1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Affetmek nedir...

Konusu 'Kişisel Gelişim' forumundadır ve CaN_ tarafından 19 Ağustos 2009 başlatılmıştır.

  1. CaN_

    CaN_ Ziyaretçi

    Kim var ki bu dünyada birilerini kırmamış birileri tarafından kırılmamış olsun.

    Hepimiz birileri tarafından incitildikincittik...

    Kızdık içerledik öfkelendik darıldık küstük nefret ettik...

    -İçinde anne babana kardeşlerine bazı akrabalarına eşine duyduğun kızgınlık öfke içerleme intikam alma gibi duygular var mı? Bu insanlarla konuşmayı görüşmeyi reddediyor musun? Ya da en iyi haliyle görevlerini yapmakla sınırlı tuttuğun ilişkilerini katlanarak mı sürdürüyorsun?..

    -Çocukluğunda sana davranıldığı gibi çocuklarına davranmayacağına söz verdiğin halde şimdi kendini bağırırken vururken dırdır ederken yakalıyor musun? Onlara bir zamanlar sana söylenmiş ve seni incitmiş sözlerin benzerini sarf ettiğin için kendine kızıyor musun?..

    -Bir zamanlar en iyi dostun olan kişiyi kırdığın ya da kırıldığın için kaybettiysen sırf gururun yüzünden affetmeye ya da af dilemeye yanaşmıyor musun?..

    Sıkça içinde bir türlü ismini koyamadığın bir boşluk hissediyor musun? Bu boşluğu alkol ilaç aşırı yemek aşırı çalışmak kumar ya da kredi kartı limitini ve maaşını çook aşacak kadar alışveriş yaparak doldurmaya çalışıyor musun?..

    -Bazen sanki geçmişini tekrar ederek yaşıyor duygusuna kapılıyor musun? Oyuncular değişse de geçmişte seni incitmiş olan anne babanın eski sevgililerinin eski arkadaşlarının eski patronlarının yerini yine benzerlerinin almış olduğu duygusunu yaşıyor musun?..

    -İncitilme ve reddedilme korkusuyla yeni arkadaşlıklar kurmaktan çekiniyor musun?..

    -İnsanların sana yaklaşmasını önlemek için etrafına koruma duvarları ördüğünü ama bu duvarların arkasına kendini de hapsettiğini fark ediyor musun? Bu yüzden kendini yalnız başkalarından uzak ve yabancılaşmış hissediyor musun?..

    -İster bir iş görüşmesi olsun ister yeni birisiyle randevu bunun da diğerleri gibi başarısızlıkla sonuçlanacağına hayal kırıklığı yaşayacağına inanıyor musun?..

    -İş hayatı olsun özel hayat olsun sadece yapman gerekeni yapıp yeni riskler almaya cesaretin ya da enerjin olmadığını söylüyor musun?..

    -İnsanlara genel anlamda güven duymuyor musun?..

    -Yaşamında her şey olsa bile yine de tam olmadığını bir şeylerin eksik olduğunu hissediyor musun?..

    -İçinden bir türlü atamadığın suçluluk duygusu ve değersizlik duygusu enerjini tüketiyor motivasyonunu ve kontrol duygunu kaybettiriyor mu?..

    Bu sorulardan birine ya da daha fazlasına "Evet" yanıtı verdiysen yaşamında kendini ya da başkalarını affedemediğin kızgınlık incinme öfke halatı ayaklarına dolanmış ve seni ileriye adım atmaktan alıkoyuyor olabilir...

    Bu duygu enerjini çalıyor kendini sevmeni engelliyor yaşam hazzından seni mahrum ediyor geleceğe umutla ve coşkuyla bakmanı engelliyor...

    Affetmemek bizim iyileşmemizi sağlıklı ve doyumlu bir yaşam sürmemizi engelliyor. Yoksa sen seni inciten insanların seni iyileştirmesini mi bekliyorsun?..

    Affetmek geçmişi geçmişte bırakıp anı yaşama ve geleceğe umutla bakma özgürlüğünü verir bize...

    Affetmeye yanaşmıyorsun çünkü affetmediğinde hayatında yanlış giden şeyler için onları suçlamaya devam edebilirsin. Mutsuz yaşamının sorumlusu da suçlusu da onlardır...(mazeret cantada keklik)

    Affetmediğinde sen hala bir kurban yanlış yapılan kişi konumunda kalırsın. Sana bu kötülüğü yapan kişi "kötü kişi" olacağı için sen otomatikman "iyi kişi" konumuna kendini oturtursun. Hayatı siyah beyaz olarak algılamak diğer renkler ve tonlarıyla uğraşmaktan daha kolaydır...

    Affetmemek seni yaraladıklarında yaşadığın güçsüzlük ve acizlik duygusunu telafi etme illüzyonunu yaratır. Suçlu kişiyi zihninin zindanında hapiste tuttuğun sürece kendini acayip güçlü hissedersin. Çünkü hiç kimse seni affetmeye zorlayamaz kinini durduramaz...

    Affetmemek hem daha önce seni inciten kişilerden hem de yeni kişilerden gelebilecek olası incinmelerden koruduğu illüzyonunu yaşatır sana. Acını öfkeni beslediğin sürece olası tehlikelere karşı zırhını kuşanmış olarak beklersin. Böylece artık kimse seni incitemez yaralayamaz taciz edemez reddedemez...

    Oysa;

    Affetmek unutmak değildir. İnsanları affettiğimizde geçmişte yaşanan deneyimleri unutmayız. Unutmamalıyız da. Bu deneyimler zamanında bize çok acı vermiş olsa da kazandığımız derslerdir. Bizim yeniden kurban konumuna düşmemek ya da başkalarını kurbanımız konumuna düşürmemek için yaşanmış bir ders...

    Affetmek affettiğimiz kişilerin davranışlarını onaylamak değildir...

    Affettiğimizde geçmişin bugünümüz üzerindeki yıkıcı etkisini ortadan kaldırırız. Bu onların bir zamanlar yaptığı şeyin doğru haklı ve onaylanabilir olduğu anlamına gelmez. Yapılanların kabul edilebilir önemsiz çok da kötü olmadığı anlamına gelmez.

    Yapılanlar kötüydü. Acıttı. Hayatımızı etkiledi. Aslında gerçek affediş tam aksine olanı yadsıdığımız minimize ettiğimiz karşımızdakini haklı çıkardığımız ya da bize zarar veren davranışı hoş gördüğümüz durumda gerçekleşemez.

    Affetmek affettiğimiz kişiden daha "büyük" olduğumuzu göstererek onu kendimize ebediyen borçlu kılmak değildir. Yargılayıcı Tanrı konumundan hoşgörülü Tanrı konumuna geçerek yine de kişiyi kendisini "günahkar" olarak hissettirmek gerçek bir affediş değildir.

    Affetmek fedakarlık değildir. Dişlerimizi sıkarak bizi inciten kişiye katlanmamız güler yüz maskesi takınmamız gerçek bir affediş değildir. Çünkü bu durumda gerçek duygularımızı yutmuş oluruz. Bu tavır hem zordur hem de hayatımızdan haz duygusunu çalar...

    Affetmemek kızgınlık duyduğun kişileri zihninde bedava kiracı olarak oturtmak demektir. Günah değil mi zihnini boşu boşuna işgal etmelerine izin vermeye?..

    Affetmek için haklı- haksız mücadelesine girersen haklı olmanın senin için huzurlu ve mutlu olmaktan daha önemli olduğuna dikkat et...

    Haklı olmaya çalışmak haksız olmaktan korkmaktan kaynaklanır...

    Affetmek bir "Kozmik Unutma"dır...

    Affetmek ruhsal iyileşme sürecinin doğal yan ürünüdür...

    Affetmek içsel bir süreçtir...

    Affetmek kendimize duyduğumuz saygının artmasını sağlayan bir özgürleşme sürecidir...

    Affetmek geçmişten gelen olumsuz duygu yükünden özgürleşmektir...

    Olayı hatırlamak ama olayın duygu deposunu boşaltmaktır...

    Affetmek bizi inciten kişilere duyduğumuz cezalandırma ihtiyacından vazgeçerek kendi tutsaklığımızdan vazgeçmektir...

    Affetmek onlara hangi cezayı verirsek verelim bize yetmeyeceğinin farkındalığıdır...

    Affetmek intikam öfke kızgınlık gibi duygularla ziyan ettiğimiz yaşam enerjisini yaşam kalitemizi yükseltmek mutlu ve doyumlu olmak için kullanmayı seçmektir...

    Affetmek yaşamın geçmişinde takılıp kalmak yerine yaşam yolculuğunda yeni deneyimlere açık hale gelebilmektir...

    Ve affetmek başkası için değil kendimiz için yaptığımız bir özgürleşme seçimidir. Kendi boynumuzdaki kendi ayaklarımızdaki zincirlerden özgürleşme seçimi...

    En uzun yolculuk beynimizden yüreğimize yaptığımız yolculuk...

    Affetmek bu yolculuğun kestirme yoludur...

    Öfke kırgınlık kızgınlık nefret intikam suçluluk duygusu bastırıldığında da patladığında da bizi olduğumuz yere çiviler ve gelişmemizi engeller. Affetmek çivileri söker sadece yürüme özgürlüğünü yeniden kazanmakla kalmayız koşma dans etme uçma özgürlüğünü de tadarız...

    Gerek bizim hatalarımıza gerek başkalarının bize yaptığı hatalara gübre olarak bakalım. Gübre affetmenin toprağıyla karıştığında aldığımız ürün bol olur...

    Affetmeyi gerektiren her yara içinde önemli bir dersi de barındırır; dersi görebilmek için yarayı yeniden deşerek yüzleşmek zorunda kalsak bile...

    Affetmek öfke ve intikama yatırım yapmaktan vazgeçmektir. Neye yatırım yaparsak o çoğalır. Affetmek hayatımızın en özgürleştirici ve zenginleştirici yatırımıdır...

    Affetmenin karşındaki kişiyi değil seni özgür bırakacağını anla...

    İnsanları yargılarsan onları sevmeye zaman bulamazsın...

    Ellerini yumruk haline getirenler tokalaşamazlar...

    Herkesi "gerçekten" tanırsan herkesi affedersin...

    Affetmek içsel yolculuğun temel basamaklarından biri ve kendimizle barışık olma yolunda kocaman bir adım...

    Bu adımı atmaya hazır mısın?..

    Gerçek Affediş; kendinin ve başkalarının hatalı davranışlarına mazeret bulan kibar gözü yaşlı anlayış içinde tevazuuyla bir başı öne eğme değildir. Herkesin yanlış yapsa da elinden geldiğinin en iyisini yaptığını savunan yüce bir anlayış da değildir. Affettim demekle de affetmek gerçekleşmez...

    Kızgınlığın nefretin suçlamanın ve utancın gerçek affediş yoluyla içimizde entegre olması için yine onlardan yararlanmamız gerekiyor...

    Kızgınlığımızın nefretimizin suçlamamızın hedefi olan kişilerden duygusal olarak kopabilmek onları zihnimizin bedava kiracısı olmaktan çıkarabilmek sınırlarımızı yeniden güçlü bir şekilde inşa etmek için sağlıklı kızgınlığın enerjisine ihtiyaç duyarız...

    Kendi yadsıdığımız benliğe sahip çıkmak ve bütünleşmek için nefretin gölgelerini aydınlığa çıkarmaya ihtiyaç duyarız...

    Öz sorumluluğumuzu almak yapılan hatada kendi payımızı görerek ders çıkarmak ve gelişmek için sağlıklı suçluluğun yardımına ihtiyaç duyarız...

    Affetmek gerçek gücümüzü yeniden kazanmak ve gücümüze sahip çıkmaktır...

    Affetmezsek ya da sahte kabulle ve suni bir affedişle affettiğimizi sansak bile; kızgınlık patladığında bizi saldırganlaştırır ve insanları bizden uzaklaştırır...

    Nefret bizi yoğun bir yalnızlık batağına sokar. Çünkü çok güçlü enerjiye sahip olan nefret etrafına zarar verirken kendi ruhunu da iğfal eder ve sınırlarını yok eder. Kabuslar kaçınılmaz olur...

    Suçlamak gücümüzü kaybettirir...

    Yalnızlık ve güçsüzlüğün diğer adı depresyondur...

    Affetmeyerek asıl kendimizi cezalandırıyoruz...

    Kendimizi ruhumuzda ağır yükler taşımaya mahkum ediyoruz. Affetmeyi karşımızdaki kişiye bir lütuf olarak düşünüyoruz halbuki affetmek en başta kendimize yaptığımız bir iyiliktir...

    Affetmeyi ancak affederek öğrenebiliriz...

    Gerçek affediş ancak güçlü bir insandan gelir. İçsel gücümüzü yeniden kazanmanın yolu da duygularımızın gerçek işlevini ve niyetini anlamak duygularımızın armağanlarına sahip çıkmakla mümkün. Güçlü insan gücüyle zarar verme gücüne sahipken bunu kullanmamayı seçiyor. Gerçek güç bu. Güçlü insanın güç gösterisi yapmaya ihtiyacı yoktur. O güçsüzlerin yoludur...

    Affetmek güçlüyü daha güçlü yapar zayıfı ise güçlendirir. Affetmek cesurların işidir korkakların değil. Affedemeyen kişinin ise başka cezaya ihtiyacı yoktur...

    Çok sevdiğim bir sözü burada tekrar etmek istiyorum:

    Zalimler zayıf kişilerdir.

    Sevecenlik güçlülerin işidir.

    Birisi sana zarar vermişse onu affetmekte zorlanıyorsan şöyle düşün:

    Ancak gerçek gücü olmayan kişiler başkalarına zarar verebilir...

    Nefret dolu kızgın suçlayıcı kişi kendi cehennemini de yaratmıştır. Başkalarına zarar veren kişi asla güçlü olamaz. O bir zavallıdır. Ona ancak merhamet duyabilirsin. Onu zihninin gözünde küçücük mini minnacık zavallı trajik bir figür olarak gör. Onun uğruna ziyan ettiğin enerjini kendini iyileştirmek için kullan. Bu her zaman kolay bir yolculuk olmuyor ama ödülü büyük bir yolculuk...

    Ben tecavüzcüme olan öfkemi böyle yendim.(yazar 20 yaşındayken San Francisco'da bıçaklı bir saldırganın tecavüzüne uğramış.) Yaşam enerjimi ona öfke duymaya harcayamazdım. Bu öfke beni tüketiyordu. O zavallı yaratık buna değmezdi. Bıçağın öldürücü gücüne sığınan bir zavallı. Ama ben gücümü yeniden kazanmaya hayatımı zengin kılmaya değerdim...

    Başkalarına karşı hissettiğimiz tüm duygular kendimize hissettiğimiz duygulardır. Bizden çıkar yine bize geri döner...

    Evrensel enerjinin yasası bu. Duygular enerjidir. Bu enerjileri sağlıklı bir biçimde iç gücümüze katarak entegre ettiğimizde ruhumuz zenginleşir ve Evrenle kendi doğamızla uyum içinde dans eder...

    Duyguların iyileştirme ve onarım gücünü anladığımızda onlara hoş geldin deriz...

    İste o zaman daha sıkça duyguların adı umut haz neşe mutluluk ait olma çekim şefkat sevecenlik güven doyum saygı ve özgürlük olur. İşte o zaman karanlıkla aydınlığın ancak birlikte varolabileceği gerçeğini tüm varlığımızla kabul ederiz. İşte o zaman duyguları iyi ve kötü diye etiketlemeyiz. Bir duyguyu bastırıp bir diğerini yüceltmeyiz. Her duygunun hakkını veririz mesajlarının armağanını kabul ederiz. Gerçek Ruhsal Zeka gerçek ruhsal bilinç gerçek spiritüellik budur...
     
  2. afcn--

    afcn-- Üye

    Katılım:
    15 Ağustos 2009
    Mesajlar:
    55
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    170
    Meslek:
    Öğrenciyim Mutluyum !!
    Yer:
    buldun bunu ?
    Banka:
    0 ÇTL
    Affetmekk ve eger hatamız varsa özür dilemekk en büyük erdemdirr ..
     
  3. dderya
    Ayyaş

    dderya kOkOşŞ Süper Moderatör

    Katılım:
    29 Temmuz 2013
    Mesajlar:
    11.330
    Beğenileri:
    7.518
    Ödül Puanları:
    11.080
    Cinsiyet:
    Bayan
    Meslek:
    Öğrenci
    Yer:
    izmir :)
    Banka:
    91 ÇTL
    Affetmek kendin icin yaptığın bir seydir. Içindeki zehri akıtmaktır, onun size verdiği sıkıntıyı bırakın gitsin
     
    SAHRA_BUSE bunu beğendi.
Benzer Konular:
Yüklüyor...

Sayfayı Paylaş