1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Ağızların Zenginliği - Aöf Türk Dili ve Edebiyatı Dersleri

Konusu 'Açıköğretim' forumundadır ve BeReNN tarafından 18 Ekim 2011 başlatılmıştır.

  1. BeReNN
    Uykumvar

    BeReNN Özel Üye Özel üye

    Katılım:
    30 Nisan 2011
    Mesajlar:
    8.855
    Beğenileri:
    254
    Ödül Puanları:
    5.330
    Cinsiyet:
    Bayan
    Meslek:
    Muhasebe
    Yer:
    Istanbul, Turkey
    Banka:
    289 ÇTL
    [h=2][/h]Türkçedeki türetme ve birleştirme eğilimi, bir başka deyişle, anadilimizin doğurganlığı, bütün gücüyle, Anadolu ağızlarımızda kendini göstermektedir. Dilin bu kesiminde, ortak yazın dilimizdeki sözcükler kullanılırken bir yandan da doğayla, yaşamla, çevreyle, insan davranış ve karakterleriyle ilgili ve yazım dilinde bulunmayan sözcükler görülmektedir. Üstelik az işlek ekler de devreye sokulmakta, yeni yeni kavramlar ortaya konmaktadır.

    Anadolu ağızlarında, doğa olaylarını anlatan örnekler arasında, örneğin yağan karın niteliklerini belirleyen sepen “yağmurla gelen kar”, sepinti “yeri örtecek kadar yağan kar”, sazak “hafif yağan kar”, dövülcek “rüzgarla karışık, bulgur iriliğinde kar”, bulgurcuk ve burçak “küçük taneli kar”, öğsüzyamalığı “lapa lapa yağan kar” bunlar arasındadır. Kışın, yürünemeyecek kadar kaygan, buzlu yer için de tavukkaydıran denmektedir.

    Güneşin battığı anı gösteren ve yazın dilinde Arapça gurupsözcüğüyle karşılanan kavram, ağızlarda günindi, güninimi, günini adlarıyla anlatılmaktadır. Yine Arapça kökenli ufuk yerine gözerimi, gözyayılımı karşılıkları vardır. Farsçadan gelerek dilimize yerleşen havuç, Anadolunun çeşitli yerlerinde 40 kadar adla anılmakta, bunlar arasında pürçüklü, yerebatan, yeregeçen, yerekaçan, yerkökü, gelinparmağı, kızılot gibileri de bulunmaktadır.

    Günlük yaşamda kullanılan araç ve gereç adları arasında, Arapça kökenli mangal yerine közlük, Farsçadan gelme kevgir yerine aşsüzen, yine Farsça kökenli ustura için baş bıçağı, merdiven karşılığı basak, basgaç, basıncak, basangaç, inecek, ayakçak… sözcükleri bulunmaktadır.

    Daha pek çok örneği gösterilebilecek olan bu öğelerin yanı sıra, soyut kavramları dile getiren şu sözcükleri de gösterebiliriz:

    öğrencelik : işi ilk kez yapma, deneme
    başaratli : işgüzar
    albeni : cazibe
    evcimik : tutumlu
    sezek ve sezeğen : çabuk sezen kimse
    baştanbaş : en iyi, ekstra
    aldanca : avutacak, gönül alacak şey, söz
    sınak : denenmiş
    sınangı : deneme, deney
    tanılgan : tanınmış, ünlü kimse
    yönleştirme : uygun görme, yakıştırma, iyilik düşünerek aracılık yapma

    Burada ancak birkaçını verdiğimiz bu örneklerin yanında insanların ruhsal niteliklerini, karakter ve davranışlarını dile getiren, bir bölümü nükteli heybeli melek “saf görünen kurnaz”, nallı beygir “kavgacı”, çehesi yelli “geveze”, haber tulumu “dedikoducu kadın” gibi pek çok, deyimleşmiş tamlamayla karşılaşılmakta, yazın dilinde bulunmayan birtakım eylemlere de rastlanmaktadır: Adamsamak “adam yerine koymak, önemsemek”, adamsınmak “önemsemek, adam yerine konmak”, derdikmek “dertlenmek, ağlamaklı olmak, derdini anlatmak”, diblemek “sınıfta kalmak”, sezinsemek “sezer gibi olmak”, sezeklemek “anlamak istemek, gözetmek”, bürlenmek “örtünmek”… gibi.

    Görüldüğü gibi, bütün bu öğelerde hem değişik eklerle türetilen sözcükler, hem de bileşik sözcükler bulunmakta, Anadolu ağızlarımız dilin bütün anlatım yollarından yararlanmaktadır.


    alıntı
     

Sayfayı Paylaş