1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Ahlak Felsefesi - Aöf Felsefe Dersleri

Konusu 'Açıköğretim' forumundadır ve BeReNN tarafından 28 Eylül 2011 başlatılmıştır.

  1. BeReNN
    Uykumvar

    BeReNN Özel Üye Özel üye

    Katılım:
    30 Nisan 2011
    Mesajlar:
    8.855
    Beğenileri:
    254
    Ödül Puanları:
    5.330
    Cinsiyet:
    Bayan
    Meslek:
    Muhasebe
    Yer:
    Istanbul, Turkey
    Banka:
    289 ÇTL
    [h=2][/h]Ahlak felsefesi görüşüne gelindiğinde Aristo, bazı hususlarda kendini Platon'dan ayırır. Daha önce Aristo'nun, Platon'un eşyaya göre ideaların bağımsız varlıkları olduğunu iddia ettiği teorisini nasıl eleştirdiğini görmüştük. Bu eleştiri aynı zamanda "iyi İdeası'na da uygulanır. Aristo'ya göre "iyi", insan yaşamı için hedeftir, insandan bağımsız olan bir şey değildir. İyi, insanların yaşam tarzlarının içinde bulunur.

    Aristo'ya göre, "iyi", mutluluk ya da bahtiyarlık demektir (Yunanca: eudaimonid); öyle bir haldir ki "iyi", her kişinin toplumda kendi yerini bulması yani erdemli olması mümkün olacak şekilde toplumsallaşmanın üç aşaması yoluyla öncelikli olarak insanların cemiyette en iyi yeteneklerini gerçekleştirmelerini gerektirir. Aristo teorik etkinliği olan bir yaşamın özellikle iyi teorik yetileri olanlar için mutluluğa ulaşmak açısından uygun olduğunu düşünür. Fakat farklı insanların farklı yetenek ve potansiyelleri vardır.

    Öyleyse iyi yaşamın herkes için aynı olması gerekmez. Bir de Aristo, şiddetli fiziksel acıdan mustarip isek mutlu olamayacağımızı düşünür. İşte bu noktada Aristo, Platon ile Sokrates'in acı ve zevkin her ikisinin de mutlulukla alakalı olmadığı görüşünden ayrılır.

    Varoluşçular, sıklıkla kahramansı bir dünya görüşü benimsemişlerdir: "Yaya da" (eitheror), "biraz burada, biraz da şurada olma, ne olman gerekiyorsa tam ve bütünüyle o ol" (Henrik Ibsen, Brand, 1. Sahne). Yani, bir yeteneğin üstüne odaklan ve o bir yeteneği diğer yeteneklerin pahasına da olsa bütünüyle gerçekleştir. Aristo için iyi bir yaşam uyumlu bir yaşamdır. Her yetenek, entelektüel ya da atletik, siyasî, kişisel veya sanatsal anlamda olsun, kişinin yatkınlığına göre iyi dengelenmiş bir biçimde gerçekleştirilmeli ve geliştirilmelidir. Aristo ılımlılığı yani tüm iyi yeteneklerin uyumlu biçimde gerçekleşmesini de takdir eder. Cesaret bir erdemdir; çünkü cesaret korkaklık ve pervasızlığın altın ortalamasıdır.

    Aristo, "dostluk onsuz yapamayacağız erdemlerden biridir" der. Saklı olmayan, karşılıklı iyi niyeti gerektirir. Öyleyse dostluk, yalnızca insanlar arasındaki karşılıklı bir tavırdır. Örnek verirsek, biz "parayı sevebiliriz", ancak para bizi sevemez. Bir insanı da sevebiliriz, o insanı tanımadan ve o bizi sevmeden. Dostluk ise karşılıklı bilgi ve tanınmayı gerektiren bir şeydir. Dostluk geliştirmek için, ahbaplık için, süreç gerekir. Ahbaplık hem hedeftir hem de dostluğun önkoşuludur.

    Dostluk kendi içinde bir hedeftir. Çıkar amaçlı kullanıldığı vakit saptırılmış olur. Dostluğu geliştirmek- böyle bir ilişki içinde erdemli olmak, sadece eylemleri değerlendirmek için kullanılan normları meşrulaştırmaktan öte bir şeydir. Başlıca vazife, yeteneklerimizi geliştirmektir ve farklı eylemler arasında doğruyu seçmek için ön şart olan tavrı elde etmektir. Yani ahlakî duyarlılığa sahip olmalıyız. Norm ve değerlere dair teorik bilgi bu pratik bilgelikle aynı değildir. (Yunanca: phronesis).

    Pratik bilgelik, deneyimli insanlar rehberliğindeki kişisel deneyim üzerinden elde edilecek ahlakî yeterlik ile ortaya çıkmaktadır. Bu farklı ve çoğu zaman muğlak durumları akıllıca değerlendirmek için basiretli olmamızı sağlar. Her durumda neyin akıllıca olduğu, sadece böylesi bir derin düşünüşlü pratik ile öğrenilebilir. İşte sözü edilen altın ortalama, somut durumlarda neyin akıllıca olup, neyin olmadığını ayırt edebilmemiz için bir ahlakî yeterliğin ediniminin gereğine işaret eder.

    alıntı
     

Sayfayı Paylaş