1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Adnan ÇOKER

Konusu 'Sanatçılar, Müzisyenler' forumundadır ve ZeyNoO tarafından 27 Temmuz 2011 başlatılmıştır.

  1. ZeyNoO
    Melek

    ZeyNoO ٠•●♥ KuŞ YüreKLi ♥●•٠ AdminE

    Katılım:
    5 Ağustos 2008
    Mesajlar:
    58.480
    Beğenileri:
    5.784
    Ödül Puanları:
    12.080
    Cinsiyet:
    Bayan
    Meslek:
    Muhasebe
    Yer:
    ❤ Şehr-i İstanbul ❤
    Banka:
    3.064 ÇTL
    Türk ressamı (İstanbul, 1928). 1944-1951 yılları arasında Güzel Sanatlar Akademisi'nde öğrenim gören (Zeki Kocamemi'nin atölye*sinde çalıştı) Adnan Çoker, o yıllarda kısa bir süre "çizgi resim" çalışmaları yaptı; Akademi yarış*malarında çeşitli ödüller aldı. Aka*demi'nin Yüksek Resim Bölümü'nü bitirip, askerlik görevini yaptıktan sonra, Ankara ve İstanbul'da desinatör ve haritacı olarak çalıştı. 1953'te Ankara'da, "Sergi Öncesi" adı altında açtığı ilk kişisel sergisini, 1954'te Ankara'da, 1955'te İstanbul' da açtığı sergiler izledi. 1955'te açı*lan Avrupa yarışmasını kazanarak, Paris'e gidip, 1956-1957 yıllarında Andre Lhote'un, 1957-1960 yılların*da da Henri Goetz'in atölyelerinde çalıştı. Bu arada fırsat buldukça İs*panya, Belçika ve Hollanda müze*lerinde araştırmalar yaptı. Ayrıca İtalya ve İsviçre'de meslek eğitiminev ilişkin incelemelerde bulundu. 1960'ta Türkiye'ye dönünce, Güzel Sanatlar Akademisi Yüksek Resim Bölümü'ne asistan oldu. 1961'de resimlerini İstanbul Alman Kültür Merkezi'nde "Paris Çalışmaları" adıyla sergiledi. Aynı yıl Viyana, Münih ve Venedik'te araştırma gezi*leri yaptı. Akademide seyirci önün*de, öğrencilerle birlikte, müzik eşli*ğinde resim gösterileri düzenledi. 1961'de İstanbul Festivali Resim-Heykel Sergisi'nde ve 1962'de 23. Devlet Sergisi'nde birincilik ödülleri aldı. 1962'de guvaş resimleriyle bir sergi açtı. 1963'te dört ressam arka*daşıyla Mavi Grup'u kurdu. Bir yıl sonra Fransa'dan aldığı bir bursla yeniden Paris'e giderek Hayter atöl*yesinde gravür etütleri yaptı, Goetz Akademisi'nde resim çalıştı. 1965'te bu çalışmalarını Salzburg Yaz Aka*demisi'nde Vedova atölyesinde sür*dürdü. 1966'da Devlet Güzel Sanat*lar Akademisi Yüksek Resim Bölümü öğretim üyeliğine atandı ve aynı yıl kolajlarıyla bir sergi düzenledi. 1968'de Budapeşte'de açılan Türk Grafik Sanatı Sergisi komiseri ola*rak Macaristan'a gitti. 1970'e doğru sanatında yeni bir dö*nem başlayan Adnan Çoker, bu dönem çalışmalarını "Siyah Resim*ler" ve "Siyah Simetri" adını verdiği iki ayrı sergiyle (İstanbul) göster*di: Yağlıboya, pastel, gravür, asamblaj ve akrilik tekniklerini uy*guladığı bu resimlerin gösteriminde, elektronik müzikten yararlandı. 1973 DYO Sergisi'nde başarı, 1976' da İskenderiye İkiyıldabir Sergisi'n*de ikincilik, 1981'de Türkiye İş Bankası'nın resim dalında verdiği büyük ödülü kazandı.

    SANATI

    Adnan Çoker'in sanatı iki döneme ayrılabilir: 1970 öncesi; 1970 sonra*sı. 1970 öncesi döneminin resimleri, genellikle soyut anlatımcılığa daya*nır. 1970'e doğru bu yoldaki özgür renkçiliğin şematik biçimlere, net ve geometrik, ama hacimsel bir soyut*çuluğa dönüştüğü görülür. Gelenek*sel Türk mimarlığının iç uzam kav*ramından yola çıkarak, bu kavra*mın esinlendirdiği gizemsel anlamı, soyut bir hacim anlayışıyla bağdaş*tırmaya çalışan Adnan Çoker'in bakışımlılığı temel alan bu tür re*simlerinde, anlatısallık ve yücelik, bir denge ve huzur uyumuyla bü*tünleşmiştir. Osmanlı ve Selçuklu anıtsal mimarlığının, iç uzamı dış dünyaya açan sivri kemerli kapı ve pencere motifinden yola çıkılarak oluşturulan bu uyum, sanatçının deyimiyle bir "kalıp biçim"e daya*nır; yani geometrik ve alışılmış bi*çimcilikten ayrılır. Pembe, mor ve siyah tonların yalın uygulamasını temel alan bir arıklaşma ilkesinden hareket eder. Işık, bu resimlerde, geleneksel mimarlığın yapı özelliğin*den çıkarılmış bir öğedir; ama, soyut uzamsal bir disiplinin etkile*yici nüansını da içerir. Siyah rengin "mutlak", "tarafsız" ve "edilgen" etkisi, bir yorum vurgusunun eşli*ğinde ele alınmıştır
     

Sayfayı Paylaş