1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Afrika Tarihi

Konusu 'Dünya Tarihi' forumundadır ve Suskun tarafından 9 Ocak 2012 başlatılmıştır.

  1. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL

    [​IMG]

    Afrika Tarihi


    Afrika; Yunanca (A-Frigi) kökünden gelmekte olup, sıcak
    memleket anlamına gelmektedir. Dünya nufusunun %10’u burada
    yaşamaktadır. Dünya üretiminin ancak %2’si burada üretilmektedir.
    Dünya’da nufus yoğunluğu 24 iken, Afrika’da 10’dur. (yani tenha bir
    kıtadır.) Nufus artış hızı yüksektir. Ulusal gelirin %70’i tarımdan
    elde edilmektedir. Okur – Yazar bilmeyenler çoğunlukta olup %90’dır.
    Nufusun %53’u animist, %26’sı Müslüman %20’si hristiyandır.

    Afrika’daki Toplumsal Yapı

    1919’da La Pansee dergisinde yayınlanan bir makalede Catherine Asya
    tipi üretim tarzı ile Afrika tipi bir üretim tarzına benzer ve
    farklı yönlerini belirtmektedir.
    Benzer yönleri şunlardır:
    Her iki üretim biçimi de köy topluluklarının kolektif üretimine
    dayanır.
    Her ikisinde de devlet vardır ve devlet bir takım insanları
    sömürür.
    Her ikisinde de toprakta özel mülkiyet yoktur.
    Her ikisinde de izlenen gelişme yolu Batı’da izlenen yol değildir.
    Farkları ise
    Asya’daki rejim biçimlerinde devlet genellikle bir despotluk
    biçimidir. Afrika’da ise devlet çok zayıf bir örgüttür.
    Asya’daki devlet, büyük bayındırlık işlerine girişmiştir.
    Kanallar, surlar, kuleler yapmıştır. Afrikadaki devletin yaptığı
    işler çok sınırlıdır. Devlet hiç böyle büyük işlere girişmemiştir.
    Asyadaki devlet doğrudan doğruya üretimden pay almıştır. Afrika’daki
    devlet ise üretimi hiç kontrol etmemiş, yalnız ticaretten kendinden
    pay çıkarmıştır.

    Koca Afrikada bugün iki sistem çekişme halindedir.

    Batı Emperyalizmi (Avrupa – ABD ve Hristiyanlık)

    İslam

    Afrikadaki toplumsal dualizmi de şunlardan oluşmaktadır.
    Köy
    – şehir dualizmi
    Kabile - Millet dualizmi
    Kapalı – açık (gelenek – modern) toplum dualizmi

    Çağdaş Afrika toplumlarının ortak özellikleri şunlardır.

    Millet ile toplum farklıdır.
    Davranış ve idealler farklıdır.
    Toplum kendini yabancı hissetmektedir.
    Toplum kendini yapay ve zorlanmış hissetmektedir.
    İç ve dıştan gelen çeşitli devletlerden sonra uluslar arası
    kuruluşlardan büyük firma ve çok uluslu şirketlerden gelmektedir.
    Afrikada kölecilik, sömürgecilik, yani sömürgecilik ve kapitalizm
    devlet üzerinde büyük baskılar oluşturmuştur. Afrika’da devlet
    üzerinde oluşturulan doğrudan veya dolaylı baskı çeşitleri
    şunlardır.

    Askeri baskı
    *Siyasi baskı
    *Kültürel baskı
    * Beyin Göçü
    * Siyasi Propaganda
    * İhtiyaçların reklamların belirlenmesi
    * Genç seçkinlerin burslar kanalıyla dejenere edilmesi
    *Kültürel merkezlerin ele geçirilmesi
    * Okul programları
    * Okul kitapları
    * Aşırı yabancı salgını ve asimile

    İktisadi (Ekonomik) baskı

    Afrika’da hükümet darbeleri oldukça çok olmaktadır. Bazı dönemlerde
    dört yılda 16 tane
    Afrika’daki Sosyal ve siyasal sorunlar da şunlardır.
    * Çok sayıda küçük devletlerin varlığı
    * Birbirine rakip milletler
    * Gümrüklerde yetersiz koruma tetbirleri
    * Farklı para sistemi (Frank, dolar, liret, eskodo, peseto,
    sterlin gibi) Bu kadar çok para sistemi bağımlılığı artırdığı gibi
    kıta içi ticareti de engellemektedir.
    * Üretimde yetersizlik ve dalgalanmalar
    * Arka arkaya gelen hükümet darbeleri
    * Paradaki istikrarsızlık
    * Afrika içi ticaretin az ve önceden parsellenmiş olması
    * Dillerin çokluğu (800 diyalektik, 4 dil ailesi, 20 dil grubu)
    * Aşırı büyümeye uğrayan şehirler
    * Parazit bir üçüncü sektörün gelişmesi
    * Aşırı işsizlik
    * Burjuva mahalleleriyle, fakir insan arasındaki aşırı tezat
    [​IMG]
    Afrika Tarihi
    Afrikayla ilglii ilk bilgileri Hredot tarihinden
    öğreniyoruz. O, Mısır’a gelmiş, Libya’yı gezmişti. Mısır için;
    Mısır’da görülecek öğrenilecek şeyler, diğer bütün ülkelerden daha
    çoktur diyordu. İslam bilginlerinden Afrika ile ilgili ilk bilgi
    aldığımız kişi de, Mesudi, İdrisi, İbn-i Batuta ve Evliya
    Çelebi’dir.
    1964’de bir Afrika tarihini yazan UNESCO bu tarihi beş bölüme
    ayırmıştır. Bu bölümler;
    İslamiyetten önce

    Vll.yy’dan xvl.yy’a kadar
    l6.yy’dan 19.yy’a kadar

    Sömürgecilik dönemi

    ll. Dünya savaşından sonra Afrika

    Afrikadaki Bazı Tarihi Devletler
    İslamiyetten öncede Afrika’da bazı büyük devletler vardı.

    * Habeşistan’daki Aksum Krallığı MS:4.yy’da hristiyan oluyor.
    *Afraka’daki hristiyanlığın yerleştiği ilk ülke burasıdır.
    * Sudan’da Kuş krallığı bulunmaktadır.
    * MS:790-1070 Gana İmparatorluğu
    * 1235’de Mali Devleti
    * Xl.yy’da Sudan’da Songoy imparatorluğu
    * Xll.yy’da Kongo krallığı

    [​IMG]
    16. Yüzyıla Kadar Kuzey Afrika
    Müslümanların Afrikayla ilk temasları 647 yılında halife
    hz. Ömer döneminde oldu. Halife hz. Osman ise Abdullah b. Sad’ı
    Afrika seferi için gönderdi. Kuzey Afrika’nın ilk gerçek Müslüman
    fatihi Ukbe b. Nafi el-Fihri’dir.(1667-1664) merkezi askeri
    karargahı olan Keyravanı kurmuştur.
    Emeviler, Afrika’ya Musa b. Numan’ı gönderdiler. (710)
    Musa b. Nusayr, bu bölgeleri İslamlaştırdı. 800 yılında bir Arap
    devleti olan Aglebiler kuruldu. Daha sonra İranlı bir göçmen
    tarafından bir harici devlet olan Rüstemiler kuruldu. Fasta’da İdris
    Şerifi İdrisiler devletini kurdu.
    1045 yılında Murabitun hareketi meydana geldi. Batı
    sahradan Fas’a göç ettiler. Dini bir hareket oluşturdular. Abdullah
    b. Yasin adındaki bir alim bu hareketin başına geçti. Fas’ı ele
    geçirip, islami mücadele yaptılar. Merakeş şehrini kurdular.
    1118-1119 yılında Muvahidun hareketi ortaya çıktı.
    Muhammed b. Abdullah b. Tümert tarafından (islami tebliğ ve yayma
    amacıyla) ortaya çıktı. 1145 yılında Murabıt ordusunu yendi.
    1152-53’de orta Mağribi ve 1160 yılında Kuzey Afrika’yı ele geçirdi.

    İslamiyet’in Afrika’da Yayılışı

    İslamiyetin Afrikada yayılışı sufilerin ve tüccarların
    yardımıyla olmuştur. Bunların samimiyetini gören zenciler, kısa
    zamanda Müslüman oluyorlardı. Onlar, insanları seven, hoşgörme,
    kardeşlik, yardımseverlik gibi ilkeleri vurguluyorlardı. İslam
    davetçilerinin yaptığı ilk iş, mescid yapmak, okul açmak, zencilerle
    evlenmek ve köle satın alıp azat etmektir.
    Araplar, zencileri hor görmüyor, onları da kendileri
    gibi görüyor ve evleniyorlardı. Fakat Avrupalılar, zencileri hor
    gördüklerinden, onlarla kesinlikle evlenmiyorlardı. Müslüman
    davetçiler, adalet, özgürlük, eşitlik, kardeşlik, ırkların eşitliği
    gibi temalarını vurguluyorlardı. İslamiyetin kendilerini
    kucakladığını gören ve ırk ayırımı da yapmadığını anlayan zenciler,
    Müslümanlığı benimsiyorlardı. Onlar, zenci ırkını hakir görmedikelri
    için, islamiyeti bir zenci dini ve hristiyanlığı da beyaz dini
    olarak telaki ediyorlardı. İslamiyet, fetih ve gaza ile değil,
    ticaret yoluyla Habeş, Somali ve Sundan’da kısa zamanda yayıldı.
    İslamiyet, Afrikada iki kolda yayılmıştır. Senegalden de geçip,
    sahil boyu giden fetih kolu diğeri ise; Afrika’nın kuzeyinden
    başlayıp, vaha ve sahralardan Güney’e, Sudan’a kadar ulaşan ticaret
    yoludur.
    George Carpenter Günümüz Afrikası adlı eserinde,
    İslamiyetin Afrikalılara getirdiği ve üstünlüklerini şöylece
    sıralamaktadır.
    İslamiyet, birlik bilincini güçlendirmekte, toplumdaki bireylerin
    gönüllerini birbirleriyle ısındırmakta, renk ve ırk ayırımını hiç
    taşımamakta, herkese kardeşlik ruhunu vermektedir.
    İslamiyet, Allah’ın varlığına, birliğine, kuvvetçe kurret sahi
    olduğuna ilişkin bilinci güçlendirmektedir.
    Sabır, nefse hakimiyet, izzet-i nefs, şeref ve haysiyet bilincin
    sahip olmayı teşvik etmektedir.
    İslamiyet, Arapçayı Kur’an dili olarak tüm Müslümanlar arasında
    evrensel bir dil haline getirerek artık bir kültür oluşturmaya
    çalışmaktadır.
    Müslümanların Afrikayla ilk temazları 647 yılında Hz. Ömer zamanında
    oldu. Kuzey Afrika’nın ilk gerçek Müslüman fatihi Ukbe b. Nafi’dir.
    Burada Keyrevan’ı kurmuştur. Emeviler buraya daha sonra Musa b.
    Nusayr’i göndiler. Busa b. Nusayr, buraları İslamlaştırdı.
    800 yılında Arap sülalesi olan Aglebi’ler devleti kuruldu. İranlı
    bir göçmen tarafından Taherti’nin bitişiğindeki topraklarda
    Rustemilere ait bir Harici devlet kuruldu. Fas’ta da İdrisiler
    devleti kuruldu.
    1045 yılında Murabitun hareketi oldu. Batı Sahra’dan göç ederek
    Fas’a kadar geldiler. Dini bir hareket oluşturdular. Abdullah b.
    Yasin adındaki bir alim bunları eğitip Fas’ı ele geçirip, İslami
    mücadele yaptılar.
    [​IMG]
    Afrika’nın Avrupalılarca Tanınması
    Portekizlerden denizci Henry adıyla bildiğimiz Dom
    Henrique, beş aşamada Afrika içlerine hareket etmişlerdir. Maderia
    adalarını, Bojador Burnu, Gine Körfezi, Porto Santo, Beyaz Burun,
    Yeşil Burun, Senegal ve Gambia’ya ulaşmıştır.
    1487 yılında Lizbon’dan yola çıkan Bertalmi Diyaz’da Afrika’nın
    güney batı ucuna ulaşmış ve aşırı fırtına nedeniyle buraya
    fırtınalar burnu adını vermiştir. Fakat Portekiz kralı bu adı Ümit
    Burnu olarak değiştirmiştir. Vasco do Gama’da 1497 yılında yola
    çıkmış ve Mozambike ulaşmıştır. Mozambikte kendisen sıcak ilgi
    gösteren kralın Hindistan yolunu bilen üç klavuz vermesiyle 15 Ekim
    1498 yılında Hindistan’a ulaşarak, deniz yoluyla Hindistan yolunu
    keşfederek, Hindistanın sömürülmesinin yolunu açmıştır. Böylece
    Afrika’nın çevresini dolaşan ilk kişi olmuştur.
    1749 yılında Michel Adanson, Seneagal ve Gambia’da 5 yıl süren
    araştırmalar sonucu, Batı dünyasına biyoloji ve zooloji konusunda
    Afrikaya özgü ürünler sunmuştur. Afrika’yı tanıma adına batılılarca
    19. yüzyılın sonuna kadar yüzlerce gezgin, gazeteci, bilim adamı ve
    denizci gönderildi. Bu çalışmalar sonucunda Avrupa’ya binlerce yazı,
    harita, kroki ve araştırma gönderilmeye başlandı. Bunların çabaları
    sonucu Afrika artık batılılar için bilinmez bir yer değildi. Artık
    sıra Afrika’yı istila etmek ve sömürgeleştirmeye gelmişti.
    [​IMG]
    Afrikada Kölecilik ve Sömürgecilik

    Afrika’nın sömürgeleştirilmesi gayet kısa bir sürede
    oluştur. O kadar ki; 1870’de Afrika’nın ancak biri sömürge iken
    1890’da ise sömürge olmamış bölüm ancak onda biri kadar kalmıştır.
    15.yy’dan itibaren Portekizler; Angola ve Mozambik
    kıyılarını el geçirirken, Hondalılar da Güney Afrika kıyılarına
    yerleşmeye başlamışlardı. Fransıtlar ise 16.yy’dan itibaren batı
    Afrika kıyılarına Senegal’den itibaren Afrika’ya girmeye
    başlamışlardır. İngilizler ise Gine Körfezi kıyılarına
    yerleşmişlerdir.
    Avrupa devletleri, Afrika içlerine iklim ve coğrafi
    koşullar nedenleriyle girmeye cesaret edemiyorlardı. Fakad daha
    sonra coğrafi keşiflerin, Afrika’nın içlerine kadar girip sözde
    bilimsel keşifler yapması üzerine, devletler, kendilerinden daha bir
    emir olarak içlere nufuz etmeye başladılar. Afrika kıyılarından
    herhangi bir yeri işgal eden Avrupa devletleri, iç kısımlarında
    kendisine ait olduğunu ilan ediyordu. Bu da çeşitli anlaşmazlıklara
    neden oluyordu. Bunun üzerine 1885’de Berlin’de toplanarak “Berlin
    Senedi” adlı bir belgeyi imzaladılar. Bu sened sömürgecilikte “fiili
    işgal” perensibini kabul ediyordu. Yani Afrika’da bir toprak işgal
    edilmedikçe, orasına sahip olunamıyacaktı. “Fiili İşgal” pensibi
    Afrika’ya hucumu daha da arttırdı.
    [​IMG]
    Avrupa’lıların Afrika’daki çıkarları ise şunlardır.
    Altın Madenleri
    Baharat
    Köle Ticareti

    Amerika’nın keşfinden sonra burada çalıştırılmak üzere önce
    Portekizliler, sonra Hollandalılar, İngilizler ve Fransızlar
    Afrika’dan insanları esir alıp, köle olarak Amerika’ya
    götürüyorlardı. İlk sömürgeleştirilen ülkeler ise XVl.yy’da Mozambik
    ve Angola Portekiz sömürgesi oluyor.
    Köle ticareti Afrika’yı çökertmiş, şehirlerin
    boşalmasına devletlerin yıkılmasına neden olmuştur. 1873 Avrupa
    Ekonomi krizinden sonra burası bir Pazar oluyor. 1884’de Avrupalı
    devletler bu durumu birbirlerine kabul ettiriyorlar. Afrika
    topraklarının Avrupalılar tarafından hoyratça kullanılması üzerine
    toprak çoraklaşıp, verimsizleşiyor.
    Misyonerler ve emperyalistler tarafından sürekli olarak
    köleliğin Müslüman Araplardan kaynaklanan bir düzen olduğunu
    vurgulamaktadırlar. Birçok resmi binalarda dev resimlerde
    birbirlerine bağlı zenci köleleri götüren bir arap tasvir
    edilmektedir. Diğer resimlerde ise bu zinciri çözen bir Avrupalı
    çizilmiştir.
    Avrupalıların köle ticaretiyle Afrikadan genç nüfusun
    azalmasına neden oldu. Aynı zamanda buraların işgalini
    kolaylaştırdığı gibi, fakirleşmelerini de sağladı. İkinci dünya
    savaşından sonra Avrupa Afrika kıtasını tek tip tarıma zorladı.
    Örneğin; Nijerya Pamuğa ayrılırken, Uganda Kahve, Senegal yer
    fıstığı üretmeye zorlandı. Bu da, Afrika’nın kendi kendine
    yetmemesine neden oldu.

    [​IMG]
    Afrika’nın Paylaşılması

    4 Ağustos 1890 yılında Londra’da İngiltere ile Fransa
    arasında Batı Afrika’nın bölüşülmesini öngören bir anlaşma yapıldı.
    Böylece Almanya’nın bölgeye sokulması bu iki devleti bir anlaşmaya
    götürdü. 8 Nisan 1904 yılında İngiltere ile Fransa arasında Etente
    Cardiale (dostluk ve ittifak) adı verilen bir antlaşma yapıldı.
    Böylece Fransa, İngiltere’nin Mısır üzerindeki, İngiltere’de
    Fransa’nın Fas üzerindeki haklarını tanıyıp aralarındaki
    anlaşmazlıklara son verdiler.

    a)İngiltere’nin Afrika’daki Sömürgecilik Politikası
    1815 yılında Cope Colonge, 1882’de Mısır’ı 1889 yılında
    Rodezya, 1890’da Kenya, 1891 yılında Nyasalan, 1894 yılında
    Uganda’yı işgal eden İngiltere, Nil nehrinin bütünlüğünü korumak
    bahanesiyle, güney’e inip Sudan’ı ele geçirmek istedi. Fakat
    buradaki Müslüman halkın silahlı savunmasıyla karşılaşıp iki defa
    yenilgiye uğradı. Bir süre Sudan sorununa ara verdikten sonra
    1895-96’da daha güçlü bir saldırıyla, Sudan’ı işgal etti. Böylece
    Mısır’dan Cape Town’a kadar olan bölümü işgal etti.

    b)Fransa’nın Sömürgecilik Faaliyetleri
    Fransa, Afrika’daki sömürgecilik faaliyetlerine
    Batı-Doğu istikametinden hareket etmiş ve 1880 yılında Senegal’i
    işgal ederek, buradan Afrika’nın içlerine girmeye başlamıştır.
    1870 yılında Fransa’nın elinden Alsace Lorian’ı alan Bismark,
    Fransa’nın herhangi bir intikam saldırısına meydan vermemek için,
    onu Tunus’u alması için teşvik etmiştir. 1878 yılında Kıbrıs’a
    yerleşen İngiltere’de, Kıbrıs karşılığında Tunus konusunda Fransa’ya
    onay vermişti. Bunun üzerine 1881 yılında Tunus’u alan Fransa,
    Almanya ile tekbaşına savaşamayacağını anladığından sömürgeciliğe
    hız verdi. Zaten 1830 yılında Cezayir’i almıştı. Bu sırada 1877-78
    Osmanlı-Rus savaşının sarsıntısını taşıyan Osmanlı devleti, Fransayı
    protesto etmekten başka yapacak başka bir şey bulamadı.
    4 Ağustos 1890’da Londra’da İngiltere ile Fransa
    arasında batı Afrika’nın bölüşülmesini öngören bir anlaşma yapıldı.
    Böylece Almanya’nın bölgeye sokulması, bu iki devlti bir anlaşmaya
    götürmüş oldu. Sömürgeler üzerindeki çatışma dünyayı bloklara ve bir
    dünya savaşına doğru hızla sürüklüyordu.
    Fransa Sudan’a 1896 yılında girdi. İngiltere Almanya ile
    arasındaki gerginlik yüzünden Fransa ile arasındaki bu çatışmayı 14
    Haziran 1898 de ki anlaşmayla son verdi. Böylece İngiltere,
    Fransa’nın Senegalden Sudan’a kadar olan sömürgelerin kabul etti.
    Fakat İngiltere Yukarı Nil havzasını da ele geçirmek isteyince
    tekrar araları açıldı. Bunun üzerine Fransa’nın istediğiyle de 21
    Mart 1899’da yeni bir sözleşme yapıldı. Bununla da İngiltere ve
    Fransa Kuzey Afrika’daki nüfuz alanlarını saptadılar ve aralarındaki
    anlaşmazlığa son verdiler.
    8 Nisan 1904 yılında İngiltere ile Fransa arasında
    Etente Cordiale (Dostane İttifak) adı verilen bir anlaşma yapıldı.
    Böylece Fransa, İngiltere’nin Mısır üzerindeki İngiltere’de
    Fransa’nın Fas üzerindeki haklarını tanıyıp aralarındaki
    anlaşmazlıklara son verdiler.

    c)Almanya’nın Sömürgecilik Faaliyetleri
    Almanya; Togo, Kamerun, Güney-Batı ve Doğu Afrika
    toprakları ile Yeni Gine’yi ele geçirdi. 1885 yılında İngiltere’de
    bu durumu kabul etti.

    d) İtalya’nın Sömürgecilik Faaliyetleri
    İtalya’da sömürge elde etmek istiyordu. Onunu gözüde
    Tunus’ta idi. Fakat Tunus’u Fransızlara kaptırınca, sömürgeçilik
    için kendisine büyük Avrupa devletlerinden destek aramaya başladı.
    Bunun için de Almanya ile anlaştı. Bu anlaşmaya İtalya, Fransa’nın
    saldırısın uğrarsa Almanya, İtalya’nın yanında yer alacaktı.
    İtalya’da Eritre ve Somali’yi almıştı. 1896 yılında
    Habeşistan’ı da almak istediyse’de başarılı olamadı. Fakat daha
    sonra 1911 yılında Libya’yı işgal edecek ve 1912 Uşi antlaşmasıyla
    burayı Osmanlı Devletinden alacaktır.

    Afrika’da Sömürgeciliğin Sonu
    1945 yılına gelindiğinde birçok sömürge ülkeleri
    bağımsızlıklarını kazanmışlardı. Bunun nedeni de, ikinci dünya
    savaşında çeşitli Avrupa devletleri arasındaki savaşlar ve ulusların
    özgürlüğü düşüncesiyle tanışarak ülkelerine dönmeleri veya Avrupa’da
    eğitim görmüş kişilerin ülkelerine dönerek özgürlük bilincini
    geliştirmeleridir.
     

Sayfayı Paylaş