1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Ah Bi Konuşabilsem!

Konusu 'Kişisel Gelişim' forumundadır ve Papatya tarafından 29 Ocak 2013 başlatılmıştır.

  1. Papatya
    Meşgul

    Papatya Sözlerimi Geri Alamam.* Süper Moderatör

    Katılım:
    6 Ağustos 2012
    Mesajlar:
    16.306
    Beğenileri:
    5.863
    Ödül Puanları:
    10.980
    Yer:
    Seattle.
    Banka:
    5.549 ÇTL


    Dil ve konuşma bozuklukları hayatın herhangi bir döneminde ortaya çıksa da çocukluk çağlarında daha büyük önem taşıyor. Bütünsel bir iletişim aracı olan dil; konuşmayı, anlamayı, yazmayı, okumayı ve tekrarlamayı içeriyor, düşündüklerimizi karşımıza iletmek için kullandığımız faaliyetlerin tümünü kapsıyor. Konuşma da bu faaliyetler arasında yer alıyor.

    Özellikle çocukluk çağında dil ve konuşma bozukluğuna yol açan nedenleri görüştüğümüz uzmanlar, erken tanının önemini vurgularken, konuya multidisipliner açıdan yaklaşılması gereğinin altını çiziyor. Acıbadem Eskişehir Hastanesi Dil ve Konuşma Patolojisi Kliniği Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Şükrü Torun, bu bozukluğa yol açan nörolojik etmenleri; Kulak Burun Boğaz Uzmanı Doç. Dr. Özgür Çakır, ses çıkarmada yaşanan sorunlardan kaynaklanan durumları; Konuşma Terapisti Aslı Bal Dizlek ise işitme kaybı ve damak-dudak yarıklarını anlattı.

    NÖROLOJİK ETMENLER


    Artikülasyon, dil ve akıcılık bozukluğu olarak üç ana başlıkta toplanan konuşma bozukluklarının temelinde sinir sistemindeki sorunlar yatabiliyor. Beyin damar hastalıkları, Alzheimer, Parkinson, distonik bozukluklar ve kafa travması, nörolojik nedenlere bağlı dil ve konuşma bozuklukları, en çok yetişkinlerde görülse de, çocuklarda da doğumsal spastisite hastalıklar, serebral palsi ya da otizm ile birlikte ortaya çıkabiliyor. Bu hastalıklarda giyinmek, soyunmak, hareket etmek gibi sorunlar çok daha ön planda olduğu için, konuşma biraz geride kalıyor.

    ATEŞLİ HASTALIKLAR VE TRAVMALAR


    Damarsal kökenli hastalıklar, travmalar ve menenjit gibi bazı enfeksiyonlar da konuşma bozukluğuna yol açabiliyor. Kasların kullanılmasında zorluğa neden olan her türlü nörolojik hastalık, sinir sistemi ve beyni etkileyen enfeksiyon ile travmalar, çocuklarda dil ve konuşma bozukluğuna sebep oluyor.

    SES ÇIKARMADA YAŞANAN SORUNLAR

    Akciğerlerden gelen nefes, gırtlakta bulunan ses tellerini titreştirerek vibrasyona neden oluyor. Bu vibrasyon, dil, diş, dudak yardımıyla şekilleniyor, kelime ortaya çıkıyor. Ses tellerinde meydana gelen hastalıklar ses çıkartmayı, dolayısıyla konuşmayı bozuyor. Kimi enfeksiyonlar, ses teli felçleri, iyi veya kötü huylu tümörler, bu hastalıklar arasında yer alıyor. Erişkin yaşta da çocukluk çağında da görülen bu sorunun tedavisinde çeşitli yöntemler deneniyor. Genel olarak ses terapisi başlığında toplanan bu yöntemler, ses istirahatinden sık sık boğazını temizleme alışkanlığını bırakmaya kadar bir dizi önleme dayanıyor. Hastalara, akciğer solunumu yerine diyaframdan nefes alma yöntemi öğretiliyor. Gerekirse cerrahi işlemler yapılıyor.

    DAMAK-DUDAK YARIĞI

    Ağız bölgesindeki anatomik bozukluklar, bazı seslerin çıkartılmasını engelliyor. Örneğin; damak yarığında, damak ve burun arasında boşluk olduğu için hava oradan kaçıyor. Oysa bazı sesleri çıkartırken burna hava gitmemesi gerekiyor. Bu tür rahatsızlıklarda, plastik cerrahlar öncelikle söz konusu anatomik sorunu ortadan kaldırıyor. Ardından da konuşma terapisine başlanıyor.

    İŞİTME KAYBI


    İşitmede yaşanan sorunlar, doğrudan dil ve konuşma bozukluğuna yol açıyor. Yenidoğan döneminde işitme testi yapılmış olsa bile sonradan geçirilen ateşli hastalıklar ya da ortakulak iltihabı işitme kaybına neden olabiliyor. Çocuk tamamen sağır olmasa bile, belirli frekanstaki sesleri duyamaması, konuşma bozukluğuna neden oluyor. Böyle bir durumda test ile çocuğun hangi frekanslarda sesi duyduğu belirlenip, ona göre bir tedaviye başlanıyor. Çocukların işitme sorununun çözümünde özel cihazlar kullanılıyor. İşitme kaybının durumuna göre farklı cihazlar bulunuyor. Ancak bu cihazların erken dönemde kullanılması, tedavideki başarı şansını artırıyor. 3-4 yaşından sonra başlanılan tedavilerde, kesin başarı elde etmek güçleşiyor.

    TV İZLEMEK KONUŞMA GERİLİĞİNE NEDEN OLUYOR

    Ailelerin merak ettiği konuların başında, konuşmanın gecikmesinin nedenleri geliyor. 2.5 yaşına gelen bir çocuğun 50 kelime söylemesi, 3-4 yaşında da konuşmasının yüzde 50 düzeyinde anlaşılabilir olması gerekiyor. Çocuk 3-4 yaşına geldiği halde konuşmuyorsa, konuşma gecikmesinden söz ediliyor. Öncelikle işitme testi uygulanıyor. Eğer sonuç normal çıkarsa, terapistler çocukla çalışmaya başlıyor. Gecikmiş konuşmada aile ve evdeki tutumlar da önem taşıyor. Bütün gün televizyon izleyen çocuğun, terapi alsa bile iyileşme süreci yavaşlıyor. Uzun süre televizyon izlemek, konuşmada gecikmeye yol açabiliyor.


     

Sayfayı Paylaş