1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Adnan Durmaz - Yıldız Ürkütülen Geceler..

Konusu 'Şairlerden' forumundadır ve ...SAKLI CeNNeT__ tarafından 3 Temmuz 2012 başlatılmıştır.

  1. ...SAKLI CeNNeT__

    ...SAKLI CeNNeT__ ♥ Pєяναηє Döηєя Aşk ♥

    Katılım:
    6 Temmuz 2011
    Mesajlar:
    16.250
    Beğenileri:
    81
    Ödül Puanları:
    4.980
    Yer:
    ♥ Bєη Hєp Sєηdєyim ♥
    Banka:
    110 ÇTL





    Yıldız Ürkütülen Geceler
    ah yaşamak
    kavuşulmayan sevgili
    ah ardından ağlanası...
    gayri tüm yollardan uzak
    bozkırlar ortasında
    yıllar önce ölmüş
    bir atın kafatası
    beyninin boşluğunda inleyen rüzgar
    bakışının boş yerinde hiçlik sarası
    şimdi bu kör çukurlarda ne mazlum gözleri vardı
    su başlarında durdu
    söğütlere yaslandı
    ateşlere nal vurdu
    yağmurlarda ıslandı...

    akar bu kör oyuklardan iki sonsuz ırmak gibi
    gidilmemiş tüm yolların yaşanmamış macerası

    terli akşam üstlerinde yarılıp geçilen al bulutlar
    köpük köpüğe yıldız ürkütülen gecelerin karası

    ölümü çiğneyerek toynak vurdu hayata
    bir serüvencinin yürük atıydı o
    iz bıraktı sevdalarda iz bıraktı kavgalarda

    coşku kişnedi yıldız kişnedi
    ayışığı kişnedi
    aşk kişnedi kösnü kişnedi

    sahipsiz kaldığı gün söndü gözlerinin çırası
    ölüme yol vurdu derin yarası...

    gök döktü kula rengini
    yol çöktü
    söğütler kesti fısıltısını
    kırıldı suyun aynası
    acı bu dağları kökünden söktü
    ansızın bitti yol
    bitti coşku
    kuşku...
    durdu
    sanki yıldızlar tüy döküyordu

    sahibi indi sırtından
    kırılmış kılıcını karanlığa fırlattı
    birkaç yıldız döküldü

    dedi
    ihanetler yedim
    onca sevdadan

    hadi git özgürsün
    git ve kurtar beni
    yurtsuz yollardan
    ben kendimi yabanıl ıssızlara vurayım
    ey yüreğim
    yorgun atım

    sonra kor tükürdü yere
    ve tutuştu kuru otları hüznün
    yürüdü gitti
    malumdur sonrası

    malumdur sonrası
    eli sopalı adamlar
    kaç yıl koştukları at arabası
    ağır yükler
    ve gözleri bağlı
    dolap beygiri günleri
    sinekler üşüştü yaralarına
    kargalar gagaladı kanını
    bir deri bir kemik
    gayrı ne acı-ne sevinç
    ne hüzün-ne de umut
    umrunda bile olmadı

    sonunda yürüyecek mecali bitti
    alnının ortasından çekip vurdular
    umrunda bile olmadı
    bütün gök aktı son bakışına
    yarısı bile dolmadı

    orada ölmüştü o
    çoktan ölmüştü
    o suyun başında
    o ayrılık akşamında
    ayakta



    Adnan Durmaz..
     

Sayfayı Paylaş