1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

6 Haziran 1968 - Robert Kennedy, ABD senatörü ve Başkan adayı (suikast)

Konusu 'Tarihte Bugün' forumundadır ve Suskun tarafından 6 Haziran 2011 başlatılmıştır.

  1. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL

    [​IMG]
    [​IMG]

    ABD Adalet Bakanı Robert Kennedy, Adalet Bakanlığının önünde Afrikalı ABD'lilere vatandaş hakları kazandırmak için konuşma yaparken (14 Haziran 1963, Warren K. Leffler)


    Robert Francis "Bobby" Kennedy
    (20 Kasım 1925, Brookline, Massachusetts - 6 Haziran 1968, Los Angeles, ABD),
    ABD'li siyaset adamı.
    Ağabeyi Başkan John F. Kennedy'nin (1961-1963) yönetiminde adalet bakanlığı ve danışmanlık yapmış, daha sonra senato üyeliğine (1965-1968) seçilmiş, başkan adaylığı sırasında öldürülmüştür.


    II. Dünya Savaşı'nda deniz kuvvetlerinde görev yapmak üzere Harvard Üniversitesi'ndeki öğrenimine ara verdi.Daha sonra üniversiteye dönerek 1948'de mezun oldu. 1951'de Virginia Üniversitesi'nin Hukuk Okulu'nu bitirdi. Ertesi yıl senato seçimlerinde ağabeyi John F. Kennedy Massachusetts eyaletindeki kampanyasını başarıyla yöneterek siyasi yaşama adım attı. 1953'te Joseph R. McCarthy'nin başkanlığındaki Senato Soruşturmalar Daimi Alt Komitesi'nin (Senate Permanent Subcommittee on Investigations) yardımcı danışmanlığına getirilmesi üzerine ülke çapında tanındı.1957'de sendikalardaki yolsuzlukları soruşturan Senato komitesinin baş danışmanlığına atandı. Bu görevi sırasında Amerika Sürücüler, Şoförler, Depocular ve Yardımcıları Sendikası'nın yöneticilerinden James R. Hoffa ile uzun tartışmalara girdi. 1960'ta başkan adayı olan ağabeyinin seçim kampanyasını yürütmek için komitedeki görevinden ayrıldı. 1961'de Başkan John F. Kennedy'nin yönetiminde adalet bakanlığına getirildi.

    Kennedy 44 ay süren adalet bakanlığı görevinde hukuka bağlı bir devlet adamı olarak kendini gösterdi. 20 Mayıs 1961'de medeni haklar savunucusu Martin Luther King'le 1,200 yandaşının Montgomery'de (Alabama) saldırıya uğrayacağını öğrenince 400 federal polisi onları korumakla görevlendirdi. Irkçıların çıkardığı olayları yatıştırmak için yoğun çaba harcadı. Ayrıca örgütlü suçlara karşı sert ve zekice bir politika izledi. En önemli başarılarından biri Hoffa'nın mahkumiyetine yol açan kanıtları toplamak oldu. 22 Kasım 1963'te ağabeyi John F. Kennedy'nin Dallas'ta öldürülmesinden sonra da sürdürdüğü görevinden Eylül 1964'te istifa etti.

    Üç yıl önce adalet bakanlığına atanmasını eleştiren The New York Times, bir başyazısında Kennedy'yi başarıları ve adalete katkısı dolaysıyla övdü. Yayımlanmış kitapları arasında The Enemy Within (1963), Just Friends and Brave Enemies (1962) ve Pursuit of Justice (1964) vardır.

    Kasım 1964'te New York senatörü seçilen Kennedy iki yıl içinde önde gelen bir siyaset adamı olarak kendini gösterdi. Liberal Demokratların önde gelen sözcüsü oldu ve Başkan Lyndon B. Johnson'ın Vietnam politikasını eleştirdi. 16 Mart 1968'de başkan adaylığını açıkladı. 4 Haziran'a değin California'daki de içinde olmak üzere yapılan altı ön seçimden beşini kazandı. 5 Haziran'da geceyarısından hemen sonra Los Angeles'taki Ambassador Oteli'nde yandaşlarına bir konuşma yaptı. Otelden ayrılmak üzere bir mutfak koridorundan geçerken Filistinli göçmen Sirhan Bişara Sirhan tarafından vurularak öldürüldü. Arlington Ulusal Mezarlığı'nda ağabeyinin yanına gömüldü.






    Robert Kennedy Suikastı

    O gün Başkan Kennedy, beş ay önce tasarlanan bir gezi için, yanındakurulla birlikte Teksas’ın Dallas şehrine gelmişti. Gezinin amacı, 1960seçimlerinde karşı parti olan Cumhuriyetçilere oy veren bu şehirde,havayı Demokrat Parti lehine değiştirmekti.
    Gökyüzü açık ve güneşliydi. Saat 11,50 sularında uzun bir arabadizisi, Dallas caddelerinde ilerlemeye başlamıştı. Başkan Kennedy, açıkbir otomobilin içindeydi. Yanında eşi Jagueline Kennedy, önünde ValiConnaly oturuyordu.

    Otomobil, Houston ve Elm caddelerinin kesiştiği yere vardığında,saatler 12,30′u göstermekteydi. Az sonra, bir demiryolu geçidininaltından geçeceklerdi. Yolun iki yanında sıralananları selâmlayanBaşkan’ın sağında, Teksas Okul Kitapları Deposu görülüyordu.Suikastçının bu yapıdan ateş ettiği ileri sürülmeseydi, bu yapınınBaşkan Kennedy’nin sağında olmasının hiç bir önemi kalmayacak, ötekiyapılar gibi, ondan da söz edilmeyecekti.
    O sırada bir amatör sinemacı, 8 milimetrelik makinesiyle, BaşkanKennedy’nin Dallas sokaklarındaki gezisini filme alıyordu. Dahasonraları bu renkli filmin kendisine milyonlarca dolar kazandıracağınıdüşünmeden düğmeye basıyordu. Film birkaç kere eşe dosta gösterildiktensonra bir kıyıya atılacak, belki de bir daha el sürülmeyecekti. Filmiçekerken, makinenin vizöründen, Kennedy’nin otomobilinde olağanüstüşeyler olduğunu şaşkınlık içinde gördü. O da, kalabalığın çoğunluğugibi, silah seslerini duymamıştı ama, film makinesinin penceresindengördükleri gerçekten heyecan vericiydi; Kennedy birden elleriniensesine götürmüş ve öne doğru eğilmişti. Sonradan yapılacak otopside,bu kurşunun Kennedy’nin ensesinden girip omurgasının sağına kadarilerlediği, kravatının düğümünde bir delik açarak boğazından çıktığıanlaşılmıştı.
    Bu sırada gürültüyü duyan Vali Connaly de geriye dönmüş, fakat aynıanda yediği bir kurşunla sırtından yaralanarak, yanında bulunan eşininkucağına yığılmıştı, üçüncü kurşun da hedefini bulmuş, Kennedy’ninbaşının arkasından girip büyük bir yara açmıştı. Şimdi, Başkan da,karısı Jacqueline Kennedy’nin kucağında yarı cansız olarak yatıyordu…
    İlk şaşkınlık geçip Başkan Kennedy’nin bir suikasta uğradığıanlaşılınca, F.B.I. ajanlarından Hill, Başkan’ın üstü açık arabasınaarkadan atlayarak kendisini kurşunlara siper etmiş, JacquelineKennedy’yi de yere yatırmıştı. Otomobil bütün hızıyla Parkland Memorialhastanesine kadar böylece gitti. Ama artık her şey için çok geçti…
    Hastanede, Kennedy’yi kurtarmak için elden gelen bütün çabalargösterildi. Fakat Başkan’ın nabzı duyulmayacak ölçüde az atıyordu.Nefes almasını sağlamak için, boğazının yarılıp bir boruyerleştirilmesi de işe yaramadı. Saat 13’te kurtarma çabalarına sonverilmiş, bir papazın yaptığı son dini görevden sonra A.B.D. BaşkanıKennedy’nin öldüğü resmen açıklanmıştı. Vali Connaly ise, aldığı ağıryaraya rağmen kurtulacaktı.
    Bundan sonra Başkan yardımcısı Johnson, kendisini Washington’agötüren uçakta, Yargıç Bayan Saran Hughes’in önünde ant içerek 36.Cumhurbaşkanı oluyordu. Bayan Jacqueline Kennedy de, uçakta yapılan buant içme töreninde hazır bulundu. Üzerindeki elbisede, kocası JohnFitzgerald Kennedy’nin henüz kurumamış kanları, iri lekeler halindegörünüyordu.
    BÜTÜN bunlar olup biterken, polisin verdiği bilgilere ve dahasonraları hazırlanan rapora göre, Lee Harvey Oswald adlı biri, saat12,37′de Teksas Okul Kitapları Deposundan çıkmış, Elm sokağındakiduraktan otobüse binmişti, üç ya da dört dakika sonra, suikast yüzündenmeydana gelen trafik tıkanıklığı nedeniyle, iki blok ötede otobüsteninmek zorunda kalmıştı.
    Oswald, bir taksiye atlayarak, şoföre evine pek yakın olan NorthBarkley’e gideceğini söyledi. Saat 13′e doğru, Başkan Kennedy’nin canverdiği dakikalarda evindeydi. Evde pek az kalmış, aceleyle yenidendışarı çıkmıştı.
    Suikasttan aşağı yukarı 45 dakika sonra Oswald, evinden on miluzaktaki 10. caddeyle Patton Bulvarının kesiştikleri noktada, devriyepolisi Tippit’i dört tabanca kurşunuyla öldürüyordu. Daha sonralarıdüzenlenen rapora göre Tippit bu sırada, telsizle kendisine tarifedilen şüpheli birisini aramaktaydı.
    Suikast sanığıyla polisi vuranın aynı kişi olduğu akla ilk gelendüşünce oldu. Aramalar da bu değerlendirme açısından yapılıyordu. İhbarüzerine, polis Tippit’i vuranın, Teksas sinemasına girdiği öğrenilince,yapı kuşatıldı. Salonda ışıklar yakılıp Oswald silahıyla birliktesinemada yakalandığında, saatler 14′ü gösteriyordu.
    Sanık hakkındaki soruşturma derinleştirilince, bir ara Rusya’yagittiği ve orada bir Rus kadınıyla evlendiği, komünist eğilimli olduğuortaya çıkmıştı. Aynı gün polis, sanığın evinde karısı Marina’yaOswald’ın tüfeği olup olmadığını soruyor, olumlu karşılık alınca da,bütün aramalara rağmen tüfeği bulamıyordu.
    24 Kasım pazar günü Oswald, Dallas Emniyet Müdürlüğünden hapishaneyegötürülecekti. Sanığın öldürüleceği yolunda polise birçok ihbaryapıldığı halde, Oswald’ı büyük bir tedbirsizlik içinde, meraklılardanve gazetecilerden oluşan bir kalabalığın arasından geçirdiler.Televizyon da bu sahneyi yayınlıyordu. Tam bu sırada, gazetecilerinbulunduğu yerden fırlayan bir adam, elindeki tabancayla Oswald’ı yaylımateşine tuttu. Yedi dakika sonra Parkland Hastanesine kaldırılan Oswaldda Kennedy gibi kurtarılamayarak ölüyordu.
    Başkan Kennedy’yi öldürmekten sanık Oswald’ı herkesin gözü önündevuran Jack Ruby geçmişi oldukça karanlık ve kirli işlere girip çıkmışbir kişiydi. Fakat o, Oswald’ı, Başkan Kennedy’ye yapılan suikastkendisini çok etkilediği için öldürdüğünü ileri sürüyordu. Yapılanyargılama sonunda da, 14 Mart 1964 yılında ölüme mahkûm edildi.
    Kennedy’ye yapılan suikastı incelemek ve karanlık noktalarıaydınlatmak için kurulan Warren Komisyonu şu sonuçlara varıyordu:Kennedy’yi vuran Lee Harvey Oswald’tı. Katil bu cinayeti herhangi birdevlet ya da kuruluş adına işlememiş, kimseden de yardım görmemişti.Oswald’ı yetişme biçimi ve yaradılışındaki olumsuz yönler bu suikastaitmişti. Raporda, polisin ve güvenliği sağlamakla görevli kişilerintedbirsizliği sorumsuzca davranışları da eleştirilmekteydi .
    Warren Raporu, Amerika’da olduğu kadar bütün dünyada da yeterlibulunmamıştı. Bu rapor dışında da, Kennedy olayı üzerine eğilenleroldu. Özellikle gazeteci Buchanan’ın hazırladığı ve kendi adıyla anılanrapor, .bunların arasında en önemlisidir. Bu rapor, büyük gürültülereyol açmış, kafalarda zaten var olan kuşkuları daha da arttırmıştır.
    Akla ilk gelen soru şu oluyordu; Kennedy’yi gerçekten Oswald mı öldürmüştü?
    Çünkü bazı kimseler tarafından Başkan’a kurşunların kitap deposundandeğil, yeraltı geçidinin üzerindeki demiryolundan sıkıldığı ilerisürülüyordu. Kurşunların arkadan atıldığı da kesin değildi. Çünküdoktorlar, kurşunların giriş yönünü tespit için hiç bir çabaharcamamışlardı.
    Dallas Polis Radyosu, suikasttan tam altı dakika sonra, yani12,36′da Oswald’ın çok ayrıntılı bir tarifini vermişti. Oysa, o sıradakimse katilin kim olduğunu bilmiyordu. Polis, radyo aracılığıyla buayrıntılı tarifi nasıl ve neye dayanarak vermişti? Öte yandan,Oswald’ın bindiği ileri sürülen taksinin şoförü, müşterisinin binişsaati olarak defterine 12.30 yazılı olduğunu söylemişti. Oswald’ınsuikastın işlendiği 12,30′da hem kitap deposunda hem de takside olmasıimkânsızdı. Fakat şoför, bu kayıtları seferden sonra yazdığınısöylediği için, Warren Komisyonu Oswald’ın, 12,30′dan sonra taksiyebindiği kanısına varmıştır.
    Aradan geçen yıllara rağmen bugün bile gerçek katilin Oswald olduğu kesinlikle söylenememektedir.
    Warren Raporu’nun, Oswald’ın Başkan Kennedy’yi hiç bir devlet ya dakuruluşun parmağı olmadan, tek başına öldürdüğü yargısı da, bu konuylailgili kişilerin arka arkaya öldürülmeleri nedeniyle dayanıksızkalıyordu. Dünya kamuoyu da, bu kişilerin eceliyle ölmediklerikanısındadır. Suikastla uzaktan ya da yakından ilgili kişilerin birerbirer ölmeleri, Başkan Kennedy’nin ölümünün altında başka nedenlerinyattığı kanısını doğrular niteliktedir.
    Şimdi, Kennedy’nin suikasta kurban gittiği dakikadan sonra meydana gelen zincirleme ölüm olaylarını inceleyelim;
    SUİKAST sanığı olarak Lee Harvey Oswald adında bir genç yakalandı.Kendisini daha savunma olanağı bulamadan, bar sahibi Jack Rubytarafından iki polisin arasında tabancayla vurularak öldürüldü.
    SUİKAST olayında görgü tanığı durumunda bulunan ve çok şey bildiğisanılan polis memuru J.P. Tippit, Kennedy’den 45 dakika sonra caddeortasında öldürüldü. Bu cinayet, Oswald’ın sırtına yüklendi.
    POLİS Tippit’in öldürüldüğünü gören ve katilin kaçtığı arabayı birsüre izleyen Reynold, iki gün sonra dükkânının önünde tabancaylavurularak can verdi. Eski araba alım satımıyla uğraşan Reynold, polisiöldüreni gördüğünü, yeniden karşılaşacak olursa tanıyabileceğinikomşularına söylemişti. Reynold’un katili bulunamadı.
    REYNOLD’un bir sevgilisi vardı. Nancy adındaki bu kadın JackRuby’nin barında çalışıyordu. Reynold’un kendisine bazı “şeyler”söylediği anlaşılınca, barda olay çıkardığı gerekçesiyle tutuklandı.Ertesi gün kapatıldığı hücreden cesedi çıkarılıyordu. Polise göre Nancyintihar etmişti. Fakat hiç kimse bu “intihar” olayına inanmadı.
    TANINMIŞ gazetecilerden Jim Koethe, suikast olayını aydınlatmak içinçalışmaya girişmişti. Cinayetin üzerindeki karanlık perdeyikaldıracağını ve yılın gazetecisi seçileceğini umuyordu. Bazı önemliipuçları da ele geçirmişti. Fakat bir gün evinin banyosunda, boynundanbıçaklanarak öldürüldü. Onun da katili bulunamadı…
    GAZETECİ Bill Hunter da, Kennedy suikastı konusunda deliltopluyordu. Kendisini görmeye gelen iki polisten birinin eliyleöldürüldü. Verilen bilgiye göre, gazeteciyle şakalaşan polis bir aratabancasını çekmiş ve elinden yere düşürmüştü. Tabanca yerde patlamışve çıkan kurşun, Bill Hunter’ı öldürmüştü!..
    OSWALD’ı öldürmesinden bir gece. önce Ruby’nin evinde yapılan önemlibir toplantıya Savcı Tom Howard da katılmıştı. Jack Ruby’nin iki polisarasında hapishaneye götürülen Oswald’ı vurmasından sonra Savcı Howard,kalp durmasından öldü. Otopsi bile yapmadan, savcıyı çabucak gömdüler.
    OSWALD’ın kaldığı pansiyonun sahibi Bayan Earline Roberts de birdenbire kalp durmasından ölüverdi!.. Pansiyoncu kadın, Kennedy’ninölümünden az sonra, Oswald’ı otobüse binerken görmüştü. Ve bu otobüs,polis memuru Tippit’in bulunduğu yöne doğru gitmemişti. Bayan Robertsbu iddiasında direnince ölüm onun da yakasına yapıştı…
    BOYACI Hank Killam, Kennedy suikastıyla ilgili bazı şeylerbiliyordu. Çünkü Killam’ın bir arkadaşı, Oswald’la aynı pansiyondakalıyor ve karısı Wanda, Jack Ruby’nin yanında çalışıyordu. Birçokkişiyle birlikte Killam da polis tarafından sorguya çekilmişti.Bilinmeyen bir nedenle Killam, Dallas’tan ayrılmak zorunda kaldı.Gittiği Pensacola kentinde, boynundan kesilmiş olarak bir kaldırımüzerinde bulundu. Polis raporlarında, zavallı Killam’ın bir pencerecamı üzerine kaza sonucu düşerek öldüğü yazılıyordu.
    SUİKASTTAN sonra, Ruby’yle hücresinde baş başa konuşmak olanağınıbulan tek gazeteci, Dorothy Kigallen’di. Fakat o da bir gün ölüverdi.Polise göre Bayan Kigallen çok sayıda uyku hapı yutarak intiharetmişti!..
    OTOBÜS şoförü William Whaley, suikast günü otobüs durağındanOswald’ı alarak Barkley’e götürmüştü. Hareket saati 12,30′la 12,45′ti.Şoför bunu hareket defterine yazmıştı. Oysa o sırada Oswald’ınKennedy’ye ateş etmesi gerekiyordu. Şoför, bu iddiasında direndi. Birgün William Whaley’in kullandığı otobüsle direğe çarparak öldü. Otuzbeş yıllık şoförlük hayatında, bir gün bile kaza yapmayan Whaley’in,böyle basit bir kazada can vermesine kimse akıl erdiremedi.
    UNİON Terminal Şirketi’nin işletme şefi olan tanıklardan Lee Bowers,Kennedy’ye kitap deposundan değil de, yolun karşı yakasından ikikişinin ateş ettiğini söylemişti. Tanıklığından kısa bir süre sonra,Bowers de öldü. Ölüm nedeniyse bir türlü anlaşılamadı.
    POLİS Tippit’in öldürüldüğünü gören başka bir tanık da, EdwardBenarides’di O da öldü. Hasta filan da değildi. Neden öldüğü debilinemedi.
    …VE sonunda Jack Ruby… Ruby 9 Aralıkta hapishaneden hastaneye“zafiyet” teşhisiyle götürüldü. Bir ay sonra da, hastalığının adıkanser oldu ve Ruby hemen öldü. Kanser konusunda büyük araştırma veçalışmaların yapıldığı Amerika gibi bir ülkede, Ruby’yi bir ay içindeöldürecek kadar ilerlemiş hastalığın anlaşılamaması olacak şey değildi.Ruby ölümünden önce, yanındaki hastalara şöyle diyordu:
    “Vücuduma kanser aşıladılar!..”
    Gizli bir el, Kennedy’yi yok ettikten sonra, bu olayı aydınlığa kavuşturacak kişileri de sanki birer birer ortadan kaldırmıştı.
    Aradan yıllar geçtikten sonra bir gün, John Fitzgerald Kennedy’ninkardeşi Robert Kennedy de, 5 Haziran 1968′de Los Angeles’ın AmbassadorHotel’inde düzenlenen bir baloda vurularak öldürülüyordu. Katil, Sirhanadlı bir Filistinli Arap göçmeniydi.
    Robert Kennedy, A.B.D. Başkanlığına Demokrat Parti’den adaylığınıkoymuş ve başkan adayı seçimlerinin altısından beşini kazanınca, bunukutlamak İçin Los Angeles’te bir balo düzenlemişti. Arap göçmenitarafından vurulmasaydı, belki de A.B.D. Başkanlığına ikinci birKennedy geçmiş olacaktı.
    Arap göçmeni Sirhan’a, Ambassador Hotel salonlarında bu cinayetiişleten, Kennedyleri A.B.D. Başkanı olarak görmek istemeyen yine ogizli el miydi acaba?


    Ahmet Polatlı
    [/COLOR]
     

Sayfayı Paylaş