1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

"400 Kilometre PKK'nın Denetiminde"

Konusu 'Sadece Magazin Haberleri' forumundadır ve Papatya tarafından 29 Ağustos 2012 başlatılmıştır.

  1. Papatya
    Meşgul

    Papatya Sözlerimi Geri Alamam.* Süper Moderatör

    Katılım:
    6 Ağustos 2012
    Mesajlar:
    16.261
    Beğenileri:
    5.771
    Ödül Puanları:
    10.980
    Yer:
    Seattle.
    Banka:
    4.918 ÇTL


    Meclis Başkanı'nın teröre karşı hazırladığı mutabakat metninin imzaya açılmasının çok tehlikeli olacağını savunan Bdp Eşbaşkanı Demirtaş, "Çukurca-Şemdinli arasındaki 400 kilometre Pkk 'nın denetiminde" dedi.

    Bdp Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş , Diyarbakır'da gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Demirtaş, ilk eleştiriyi Meclis Başkanı Cemil Çiçek tarafından hazırlanan "Milli mutabakat metni"ne getirdi:

    "Tbmm Başkanı bu mutabakat metnini imzaya açarsa tehlikeli bir iş yapmış olur. Mutabakat metnini 'imzalayanlar' ve 'imzalamayanlar' diye STK'lar, siyasi partiler, Türkiye ikiye ayrılmış olur. Dolayısıyla, Türkiye iki ayrı kampa ayrılmış olur. Bu tür metinleri, siyasi partiler, dernekler, STK'lar imzaya açabilir. Fakat Meclis Başkanı, parlamentodaki bütün grupları temsil eden başkanı olan birinin böylesi bir metni imzaya açması çok sakıncalıdır. Benim naçizane tavsiyem kendi kişisel görüşleri olarak o mutabakat metninin kalmasıdır. Aksi taktirde aslında hiçbir şekilde yeni tek bir cümle içermeyen metin Türkiye'de bir kamplaşmanın önünü açmış olacak. Bana göre hükümet sözcüsü her ne kadar metne tepki gösteriyor gibi olsa da, bence bu metin iç ve dış politikada sıkışmış olan Akp politikalarını kurtarma metnidir. Akp'nin düştüğü çukurdan meclis başkanı eliyle kurtarılması girişimidir.Güvenlik konsepti bakış açısıyla hazırlanmış bir metindir. Bdp böyle bir girişimin destekçisi olmaz."

    Hakkari 'nin Şemdinli ilçesinde Bdp milletvekilleri ve Pkk'lıların kucaklaşması sonrası gündeme gelen dokunulmazlık tartışmalarına da değinen Demirtaş, şöyle dedi:

    "Dokunulmazlığın kaldırılması ya da kaldırılmaması Meclis'in taktirindedir. Bu konuda Akp'nin samimi bir tutumu varsa biz başından beri şunu söylüyoruz; kürsü dokunulmazlığı hariç bütün dokunulmazlıkları kaldıralım. Milletvekillerinin ifade özgürlüğü dışında hiçbir özgürlüğü olmasın. Ama sırf bir iki milletvekilimiz için dokunulmazlıklar tartışılmaya açılırsa bu iki yüzlülük olur.

    Bu kadar dolandırıcılık, sahtecilik fezlekesi Meclis'te beklerken, sadece Bdp'li birkaç vekilin dokunulmazlığının gündeme getirilmesi bizim açımızdan kabul edilemez bir durum olur. Bdp'li vekiller dokunulmazlığın arkasına sığınan vekiller değil. Zaten bir çoğumuz hakkında dokunulmazlığımız fiilen ihlal edilmiş durumda. Davalarımız sürüyor. Polisin, savcının, yargının dokunmadığı Bdp'li vekil yoktur. Dokunulmazlığımız fiilen kalkmış durumda.

    Bir kez daha Türkiye'yi derin siyasi krizlere sokmak istiyorlarsa, böyle hesapları varsa kendileri bilir. Biz hiç tavsiye etmeyiz. Birkaç vekilin dokunulmazlığının kaldırılmasını Türkiye'nin geleceği açısından doğru bulmayız. Dokunulmazlığımız kalkacak diye korkacak ve tedirgin olacak değiliz. Hiçbir arkadaşımızın veremeyecek hesabı yoktur. Tüm dokunulmazlıklar kaldırılacaksa buna destek veririz. Hepimizin dokunulmazlığı kaldırılsın."

    'LEYLA HANIMI NE KONUŞTURDUK, NE DE SUSTURDUK'

    Başbakan Erdoğan'ın danışmanlarını da "fal bakmak"la suçlayan Demirtaş, "Biraz etraflarına baksınlar" uyarısında bulundu. Başbakan'a da çağrı yapan Demirtaş, tansiyonu düşürecek açıklamalar yapmasını istedi. Bdp milletvekili Leyla Zana'nın Başbakan'la görüşmesinden sonraki sessizliğini de değerlendiren Demirtaş, "Biz Leyla hanımı ne konuşturduk, ne de susturduk. Susuyorsa, kendi kişisel tavrıdır" dedi.

    Devletin zirvesinin Gaziantep'teki cenazede yer almasını samimi bulmadığını savunan Demirtaş, "O tabloda bulunanlar çözümsüzlükten besleniyor" diye konuştu.

    'ORDU OPERASYON YAPMADI Kİ BİTSİN'

    Hakkari'nin Şemdinli ilçesinde yaklaşık 40 günden beri devam eden çatışmaları da değerlendiren Demirtaş, Şemdinli ile Çukurca arasındaki 300-400 kilometrelik bir alanın örgütün denetiminde olduğunu, askerin bu bölgelere karadan operasyon yapamadığını iddia etti.

    Demirtaş, "Ordu sadece havadan karakollara lojistik destek yapıyor. Karadaki denetim Pkk tarafından ele geçirilmiş durumda. Bunu saklamak için manipülatif açıklamalar yapılıyor. Hakkari Valisi 'operasyon bitti' diyor. Ordu operasyon yapmadı ki bitsin. Durum öyle değil. Askeri açıdan Pkk'nın bitirilemeyeceğini Şemdinli'de 40 gündür süren savaş ve acı gerçek bir kez daha ortaya koydu.

    "KÜRT SORUNU TANKLA TOPLA HALLEDİLECEK BİR SORUN DEĞİL"

    Ordan çıkarılması gereken sonuç şudur. Kürt sorunu tankla topla halledilecek sorun değil. Pkk askeri olarak bitirilse de Kürt sorunu ortadan kalkmayacaktır. Bence doğru sonuçlar çıkarılırsa bu aşamada ciddi radikal değişikliklerle hükümet müzakereleri gündemine alırsa hep birlikte ölümleri ve akan kanı durdurabiliriz. Bdp olarak daha güçlü bir şekilde destek vermeye hazırız.

    Hükümetin ciddi ve radikal politika değişikliği ile savaş konseptinden çıkıp müzakere konseptine geçmesi gerekir. Böyle bir sürece girilirse Bdp hükümet ile bu konuları görüşür, destek olur. Ama güvenlikçi konseptten vazgeçilmesi gerekir. İki tarafın da savaşı artık bir seçenek olmaktan çıkarıp yeni bir müzakere süreci başlatması lazımdır. Şemdinli bunu yakıcı bir şekilde göstermiştir" dedi.

    HÜKÜMETİN KÜRT FOBİSİNDEN KURTULMASI GEREKİR

    Demirtaş, Suriye meselesinin başladığı günden beri Türkiye'nin asıl derdinin Kürtlerin özgürlüklerini ve haklarını kazanmaması üzerine olduğunu ileri sürdü. Kürtleri tehdit olarak gören bir Türk dış politika anlayışı olduğunu savunan Demirtaş, "Türkiye, Kürtleri kaybettiği oranda Ortadoğu'da kaybediyor. Bugün Kürtleri arkasına almayan, Kürtlerin desteğini almayan bir Türkiye, dış politikada kaybetmeye mahkum bir Türkiye'dir. Tarihsel olarak böyledir. Bir realitedir. Bir gerçektir. O nedenle Türk ve Kürt halkının geleceğini birlikte kurgulamak istiyorsak hükümetin artık Kürt düşmanlığından vazgeçmesi gerekir. Kürt fobisinden kurtulması gerekir." görüşlerini savundu.



     

Sayfayı Paylaş