1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Ahmet Muhip Dıranas

Konusu 'Yazar / Şair' forumundadır ve ZeyNoO tarafından 6 Ocak 2010 başlatılmıştır.

  1. ZeyNoO
    Melek

    ZeyNoO ٠•●♥ KuŞ YüreKLi ♥●•٠ AdminE

    Katılım:
    5 Ağustos 2008
    Mesajlar:
    58.480
    Beğenileri:
    5.784
    Ödül Puanları:
    12.080
    Cinsiyet:
    Bayan
    Meslek:
    Muhasebe
    Yer:
    ❤ Şehr-i İstanbul ❤
    Banka:
    3.064 ÇTL
    Ahmet Muhip Dıranas(d. 1909, Sinop; ö. 21 Haziran 1980, Ankara) Türk şair, yazar.

    1909 yılında Sinop'un Salı köyünde dünyaya geldi. Ankara Erkek Lisesi'ni bitirdi. Ankara Hukuk Fakültesi'yle İstanbul Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü'ne devam etti. Güzel Sanatlar Akademisi Kütüphane müdürlüğü yaptı. Anadolu Ajansı, Türkiye İş Bankası yönetim kurulu üyeliği, Devlet Tiyatroları Edebi Kurul başkanlığı yaptı. 21 Haziran 1980'de Ankara'da öldü. Vasiyeti üzerine Sinop'un Salı köyünde toprağa verildi. Bir kadına adını taşıyan ilk şiiri Muhip Atalay imzası ile 15 Eylül 1926'de Milli Mecmua'da yayımlandı. Bir süre aynı imza ile şiirleri çıktı. Sonra kendi imzası ile çeşitli dergilerde şiirler yayımladı. Ahmet Muhip Cahit Sıtkı Tarancı ile şiirde ahenge ve sese önem vermişlerdir. Örneğin Kar şiirinde Ahmet Muhip sesi ön plana çıkarırken Olvido adlı şiirinde ne sesi anlama ne de anlamı sese baskın kılmıştır. Çeşitli dergilerde yayımlanan şiirleri, 1974 yılında İş Bankası Kültür Yayınları arasında, "Şiirler" adı ile çıktı.

    Şiirleri
    1939
    ADAMLAR
    AĞIT.....
    ATLIKARINCA
    AYAKLAR
    AYIŞIĞI
    AYNALAR..
    AYRILIŞ
    BAHAR ŞARKISI..
    BALAD...
    BEN BİR YILDIZIM
    BİR SOKAK
    BÜYÜK OLSUN
    DARAĞACI
    ESENLİK SİZE
    EVRENİ SEVMEK Kİ
    FAHRİYE ABLA
    GECE..
    GERÇEK
    HATIRA
    HER GÜNKÜ ŞARKIM
    HER ŞEY UZAKTADIR
    KAR
    KARA GÖZLERİN
    KÖPÜK
    MEKTUP...
    OLVİDO
    PARKTA SERENAD
    PORTRE
    RÜZGAR.....
    SELAM
    SEN VE GÖKYÜZÜ
    SERÇELER
    SERENAD..
    SOKAKLAR
    SON AŞK
    SON BULUT SIYRILINCA
    STEP
    ŞEHRİN ÜSTÜNDEN GEÇEN BULUTLAR
    TESTİ
    TİTREK BİR DAMLADIR
    ÜLKERİN GÖZLERİ
    YAĞMUR GÜL VE ELLER
    YAŞARKEN
    YURT..
     
  2. -araz-
    Ayyaş

    -araz- EYVALLAH... V.I.P

    Katılım:
    24 Aralık 2011
    Mesajlar:
    4.727
    Beğenileri:
    368
    Ödül Puanları:
    3.980
    Banka:
    439 ÇTL
    1909 yılında Sinop'un Salı köyünde dünyaya geldi. Ankara Erkek Lisesi'ni bitirdi. Lisedeki edebiyat öğretmenleri Faruk Nafiz ÇAMLIBEL ve Ahmet Hamdi TANPINAR, şiir sevgisinin gelişmesinde etkili oldular. Ankara Erkek Lisesi'ni bitirdikten sonra Hâkimiyet-i Milliye gazetesinde çalıştı(1930-1935). Ankara Hukuk Fakültesi'ne iki yıl devam ettikten sonra İstanbul'a gitti, Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü'ne girdi ve burayı bitirdi. Güzel Sanatlar Akademisi Kütüphane müdürlüğü yaptı. Dolmabahçe Resim ve Heykel Müzesi resim yardımcılığında bulundu.
    1938'de Ankara'ya döndü ve CHP Genel Merkezi'nde Halkevleri Kültür ve Sanat Yayınları'nı yönetti. Ağrı dolaylarında askerlik görevini yaptıktan sonra, Ankara'da Çocuk Esirgeme Kurumu Yayın Müdürü, Kurum Başkanı (1957-1960), daha sonra İş Bankası Yönetim Kurulu üyesi oldu. Devlet Tiyatrosu Edebî Kurul Başkanlığı, Anadolu Ajansı Yönetim Kurulu üyeliği yaptı. Politikaya atılarak Zafer gazetesinde yazılar yazdı. Birkaç kez DP'den milletvekili adayı olduysa da seçilemedi. Yayımlanan ilk şiiri, Ankara Lisesi'nden Muhip Atalay imzasıyla Milli Mecmua'da çıkan "Bir Kadına" adlı şiirdir 15 Eylül 1926. Sonra kendi imzası ile çeşitli dergilerde şiirler yayımladı.
    Çeşitli dergilerde yayımlanan şiirleri, 1974 yılında İş Bankası Kültür Yayınları arasında, "Şiirler" adı ile çıktı. Ayrıca "Kırık Saz" adlı eseri de çıkmıştır.
    21 Haziran 1980'de Ankara'da öldü. Vasiyeti üzerine Sinop'un Salı köyünde toprağa verildi.
    Ahmet Muhip, Cahit Sıtkı TARANCI ile şiirde ahenge ve sese önem vermişlerdir. Örneğin Kar şiirinde Ahmet Muhip sesi ön plana çıkarırken Olvido adlı şiirinde ne sesi anlama ne de anlamı sese baskın kılmıştır.

    Hece şiirinin son kuşağı denilebilecek şairler arasında Ahmet Muhip Dıranas, çağcıl Batı şiirine (Baudelaire, Verlaine) en yakın, kendinden bir iki kuşak sonrası şairler üzerinde, az sayıda şiirle bile olsa, uzun süre etkili olan bir şairdir. O da hocası Tanpınar gibi az yazmış, seyrek yayımlamış, şiirlerini şiire başladıktan nerdeyse elli yıl sonra (1974) kitaplaştırmıştır. Gerek Fransız şiiri, gerekse kendinden önceki kuşaktan ustaları Ahmet Haşim ve Ahmet Hamdi Tanpınar'dan aldığı etkileri sanatına yedirerek özgün bir şiire ulaşmıştır. Hece ölçüsü sınırlarında kalarak ama durak ve vurgu yerlerini değiştirerek gelenekselde çağdaşlığı yakalayan, çağrışım gücü yüksek, yurdu, insanı ve doğası ile barışık, alışılmadık deyiş örgüsüyle unutulmaz şiirler yazmıştır. Şiirlerinde aşk, tabiat, ölüm, hatıralar, sığ olmayan bir anlatımla ve düşündürücü boyutlar içinde verilmiştir.

    Yayımlanmış kitapları
    Yazılar. Adam Yayınları, Haziran 1994.
    Oyunlar Gölgeler, Çıkmaz, Finten. Adam Yayınları 1995, İstanbul
    Yazılar, Toplu Yazıları. YKY 2000, İstanbul
    Şiirler. YKY Kasım 2006.
    Eserleri:

    Şiir
    Şiirler (1974)
    Kırık Saz (1975 T. Fikret'ten).
    Oyun
    Gölgeler (1947)
    O Böyle İstemezdi(1948 - Bu iki oyun Devlet Tiyatrosu ile İstanbul Şehir Tiyatrosu'nda oynanmıştır).
    Çeviri Oyun
    Aptal (1940 - Dostoyevski'den uyarlayanlar F. Neziere / S.W. Bienstock).
    İnceleme
    Fransa'da Müstakil Resim (1937 - İki Cilt C. Sıtkı ile birlikte).

    Şiir çevirileri
    Çalar Saat - Charles BAUDELAIRE 1
    Şiirinden örnekler

    FAHRİYE ABLA
    Hava keskin bir kömür kokusuyla dolar,
    Kapanırdı daha gün batmadan kapılar.
    Bu, afyon ruhu gibi baygın mahalleden,
    Hayalimde tek çizgi bir sen kalmışsın, sen!
    Hülyasındaki geniş aydınlığa gülen
    Gözlerin, dişlerin ve ak pak gerdanınla
    Ne güzel komşumuzdun sen, Fahriye Abla!
    Eviniz kutu gibi küçücük bir evdi,
    Sarmaşıklarla balkonu ökük bir evdi;
    Güneşin batmasına yakın saatlerde
    Yıkanırdı gölgesi kuytu bir derede.
    Yaz, kış yeşil bir saksı ıtır pencerede;
    Bahçende akasyalar açardı baharla.
    Ne şirin komşumuzdun sen, Fahriye Abla!
    Önce upuzun, sonra kesik saçın vardı;
    Tenin buğdaysı, boyun bir başak kadardı.
    İçini gıcıklardı bütün erkeklerin
    Altın bileziklerle dolu bileklerin.
    Açılırdı rüzgârda kısa eteklerin;
    Açık saçık şarkılar söylerdin en fazla.
    Ne çapkın komşumuzdun sen, Fahriye Abla!
    Gönül verdin derlerdi o delikanlıya,
    En sonunda varmışsın bir Erzincanlıya.
    Bilmem şimdi hâlâ bu ilk kocanda mısın,
    Hâlâ dağları karlı Erzincan?da mısın?
    Bırak, geçmiş günleri gönlüm hatırlasın;
    Hâtırada kalan şey değişmez zamanla,
    Ne vefalı komşumuzdun sen, Fahriye Abla!

    Ülker'in Gözleri

    Bir bahar sabahının karanlığında ıssız
    Gökte diz çökmüş iki titrek ışıklı yıldız
    Olan gözlerinize aşıkım, Bayan Ülker!
    Mutlu, esen ve hoşken ve gülerken gülerken
    Nerden gelir bilinmez üzgünlüklerle birden
    Solan gözlerinize aşıkım, Bayan Ülker!
    Ne zaman perdelese içlerini bir buğu
    Ölümüm güzelliği, özlemim yorgunluğu
    Dolan gözlerinize aşıkım, Bayan Ülker!
    Kalbinizin sezilmez parıltıcıklarını
    Bir büyük ateş gibi göstermenin sırrını
    Bulan gözlerinize aşıkım, Bayan Ülker!
     

Sayfayı Paylaş