1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Ahlak ve Ahlak Felsefesi

Konusu 'Felsefe / Psikoloji' forumundadır ve Suskun tarafından 19 Nisan 2011 başlatılmıştır.

  1. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL
    Ahlak ve Ahlak Felsefesi


    1.Felsefe Açısından Ahlak

    Belli bir dönemde, belli insan toplumlarınca benimsenmiş olan, bireyler arası ilişkileri düzenleyen kuralların tümü ahlak adını alır. Ahlak konu olarak alan felsefe disiplinine ethik adı verilir Ethik ahlaki olayları genel olarak incelediği bu alanda ideal olanı ortaya koymak istediği için ahlaktan farklıdır Ahlak bir kişinin ya da toplumun ahlakını ethik genel olarak ahlak olgusunu ele alır.

    2. Ahlak Felsefesinin Temel Kavramları

    İrade

    Akıl ve doğal eğilimler ikilemi karşısında kalan insanın doğal eğilimlere karşı özgürce karar verme yetkisidir.
    İyi
    Yapılması istenilen şey.
    Kötü
    Yapılması istenmeyen şey.
    Özgürlük
    Baskı ve zorlama olmadan bir şeyi seçme gücü.
    Sorumluluk
    İyi yada kötüden birini yapmanın doğuracağı sonucu üstlenmedir. Özgürlük olamadan sorumluluk yüklenmez. Çocuklar ve akıl hastaları sorumlu tutulmaz.
    Vicdan
    İnsanın ahlaki değerler hakkında sahip olduğu bilinç.
    Erdem
    İradenin ahlaki iyiye sabit bir yönelme biçimidir. Cesaret, cömertlik, bilgelik gibi.
    Ahlak Yasası
    İnsan eylemlerini belirleyen herkes için geçerli olan kurallar.
    Ahlaki karar
    Yasaya özgürce uyma, karar alma.
    Ahlaki eylem
    Yasaya uygun hareketi yapma Eylemin dış yüzü davranış (yapma), iç yüzü (yapmama) tutumu gösterir
    Ödev
    Ahlak yasasına uygun eylemde bulunma.
    Mutluluk
    Ahlaki eylemin insana sağladığı ruh huzuru.

    3.Ahlak Felsefesinin Temel Soruları

    Ahlaki eylemin bir ereği var mıdır? Evrensel ahlak yasaları var mıdır? Toplumun belirlediği iyi-kötü gerçekten böyle midir? Ahlak yargısını öteki yargılardan ayıran özellikler var mıdır İnsan yaradılışı bakımından özgecimi bencil midir? Doğası ahlaklı olmaya uygun mu İnsan ahlakı eylemde özgür müdür? Bu konuda iki karşıt görüş vardır

    A-Ahlak özgürlüğünü kabul eden düşünürler (İndeterministler)
    Şu konuları ileri sürer

    1)Psikolojik konut İnsan eylemde bulunurken kendisini gözleyecek olsa yaptığı eylemi, isteyerek yaptığını hisseder
    2)Sosyolojik kanıt İnsan bir toplum içinde yaşar Toplumun ondan yapmasını beklediği davranışlar onun özgür olduğu düşüncesine dayanır Seçim ve kararlarında özgür olmasaydı sorumlu tutulmazdı
    3)Ahlak kanıtı İnsan özgür olmasaydı ona buyruklar vermesinin anlamı olmazdı
    4)Hukuk kanıtı Ceza hukuku insanın yaptığı bir hareketin sorumluluğunu taşıdığı ilkesinden hareket eder Sorumluluk özgürlük olmadan olamaz

    B. Ahlak (Determinizm) alanında özgürlüğün değil, determinizmin olduğunu savunanların kanıtları şöyledir
    1)Psikolojik kanıt Karar olayı karmaşık bir olaydır. Dış uyarmalr, duygular bilinçaltı gibi çeşitli unsurların etkisiyle ortaya çıkar İnsan karar verirken bunların farkında olmadığı için kendini özgürmüş gibi hisseder.
    2)Sosyolojik kanıt Sosyal kurallar davranışları belirler insanı zorlar
    3)Ahlak kanıtı Ahlak kuralları kararlarımızı belirler. Benimsetilen değer yargılarının etkisiyle davranışta bulunulur.
    4)Hukuk kanıtı Hukuk kuralları da davranışları sınırlandırır Sorumluluk özgürmüş izlenimini verir oysa insanın eylemlerini belirleyen bir bilinçtir

    C.Bu iki görüşü uzlaştıran görüşe otodeterminizm denir
    Bunlar ahlaki eylemi ve iradeyi kişilik ürünü olarak görürler İnsan bilgi birikimini zenginleştirerek kişiliğini geliştirerek ve aklını kullanarak özgürleşmiştir Kişilikleri gelişmiş olanlar gelişmemiş olanlardan daha özgürdür




    Evrensel ahlak yasasının varlığını reddedenler
    1. Haz ahlakı (Hedonizm)
    Kurucusu Aristippos’tur. Haz veren şey iyi, acı veren şey kötüdür. Bu ikisinin dışında kalanlar önemsizdir. Yaşamın amacı en yüksek iyiye ulaşmaktır. En yüksek haz anlık en yoğun haz duygusudur.
    Epikuros (İ.Ö. 341-270)
    İnsanın tabi amacı hazzı yakalamaktır Maddi hazlar manevi hazlardan önce gelir Haz bir anlık acısızlıktır. Aç kalmamak, susamak üşümemek bunlar istenilir. Bu durumda olan, gelecekte de böyle olacağına inanan mutludur. Ona göre erdemli olmak ölçülü yaşamaktır En yüksek erdem bilgeliktir İnsan bilgisi sayesinde hazları ayırt edebilir.

    2.Fayda Ahlakı
    (Ütülitarist ahlak) : İyi faydalı olandır. İyi bireye sağladığı faydaya göre değişecektir. Evrensel bir ahlak söz konusu değildir, İngiliz düşünürler J.Bentham ve S.Mill savunucularıdır.

    3.Bencillik (egoizm)
    Ben sevgisinin" önde tutulduğu anlayıştır. Thomas Habbes’a göre hayvanlar gibi insanlarda iç güdüleriyle yönetilmektedir İnsanı yönlendiren iki içgüdü vardır. Kendini sevme, kendini koruma İnsan doğası gereği bencildir Ahlakta egemen olan çıkardır Mutlak iyi mutlak adalet yoktur

    4.Anarşizm
    Toplum hayatı ile ilgili bir teoridir Toplumsal düzeni ve toplumsal değerleri reddeder kişisel iradeyi egemen kılmak ister
    Proudhon​

    Toplumsal kurumları ve değer sistemleri ile devlet yıkılmalıdır Hiçbir şey ayırıp, seçilmemelidir. Bunlar arasında ahlakta vardır Çünkü ahlak insanları daha iyi yönetmek için uydurulmuş kurallardır A. Bakunin, M.Stirner de anarşizmin savunucularıdır
    Fr.Nietzche​

    Bugüne kadarki değer sistemleri, ahlak anlayışları insanın zayıflığına dayanan köle ahlakları dır Sıradan kişilere ve korkaklara yarayan bu ahlaktan kurtulmalıdır Vicdan ahlakı yerine güç ahlakı konulmalıdır Yapılması gereken bütün ahlak anlayışlarını yıkmak; yerine kuvvete dayanan bir efendi ahlakı koymaktır Bunu güçlü iradenin temsili üstün insanlar başaracaktır Bu yaklaşım gücü en yüce iyi durumuna başaracaktır Bu yaklaşım gücü en yüce iyi durumuna getirmektedir
    J.P.Sartre (1905-1980)​

    Varoluşçu (existentializm) felsefenin kurucularındandır. S. Kierkegard (1813-1855), M. Heidegger diğer önemli temsilcileridir. Sartre’a göre evrendeki her nesnenin bir “özü” bir de “varlığı” vardır. Öz sürekli nitelikler topluluğu, varlık (varoluş) dünyada etken olarak bulunmuş demektir.
    Örnek
    Ağaçlar, Ağaçlar özüne uyarak Ağaç olurlar. Burada öz varoluştan önce gelir Ama insanda varoluş özden önce gelir İnsan önce vardır sonra şöyle yada böyle olur. Özünü kendi yaratır Gerçek olan benim sorunlarımdır Kötü düzenlenmiş adaletsiz kirli ve saçma bir dünyada yalnızlığım, güvensizliğim umutsuzluğuma duyduğum tiksinti ve bunaltı Kişinin kendini tamamını baskılardan kurtarmasını istiyor Bunun içinde bireyin toplumdan kopmasını devletin kişiyi yutmasına karşı çıkılmasını istiyor ve bireyselliği savunuyor Bu nedenle O’na göre genel bir ahlak yoktur Çünkü size yol gösterecek bir işaret yoktur Var olduğunu kabul etsek bile; onları yorumlayan, taşıdıkları anlamı seçen biziz Karar verirken tek başınadır insan Tüm sorumluluklar onundur. Bu insanın özgürlüğünü engeller


    Evrensel ahlak yasasının varlığını kabul edenler
    1.Evrensel ahlak yasasını subjektif özelliklerin belirlediğini ileri sürenler:
    Utilitarist (faydacı) ahlak

    J. Bentham (1748-1832) ve Stuart Mill (1806-1873) ahlak yasasını öznel özelliklerin belirlediğini savunmuşlardır. Onlara göre insan doğası gereği hazza yönelir, acıdan kaçınır Mutluluğu arar Kendisi için yararlı olan iyidir. Ancak insan bir toplum içinde yaşıyor Diğer insanların eylemleri benim yararıma da olmalı, benim eylemlerimde başkalarının yararlarına olmalıdır Olabildiğince çok insanın, olabildiğince çok mutluluğu göz önünde tutulmalıdır Yalnız tek insan için değil, herkes için faydalı olan yasa olarak kabul edilmelidir.
    Henri Bergson​

    Doğru bilgi gibi doğru eylemin ölçütü de sezgidir. İnsan sezgisi ile iyi ve kötüyü kavrayabilir. Bergson ahlakın sezgi ve zeka olmak üzere iki kaynağı olduğunu ileri sürer. Zekanın oluşturduğu ahlak “kapalı toplum ahlakı” dır. Bu ahlakta yasaklayıcı kurallar egemendir. Sezgi ahlakı ise; “sevgi ve özgürlüğün” egemen olduğu “açık toplum ahlakı” dır. Burada kurallar değil örnekler önemlidir.

    2.Evrensel Ahlak Yasasını Objektif Özelliklerin Belirlediğini Kabul Edenler
    Sokrates
    Ahlaki eylemin amacı mutluluktur kaynağı ise bilgi dir Hiç kimse bilerek kötülük etmez. Kötülük bilgisizliktendir.” Bu durumda bilgili olma ile erdemli olmayı aynı şey olarak belirler. Erdemli olan birey aynı zamanda mutludur. Buna mutluluk ahlaki (Eudaimo-nizm) denir.
    Platon
    Platon’da idealar varlığın asıl formlarıdır. İdealar Aleminde bir sıralama vardır, en üstte “iyi ideası” yer alır. Bir eylem iyi ideasına uygunsa iyi, değilse kötüdür. Her insan iyi ideasına yönelmeli ve eylemlerini iyi ideasına uydurmalıdır.
    Farabi
    İnsanın amacı hayır’a (iyi) ulaşmaktır. En yüksek iyi mutluluktur Mutluluk insanın bilim, felsefe ve sanatla uğraşmasıyla elde edilir. Akıl bir eylemin iyi yada kötü olduğuna karar verebilir. İnsan iradeside seçme gücüne sahiptir. Seçme akılla olur Varlığı ve evreni bilmek insanın kendisini bilmesini amaçlar ve insan kendisini bilme ile evreni ve varlığı bilebilir Buda en yüksek mutluluktur

    Baruch Spinoza (1632-1677): Panteist bir filozoftur. (Panteizm evren ile tanrıyı bir tutan anlayıştır. Evren ve tanrı tek ve aynı varlıktır) O’na göre, insan tutkular ve düşünce ikilemi içinde yaşar Tutkular ruhun karışık ve bulanık yanını oluşturur Bunlar güçsüzlük, erdemsizlik ve yetkisizlik halleridir
    Tutkular içinde insan bir köledir. Düşünce durumda ise özgürdür Özgürlük erdemdir Ahlakın ödevi düşünce ile tutkuları yenmektir Ahlaki hayat aklın tutkulara karşı savaşıdır İnsan özgürlüğe yalnız bilgi ile ulaşabilir Bilmek ise var olan olarak algıladığımız her şeyin Tanrının özünden doğduğunu bilmektir Yaratıcı doğa ile yaratılan doğa aynıdır Tanrıyı bilmek, düşünsel bir sevgiyle sevmek anlamındadır. Ahlak yasası bilgisini edindiği evrenin (tanrının) yasasıdır. Yasaya uygun olan iyi aykırı olan kötüdür.
     
  2. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL



    Ahlak insani bir kaygıdır.. Ardında yatan hiç bir otorite yoktur.

    Einstein​


    AHLAK KAVRAMI

    “Biz: Ey Adem!
    Sen ve eşin (Havva) beraberce cennete yerleşin; orada kolaylıkla istediğiniz zaman her yerde cennet meyvelerinden yeyin; sadece şu ağaca yaklaşmayın.Eğer bu ağaçtan yerseniz her ikiniz de kendine kötülük eden zalimlerden olursunuz, dedik.”
    Kur’an-ı Kerim
    Bakara:35

    “Bir gün ormanda bir ses işittik. Kim olduğunu aradık fakat bulmadık. Adem, bu sesi daha önce de işittiğini ancak, sesin nereden geldiğini farkedemediğini söyledi... Adem, bunun Tanrı olduğunu söyledi... Tanrı, bizim o ağaçtan meyve yemememizi, eğer yersek kesinlikle öleceğimizi bildirmişti... Adem, onun iyilik ve kötülük ağacı olduğunu söyledi.
    “İyi ve kötü mü?
    “Evet.”
    “O ne demek?”
    “Ne ne demek?”
    “İyi ne demek?”
    “Bilmiyorum. Nasıl bilebilirim ki?”
    “Peki, o zaman kötü ne demek?”
    “Bir şeyin adı olduğunu sanıyorum, fakat ne olduğunu bilmiyorum.”
    “Fakat Adem, onun ne olduğunu sen bilmelisin.”
    “ Benim neden bilmem gerekiyor?” Onu hiç görmedim ki, ben görmediğim şeyin nasıl olacağını nasıl bilebilirim ki?”
    Mark Twain


    Tüm insan neslinin babası ve anası olarak kabul edilen Adem ve Havva’nın ilk defa “iyi” ve “kötü” ile nasıl karşılaştıklarını anlatan yukarıdaki sözler bugün bizim “ahlak” olarak adlandırdığımız konuları çok sade olarak ortaya koymaktadır. Ahlak, insan ilişkilerinde “iyi” ya da “doğru” veyahut “kötü” ya da “yanlış” olarak adlandırdığımız değer yargılarını ifade eder. Ahlak kavramını Katip Çelebi ünlü Keşfu’z-zununadlı eserinde şu şekilde tanımlamaktadır:
    “Ahlak ilmi faziletler ve reziletler ilmidir ki, nefsi faziletlerle süsleme ve reziletlerden koruma yollarını gösterir.”
    Gerçekten de, Katip Çelebi’nin tanımı ahlak kavramını çok güzel bir şekilde ortaya koymaktadır.
    Ahlak, kelimesinin etimolojik açıdan kökeninin Arapça “hulk” ; Yunanca “ethos” ve Latince “mos” kelimelerine dayandığı bilinmektedir. Arapça “hulk”, “huy” anlamına gelmektedir. Arapça “ahlak-ı hamide” ve “ahlak-ı hasene” iyi ahlak; “ahlak-ı zemime” ve “ahlak-ı seyyie” ise kötü ahlak anlamlarına gelmektedir.
    İngilizce’de ahlak kelimesinin karşılığı olarak kullanılan “ahlak” (ethics) kelimesinin kökeni ise Yunanca “ethos” dan gelmektedir. Yine İngilizce de ahlak kavramını ifade etmek üzere kullanılan “morality” kelimesi Latince “mos” kelimesinden türetilmiştir.
    Ahlak, bir sosyal bilim dalı olarak toplum içerisinde oluşmuş örf ve adetlerin, değer yargılarının, normların ve kuralların oluşturduğu sistem bütününü inceler. Bu sistem bütünü; bir bireyin, bir grubun ya da tüm toplumun doğru ve yanlış davranışlarını belirler ve yönlendirir.
    Ahlak bilimi içerisinde incelenen başlıca konular ise şunladır:
    · İyi ve kötünün ayırdedilmesi,
    · Doğru ve yanlışın belirlenmesi,
    · İnsanın yapması gereken ya da insanlardan yapılması beklenen davranış ve eylemlerin tespit edilmesi,
    · İnsanların yapmaması gereken ya da insanlardan yapılmaması istenen davranış ve eylemlerin tespit edilmesi,
    Ahlak bilimi özetle, ahlak kurallarını ele alan bir disiplindir. Ahlak kurallarının temel özelliklerini ise şu şekilde özetlemek mümkündür:
    · Ahlak kuralları, belirli bir kişi, grup ya da toplum için geçerli olan değer yargılarıdır. Ahlaki kurallar genel geçerliliğe sahip değillerdir. Bir başka ifadeyle, neyin doğru, neyin yanlış, neyin iyi ya da kötü olduğu kişiden kişiye, gruptan gruba ve nihayet toplumdan topluma değişebilir. Örneğin, bir kişi için doğru olan, diğeri için doğru olmayabilir. Özetle, ahlak kuralları subjektif , yani kişiden kişiye değişen değer yargılarını ifade eder.
    · Ahlak kuralları, belirli bir yerde geçerli olan değer yargılarıdır. Herkes için genel geçerliliğe sahip ahlaki kurallar olmadığı gibi her yerde genel geçerliliğe sahip ahlaki kurallar da yoktur. Bununla birlikte, bazı davranış ve eylemlerin (örneğin, yalan söyleme, hırsızlık yapma vs.) herkes tarafından ve her yerde kabul edildiğini söylemek mümkündür. Burada ifade edilmek istenen tüm ahlak kurallarının her yerde geçerli olmadığıdır.
    · Ahlak kuralları, belirli bir zamanda geçerli olan değer yargılarıdır. Bugün geçerliliği olan bir ahlak kuralı, önemini zamanla kaybedebilir , hatta değersiz olabilir.
    Ahlak insanlararası ilişkilerde nasıl davranılması (ya da nasıl davranılmaması) gerektiğini gösteren kendiliğinden oluşmuş (spontan) ve hazır bir değer yargıları sistemidir. Ahlak kuralları kendiliğinden oluşur, ancak daha sonra “hukuk kuralı” haline dönüşebilir.
    Bu açıklamalarımız çerçevesinde ahlak kavramını daha bilimsel olarak şu şekilde tanımlamamız mümkündür. Ahlak, toplumsal yaşamda, belirli kişi, grup ya da toplum için belirli zamanda ve belirli bir yerde geçerli olan (ya da geçerli olması beklenen) değer yargılarının, örf, adet, norm ve kuralların oluşturduğu bir sistem bütünüdür.
    Yukarıdaki tanım bazı açılardan eleştirilebilir ve doğru bulunmayabilir. Ancak şu kadarını söyleyelim ki, ahlak; “iyi” ve “kötü” yü araştıran alandır.

    Prof.Dr.C.C.Aktan
     

Sayfayı Paylaş