1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Ahlatşahlar Beyliği

Konusu 'Genel Türk Tarihi' forumundadır ve KıRMıZı tarafından 15 Eylül 2009 başlatılmıştır.

  1. KıRMıZı
    Aşık

    KıRMıZı TeK BaşıNa CUMHURİYET V.I.P

    Katılım:
    22 Şubat 2008
    Mesajlar:
    27.187
    Beğenileri:
    4.786
    Ödül Puanları:
    11.580
    Cinsiyet:
    Bayan
    Meslek:
    Karmaşıkkk
    Yer:
    TÜRKİYE
    Banka:
    388 ÇTL

    Ahlatşahlar (Ermenşahlar Sökmenliler) Beyliği


    Van Gölünün batı sâhilinde bulunan Ahlat’ta 12. asrın başlarında kurulmuş olan bir Türk devletidir. 1100 senesinde Sökmen el-Kutbî tarafından kuruldu. 1207 senesinde Ahlat şehrine Eyyûbîler'in davet edilmesiyle son buldu. Ahlat’ta kurulan bu devlete Ahlatşahlar ve Ermenşahlar denildiği gibi kurucusu olan Sökmen’den dolayı Sökmenliler de denilmektedir.
    Sökmen (Sökmen-I) Büyük Selçuklu Sultanı Melikşâh’ın amcasının oğlu Kutbeddîn İsmâil’in kölesiydi. Bu yüzden Sökmen el-Kutbî diye tanındı. Kendisini yetiştirip Muhammed Tapar’ın kumandanlarından oldu. Adaleti ve iyiliğiyle şöhret kazanan Sökmen Mervânîlerin Ahlat Emîri halka kötü davranınca bu şehre çağrıldı ve ordusuyla o sıralarda Doğu Anadolu’nun en kalabalık ve müstahkem bir şehri olan Ahlat’a geldi. Savaşmadan şehri teslim aldı. O zamanlar Âzerbaycan ve Arran (Karabağ) melîki olan Muhammed Tapar bu hizmetlerinden dolayı Ahlat ve Van çevresine Sökmen’i vali tayin etti. Böylece 1100 (H.494) senesinde Ahlatşahlar Devletinin temeli atılmış oldu.

    Gittikçe kuvvetlenen Sökmen Meyyâfârikîn'i (Silvan) topraklarına kattı. 1109’da Haçlılara karşı Sultan Muhammed Tapar’ın teşkil ettiği ittifaka katıldı. Musul Emîri Mevdûd ve Artuklu Emîri İlgâzi ile birlikte Haçlıların elinde bulunan Urfa’yı kuşattılar. Urfa Kuşatması iki ay sürdü. Haçlılara yardım geldiğini gören Türk müttefik kuvveti muhasarayı kaldırarak Harran’a doğru geri çekildi. İki ay süren muhasarada Türk askeri epey zayiat vermiş ve yorulmuştu. Askerlerini daha fazla zayi etmek istemeyen müttefikler çekilmeyi daha uygun buldular.

    Sultan Muhammed Tapar 1111 senesinde Musul Emîri Mevdûd komutasında bir orduyu Haçlılara karşı görevlendirdi. Hasta olmasına rağmen Sökmen de askerleriyle birlikte bu orduda yer aldı. Fakat 1112 senesinde ordu Haçlılarla çarpışırken vefat etti. Sökmen’in cenazesi askerleri tarafından Ahlat’a götürülerek defnedildi. Onun zamanında Sökmenli Beyliği başşehir Ahlat olmak üzere Malazgirt Erciş Adilcevaz Eleşkirt Van Tatvan Erzen Bitlis Muş Hani Meyyâfârikîn (Silvan) ve Bargiri şehirlerini elinde bulunduruyordu. Sökmen’den sonra; beyliğin başına oğlu İbrahim onun vefatından sonra diğer oğlu Ahmed Ahmed’den sonra İkinci Sökmen geçti (1128).

    Sökmenli (Ahlatşahlar) Beyliği çocukluk dönemi hariç İkinci Sökmen Bey zamanında en iyi devresini yaşadı.

    Bu sırada Selâhaddîn-i Eyyûbî 1174 senesinde bağımsızlığını ilan ederek Eyyûbî Devleti'ni kurdu. Ülkesini genişleten Selâhaddîn Eyyûbî Doğu Anadolu’yu da topraklarına katmak istiyordu. 10 Temmuz 1185'te vefat eden İkinci Sökmen’den sonra tahta geçecek bir kimsenin olmayışı Selahaddin Eyyubî’ye arzusunu gerçekleştirme fırsatı verdi. Amcasının oğlunu bir ordu ile Ahlat üzerine gönderdi. Fakat Sökmenlilerin dirayet ve kuvvet sahibi beyi Seyfeddin Begtimur duruma hakim olarak tahtı ele geçirdi. Yedi senelik bir iktidardan sonra 1193 yılında damadı Aksungur tarafından tahttan indirildi. Aksungur kayınpederinin yerini aldı ve kayınbiraderini hapsetti. 1197 senesinde ölen Aksungur’un yerine Sökmen’in kölesi Atabeg Kutluğ geçti. Yedi günlük bir saltanattan sonra halk tarafından tahttan indirildi. Yerine Begtimur’un oğlu Muhammed geçtiyse de karışıklıklar bir türlü durmadı. Gürcülerin saldırısı Erzurum melikinin yardımıyla atlatılabildi. Beyler arasında kavga devam etti. Halkın davet etmesi üzerine Necmeddin Eyyûbî 1207 senesinde Ahlat’a geldi ve şehri teslim alarak Sökmenliler Devletine son verdi.

    Kültür ve medeniyet: Her Türk-İslâm devleti gibi ülkelerin tamiri ve insanların maddî ve manevî refaha ulaşmasını gaye edinen Sökmenliler (Ahlatşahlar) de belde halkını huzura kavuşturmak için ellerinden gelen gayreti gösterdiler. Hükümdar ailesi ve çevresindeki devlet büyükleri şanlarına yaraşır eserlerle beldelerini süslediler. Ahlat Bitlis Muş gibi hakimiyet sahalarına giren şehirlerde camiler hastaneler hamamlar köprü ve medreseler yaptırarak halkın sosyal ihtiyaçlarını gidermeye çalıştılar. Şehirlerin kale ve surlarını tamirle de savunma tedbirleri aldılar. Emirlerinde bulunan insanların eğitimine çok önem verdiler. Onların dinlerini en iyi şekilde öğrenmelerini temin için üstün vasıflara sahip din adamı yetiştiren medreseler açtılar. Derviş gâziler için dergâhlar açıp hürmet gösterdiler.

    Toprakların en iyi şekilde değerlendirilmesi için ziraî çalışmalara ehemmiyet verdiler. Elde edilen ürün ve temin edilen huzurla insanlar refah içinde yaşadılar. Sağlanan refah sayesinde kültür faaliyetleri hızlandı.

    Ahlat’ta yetişen âlimler ve sanatkârlar çevre memleketlere yayıldılar. İlmiyle âmil âlimlerin ve mücahid gâzilerin yurdu olarak tanınan Ahlat Kubbet-ül-İslâm adıyla anılmaya başlandı. Ahlat’tan Safiyüddîn Ebü’l-Berekât Şeyh Mü’min ed-Darîr Yahyâ bin Ahmed Hudâ-dâd Muhammed bin Melik-dâd gibi âlimler yetişti. Konya Alâeddin Camiinin mimarı Hacı el-Ahlâtî Tercan’da Mama Hatun türbe ve kervansarayının mimarı Mufaddal el-Ahlâtî ve Divriği Dârüşşifâsının mimarı Hurremşâh el-Ahlâtî gibi sanatkârlar Ahlat’ta meydana gelen kültür ve medeniyet muhitinde yetiştiler. Yine Ahlatlı kimyager İbrahim bin Abdullah da boyacılıkta bilhassa lâcivert imalinde mahir tıp ve başka ilimlerde meşhurdu.

    Çok çalışkan olan Ahlatlılar Van-Tatvan-Vastan limanları ile Ahlat-Erciş arasında büyük gemiler çalıştırdılar. Ticaret yaptılar. Van Gölü'nde acemiliklerini çıkaran Ahlatlı gemiciler Karadeniz’de de ticarî faaliyetlere giriştiler. Tebriz’den gelen ticaret yolu üzerinde bulunan Ahlat iki milyon altın vergi tahsil edebilecek bir şehir hâline geldi. Ticaret yolları üzerinde hanlar ve kervansaraylar yaptıran Ahlatşahlar tüccarlara kolaylıklar sağladılar. Buranın sanatkârları demircilik ve çilingirlikle meşgul oldular. Ayrıca Ahlat civarındaki kuyulardan çıkarılan kırmızı ve sarı renkli arsenik komşu memleketlere ihraç edildi.
     

Sayfayı Paylaş