1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Ağaç ve Ağaçlandırma - Dünyada ve Türkiye'de Ağaçlandırma

Konusu 'Canlılar Dünyası - Doğa' forumundadır ve ZeyNoO tarafından 20 Nisan 2012 başlatılmıştır.

  1. ZeyNoO
    Melek

    ZeyNoO ٠•●♥ KuŞ YüreKLi ♥●•٠ AdminE

    Katılım:
    5 Ağustos 2008
    Mesajlar:
    58.480
    Beğenileri:
    5.784
    Ödül Puanları:
    12.080
    Cinsiyet:
    Bayan
    Meslek:
    Muhasebe
    Yer:
    ❤ Şehr-i İstanbul ❤
    Banka:
    3.064 ÇTL
    Ağaç ve Ağaçlandırma - Dünyada ve Türkiye'de Ağaçlandırma


    Ormancılıkta gerçek yatırım, ağaçlandırma ve ormanın tabii yoldan yenileme çalışmalarıdır. Vaktiyle 50 milyon hektar olduğu tahmin edilen orman sahalarımız, bugün 20.7 milyon hektara inmiş bulunmaktadır. Ancak ne yazık ki bu alanların % 52’si ağaçlandırmalarla prodüktif hale gelmeyi bekleyen bozuk orman sahası durumundadır. Bu saha, bütün İsviçre ormanlarının 12 katına eşittir. Bu verimsiz orman alanların ülke kalkınmasında ve hızla artan orman ürünlerine olan ihtiyaçtan dolayı ağaçlandırmalar ile prodüktif hale getirilmesi Türkiye ormancılığı ve Ülkemiz ekonomisi açısından büyük önem taşımaktadır.

    Türkiye’de başta Karadeniz ve Akdeniz bölgelerimizin uygun kesimleri ile Batı Anadolu, ormancılık açısından oldukça yüksek bir potansiyel verime sahip bulunmaktadır. Ayrıca bu yörelerde, hızlı gelişen yerli ve yabancı türler kullanılarak birim alandaki verimi artırmak mümkündür. Nitekim sahil çamı ağaçlandırmalarında yapılan hasılat araştırmalarına göre; 1.bonitete sahip bir hektardaki sahanın ortalama artımının 13,8 m3 yıl olduğu saptanmıştır. Bu değer okaliptüste 30-32 m3’e kadar ulaşmaktadır. Türkiye’de yapılan tespitler entansif (yoğun kültür metodu) yöntemlerle hızlı büyüyen türlerin yetiştirilmesine uygun sahaların 1 milyon hektara ulaşabileceğini ortaya koymuştur. Sadece bu alanların ağaçlandırılması ile yılda 10 milyon m3 hasılatın alınabileceği belirlenmiştir. Türkiye’de yıllık ortalama cari artımın 22,1 milyon m3 olduğu dikkate alındığında bu değerin Ülke ekonomisine yapacağı katkı daha iyi anlaşılmaktadır.

    Ekonomik ağaçlandırma çalışmalarının yanında toprak korumaya, su dengesini sağlamaya veya rekreasyon ihtiyaçları karşılamaya yönelik çok amaçlı diğer ağaçlandırmaları da dikkate alma zorunluluğu vardır. Ağaçlandırma çalışmalarının erozyonu önleyici olmasının yanı sıra meskun yerlerde rüzgar, gürültü ve toz etkilerini azaltması, büyük sanayi kentlerinde havayı temizleyerek sağlığa katkı sağlaması da birer hizmet üretimidir.

    Türkiye’de yılda denizlere taşınan toprağın 500 milyon tondan fazla olduğu ve bunun yılda 2 Milyon dekarlık bir tarım arazisinin kaybı anlamına geldiği dikkate alınırsa sadece toprak koruma amacına yönelik ağaçlandırmaların tarım arazilerine kazandıracağı imkanların ne kadar büyük olacağı açıkça görülecektir. Bu sebeple ağaçlandırmalarda sadece odun hammaddesi üretimi açısından kârlılığın kriter alınması günümüzde yetersiz kalmaktadır. Ülkemizin % 86’sında; hafiften şiddetliye, aktif durumdaki mevcut erozyonun, Ülkemiz toprağının elden çıkmadan ve enerji kaynağı olan barajlarımızın siltasyonla dolmadan ağaçlandırmalar yoluyla durdurulması, büyük önem arz etmektedir. Ülkemizde arazi yapısı dağlık ve oldukça da engebelidir. Yüksek bölgelerde ormanlar ve meralar yer alırken taban arazilerde tarım yapılmaktadır. Ağaçlandırma çalışmaları, genelde üst havzalarda yapıldığından yağmur sularının yüzeysel akışa geçmesini yani sel ve taşkınları önlemektedir. Bu fonksiyonu nedeniyle ağaçlandırma çalışmaları, tarım topraklarımızın verimliliğini ve bu verimliliğin devamını emniyet altına alan bir sigorta durumundadır.

    DÜNYADA İLK AĞAÇLANDIRMA

    Ağaçlandırmanın çok çeşitli tanımları vardır. En kısa ve basit tanımı; insan eliyle orman oluşturmaktır. Daha geniş tanımı ise; insan hayvan veya makine gücü ve bunlara monte edilmiş ekipmanlar (pulluk, riper, tarak) ile toprağın işlenerek kırıntılı bir yapıya kavuşturulması ve bu özelliklere kavuşturulan yerlere orman fidanlıklarında yetiştirilen fidanların dikim mevsiminde (sonbahar, kış, ilkbahar) dikilmesi işlemine denir. Dikim işlerini takiben 5-7 yıl süre ile yapılacak bakım ve koruma işlemleri ağaçlandırma işlemlerinin devamı olarak kabul edilmektedir.

    Ağaçlandırmaları;

    a) Üretim amaçlı ağaçlandırmalar,
    b) Toprak Muhafaza ve Hidrolojik amaçlı ağaçlandırmalar,
    c) Estetik ve Rekreasyon amaçlı ağaçlandırmalar olarak gruplandırmak mümkündür.
    Bu çok yönlü ağaçlandırma çalışmalarından birini diğerine tercih etmek mümkün değildir. Hatta çevre ve kent ağaçlandırmaları günümüz koşullarında insanımız için daha da büyük önem kazanmıştır.
    Ağaçlandırma çalışmalarının tarihi XIV. yüzyılın ikinci yarısına uzanmaktadır. 1368 yılında Almanya’nın Nurnberg çevresinde çıkan orman yangını neticesi yüzlerce hektar ormanın yok olduğu ve bu sahaların Çam, Ladin, Göknar ekimleriyle ağaçlandırıldığı bildirilmektedir. Almanya’nın dışında İsviçre, Fransa ve Avusturya ağaçlandırmanın dünyada öncülüğünü yapmışlardır.

    TÜRKİYE’DE AĞAÇLANDIRMANIN BAŞLANGICI

    Türkiye’de ağaçlandırma çalışmalarının önemi çok geç anlaşılmıştır. Fatih Sultan Mehmet zamanında Halic’i dolmaktan kurtarmak için Haliç sırtlarında ağaçlandırma yoluyla bazı tedbirlerin alındığı, Lâle devrinde İstanbul saray ve bahçelerinde bazı dikimlerin yapıldığı 1717 ve 1739 tarihli fermanlardan öğrenilmektedir. 1892 yılında İstanbul Halkalı’da öğrenciler tarafından 20-25 dekârlık sahada yaptıkları Halepçamı, Sedir, Karaçam, Mazı, Dişbudak dikimleri ilk kayda değer ağaçlandırma çalışmalarıdır. 1916 da Tevfik Bey tarafından Kâğıthane Deresinde Fıstıkçamı ağaçlandırması yapılmış, yakın zamana kadar bu ağaçlandırmalardan kalıntılar tespit edilmiştir.

    Daha sonra 1916 da Hendek’te Orman Ameliyat Mektebine bağlı fidanlık kurulması ağaçlandırma çalışmalarına yeni bir boyut kazandırmıştır. 2. Dünya savaşından sonra Ankara Atatürk Çiftliği ağaçlandırması, Yalova-Termal ağaçlandırmaları ile Tarsus-Karabucak Okaliptüs Ormanı tesisi o tarihe kadar yapılan en büyük ağaçlandırma çalışmalarıdır.
    Cumhuriyet döneminden 1937 yılına kadar olan kısımda 1. Dünya ve onu takip eden Kurtuluş Savaşlarının yorgunluğu, bilahare Cumhuriyet İlkelerinin millete mal edilmesi, reformların süratle yapılması ve çok sınırlı mali olanaklar altında ekonomik ve sosyal sorunların en kısa yoldan çözümlenmeye çalışılması nedenleri ile orman ve ormancılık konularına ve bu arada ağaçlandırma çalışmalarına yeterli ilgi gösterilememiş sadece, bu devrede genç Türkiye’nin ormancılık politikası gayeleri fikren belirlenmiş olmasına rağmen, bunun yazılı hale gelmesi ancak 1937 yılında mümkün olabilmiştir.

    Türkiye Cumhuriyeti Devleti, 1937 yılında yürürlüğe giden 3116 Sayılı Kanunla ağaçlandırma konusuyla ilgilenmeye başlamıştır. Bu Kanunla başta Orman Teşkilatı olmak üzere bazı kamu kurumları, tüzel ve özel kişiler ağaçlandırma yapmakla yükümlü kılınmış olmasına rağmen uygulamalar 1955 yılına kadar düşük seviyelerde seyretmiştir. 1955 yılında yapılan “Türkiye Ağaçlandırma Teknik Kongresi”nde alınan kararlar, 1956 yılında çıkarılan 6831 Sayılı Orman Kanunu, 1963 yılından itibaren başlatılan planlı dönem, 1969 yılında Ağaçlandırma ve Erozyon Kontrolu Genel Müdürlüğü’nün kurulması ile birlikte planlara ve projelere dayalı ağaçlandırmalar geniş alanlarda gittikçe artan bir tempoyla gerçekleştirilmeye başlanmıştır.

    BUGÜNE KADAR YAPILAN AĞAÇLANDIRMA NEDİR?

    Orman amenajman planlarına göre orman rejimi içindeki alanların, 10,7 milyon hektarı bozuk ve çok bozuk niteliktedir. 1999 yılında güncelleştirilen tespitlere göre ülkemizde 2,4 milyon hektar teknik yönden ağaçlandırmaya uygun saha bulunmaktadır.
    2001 yılı sonuna kadar 1 milyon 789 bin 144 hektar ağaçlandırma yapılmıştır.
     

Sayfayı Paylaş