1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Acıdaki hikmet.

Konusu 'Hikayeler / Efsaneler' forumundadır ve ruhu'm tarafından 6 Ocak 2010 başlatılmıştır.

  1. ruhu'm

    ruhu'm Aktif

    Katılım:
    1 Aralık 2009
    Mesajlar:
    330
    Beğenileri:
    3
    Ödül Puanları:
    630
    Meslek:
    oLüm GéLdiği Zaman YaniMa GéLMé.. Bén AzRaiLLé'Dé
    Yer:
    bi ara tabelaya bakarım x)) ♥AkLım Hep Sende
    Banka:
    0 ÇTL
    Yaşlı kadın bir antika dükkanından aldığı yüzyıllık fincanı özenle salon vitrinine yerleştirdi Fincanın biçimi üzerindeki işlemeler renkler onun bir sanat eseri olduğunu söylüyordu Ödediği fiyatı hatırladı; hayır hiç de pahalıya almamıştı
    Acıdaki hikmet.
    Hayranlıkla fincanı seyretmeye devam etti Derken birden fincan dile geldi ve kadına şöyle dedi;

    "Bana hayranlıkla baktığının farkındayım Ama bilmelisin ki ben hep böyle değildim Yaşadığım sıkıntılar beni bu hale getirdi

    Kadın şimdi hayret içindeydi Önündeki kahve fincanı konuşuyordu!

    Kekeleyerek: "Nasıl? Anlayamadım?" diyebildi yaşlı kadın

    "Demek istiyorum ki ben bir zamanlar çamurdan ibarettim ve bir sanatkâr geldi Beni eline aldı ezdi dövdü yoğurdu Çektiğim sıkıntılara dayanamayıp:

    "Yeter! Lütfen dur artık!" diye bağırmak zorunda kaldım
    Ama usta sadece gülümsedi ve; "Daha değil!" diye cevapladı beni
    "Sonra beni alıp bir tahtanın üzerine koydu Burada döndüm döndüm döndüm Döndükçe başım da döndü Sonunda yine haykırdım:
    "Lütfen beni bu şeyin üzerinden kurtar Artık dönmek istemiyorum!"
    Ama usta bana bakıp gülümsüyordu:

    "Henüz değil!"

    "Derken beni aldı ve fırına koydu Kapıyı kapayıp ısıyı arttırdı Onu şimdi fırının penceresinden görebiliyordum Fırın gitgide ısınıyordu Aklımdan şöyle geçiyordu: Beni yakarak öldürecek"
    Fırının duvarlarına vurmaya başladım Bir taraftan da bağırıyordum:
    "Usta usta! Lütfen izin ver buradan çıkayım!"
    "Pencereden onun yüzünü görebiliyordum Hala gülümsüyor ve "Daha değil!" diyordu

    "Bir saat kadar sonra fırını açtı ve beni çıkardı Şimdi rahat nefes alabiliyordum fırının yakıcı sıcaklığından kurtulmuştum Beni masanın üstüne koydu ve biraz boyayla bir fırça getirdi

    "Boyalı fırçayla bana hafif hafif dokunmaya başladı Fırça her tarafımda geziniyor ve bu arada ben gıdıklanıyordum

    "Lütfen usta! Yapma gıdıklanıyorum!" dedim Onun cevabı ise aynıydı: "Henüz değil!"

    "Sonra beni nazikçe tutup yine fırına doğru yürümeye başladı Korkudan ölecektim "Hayır! Beni yine fırına sokma lütfeeen!" diye bağırdım

    Fırını açıp beni içeri iteleyip kapağı kapattı Isıyı bir öncekinin iki katına çıkardı "Bu sefer beni gerçekten yakıp kavuracak!" diye düşündüm Pencereden bakıp ona yine yalvardım ama o yine "Daha değil!" diyordu Ancak bu defa ustanın yanaklarından bir damla gözyaşının yuvarlandığını gördüm

    "Tam son nefesimi vermek üzere olduğumu düşünüyordum ki kapak açıldı ve ustanın nazik eli beni çekip dışarı çıkardı Derin bir nefes aldım hasret kaldığım serinliğe kavuşmuştum Beni yüksekçe bir rafa koydu ve usta şöyle dedi:

    "Şimdi tam istediğim gibi oldun Kendine bir bakmak ister misin?"
    Ona "Evet" dedim

    Bir ayna getirip önüme koydu Gördüğüme inanamıyordum Aynaya tekrar tekrar baktım ve "Bu ben değilim Ben sadece bir çamur parçasıydım"

    "Evet bu sensin!" dedi usta Senin acı ve sıkıntı diye gördüğün şeyler sayesinde böyle mükemmel bir fincan haline geldin

    Eğer seni bir çamur parçası iken üzerinde çalışmasaydım kuruyup gidecektin
    Döner tezgahın üstüne koymasaydım ufalanıp toz olacaktın
    Sıcak fırına sokmasaydım çatlayacaktın
    Boyamasaydım hayatında renk olmayacaktı
    Ama sana asıl güç ve kuvveti veren ikinci fırın oldu
    Şimdi arzu ettiğim her şey var üzerinde"

    Ve ben kahve fincanı şu sözlerin ağzımdan çıktığını hayretle fark ettim:

    "Ustam! Sana güvenmediğim için beni affet!
    Bana zarar vereceğini düşündüm
    Beni benden fazla sevip iyilik yapacağını fark edemedim
    Bakışım kısaydı ama şimdi beni harika bir sanat eseri yaptığını görüyorum
    Benim sıkıntı ve acı diye gördüğüm şeyleri bana verdiğin için teşekkür ederim…
    Teşekkür ederim"

    * * * * * *
    Usta fincanı Yaratıcı insanı şekillendirir
    Yeter ki acı da ki hikmeti görelim
    Kahrın da hoş lûtfun da hoş demesini bir öğrenebilsek…
     

Sayfayı Paylaş