1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

31 - Hatay

Konusu 'İl İl Türkiye' forumundadır ve YoRuMSuZ tarafından 2 Şubat 2007 başlatılmıştır.

  1. YoRuMSuZ
    Avare

    YoRuMSuZ Biz işimize bakalım!

    Katılım:
    7 Haziran 2006
    Mesajlar:
    24.415
    Beğenileri:
    7.323
    Ödül Puanları:
    11.330
    Cinsiyet:
    Bay
    Banka:
    8.713 ÇTL
    Yüzölçümü: 5.403 km²
    Nüfus: 1.109.754 (1990)
    İl Trafik No: 31

    Antakya yöresini çekici kılan ve tarihi boyunca göçlere açık olmasını sağlayan, yaşamı kolaylaştıran iklim koşulları ve verimli topraklarının yanı sıra Anadolu'yu Çukurova yoluyla Suriye ve Filistin'e bağlayan yolların kavşak noktasında bulunmasıdır. Ayrıca Mezopotamya'dan Akdeniz'e çıkmak için kullanılabilecek en uygun limanlar yine bu bölgededir.

    Hatay, inanç turizmi merkezleri, antik kentleri ve yaylalarıyla turizm potansiyeline sahip bir ildir.

    COĞRAFYA

    Hatay, Akdeniz Bölgesi'nin doğu ucunda Suriye ve Lübnan dağları arasındaki El Bekaa Vadisi'ni içine alan Gor Çukurluğu'ndan oluşan bir sınır ilimizdir. Kuzeyden Güneybatıya doğru uzanan Nur Dağları (Amanos) ve Kel Dağ ile Suriye platoları arasında kalan ilin verimli topraklarına sahip olan Amik Ovası, batıda şerit halinde uzanan bir kıyı ovasını oluşturur.

    İlin başlıca akarsuları Asi, Karasu ve Afrin nehirleridir. İki tane sulama amacıyla kullanılan baraj bulunmaktadır. Birisi karasu üzerinde kurulmuş olan Tahtaköprü Barajı, diğeri ise Bohsin Çayı üzerinde kurulmuş olan Yarseli Barajı'dır.

    Bitki örtüsü bakımından Ardıç, Meşe, Kayın, Kızılcık, Kavak, Çınar ağaçlarından oluşan geniş ormanlık alanların dışında Mersin, Defne, Kekik ve Lavanta bitkileriyle kaplı makilikler de bulunur.

    Hatay'da Akdeniz iklimi hakim olup, yazlar sıcak ve kurak, kışlar ılık ve yağışlı geçer.

    TARİHÇE

    Yaklaşık olarak 2300 yıllık bir geçmişi olan Antakya'da ilk yerleşimin tarihi M.Ö. 8000'e kadar uzanır. Şehri İskender'in ölümünden sonra imparatorluğunu paylaşan komutanlarında Seleukos kurmuştur. Daha sonra Part, Sasani, Bizans, Abbasi Tolunoğulları, Aksitler, Hamdanogulları, Selçuklu, Haçlı ve Memluk egemenliklerine girmiştir. Şehir Yavuz Sultan Selim'in Mısır Seferi sırasında Osmanlı egemenliğine geçmiştir.1937'de bağımsız Hatay Devleti kurulmuş,1939'da Hatay Türkiye Cumhuriyeti'ne bağlanmıştır.

    İLÇELER:

    Hatay ilinin ilçeleri; Altınözü, Belen Dörtyol, Erzin, Hassa, İskenderun, Kırıkhan, Kumlu , Reyhanlı, Samandağ ve Yayladağı'dır.
     
  2. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL
    IV. yüzyılda Roma döneminde yaşamış olan ünlü tarihçi Ammianus Marcellinus “Dünyada hiçbir kent, ne topraklarının bereketi, ne de ticaretteki zenginliği bakımından bu kenti geçemezdi.” sözleriyle tanımlar Antakya'yı. Tunus'un Bardo kentinden sonra dünyanın en büyük ikinci mozaik müzesine sahip olan Antakya, insanı büyüleyen bir abide gibidir.

    Kente hayranlık duyan imparatorların, gezginlerin dilinde “Doğunun Kraliçesi” diye bilinen Antakya, tarihte bütün uygarlıklar için önemli bir yerleşim yeri olmuştur. Asi Irmağı kenarında, Amanos ve Habibi Neccar Dağları'nın ortasında yer alan kentte, Anadolu'da kurulmuş bütün medeniyetlerin izlerine rastlanır. M.Ö 4. binden günümüze kadar sayısız uygarlıkların, kültürlerin, inançların izlerini taşıyan Antakya, tarihi zenginliğiyle görenlerin hayran kalacağı önemli kentlerin başında gelir. Kentte bulunan tarihi eserler, bu uygarlıkların izlerini gözler önüne serer. Geçtiğimiz yüzyılda yapılan araştırmalar ve çalışmalar sonucunda gün yüzüne çıkarılan sayısız eser, tarihin bir özeti niteliğindedir.

    Tarih boyunca kentte yaşanmış zenginliklerin, ihtişamlı dönemlerin izlerini taşıyan mozaikler, özellikle 1932 yılında başlayan bilimsel kazılar sonucunda ortaya çıkarılmıştır. O yıllarda Fransız idaresi altında bulunan Hatay'daki çalışmalar, dönemin Antikiteler Müfettişi M.Claude Prost tarafından yapılmaktaydı. Bu dönemde, tanınmış batı üniversitelerinin arkeoloji kürsülerinin dikkatini çeken Antakya'nın çeşitli yerlerinde kazı çalışmalarına başlanıldı. Chicago Oriental Institute tarafından Amik Ovası'nda Cüdeyde, Dehep, Çatalhöyük ve Tainat'ta; British Museum adına Samandağı'nın El-Mina Mevkii'nde, Açana Höyüğü'nde; Princeton Üniversitesi aracılığıyla Antakya'nın çevresinde yapılan çalışmalar sonucunda ortaya çıkan göz kamaştırıcı mozaik ve eserlerin sergilenmesi ve korunması için müze yapılmasına karar verildi. Müze binasının yapımına mimar M. Michel Ecocherde tarafından 1934 yılında başlanmıştır. Daha sonra tek başına küçük bir devlet olan Hatay'da bu çalışmalar devam etmiş, Hatay'ın 1939 yılında Türkiye Cumhuriyeti topraklarına katılmasından sonra da kazılar sonucunda ortaya çıkarılan eserlerin teşhiri ve düzenlenmesi için çalışmalar sürdürülmüştür. Müze binasının tamamlanması, eserlerin teşhir edilmesi için yapılan salonların düzenlenmesi sona erince müze, Hatay'ın Türkiye topraklarına katılışının yıldönümü olan 23 Temmuz 1948'de ziyarete açılmıştır.


    MOZAİK KENT ANTAKYA

    Hatay Arkeoloji Müzesi'nde daha çok M.S 2. ve 5. yüzyıllar arasında yapılmış Roma ve Bizans yapılarından çıkarılan mozaikler sergileniyor. Müzenin geniş salonlarında sergilen mozaikler daha çok Roma sanatının klasik dönemi olarak bilinen 2. ve 3. yüzyıllar arasında, Antoninus ve Severius dönemlerinde yapılmış figürlü mozaiklerdir.

    Tanınan kişilerin, prenslerin, prenseslerin, imparatorların ve varlıklı kimselerin hayalini süsleyen, efsanevi güzelliğiyle dillere destan olan, dönemin ihtişamlı villalarının, sarayların bulunduğu Daphne (Harbiye) mozaiklerin bulunduğu gözde yerlerden biriydi. Peri kızı Daphne Diana Mabedi'nin de bulunduğu bu yerde, dört bir taraftan gelen ünlü kişiler ağırlanırdı. Bu dönemde yapılan binalar eşsiz mozaiklerle süslenirdi. Zamanla sanat merkezi haline gelen Antakya, mozaikleriyle dünyada haklı bir üne kavuşmuştu. İlk örneklerine Mezopotamya'daki Uruh Tapınağı'nda rastlanan mozaikler, başları renkli kil çivilerle duvarlara yarı gömülmüş sütunlarda yer alarak siyah, beyaz ve kırmızı geometrik desenlerden oluşuyordu. Başlangıçta basit renklerden oluşan mozaiklere zamanla yeni renkler, geometrik şekillere de insan ve hayvan figürleri eklendi. Daha çok Antakya çevresinde bulunan Roma dönemi mozaikleri ise renkli taşlardan yapılmış, insan ve hayvan figürlerinden ve mitolojik sahnelerden oluşan geometrik bordürlerle çevrelenmiştir.


    MOZAİKLERDE YAŞAYAN KAHRAMANLAR

    Roma ve Bizans dönemlerinde evlerin, hamamların saray odalarının tabanlarını ve duvarlarını süsleyen mozaiklerde çeşitli konular işlenmiştir. Hristiyanlığın kabul edildiği döneme kadar yapılan mozaiklerde mitolojik kahramanlar, efsaneler, tanrılar, tanrıçalar ve kahramanların başlarından geçen olaylar sahnelenmiştir. Bu mozaiklerin çoğunda Zeus, Tethys Okeanos, Apollon, Psykhe, Eros, Satyros, Aphrodite, Baccus gibi bilinen mitolojik kahramanların başlarından geçen olayların konu edildiği görülüyor. Sudaki yansımasına âşık olan Narkisos'un, kendisine âşık Apollon'dan kaçan peri kızı Daphne'nin, güçlü ve gözü pek Herkül gibi birçok mitolojik kahramanın başından geçen olaylar mozaiklerde sahnelenmiştir. Hristiyanlığın kabul edilmesiyle birlikte mozaiklerde mitolojik öğeler azalmış, daha çok mevsimleri ve dini konuları içeren mozaikler yapılmaya başlanmıştır.


    HATAY ARKEOLOJİ MÜZESİ

    Müzede sergilenen mozaikler; sayılarının çokluğu, kalitesi ve büyüklüğü açısından dünyadaki tarihi eserler arasında çok önemli ve değerli bir yerde duruyor. Kentin tarihte önemli bir yerleşim yeri olması, çeşitli yolların ve kültürlerin kesiştiği bir konumda bulunması, beraberinde tüm bu zenginliğin sanat eserlerine de yansımasını sağlamıştır. Antakya'nın - eski adıyla Antioch kentinin - Büyük İskender'in generallerinden Babil Satrabı Selevcos tarafından kurulduğu söylenir. Daha sonra Roma İmparatorluğu'nun bir eyaleti olan Antakya, o dönemlerde Roma ve İskenderiye'den sonra dünyanın üçüncü büyük kenti olmuştur. Mittaniler'den Hititler'e, Asurlar'dan Urartular'a, Roma İmparatorluğu'ndan Bizans'a kadar tüm bu uygarlıkların sanat anlayışlarını yansıtan tarihi eserleri Antakya'da görmek mümkün. Yapılan kazılar sonucunda ortaya çıkarılan mozaiklerin sergilendiği Arkeoloji Müzesi'nde nerdeyse boş bir alan kalmamış durumda. Müzede 120'ye yakın mozaik, panolar halinde geniş salonlarda ve duvarlarda sergileniyor. 70'e yakın mozaik ise mekân sıkıntısından dolayı depolarda bekletiliyor. Prehistorik, Helenistik, Roma ve Bizans dönemlerini yansıtan diğer birçok tarihi eserin de yer aldığı müzede, dünyanın üçüncü büyük sikke koleksiyonu bulunuyor. Müzede 19 bine yakın arkeolojik eser, binden fazla etnografik bulgu, 14 bine yakın sikke ve binden fazla mühür mevcut. 35 binden fazla tarihi esere sahip müzeyi her yıl yerli yabancı yüz binden fazla turist ziyaret ediyor. Yaklaşık iki metrekarelik alanı kaplayacak mozaik panolar, lahitler, seramikler, camdan yapılmış süs eşyaları, paralar ve irili ufaklı heykellerle Antakya, bir medeniyetler beşiği adeta.
     

Sayfayı Paylaş