1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Açılın kalp kapıları...

Konusu 'Genel Dini Konular' forumundadır ve zemheri tarafından 1 Kasım 2008 başlatılmıştır.

  1. zemheri

    zemheri Usta

    Katılım:
    23 Ekim 2008
    Mesajlar:
    742
    Beğenileri:
    11
    Ödül Puanları:
    630
    Meslek:
    öğrenci
    Banka:
    6 ÇTL
    Her şey gönlün derinliklerinden geleni fark etmekle başlar. Onu anlamakla
    kemale erişir. Ondan nasiplenebilmekle de zirveye tırmanır.

    Allah herkesin kalbine bir kapı koymuştur, derinliklerde gizli. Bu kapıdan
    girenler hüsrana uğramazlar, o kapıya erişenler nasipsiz kalmazlar. Bu kapı
    Hak kapısıdır.

    Vermeyi istemeseydi istemek duygusunu vermezdi. Önce istemekle başlar her
    şey. Cüzi irade ile başlangıcı bizim yapmamız gerekir. Gerçi Allah sebepler
    dairesi dışında bazı kullarına özel lütuflar verebilir ve kapılarını kendi
    açabilir ama bu istisnai durumdur, genele mal edilemez.

    İradeniz ile almanız gereken yolu aldığınızda inayet-i ilâhi tecelli eder ve
    Allah kendisinden başka kapılara yönelmenizi, rahmeti ile engeller.

    Kul muhabbet kapısından girince o güne kadar hiç görmediği, belki sadece
    duyduğu bir sevgi çağlayanına ulaşmış olur. Sevdiğinden daha fazla seven,
    onu ondan daha iyi bilen ve her ihtiyacını verebilme kudretinde olan Zata
    ulaşır.

    Bu, dünyadan ve çevremizden yüz çevirmek değildir. Sevginin merkezine tüm
    sevgilere en layık olan oturtulur, tüm sevmeler de O’nun çevresine. Yani
    önce O sevilir, sonra her şey O’nun için sevilir.Bir kalpte iki sevgi olmaz
    sözünü de bu doğrultuda anlamak gerekir.

    Bu kapının anahtarı tefekkürdür ki bilinen ibadetler içerisinde semeresi en
    çok olanlardan biridir.

    O’nu bulmak marifet iledir. Marifet de tefekkür ile olur. Önce kendi içinize
    dönmeyi öğrenin. Kafanızda sizi meşgul eden tüm problemler ve muhakemeleri
    bir tarafa bırakın. Dupduru olun. Sonra kalbinizin derinliklerine doğru yola
    çıkın. O bize, bizim tahmin ettiğimizden daha yakındır.


    Açılın kalp kapıları! Rabbimi bulmaya geldim deyin. Rabbinizi orada sizi
    bekler bulacaksınız.

    Hiçbir şey söylemeyin isterseniz. Kalbinizin tüm burukluğu, içinizin tüm
    susamışlığı ve günahlar altında iki büklüm olmuşluğunuzla sadece Ya
    Rabbi!deyin, yetecektir.

    Kulunun kendisine dönmesi kadar O’nu hoşnut eden başka bir şey olmayan
    Rabbimizin,Lebbeyk Kulum! Söyle ne istiyorsun? Nedir seni üzen? Beni bulan
    ve rızamı alan kulumu ne mahsun edebilir ki? Sen mahsun olma. Ben senin
    vekilinim dediğini duyarsınız belki Rabbim nasip ederse.

    Bu öyle bir lütuftur ki onu elde edenin kapısını çalacağı başka bir merci,
    açamayacağı hiçbir kapı kalmamıştır.

    Öyle bir sevgiliyi sevin ki size her şeyi vermeye gücü yetsin, her
    ihtiyacınızı görsün, sizi hep gözetsin. Öyle bir sevgiliye kendinizi
    sevdirin ki O sevdi mi kainattaki tüm kullarına da sizi sevdirsin. O’nun
    adıyla çaldığınız tüm kapılar ardına kadar açılsın. Muhabbetiniz muhabbetle
    mukabele bulsun.

    İşte insanın yaradılış gayesinin başlangıç noktası budur. Diğerleri onun
    arkasından gelir.

    Unutulmaması gereken bir fark vardır. Allah’ı bilmek ayrıdır, O’nu idrak
    etmek ayrıdır. Bilmek marifetle, idrak tefekkür ile olur.

    Her şeyde esma-i ilahiyeyi görmek marifettir. Allah’ı her yerde görmenin,
    bilmenin belli bir mantığı yoktur. Bu his dünyası ile ilgilidir. Allah’ı
    bilmek ancak onu hissetmekle olur.

    O tecellileri tefekkür etmek de idrake götürür. Allah’ı idrak ettiğinizde
    kemalâta ermiş, kalbinizde mutmainliği yakalamışsınız demektir. Artık kalp
    kapılarınız ardına kadar açılmıştır. Attığınız her adım sizi ayrı bir
    muhabbete, gördüğünüz her lütuf ayrı bir hayrete götürecektir.

    Artık her anınızda O’nun büyüklüğünü ve muhabbetini gözyaşları içerisinde
    seyre koyulacak, SübhanAllah ile ayrı bir tefekkür, Allah-u Ekber ile başka
    bir hayret, Elhamdulillah ile de şükür ufuklarını yakalayacaksınız Rabbimin
    izniyle.

    Rabbim bizleri kendini hakkıyla idrak eden kullarından eylesin. Amin

    (Alıntı)
     

Sayfayı Paylaş