1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Ahenginiz bol olsun

Konusu 'Okunası Yazılar' forumundadır ve Çağlayağmur tarafından 2 Haziran 2012 başlatılmıştır.

  1. Çağlayağmur
    Hoşgörülü

    Çağlayağmur ... Süper Moderatör

    Katılım:
    15 Aralık 2010
    Mesajlar:
    15.092
    Beğenileri:
    4.415
    Ödül Puanları:
    11.080
    Cinsiyet:
    Bayan
    Yer:
    Ankara
    Banka:
    794 ÇTL
    [​IMG]

    Bir gün, bir padişah dünyada o ana dek neler olup bittiğini öğrenmek ister. Devrin usta tarihçilerinden birini yanına çağırır ve ondan dünya tarihini anlatan bir kitap yazmasını ister. Tarihçi iki yıllık bir araştırmanın ve çalışmanın sonunda 12 ciltlik bir ansiklopediyi padişahın önüne koyar. Padişah, “Bu kitapları okuyacak kadar vaktim yok.” der ve tüm bu kitapları bir kitapta toplamasını ister. Bizim tarihçi altı aylık bir çalışma daha yapar ve dünya tarihini bir kitapta özetlemeyi başarır. Padişahın huzuruna çıkar. Padişah tarihçinin çalışmasını tebrik etmekle birlikte o kitabı da okuyamayacağını söyler ve ondan dünya tarihini bir cümlede özetlemesini ister. Tarihçi biraz kızgın, biraz da düşünceli bir eda ile padişahın huzurundan ayrılır. Altı aylık bir düşünme süreci geçirir ve sonunda o bir cümleyi padişahın önüne bırakır. O cümle şudur: Devletler doğar, yaşar ve ölür.

    Ümit de yıllar önce bana kısacık cevap istediği bir soru sormuştu: “Hocam, sizin mesleğinizin penceresinden baktığımızda insanın mutluluğu ve huzuru için bu dünyada ona lazım olan en önemli şey nedir?”. O gün Ümit’e ne dediğimi hatırlamıyorum. Muhtemelen en önemli şeyi değil de tüm bildiklerimi söyledim. Bu soruya verilebilecek o kadar çok cevap ve söylenebilecek o kadar çok cümle vardı ki çünkü. Zor olan ne biliyor musunuz, insanın söyleyeceklerini kısa bir cümlede, bazen de bir kelimede toplaması.

    Meşhur bir hatibe, “Bir saatlik bir konuşma için ne kadar hazırlık yaparsın?” demişler. “Üç saat.” cevabını vermiş. Beş dakikalık bir konuşma için ne kadar hazırlık gerektiğini sorduklarında ise, “Üç gün” cevabını vermiş. Cümleler kısaldıkça, üzerinde düşünmemiz gereken süre de artıyor.

    Ümit’in sorusuna mesleki olarak verebileceğim cevabı, o günün sonrasında da çok düşündüm açıkçası. Mutluluğu ve huzuru tek kelimede özetleyecek olsam, bu kelime ne olurdu? Bu soru bugün bana sorulsa, vereceğim cevap şüphesiz “Ahenk” olur. Hayatın içinde ahenk ve ritim olduğunda o hayat yaşanılabilir bir hayat oluyor çünkü.

    Biz insan olarak, bünyemizde birbiri ile iç içe ama aynı zamanda birbirinin zıttı gibi görünen birçok özellik barındırıyoruz. Madde ile mana, dünya ile ukba, kalp ile akıl, beden ile ruh, duygu ile düşünce, iş ile aile bunlardan sadece bir kaçı. Bizler bir sarkaç gibi bu noktalar arasında gidip geliyoruz. Ne zaman ki bizler, bizi oluşturan bu özelliklerin arasında bir ahenk ve denge yakalıyoruz, işte o zaman hayattan keyif alıyoruz. Bu dengeyi ve ahengi kaybettiğimizde ise kara bulutlar etrafımızı sarıyor.

    Sevgi ile nefret, bireysellik ve toplumsallık, gerçek ile hayal, bağımlılık ve hürriyet, korku ile ümit, neşe ve elem, tevazu ile gurur insan ruhunun diğer karşılıklı çizgileri. Eğer insan bu çizgilerden birinde takılıp kalıyorsa o zaman ortaya psikolojik sorunlar çıkıyor. Daima hayal dünyasında yaşayan, toplum içine hiç çıkmayıp hep yalnız kalmak isteyen, tüm insanlardan nefret eden, bir başkası olmadan iş yapamayan kişiler genelde sarkacın bir ucunda takılıp kalan kişiler aslında. Psikologların ve psikolojik danışmanların yaptıkları da insanın bozulan ahengini kurmasında ona yardımcı olmak.

    Kısacası hayat, ruhumuzun karşılıklı iki çizgileri arasında uyum yakaladığımız ölçüde güzel. Hayat bir sarkaç gibi zıtlıklar arasında ahenkle dolaştıkça keyifli. Ve sanırım en önemli nokta, her biri farklı bir nota hükmünde olan özelliklerimiz ile güzel bir melodi çalabilmek. Ve göçerken dünya denen bu kubbeden, çaldığımız melodilerle geride baki kalacak hoş bir seda bırakabilmek

    Ahenginiz bol olsun.

    Mehmet Teber
     

Sayfayı Paylaş