1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Ağır Nedir?

Konusu 'Türkçe Sözlük' forumundadır ve ZeyNoO tarafından 15 Aralık 2011 başlatılmıştır.

  1. ZeyNoO
    Melek

    ZeyNoO ٠•●♥ KuŞ YüreKLi ♥●•٠ AdminE

    Katılım:
    5 Ağustos 2008
    Mesajlar:
    58.480
    Beğenileri:
    5.784
    Ödül Puanları:
    12.080
    Cinsiyet:
    Bayan
    Meslek:
    Muhasebe
    Yer:
    ❤ Şehr-i İstanbul ❤
    Banka:
    3.064 ÇTL
    Ağır Nedir?

    1 . Tartıda çok çeken, hafif karşıtı:
    "Kurşun, ağır bir madendir. Taş yerinde ağırdır."- .
    2 . Çapı, boyutu büyük:
    "Ağır top."- .
    3 . Yavaş:
    "Adam ağır adımlarla gelip masanın başına geçiyor."- E. M. Karakurt.
    4 . Yoğun:
    "Evin sofasına girer girmez kendisini ağır bir duman karşıladı."- A. Sayar.
    5 . Fiziksel sebeplerden dolayı güç işiten (kulak).
    6 . mecaz Değeri çok olan, gösterişli:
    "Ağır kıyafeti ile muhite uymayan Canan'ın yanında, ne kadar rahat ve sadeydi."- M. C. Kuntay.
    7 . mecaz Çetin, güç:
    "Denizcilik tarihinin en ağır sorumluluklarından birini üzerine alıyordu."- F. F. Tülbentçi.
    8 . mecaz Ciddi.
    9 . mecaz Sıkıntı veren, bunaltan.
    10 . mecaz Dokunaklı, insanın gücüne giden, kırıcı:
    "Kızmıştım, Keziban'a söylenecek şöyle ağır bir söz arıyordum."- N. Ataç.
    11 . mecaz Ağırbaşlı, ciddi:
    "Bu, on dokuz yaşında ufak tefek bir kızdı fakat otuz yaşındaki bir insandan daha ağırdı."- H. E. Adıvar.
    12 . mecaz Keskin, boğucu (koku):
    "Bu koku, en hafif rüzgârla burnu kuvvetli bir adama uzaktan kendini hissettirecek kadar ağırdır."- F. R. Atay.
    13 . Kısık, alçak:
    "Ağaya pek duyurmak istemeyen ağır bir sesle kulağıma eğildi."- O. C. Kaygılı.
    14 . mecaz Davranışları yavaş olan.
    15 . mecaz Sindirimi güç (yiyecek):
    "Ağır bir yemek."- .
    16 . isim, spor Ağır sıklet:
    "Yıllarca ağırda güreşti."- .
    17 . zarf Yavaş bir biçimde:
    "Cüneyt Bey sözlerini tartıyormuş gibi ağır söylüyordu."- E. İ. Benice.

    Atasözü, deyim ve birleşik fiiller
    • ağır basar, yeğni kalkar
    • ağır basmak (bir şey bir şeyi)
    • ağır basmak
    • ağır çekmek
    • ağırdan almak
    • ağır durmak
    • ağır gelmek
    • ağır git ki yol alasın
    • ağırına gitmek
    • ağır işitmek (veya duymak)
    • ağır kaçmak

    Birleşik Sözler
    • ağır ağır
    • ağır aksak
    • ağır araç
    • ağırayak
    • ağırbaşlı
    • ağırcanlı
    • ağır ceza
    • ağır çekim
    • ağırelli
    • ağır ezgi
    • ağır hapis cezası
     

Sayfayı Paylaş