1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Ah yüreğim Bu Neyin Direnişi…

Konusu 'Aşk' forumundadır ve HAYAL__ tarafından 16 Mart 2013 başlatılmıştır.

  1. HAYAL__

    HAYAL__ * kaLp gözüyLe *

    Katılım:
    19 Aralık 2012
    Mesajlar:
    2.222
    Beğenileri:
    23
    Ödül Puanları:
    1.880
    Yer:
    İstanbul
    Banka:
    10 ÇTL
    Bir zorluğun çelişkisi yetti,
    cesur saydığım yüreğim
    Öfkeyle kırdığım kalemimin
    kırık ucuyla,
    yine yalnızlığımı bekleyen satırlar karalıyorum
    buruşmuş sayfalara…

    Ah yüreğim ! bu neyin direnişi…
    Bak!…Ölü turnalar düşüyor,
    mavisi yontulmuş gökyüzünden…
    hükümsüz yargılanıyorum
    yar’in duruşmalarında…
    Oysa karmaşık bir bulmacadan
    düşürmüştüm bu sevdayı…
    Belki de yaralarımın
    en kabuklu zamanından…

    Ama Yanıldım !…
    Hayın karanlık bu sevda…
    Sonu ilmek…Yolu süngü…
    Tadı dilime zehir gecelerin ,
    uykularıma batan hançeri..

    Yeter yüreğim!.. Bu neyin direnişi…
    Kaç yağız at çatladı koşarken içimde…
    ve kaç kez alnımdan vurdu beni zehir zemberek sözler…
    Uykusuz gecelerin koynunda


    ağrılarla kapanmaya çalışıyor göz kapaklarım.
    yankısı kalmamış bir sesi bekleme sendromlarında
    büyümenin ne anlamı var ki ?

    Söyle deli yüreğim ,
    Bu neyin direnişi…
    Derin bir neşter yarasının altından
    damla damla sızarak terk ediyor beni
    tutunduğum umutlarım…
    Dumanaltı bir odanın en kederli yerinde ,
    azarlanmış hayallerimin kuşatmasında ,
    çoğul acılar ,tekil yalnızlıklar
    ve çatışma sonrası
    sancılarla kalakalıyorum
    kanlı meydanlar ortasında…


    “Kurtulursam ,
    bu aşk’la kurtulurum” dediğim için
    başkada bir planım kalmadı artık…
    Zaten berbat bir cümleydi,
    kalemimi Aşk’a kanattığım günler…
    Başaramadım…
    Hırçın dalgaların dövdüğü bir kıyının
    haykırışları içinde duruyorum…
    Ama yaşamak zorundayım uçurumların ucunda…
    Olası bir tufan zorluyor kapılarımı…
    Yeni bir gemi inşa ediyorum
    göğsümdeki kemiklerden…
    Rehin bırakıyorum düşlerimi durgun sahillere…
    Kalın kışlık paltomu giyip üstüme,
    çıkıyorum buz gibi yolculuklara…
    Omuz vermeyin tabutuma,
    kendi ellerimle taşıyacağım cesedimi…
    Okyanus dalgalarında geride bıraktığım
    tüm aşkları selamlıyorum ölümbaz bakışlarımla…
    Gidişimi Yâr hazırladı ,ben tetiği çekiyorum…
    Ölürken bile masum değil yüzümün rengi…

    Suçluyum…Gidiyorum….



    Alıntı
     

Sayfayı Paylaş