olan (4 km) Uludoruk Buzulu üzerinde yükselir bulutlara. Sarp dağlar yaylaları saklar koyunlarında. Yemyeşil çimenler ve sayısız türde çiçekleriyle binlerce metre yükseklikte bir gelin gibi süslenen yaylalar çağırır sizi.

    [​IMG]

    [​IMG]



    MEÇHUL STELLER

    Uzmanlar stellerin büyük olasılıkla M.Ö. 15. yy ile 11.yüzyıllarda bölgede yaşamış olan bir uygarlığa ait olabileceğini belirtiyorlar. Düzleştirilmiş büyükçe taşlara oyma tekniğiyle yapılan betimlemelerin iki tanesinde kadın, on bir tanesinde ise erkek betimlemeleri bulunmakta.

    [​IMG]



    KAYALARA İŞLENEN TARİH

    Muhteşem manzaralarının ötesinde Gevaruk Yaylası, binlerce yılın tarihini saklamakta. Kayalara çizilen bu resimlerde insanın doğayla ilişkisinin, av sahnelerinin, bitki ve hayvan figürlerinin betimlendiğini göreceksiniz.


    HAKKÂRİ’DE DOĞANıN ASİL HEDİYESİ: BAL
    Hakkâri Şemdinli’nin çiçek balı bir başkadır. Yaylaların bol mineralli topraklarında açan zengin çiçek florasıdır bu balın sırrı. Çiçek denizi sadece gözlere ziyafet çekmekle kalmaz, bala dönüşür Hakkâri’de.


    RENGÂRENK DÜĞÜNLER

    Doğu Anadolu’nun en güzel düğünleri Hakkâri’de olur. Ne yapıp edin bir düğüne katılacak zamanı bulun. Davetiye beklemenize hiç gerek yok. Çünkü misafir olmanız düğünün en önemli konuğu sayılmanız için yeterli. Hakkârililerin düğünlerinde gelenekler hâlâ canlı.

    [​IMG]
     
  3. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL
    CENNET CEHENNEM VADİSİ
    [Linkleri görebilmek için ÜYE olmalısınız!..]

    ŞEMDİNLİ
    [Linkleri görebilmek için ÜYE olmalısınız!..]

    ŞEMDİNLİ TAŞKÖPRÜ
    [Linkleri görebilmek için ÜYE olmalısınız!..]

    HAKKARİ DEN GÖRÜNÜM
    [Linkleri görebilmek için ÜYE olmalısınız!..]

    HAKKARİ GECE GÖRÜNÜMÜ
    [Linkleri görebilmek için ÜYE olmalısınız!..]

    KAVAL DERESİ
    [Linkleri görebilmek için ÜYE olmalısınız!..]

    MELİK MUHAMMED ESAT MEDRESESİ
    [Linkleri görebilmek için ÜYE olmalısınız!..]
     
  4. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL
    Hakkari gelenek ve görenekler​
    DOĞUM VE SÜNNET ADETLERİ


    Doğum hayata atılan ilk adimdir. Her doğum ailenin akrabaların ve soyun sayısını artırır. Akraba ilişkilerinin çok siki olduğu ve aşiretsel yapının egemen olduğu ilimizde sayı artışı çok önemlidir. Bu nedenle her aile mutlak çocuk sahibi olma arzusu taşır. Ailelerin çok çocuklu olması bunun en güzel belirtisidir.

    Her anne babanın en büyük arzusu erkek çocuklarının olmasıdır. Erkek çocuğu olmayan aileler bu arzularını gerçekleştirmek için birden çok evlilik yapabilirler. Bunda ‘baba suyunun devam etmesi ‘ düşüncesi yatar. Kısmen de ‘hayvan gütme bağ, bahçe islerinde babaya yardim etme baba yaşlanınca da ona bakma ‘ fikri yatar.

    Çocuğu olmayan aileler, çocukları olsun diye türbelere yatırlara gider adak adarlar. Halk arasında ‘kari koca ilacı’ denilen ilaçlar kollanılır. Doğu köy yerinde yaşlı kadınlar nezaretinde gerçekleştirilmekle birlikte doğum evlerinde de gerçekleştirenler vardır.



    Doğum işaretlerinin başlamasıyla beraber doğum kolay olsun diye cami damındaki lor tas denilen silindir seklindeki tas dikine kaldırılır.

    Doğum sonrasında aile ve akrabalar çocuğu ve anneyi ziyarete gelirler. Geldiklerinde ‘pirsiyar ‘ denilen hediyeler getirilir. Doğum evinde bankut da denilen (dam dövme ) denilen haşlanmış buğday, nohut kuru üzüm ve ceviz içi karışımından oluşan eğlencelik yiyecek istenir. Evin damına çıkılır ve hediye verilinceye dek dama vurulur.

    Doğum sonrası kırkı çıkıncaya kadar anne ve bebek, cin ve al basmasına karşı yalnız bırakılmaz bununla birlikte yatağın etrafı kalın iple çevrilir. Lohusalık döneminde anne ya hiç yada dışarı çıkınca biri eslik eder.

    Ayni günlerde doğum yapan kadınlar saçları karışmasın diye birbirine iğne vererek görüşebilir.

    Bebeğin kesilen göbek bağı yastığın içine konur bu şekilde çocuğun uyuyacağına inanılır. Kimi zamanda cami duvarına konur. Bu şekilde de okumuş adam olacağına inanılır.

    Çocuğa ad konulurken ailede ölmüş birinin adi verilir. O ad yaşatılmaya çalışılır. Ayrıca çocuğun doğduğu ay ve gün belirli ay ve gün ise o ad ve gün ile adlandırılır. Bunların dışında peygamber isimleri Allah'ın sıfatları ve dini büyükleri isimleri ile de adlandırılabilirler. Bebek beşikte yatırılır. Erkek çocuk çoğu zaman doğar doğmaz sünnet ettirilir. Sünnetler çok sade çoğu zaman sesiz sedasız yapılır.

    TÜRBE ZİYARETLERİ

    Hakkari de türbe ziyaretleri halkın yaşantısında büyük yer tutar. Günlük yasam içerisinde lüzum görüldükçe ziyaretler gerçekleştirilebildiği gibi yılın belli bir bölümün gerçekleştirilen umumi ziyaretlerde vardır. Ziyaretler kimi zaman ruhi ve amansız bir hastalığı olan şifa bulması düşüncesiyle kimi zaman değişik doğa ve dileklerde bulunmak gayesiyle yapılır. Ziyaret esnasında türbede yatanın ruhuna fatiha ve kurandan sureler okunur. Ziyaretçiler yatır hürmetine dua ve dileklerinin kabulünü yüce Allah’tan dilerler. Yatırın hayrına adak keserek dağıtılır yada hayır denilen bisküvi gibi tüketim maddeleri dağıtılır. Umumi ziyaretler her yılın yerel takvimle “nivi timeh” (28 temmuz) denilen güne rast gelen gün gerçekleştirilir bu ziyaretler diğer ziyaretlerden farklı olarak bir piknik ve senlik havasında yapılır. Türbe ziyaretlerine uzak köylerden ve yerleşme mahallelerinden de yoğun bir katilim olur.

    Ziyaret sırasında mum yakılması görülmemekle birlikte, bez bağlama dilek taşı yapıştırma gibi inançlar da mevcuttur.

    MESKEN DURUMU


    Hakkari de geleneksel yapı sekli olan yığma tas kerpiç ve toprak damlı evlerden oluşmaktadır. Yörenin ekonomik yapısı ve iklim özelliklerinden kaynaklanan bu geleneksel yapı seklinde duvarlar en az 60 cm genişliğinde çamurdan harç kullanılarak tas veya toprak kerpiçten yapılır. Evin damı mertek denilen kalın ve uzunca ağaçlar ile döşendikten sonra üzeri söğüt ve çalılarla daha sonrada kamış ile örtülür. Bundan sonra çamur ve toprak ile üstü kapatılır. Lor taşı denilen silindir seklindeki tas ile iyice gezdirilerek sıkıştırılır. Bu şekilde karlı ve yağmurlu günlerde damın damlaması önlenmiş olur. Daha sonrada duvarlar içine saman katılmış çamur ile sıvanır. Ekonomik bakımdan dar gelirli olan yöre insani için en ideal yapı tipini oluşturur. İklim açısından da ele alındığında kisin sıcak, yazları da serin çok ferah bir oturma imkanı sağlar. Meskenler soba veya şömine türü ocaklarla ısıtılmaktadır. Köy yerinde soba veya şömine ayni amanda yemek pişirilme aracı olarak ta kullanılır.

    Geleneksel yapı şekli toprak damlı evler olmakla birlikte eğitim düzeyinin gelişmesi ve ekonomik gelişmeye bağlı olarak son yıllarda basta il ve ilçe merkezleri olmak özere modern yapılar inşa edilmektedir. Özellikle il merkezin de toplu konut idaresince yapımı gerçekleştirilen 300 konutun yapımı tamamlanmış ve sahiplerine dağıtılmıştır. Kamu sektöründe de memur lojmanları bölgenin iklim özellikleri göz önünde tutularak kaloriferli ve her türlü konfora haiz bir şekilde inşa edilmektedir.


    GÖRGÜ KURALLARI İNSAN İLİŞKİLERİ

    Muhafazakar bir aile yapısının hakim olduğu ilimizde, insanlar arası ilişkiler karşılıklı saygı-sevgi ve iyi niyet esasına dayanır. Aile içinde yaşlılar büyük hürmet ve saygı görürler. Yaşlılar yetişkin çocuklarının yanında, sıcacık aile ortamında torunlarıyla oynaşarak günlerini geçirirler. Yaşlıların huzur evine verilmesi Hakkari aile yapısında şiddetle karşı çıkılan bir olaydır, örf ve adetlerde böyle bir şeye rastlanılmamıştır. Yaşlılar küçüklere karşı şefkat yaşlılarda sevgi gösterisinde bulunur ayni şekilde saygı görürler. Küçükler büyüklerin yanında yüksek sesle konuşmazlar, onların sözünü kesmezler.

    Bir toplulukta otururlarken büyüklere bas kösede bir yer ayrılır. Toplulukta yaşlılar konuşurken küçükler dinler. Yaslıların bulunduğu yerde çocuklar konuşmaya hayta ederler. Yeni birisi içeri girerken selam eder oturur, yaşlı birisi ise ayağa kalkılır ve gelen kimseye yer gösterilir. Oturduktan sonra herkes teker teker hoş geldiniz der. Birisi su istenildiğinde gelen suyu önce çevresindekilere ikram eder. Sonra kendisi içer. Toplulukta oturulurken ayak ayak üstüne atılmaz bu da bir saygı gereğidir, oturanlara doğru ayak uzatılmaz. Küçükler büyüklerin yanında sigara içmezler.

    Yol veya herhangi bir toplulukta karsılaştıkların da öncelikle büyükler küçüklerin hal hatırlarını sorarlar. İnsanlar yolda karşılaştıklarında tanısın tanımasın herkese selam verirler.

    Dul ve yetimlere ayrı bir şefkat ve himaye duygusuyla yaklaşılır. Yetim malini yemek ateşe atmak gibi kerih görülür. Ramazan ayında akrabalara, yetimlere ve komşulara iftar yemekleri verilir, muhtaçlar daha çok görülüp gözetilir, zenginler bu ayda zekatlarını verirler, ölmüşlere hatimler okunur.

    KOMŞULUK


    Komşuluk ilişkileri karşılıklı yardımlaşma ve dayanışma esasına dayanır. Komşular acı-tatlı günlerinde birbirlerini arayıp sorarlar. Bunların dışında normal günlerde de birbirlerini karşılıklı olarak ziyaret ederler. “komşuda pişer bize de düşer” deyimi en güzel burada karşılık bulmuştur. Komşular pişirdikleri sıcak aşları birbirlerine gönderirler. Kap iade edilirken bos iade edilmez, değişik bir yiyecekle iade ederler. Evde acilen ihtiyaç edilen herhangi bir şeyi komşularından istemeye çekinmezler. Yeni gelen komşulara hoş geldine gidilir.

    Konu-komşu hastalanmışsa ziyaretlerine gidilir.gidilirken eli bos gidilmez. Ya yiyeceği bir yemek yapılarak götürülür yada hediyelik seker ve meyve götürülür. Hastaya ve yakınlarına geçmiş olsun dileklerinde bulunulur.

    HAC MEVSİMİ

    Hacca gidecekler törenle uğurlanır hacdan dönenler ziyaret edilir, elleri öpülür, hacılarda hacdan getirdikleri tespih takke misvak vb.. hediyeler takdim eder.

    SOFRA ADABI

    Sofralar oldukça zengin bir yapıya sahiptir. Hazırlanan yemekler tek tek değil de tümünü bir arada sofraya getirilir ve isteyen istediği yemekten yer. Masada yemek yeme alışkanlığı görülmemektedir. Yemek, yere serilen muşambadan sofralıklar üzerinde, yere bağdaş kurularak yenir. Sofraya önce yaşlılar sonra da evin diğer fertleri oturur. Ailenin kalabalığına göre tüm aile fertleri bir arada yiyebildiği gibi, önce erkeklerin sonrada kadın ve çocukların birlikte yedikleri de olur. Misafir bulunan durumlarda da sofraya önce erkekler oturur sonrada sofra kadın ve çocuklar için evin başka bir odasına götürülür. Yemekler ayni kaptan yenir, eksildikçe ilave edilir. Bu durum sofraya oturanlar doyuncaya kadar devam eder. Ekmek her zaman ihtiyaçtan fazla konur. Yemekte bıçak kullanma alışkanlığı görülmemektedir. Sofrada misafir varsa ev sahibi misafir çekilmeden doysa bile sofradan çekilmez.misafire eslik eder. Sofra kalktıktan hemen sonra semaver getirilerek çay içilir.
     
  5. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL
    AİLE YAPISI

    Aile yapısı değişik kuşakların birlikte oturduğu üretim ve tüketim birliği ve ortak yapı mülkiyet taşıyan bir çeşit aile yapısıdır. Aile büyük anne ve büyük babanın otoritesi altındadır.

    Büyük anne, büyük baba, erkek çocukları, onların eşleri ve çocukları yani üç neslin ayni çatı altında yasadığı geniş aile biçimidir. Tarım ve hayvancılıkla özdeşleşen bu aile tipi yerine fertlerin ekonomik bağımsızlıklarını kazanmaları istikametinde anne, anne baba ve çocuklarından oluşan çekirdek aile tipine devretmektedir. Anne-baba evine bitişik konutuna yakın bir ev açarak yasarlar.



    AŞİRET YAPISI

    Toplumsal yapı içerisinde hakim olan aşiret, ferdi ilişkilerin yanında grup ilişkilerinin de ortaya çıkmasına neden olmuştur. Aşiret bağı kimi zaman aileleri hatta köy sınırlarını asarak toplumsal gruplaşmayı sağlayan bir bağ oluşturmaktadır. Aşiret içindeki aileler mensubiyet duygusuyla kendilerini aşirete bağlı hissederler. Aşiret kavramı ayni soydan gelme inancı ile kurulmuştur. ilimiz sosyoekonomik yapısı, yardımlaşma ve dayanışmayı gerektirdiği için ,zaman içinde ayni insanları bir arada tutma, birbirini koruyup kollama zorunluluğunu getirmiştir. Her aşireti büyütülmüş bir aile profiline benzetebiliriz. Her aşiretin bir soy ağacı vardır. Aşiretin başında "ağa" denilen aşiretin ileri gelenlerinden biri bulunur. Aşiret fertleri üzerinde mutlak yetkiye sahiptir. Aşiret fertleri arasında herhangi bir anlaşmazlık olduğunda ağanın hakemliğine başvurulur. Ağa hem kendi aşiret fertleri hem de başka aşiret fertleri nezdinde saygın bir yere sahiptir. Yörede iki belli başlı aşiret vardır biri Ertuşi diğeri Pinyanişi'dir.

    ÖLÜMLE İLGİLİ ADETLER

    Cuma gecesi ile mübarek gün ve gecelerde, ölenin iyi kol olduğuna inanılır ve bu gece veya günün bitimine kadar kabir azabına uğramayacağına inanılır. Ölü, İslam inançlarına göre yıkanarak kefenlenir ve cenaze namazı kılınır. Cenaze namazı ölünün evinde olduğu gibi cami veya kabristanda da kılınabilir. Cenaze il ve ilçe merkezlerinde tabutla gömüldüğü gibi tabutsuzda gömülebilir. Köy yerinde tabutsuz gömme yaygındır. Cenazeyi bekletme gibi bir adet yoktur ayni gün içinde defin edilmeye gayret edilir. Bir yanda ölü yıkanırken diğer yanda mezarı kazınır ve defne hazır hale getirilir. Yörede “mezar kazıcıları “ diye bir tabir yoktur. Mezar kazma isine cenazenin yakınları ve hayırseverler katılır. Ölü öldüğünde cami minaresinde sala verilerek duyurulur. Ölü mezarlığın uzaklığına göre ya yakınlarının omuzlarında yada cenaze arabasıyla mezarlığa götürülür. Okunan yasin ve dualarla kabre konulur. Ölüye son görev olarak herkes ölünün özerine birkaç kürek toprak sermek için birbiri ile yarışır. Kürekler elden ele değişirken yere bırakılır diğer kişi yerden kaldırıp toprak atar. Mezar toprakla kapatıldıktan sonra “talk in” okunur. Ölünün maddi durumu iyi ise başına bir çadır kurulur. Bu çadırda Cuma günün akşamına kadar hatimler indirilir. Üç gün süreyle her gün ikindi namazını müteakip mezar ziyaret edilerek yasin ve dualar okunur.

    Ölü evinde üç gün buyunca yas tutulur. Yas buyunca ölü yakınları akrabaları tarafından davet edilirler. Bu davetler her öğün bir evde olacak şekilde düzenlenir. Taziyelerini bildirmek isteyenler erkeklerin bulunduğu eve giderek taziyelerini iletirler. Kadınlarda cenaze evine giderek taziyelerini kadınlara bildirirler. Kadınlara taziyeye sadece yaşlı kadınların gitmesi adettir. Taziyede önce bir fatiha okunur, sonrada ölü yakınlarına başsağlığı ve sabır dilekleri iletilir. Başsağlığı fazla katılımla gerçekleştiği için fazla izdihama sebep vermemek için ziyaretler kısa sürer. Şerbet içildikten sonra tekrar fatiha okunur sabır ve metanet dilekleri ile müsaade alınarak kalkılır.

    Yas süresince ölünün yakınları taziyede oturarak gelen taziyeleri kabul ederler. Bu zaman zarfında erkekler sakal tıraşı olmazlar. Kadınlar da ölüm anında üzerlerinde bulunan elbise ile dururlar, elbiselerini değiştirmezler... Vakit yemekleri için yakın komşu evlerden yapılıp getirilirken erkeklere davetli oldukları evde ikram edilir. Hafta dolduğunda ise cenaze evinde kurban kesilerek bir kısmı yemek yapılarak cenaze ve taziyeye katılarak ikram edilir, bir kısmı da konu komşuya dağıtılır. Bu ölmüşlerini hayırla yad etmek ve onlar için hayır anlamına gelir bunun dışında Cuma akşamı ve mübarek günlerde kabri ziyaret edilir, yasinler ve dualar okunur sadakalar dağıtılır ve kırk gün dolunca da kazanlar dolusu un helvası yapılarak ekmekle birlikte bütün konu komşulara dağıtılır.

    MEVLİT ADETLERİ

    İlimizde mevlit töreni niyetinden yapılışına kadar diğer yörelerimizden farklı bir özellik gösterir. Düzenlenen mevlitler perşembeyi cumaya bağlayan gece veya diğer mübarek kandil gecelerine denk getirilerek yapılmaya çalışılır.

    Mevlit Hakkâri’de sosyal hayatin bir parçası haline gelmiştir. İlde mevlit törenleri “mevlit daveti” veya “mevlit yemeği” adıyla da bilinmektedir. Böyle bilinmesinin sebebi mevlitlerin cami yerine evlerde yapılması, yemekli olması ve davet üzerine katılmasıdır. Önemli bir gün anısından çok daha önce tutulan bir niyete dayanılarak yapılan adak üzerine yapılır. Herhangi bir niyetin gerçekleşmesi için düzenlenen mevlitler yukarıda da bahis edildiği gibi mübarek bir geceye denk getirilir. Mevlidi düzenleyen kişi gündüz konu komşularını davet eder, davete icabet eden davetlilere önce yemek ikram edilir sonra da mevlit mahalle veya köy imamı tarafından okunur. Bu esnada mevlit okunan odanın ortasına da mevlit bitiminde misafirlere ikram edilmek özere, şerbet, tepsiler içinde ceviz, şekerleme, kuru üzüm, bisküvi,mevlitlik çerezler ile pirinç ,tuz vb. gıda maddeleri konur. Buhur da tüttürülerek odanın buhur kokusuyla süslenmeni sağlanır. Mevlit bitiminde şerbetler ve mevlitlik çerezler dağıtılır. Çay ikramından sonra da davetliler “Allah kabul etsin” niyazında bulunarak dağılırlar.

    ASKERE UĞURLAMA

    Askere gidecek asker adayları gidişe yakın konu komşuları tarafından davet edilir, yemek ikram edilir. Son gece asker evinde toplanır. Askerlik hatıraları anlatılır. Asker adaylarına moral ve cesaret vermeye çalışılır. Ertesi gün de yolcu etmeye çalışılır. Halaylar tutulur, askere yakın akrabaları tarafından askere harçlık verilir.
    İMECE

    Buğday ve ot biçmede, ev ve bina inşalarında köylüler hep birlikte birbirlerinin yardımına koşarlar. Darda kalanı dardan kurtarmak için birlik ve beraberlik içerisinde birbirlerine yardim ederler. Yörede halk dilinde buna “zibare” denir.
    MİSAFİRLİK

    Yörede aileler arası, uzak yoldan gelip yatıya kalma birde ölüm ve benzeri durumlarda görülenler olmak üzere üç çeşit misafirlik görülür.

    Aile ziyaretleri çoğu zaman ani ve habersiz yapılır. Bu hareket karşılıklı muhabbet ve samimiyetten kaynaklanır. Eve gelen misafirlere yemek vakti ise mutlaka yemek ve çay ikram edilir. Yemek vakti dışında çay ve beraberinde hafif yiyecekler ikram edilir. Bu ikramlar içerisinde en meşhur olanı petek bal, ceviz içi ve çayın birlikte ikram edilmesidir. Misafirliklerde çay ikramının en çarpıcı yani çay içildikten sonra “yeter” anlamında bardağın devrilmesidir. Bardak devrilmediği müddetçe çay devamlı olarak gelir. Devrildikten sonrada “hatir çayı” denilen son bir çay daha gelir.

    Ilve ilçe merkezlerinden köye veya köyden il ve ilçe merkezlerine yolculuğa çıkılınca yolun uzaklığından veya herhangi bir sebepten ötürü menziline varamayanlar yol güzergahlarındaki köy evlerinde misafir edilirler. Çoğu zaman da il ve ilçe merkezlerine is takibi veya başka bir nedenle gelen köylülerin işlerini bitirip dönememeleri durumunda şehirdeki akrabalarına veya yakınlarına misafir olmaları seklinde görülür. Şehirde akrabaları olanların otele veya lokantaya gitmesi yadırganır, hoş görülmez.

    Her evde “misafir odası” adıyla dayanıp döşenen bir oda mutlaka vardır. Gelen misafirler burada ağırlanır, yatıya kalırlarsa bu odada yatırılır. Ev sahibi misafirlerine her zaman ve güler yüzlü davranır. Misafirlerin yanında muziplik ve yaramazlık yapan çocuğunu dahi misafirlere saygısızlık olmasın diye dövüp azarlamaz.

    Normal misafirliklerin dışında kalan ölüm ve askere gitme, düğün gibi vesilelerle davet seklinde gerçeklesen misafirliklerde görülür. Ev sahibi misafirlerine ikram da ve saygıda kusur etmemek için büyük çaba harcar, misafirlerine saygıdan misafir odasının kapısı eşiğinde dizleri üstünde emirber nefer gibi bekler misafirleri kapıda karşılar ve misafirler izin alıp kalkınca da onlardan önce davranarak ayakkabılarını koyar ve dış kapıya kadar eslik eder.
     
  6. Paradoks ~

    Paradoks ~ ... Elif ...

    Katılım:
    6 Eylül 2011
    Mesajlar:
    4.006
    Beğenileri:
    71
    Ödül Puanları:
    2.980
    Meslek:
    Yazılım mühendisi
    Yer:
    Konya
    Banka:
    114 ÇTL
    Hakkari Halk Eğitim Merkezleri adres ve telefonları
    Hakkari Halk Eğitim Merkezleri hakkında bilgi

    Halk Eğitim Merkezlerinde farklı zamanlarda ihiyaca göre kurslar düzenlenmektedir.
    Mesleki-Teknik Kurslar; Bilgisayar Kursu, Modelistlik, Stilistlik, Kuaförlük, Konfeksiyon Makineleri Kullanımı, Makina Nakışı, Et ve Et Ürünleri İşletmeciliği, İş Makineleri Kullanım Kursu, El Sanatları, Cilt Bakımı - Makyaj - Epilasyon, Yüz ve Vücut, Masajı, Yağlı Boya ve Tek. Resim, Giyim, Mefruşat, Eczacılık, Avcılık Eğitimi, Aşçılık Kursu, Tıp Sekreterliği Kursu, Kurban Kesim Elemanı Yetiştirme, Emlak Danışmanlığı Kursu, 3-6 Yaş Çocuk Bakıcılığı Kursu, Açık Öğretim Kursları
    Sosyal - Kültürel Kurslar; Okuma - Yazma Kursları, Anne - Çocuk Eğitimi Kursları, İngilizce Kursları, Almanca Kursu, Diksiyon, Tiyatro, Bağlama, Gitar, Halk Oyunları, Yöre Oyunları Öğreticisi Yetiştirme, Baba Eğitimi (BADEP), Satranç, Step-Aerobik Kursu oturan halktan gelen talepler doğrultusunda düzenlenmektedir.

    Hakkari Çukurca Halk Eğitim Merkezi

    Adresi: Emirşaban Mah./Çukurca-Hakkari
    Telefon Numarası: 0438 511 23 66


    Hakkari Merkez Halk Eğitim Merkezi

    Adresi: Bulak.Mah./Hakkari
    Telefon Numarası: 0438 211 60 68


    Hakkari Şemdinli Halk Eğitim Merkezi

    Adresi: Halk Eğitim Mrk.Md.Lüğü Şemdinli/Hakkari
    Telefon Numarası: 0438 411 21 19

    Hakkari Yüksekova Halk Eğitim Merkezi

    Adresi: Halk Eğitim Mrk.Md.Lüğü Yüksekova/Hakkari
    Telefon Numarası: 0438 351 46 73
     

Sayfayı Paylaş