1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Adile Sultan Sarayı

Konusu 'Osmanlı Tarihi' forumundadır ve Suskun tarafından 2 Ocak 2013 başlatılmıştır.

  1. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL
    Sultan Abdülmecid, 1856 yılında satın aldıgı konagı, çok sevdigi kız kardesi Adile Sultan’a yazlık ikametgah olarak vermek istemistir. Ancak bu istegini, Sultan Abdülmecid’ten sonra tahta çıkan kardesi Sultan Abdülaziz yerine getirmistir.
    [Linkleri görebilmek için ÜYE olmalısınız!..]
    1861’de Sultan Abdülaziz , essiz manzarasına karsılık, harap durumda bulunan konagı yıktırarak, yerine simdiki sarayı yaptırmıstır. Sarayın mimarının, kesin olmamakla birlikte, tarihsel arastırmalarda "Hassa mimarı Sarkis Balyan ya da aynı aileden Kirkor Balyan" oldugu belirtilmektedir.
    [Linkleri görebilmek için ÜYE olmalısınız!..]
    Osmanlı Hanedanı içinde divan sahibi tek kadın sair olarak tanınan Adile Sultan’ın, Kandilli’nin imarına katkıda bulundugu, yoksullara yardım ettigi, egitim konularına ilgi duydugu bilinmektedir.

    Çok sevdigi esini ve dört kızını genç yaslarda kaybettikten sonra, bu güzel sarayda oturmak istememis ve 1868 yılında sarayı terketmistir.

    [Linkleri görebilmek için ÜYE olmalısınız!..]

    Adile Sultan 1901 yılında da sarayı Milli egitime bagıslayarak vefat etmistir.

    ikinci Mesrutiyet’in kisi özgürlügü ve kadın haklarını da kapsayan reformist hareketleri arasında, ilk Meclis-i Mebusan Baskanı Ahmed Rıza Bey ile ilk kadın gazetecimiz olan kız kardesi Selma Rıza Hanım’ın çabalarıyla Adile Sultan Sarayı bir egitim yuvasına dönüstürülmüstür. Ali rıza Bey ve Selma Rıza Hanım kadınların iyi egitilmesiyle ilgili konularda gönüllü, atesli, kararlı ve güçlü bir savas vermislerdir. Ahmed Rıza Bey, yüksek ögrenimi için gittigi Fransa’da siyasal ve kültürel hareketleri izlemis, Jön Türklerin etkinliklerinde yer almıs; yurda döndükten sonra da II. Abdülhamit’e mektuplar yazarak; Dogu kültürünün Batı kültürüyle yogrulmasını, egitim sisteminde köklü degisimler yapılmasını öneren, çetin kisiligiyle tanınmıs bir aydındır. Selma Rıza Hanım ise Sorbonne Üniversitesi’nde yetismis, özellikle kız ögrencilerin çok iyi kosullarda okutulmasını amaç edinerek bu konuda sürekli makaleler yazan bir Türk kadınıydı. iki kardes, Galatasaray Lisesi gibi yabancı dille ögretim yapan yatılı bir kız lisesi açılması için uygun bir bina bulmak istemislerdi.

    [Linkleri görebilmek için ÜYE olmalısınız!..]


    Ahmed Rıza Bey, Bogaziçi’nin en güzel tepesinde 40 yıldır harap duran Adile Sultan Sarayı’nı düsünmekteydi. O dönem padisahı II. Abdülhamit Han egitim alanında kullanılması kosuluyla sarayın bagısına izin vermistir.

    [Linkleri görebilmek için ÜYE olmalısınız!..]
    Ali Rıza Bey, sarayın onarımı ve yatılı okula dönüstürülmesi için dar bütçeli Maarif Nezareti’ne yük olmaktan kaçınmak üzere bir komisyon kurulmasını saglamıstır. Yine saray restorasyonu için yardım derneklerinden ve varlıklı kisilerden toplanan bagıslar toplanmıs, piyangolar düzenlenmistir. Ancak Balkan Savası, Birinci Dünya Harbi, stanbul’da art arda çıkan büyük yangınlar gibi, her atılıma sekte vuran, aman vermez engellerle karsılasmıslardır. Nihayet rüya, 1916 yılında gerçeklesmis ve Türkiye’nin ilk yatılı kız lisesi "Adile Sultan nas Mekteb-i Sultanisi" adıyla, yuva-ilk-orta-lise bölümleriyle bir Alman müdürün yönetiminde egitime açılmıstır.
    [Linkleri görebilmek için ÜYE olmalısınız!..]
    Zamanla okulun ögrenci sayısı artıp saray binası ihtiyaca cevap veremediginden, 1968 yılında lisenin korusu içinde yeni bir bina yapılarak ögretim birimleri buraya tasınmıstır. Sarayda ise yemekhane, yatakhane, çamasırhane, etüd odaları vb. kalmıstır.
    1986 yılında, Saray bir elektrik kontagının neden oldugu yangın sonucu bir gecede harabeye dönüsmüstür. 1986 yılındaki yangın sonunda dört duvar halinde kalan tarihi yapı, KANKEV’in uzun ve zorlu çabalarıyla yeniden hayata geçirilmistir. Sakıp Sabancı’nın deyisiyle "örnek bir kültür ve sanat merkezi" olarak yeniden toplumun hizmetine girmistir.

    5625 metrekare kullanım alanı olan ve aslına uygun biçimde restore edilen merkezde, 500 kisilik toplantı/ziyafet salonu, 200 kisilik toplantı salonu, kokteyl ve sergiler için 1300 metrekarelik salon, 20 adet seminer odası, müze, 150 kisilik restoran, 60 kisilik kafeterya bulunmaktadır
     

Sayfayı Paylaş