1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Ahmed Mithad

Konusu 'Yazar / Şair' forumundadır ve jeriko tarafından 2 Mayıs 2009 başlatılmıştır.

  1. jeriko

    jeriko Özel Üye Özel üye

    Katılım:
    4 Kasım 2008
    Mesajlar:
    5.268
    Beğenileri:
    49
    Ödül Puanları:
    4.480
    Meslek:
    657
    Yer:
    Anadolu (bu kadar ayrıntı iyi)
    Banka:
    314 ÇTL
    Ahmed Mithad (1844 - 1912)

    1844'te İstanbul’da doğdu. 28 Aralık 1912'de İstanbul'da yaşamını yitirdi. İstanbul Mısır Çarşısı esnafından Hacı Sülayman Ağa'nın oğlu. Babasını küçük yaşta kaybetti.

    1854'te Vidin'de bulunan ağabeyi Hafız Ali Ağa'nın yanına gönderildi. Eğitimine burada başladı. 1857'de ailesi ile birlikte İstanbul'a döndü. Mısır Çarşısı’nda bir aktarın yanına çırak verildi. Ağabeyinin yanında çalıştığı Mithad Paşa'nın yanına girdi. Mithad Paşa 1861'de Niş Valiliği'ne atanınca ağabeyi ile birlikte Niş'e gitti. Rüşdiyeyi orada bitirdi.

    Rusçuk'da Tuna Vilayeti Kalemi'ne memur olarak girdi. Çalışkanlığı ile Mithad Paşa'nın gözüne girdi. Paşa ona kendi adını verdi. Bu arada özel dersler alarak Fransızca'sını ilerletti. 1866'da çevirmen olarak gittiği Sofya'da evlendi.

    Tuna Gazetesi'nin başyazarı oldu. 1869'da Mithad Paşa ile birlikte Bağdat'a gitti. Vilayet matbaası ve resmi vilayet gazetesi Zevra'nın müdürlüğünü yaptı. İlk kitabı olan Hece-i Evvel adlı ders kitabını burada yazdı.

    1871'da ağabeyi ölünce İstanbul'a döndü. Tahtakale'deki evinin altına küçük bir matbaa kurarak kendi kitaplarını basmaya başladı. Bir yandan da Basiret gazetesine yazılar yazdı. 1872'da Namık Kemal ile tanıştı. Devir ve Bedir isimli iki gazete çıkardı. Bu gazeteler kapatılınca Dağarcık ve Kırkambar dergilerini yayınladı. Bu dergilerde çıkan yazılar nedeniyle Namık Kemal, Ebüzziya Tevfik gibi yazarlarla birlikte Rodos'a sürgüne gönderildi. 3 yıl kaldığı Rodos'ta Medrese-i Süleymaniye isimli bir okul açıp ders verdi.

    5. Murat'ın affıyla 1876'da İstanbul'a döndü. 1876'da İttihat Gazetesi'ni yayınlamaya başladı. Muhalif tutumunu yumuşatarak 2. Abdülhamit'e yakınlaştı. Devletin resmi gazetesi Takvim-i Vakayi ve devletin basımevi olan Matbaa-i Amire'nin müdürlüğüne atandı.

    Mithad Paşa davasında paşanın aleyhine tanıklık yaptı. 1878'de Osmanlı Sarayı'nın desteğiyle Tercüman-ı Hakikat gazetesini kurdu. 1888'de İsveç'te toplanan Müsteşrikler Kongresi'ne katıldı. 1895'te Meclis-i Umur-ı Sıhhiye ikinci reisi oldu. Aynı yıl Sabah gazetesinde yayınlanan "Dekadanlar" başlıklı yazısıyla Servet-i Fünun'u eleştirdi. Sanat ve edebiyat çevrelerinin tepkisini çekti. Yazarlığı bırakmak zorunda kaldı. Ölümüne kadar Darülfünun'da dünya tarihi ve dinler tarihi dersleri verdi, hayır kurumlarında çalıştı.

    ESERLERİ:

    ROMAN-ÖYKÜ:

    Kıssadan Hisse (öykü, 1869)
    Esaret (1870)
    Hasan Mellah (1873)
    Hüseyin Fellah (1873)
    Dünyaya İkinci Geliş yahut İstanbul'da Neler Olmuş (1873)
    Yeryüzünde Bir Melek (1875)
    Felatun Bey'le Rakım Efendi (1875)
    Karı Koca Masalı (1875)
    Paris'de Bir Türk (1876)
    Süleyman Musuli (1877)
    Karnaval (1881)
    Vah (1882)
    Dürdane Hanım (1882)
    Acaib-i Alem (fenni roman, 1882)
    Cellad (1884)
    Letaif-i Rivayat (25 kitaplık öykü dizisi, 1887)
    Haydut Montari (1888)
    Demir Bey yahut İnkişaf-ı Esrar (1888)
    Gürcü Kızı yahit İntikam (1889)
    Diplomalı Kız (1890)
    Müşahedat (romanın romanı, 1891)
    Hayal ve Hakikat (1892)
    Taaffüf (Fatma Aliye ile, 1895)
    Gönüllü (1896)
    Amerika Doktorları (fenni roman, 1898)
    Jön Türk (1910)

    OYUNLAR:

    Eyvah (oyun, 1871)
    Açık Baş (oyun, 1874)
    Ahz-ı Sar yahut Avrupa'nın Eski Medeniyeti (1874)
    Zuhur-ı Osmaniyan (1877)
    Çengi (1877)
    Çerkeş Özdenler (1884)
    Fürs-i Kadim'de Bir Facia yahut Siyavuş (oyun, 1884)

    DİL KİTAPLARI:

    Durub-ı Emsal-i Osmaniye Hekimiyatının Ahvalini Tasvif (1871)

    TARİH:

    Kainat (15 kitap, 1871-1881)
    Üss-i İnkilab (2 cilt, tarih 1877-1878)
    Tarih-i Umumi (2 cilt, 1878-1879)
    Mufassal Tarih-i Kurun-ı Cedide (3 cilt, 1886-1888)
    Tedris-i Tarih-i Edyan (1913)
    Tedris-i Tarih-i Umumi (1913)

    MAKALE-MEKTUP:

    Menfâ (1877)
    Zübdet-ül Hakayık (anı-belge, 1878)
    Ekonomi-Politik (1879)
    Müntehabat-ı Tercüman-ı Hakikat (3 cilt, 1883)
    Arnavudlar ve Solyotlar (1888)
    Müntehebat-ı Ahmed Mithad (3 cilt, 1889)
    Halla-ü Ukad (mektuplar, 1890)

    RUHBİLİM:

    Nevm ve Hâlât-ı Nevm (1881)
    İlhamat ve Tagligat (1885)
     
  2. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL
    [​IMG]
    Ahmet Mithat
    (d. 1844; Tophane, İstanbul - 1912, İstanbul),

    Türk yazar, gazeteci ve yayıncı.
    Tanzimat dönemi yazarlarındandır.
    Türk edebiyatının gerçek anlamda ilk popüler yazarıdır.
    1878'de çıkarmaya başladığı ve yayın hayatını 1921'e kadar sürdürmüş olan Tercüman-ı Hakikat gazetesi Osmanlı basın tarihinin en uzun ömürlü ve etkili yayınlarından biri olmuştur.


    Yaşamı


    1844 yılında İstanbul'un Tophane semtinde dünyaya geldi. Babası Bezci Süleyman Ağa, annesi bekar çamaşırı diken Nefise Hanım idi. Annesinin ilk evliliğinden olma Hafız İbrahim adlı bir ağabeyi ve Halime, Şerife, İsmet ve Şerife adlı kardeşleri vardır.
    6-7 yaşlarında iken babasını kaybetti ve ailesi büyük geçim zorluğuna düştü. Ailesi ile beraber ağabeyi Hafız Ağa'nın kaza müdürü olarak görev yaptığı Vidin'e gitti ve bir mahalle mektebinde öğrenim görmeye başladı. Ertesi yıl İstanbul'a dönerek öğrenimine Tophane Sıbyan Mektebi'nde devam etti. 1857-1861 yıllarında Mısır Çarşısı'nda bir aktar dükkânında çırak olarak çalıştı.
    1861'de ağabeyinin yeniden Vidin Kasabası'na atanmasıyla Vidin'e, Mithat Paşa'nın ağabeyini yanına aldırması üzerine Niş kasabasına gitti ve 1864 yılında üç yıllık Niş Rüştiyesini bitirdi.

    Memuriyet Yaşamı
    Mithat Paşa'nın Tuna Valisi olarak atanıp ağabeyini vilayet merkezi Rusçuk'a getirtmesinden sonra kendisi de Rusçuk'ta bir devlet dairesine memur olarak atandı. Memuriyetini sürdürürken bir yandan da Arapça, Farsça ve Fransızcasını ilerlettiği için kendisini takdir eden Mithat Paşa ona kendi ismini verdi. Böylece asıl adı olan “Ahmet”'in yanına “Mithat” da eklenerek, bu şekilde anılmaya başladı.


    Bu dönemde memuriyet görevlerine ilave olarak Teşkilat Kanunu gereği çıkartılan Tuna Gazetesi'nin yazıişlerinde yardımcılık yapmaktaydı.
    1866'da ağabeyinin yanında tercümanlık göreviyle gittiği Sofya'da ailesinin isteği üzerine evlendirildi. Kısa süre sonra Rusçuk'a dönerek çeşitli işlerde çalıştı. 1868'de Tuna Gazetesi'nde yazar olarak göreve başladı, gazetenin başyazarı oldu. Bu dönemde tanıştığı Muhacirin Komisyonu (Göçmen Komisyonu) başkanlığını yapmakta olan Şakir Bey'in evinde uzun süre konuk olan Ahmet Mithat, onun zengin kitaplığından yararlandı, Şakir Bey'in Romanyalı bir müzisyen olan eşi sayesinde ilk defa Batı sanatı ile tanıştı.

    Bağdat yılları

    Şura-yı Devlet Reisi olan Mithat Paşa 1869 yılında Bağdat Valiliği'ne tayin olduğunda Şakir Paşa'yı da merkez mutasarrıfı olarak Bağdat'ta görevlendirmesi üzerine Ahmet Mithat, onunla birlikte Bağdat'a gitmek istedi. Bu isteğini kabul eden Mithat Paşa kendisini bir matbaa kurmakla görevlendirdi ve çıkartılacak olan “Zevra” adlı gazetenin başına geçirdi.
    Bağdat yolculuğu sırasında ressam Osman Hamdi Bey ile tanışmıştı. Osman Hamdi ile dostluğu sayesinde Batı kültürünü tanımaya başladı. Bağdat'ta bulunduğu sırada Muhammed Zuhavi ve yarı derviş bir kişi olan Şirazlı Muhammed Bakır Can Muattar ile tanışıklığı onun kültürünü genişletti, öğrenme hırsını kamçıladı.
    Bağdat'ta hem gazete yönetmenliği yaparken hem de sanat okulu öğrencileri için fen bilgileri kitabı hazırladı. Kitabı Maarif Nezareti'nin yarışmasında ödül kazanıp ders kitabı olarak okutuldu. Devrin Maarif Nazırı Saffet Paşa ile yazışmaları onda İstanbul'a dönme isteği doğurdu.

    Yayıncılık ve yazarlık

    Basra mutasarrıfı (valisi) olan ağabeyi Hafız İbrahim'in ölümü üzerine 1871 yılında görevinden istifa eden Ahmet Mithat, İstanbul'a dönüp ailesinin geçim yükünü üstlendi. “Ceride-i Askeriye” ve “Basiret” Gazetelerinde çalıştı gibi matbaahanesini de kurup eserlerini bastı. İlk önce kendi evinin altında kurduğu matbaayı kısa süre sonra Eminönü'nde kiraladığı bir odaya taşıdı. Edebiyatımızın ilk hikâye koleksiyonu olan “Letaif-i Rivayat” adlı eseri kaleme aldı. “Letâif-i Rivayat”, “Kıssadan Hisse” ve “Hace-i Evvel” isimli eserlerini kaleme aldı, bu eserlerin satışıyla geçimini temine çalıştı İlk sayıda kapatılan “Devir” ve 13. Sayıda kapatılan “Bedir” Gazetelerinin ardından “Dağarcık” adlı dergiyi çıkardı.
    Bu dönemde Genç Osmanlılar ile ilişki kuran Ahmet Mithat, Ebüzziya Tevfik aracılığıyla Namık Kemal ile tanıştı. Kendi bastığı eserlerinin yanı sıra gazetelerde de yazıları yayımlandı. Namık Kemal'in yayınlamaya başladığı "İbret" gazetesinin sürekli yazarları arasına girdi. 1873 yılında kendine ait Dağarcık mecmuasında yazdığı yazılar ve Yeni Osmanlılar'la yakınlığı nedeni ile tepki çekti. Özellikle mecmuanın 4. Sayısında yayınladığı “Duvardan Bir Seda” adlı makalesi nedeniyle dinsizlikle suçlandı. Namık Kemal'in Vatan Yahut Silistre oyununun yarattığı hava içinde Gedikpaşa Tiyatrosu'nda iken 6 Nisan 1873'te Ebüzziya Tevfik ile birlikte Rodos'a sürüldü.

    Rodos sürgünü

    38 ay süren sürgün sırasında çok sayıda eser yayınladı, Rodoslu çocuklara ders verdi, “Medreseyi Süleymaniye” adlı bir ilkokul açtı. En üretken dönemlerinden birini yaşayan yazar, “Hasan Mellah”, “Hüseyin Fellah” ve “Dünyaya Yeniden Geliş ya da İstanbul'da Neler Olmuş” gibi önemli eserlerini burada yazdı. İstanbul'da çıkan “Kırkambar” dergisi'ne yazılar gönderdi. Abdülaziz'in vefat etmesi ve Mehmet Reşat'ın başa geçmesiyle çıkan genel af sonucu İstanbul'a geri dönmesine izin verildi.

    Sürgün sonrası

    İstanbul'a döndükten sonra gazetecilik, yayıncılık ve romancılığa ağırlık verdi. İstanbul'a dönüşünden 15 gün sonra “İttihad” adlı gazeteyi çıkardı. Vakit gazetesinde yazar (1877), Takvim-i Vakayi'de müdür oldu (1878). Bu dönemde yazdığı ve sürgüne kadarki hayatı ile sürgün yıllarını anlattığı “Menfa” adlı eserinde Yeni Osmanlılar'ı eleştirdi; “Üss-i İnkılab” adlı eserinde de II.Abdülhamid'in siyasetini överek yeni sultanın gözüne girdi.
    Tercüman-ı Hakikat Gazetesi [değiştir]
    27 Haziran 1878'de Osmanlı sarayının desteği ile Tercüman-ı Hakikat gazetesini yayımlamaya başladı; gazete, Osmanlı basın tarihinin en uzun ömürlü ve etkili yayınlarından birisi oldu. Başlangıçta gazetenin tüm yazılarını kendisi yazıyordu. Zamanla gazetenin yazarları arasına giren Ahmet Cevdet, Hüseyin Rahmi, Ahmet Rasim gibi isimler, bu gazetenin sütunlarında şöhret oldular. 1879'da Matbaayı Amire'ye müdür olarak tayin edildi.

    Şair Fitnat Hanım ile aşkı

    Rodos sürgününden döndükten sonra Kabataş'ta yeni bir eve taşınan Ahmet Mithat Efendi, burada şair Fıtnat Hanım ile komşu olmuştu. Annesi Nefise Hanım'ın kardeşinin kızı olan Fıtnat Hanım ile aralarında doğan aşk, mektuplarla sürdürüldü. Mektuplaşmaları 1944 yılında kitaplaştı.

    Beykoz'a Yerleşmesi

    1880 yılında Beykoz bir çiftlik satın aldı. Ona ait araziden kaynayan suya “Sırmakeş” adını verdi ve şişeleyerek içme suyu satışı başlattı. Beykoz kıyısında bir yalı satın alarak sanat ve edebiyat çevrelerinden pek çok kişiyi bu yalıda ağırladı.
    1884'te büyük kızı Mediha'yı Muallim Naci ile evlendirdi. Damadı Muallim Naci, 1883'te Tercüman-ı Hakikat'in edebiyat sayfasının yönetimini üstlendi. Ne var ki Ahmet Mithad eski edebiyat alışkanlıklarını savunan damadı ile görüş ayrılığına düştüğü için 2 yıl sonra onu gazeteden kovdu.
    1888'de “Gümüş İmtiyaz Madalyası”, 1889'da “Bâlâ Rütbesi” ve ikinci dereceden “Mecidî” aldı. 1888'de Türkiye temsilcisi olarak Stockholm'daki VIII. Müsteşrikler Kongresi (Doğu Bilimleri Kongresi)'ne katıldı[3] .Dönünce gözlemlerinden yola çıkarak “Avrupa'da Bir Cevelan” kitabını yayımladı.
    1908'e kadar Tercüman-ı Hakikat'te roman, hikaye ve makaleler yazmayı sürdürdü.

    Emekliliği
    Yazar, II. Meşrutiyet döneminde yaş haddi nedeniyle emekliye ayrıldı. Yazıları eskisi gibi rağbet görmediği için yazı hayatından da çekildi[1]; Bakanlar Kurulu'nun özel kararıyla Darülfünun'da genel tarih, felsefe tarihi; Darülmuallimat'ta tarih ve eğitimbilim dersleri; Medreset-ül-Vaizin'de dinler tarihi dersleri verdi; ayrıca Darüşşafaka'da gönüllü olarak öğretmenlik yaptı. 28 Aralık 1912 tarihinde Darüşşafaka'da nöbetçi olduğu bir sırada kalp durmasından hayatını kaybetti. Fatih Camii Mezarlığı'na defnedildi.

    Eserleri hakkında

    Ölümüne dek ikiyüzden fazla eser yayımlayan Ahmet Mithat, Türk edebiyatının gerçek anlamda ilk popüler yazarıdır. En büyük arzusu kitap okuyan bir toplum yaratmak idi. Çoğunluğa hitap etmek, derlerine tercüman olmak kaygısıyla çok sayıda eser verdi “kırk beygir gücünde yazı makinesi” olarak tanındı.
    Eserlerinde Avrupa'nın bilim, sanayi ve çalışkanlığını överken Osmanlı toplumunun ahlaki değerlerinin korunması gerektiğini vurguladı. Genç yazarlara destek verdi, dilde sadeleşmeyi savundu, devlete ve dine itaatsizliği, tembelliği, müsrifliği, özentiliği eleştirdi. Ürünlerini daha çok öykü ve roman türünde vermiştir. Romancılığı ve öykücülüğü, halk öykücülüğünden Batı tarzı öykü ve romancılığına geçiş olarak kabul edilebilir.Ayrıca tiyatro alanında da çalışmalar yapmış, “Açıkbaş, Ahz-i Sar, Ziba” adlı kitaplarıyla dram ve operet türlerinde ürünler vermiştir.
    Fransızca'dan yaptığı roman çevirileri, Batı yazınının ilk çeviri örneklerini oluşturur. Romanları, Namık Kemal, Şemseddin Sami ve Samipaşazade Sezai ile birlikte onu ilk Türk romancılar kuşağının bir üyesi yaptı.
    Gazeteciliğin dışında tarih, coğrafya ve felsefeye ilgi duymuş; çoğunlukla Batı kaynaklarından yararlanarak kaleme aldığı bu eserleri hem kitap oylumunda, hem de fasikül olarak çıkarmıştır

    Yapıtları

    Romanları


    Hasan Mellâh yâhud Sır İçinde Esrar (1874)
    Dünyaya İkinci Geliş yâhud İstanbul'da Neler Olmuş (1874)
    Hüseyin Fellah (1875)
    Felatun Bey ile Rakım Efendi (1875)
    Karı-Koca Masalı (1875)
    Paris'de Bir Türk (1876)
    Çengi (1877)(oyun)
    Süleyman Musûlî (1877)
    Yeryüzünde Bir Melek (1879)
    Henüz On Yedi Yaşında (1881)
    Karnaval (1881)
    Amiral Bing (1881)
    Vah! (1882)
    Acâib-i Âlem (1882)
    Dürdâne Hanım (1882)
    Esrâr-ı Cinâyât (1884)
    Cellâd (1884)
    Volter Yirmi Yaşında (1884)
    Hayret (1885)
    Cinli Han (1885)
    Çingene (1886)
    Demir Bey yâhud İnkişâf-ı Esrâr (1887)
    Fennî Bir Roman Yâhud Amerika Doktorları (1888)
    Haydut Montari (1888)
    Arnavutlar-Solyotlar (1888)
    Gürcü Kızı yâhud İntikam (1888)
    Nedâmet mi? Heyhât (1889)
    Rikalda yâhut Amerika'da Vahşet Âlemi (1889)
    Aleksandr Stradella (1889)
    Şeytankaya Tılsımı (1889)
    Müşâhedât (1890)
    Ahmed Metin ve Şîrzât (1891)
    Bir Acîbe-i Saydiyye (1894)
    Taaffüf (1895)
    Gönüllü (1896)
    Eski Mektûblar (1897)
    Mesâil-i Muğlaka (1898)
    Altın Âşıkları (1899)
    Hikmet-i Peder (1900)
    Jön Türkler (1910

    Öyküleri
    Kıssadan Hisse (1870)
    Letâif-i rivayat
    Suni'fi Zann(1870)
    Gençlik (1870)
    Esâret (1870)
    Teehhül (1870)
    Felsefe-i Zenân (1870)
    Gönül (1870)
    Mihnetkeşân (1870)
    Firkat (1870)
    Yeniçeriler (1871)
    Ölüm Allâhın Emri (1873)
    Bir Gerçek Hikâye (1876)
    Bir Fitnekâr (1876)
    Nasîb (1877)
    Çifte İntikam (1887)
    Para (1887)
    Kısmetinde Olanın Kaşığında Çıkar (1887)
    Diplomalı Kız (1890)
    Dolabdan Temâşâ (1890)
    İki Hud'akâr (1893)
    Emânetçi Sıdkı (1893)
    Cankurtaranlar (1893)
    Ana-Kız (1893)
    Durûb-u Emsâl-i Osmâniyye Hikamiyyatının Ahkâmını Tasvir (1872)
    Hayâl-Hakîkat (1891)

    Diğer yapıtları
    Üss-i İnkılap ve Zübdetül Hakayık (3 cilt, 1877-78)
    Müdafaa (3 cilt, 1883-85)
    İstibşar (1892)
    Beşair
    Nizam-ı ilmü din (4 cilt)
    Şopenhavr'ın Hikmet-i Cedidesi
    Volter
    Beşir Fuad
    Avrupa'da Bir Cevelan (seyahatname, 1890'da yayımlamış)
    Menfa (özyaşamöyküsü)
     

Sayfayı Paylaş