1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Ahmet Rifki

Konusu 'Kurtuluş Savaşımız ve Kahramanları' forumundadır ve wien06 tarafından 21 Mayıs 2008 başlatılmıştır.

  1. wien06

    wien06 V.I.P V.I.P

    Katılım:
    30 Ağustos 2007
    Mesajlar:
    6.117
    Beğenileri:
    148
    Ödül Puanları:
    4.480
    Meslek:
    Serbest
    Yer:
    Viyana
    Banka:
    292 ÇTL
    BU HESAP, AHMET RIFKI'NIN KANIYLA ÖDENMİŞTİR

    Çanakkale harbi tüm şiddetiyle devam ediyor.. İstanbul'da, düşmanın Çanakkale'yi geçtiği söylentileri, her meslek erbabından kişilerin akın akın Çanakkale'ye gitmesine sebep oluyor.. Herkes, vatan toprağını düşman çizmeleri altında çiğnetmemek için çaba sarf ediyor.. İşte bunlardan biri de İstanbul'da Vefa Lisesi'nde Fransızca muallimi olarak görev yapan Ahmet Rıfkı Bey'dir!. 1915 yılının Mayıs ayında Ahmet Rıfkı her günkü gibi mektepten içeri girer.. Fakat, koridorlarda sessizlik hakimdir!. İlk dersi birinci sınıflaradır ve aynı suskunluk o sınıfta da vardır.Talebeler başlarını önlerine eğmişler öylece sıralarında oturuyorlardır.. Selam verir Ahmet Rıfkı, ama çocuklar selama bile karşılık vermezler!. Ahmet Rıfkı şaşırmıştır ve talebelerine dönerek;
    - Çocuklar nedir bu hal?. Lütfen biriniz bana bunu izah etsin, der!.
    Arka sıralarda oturanlardan biri ayağa kalkarak;
    - Hocam,mektebimizde ve mahallemizde eli ayağı tutan abilerimiz
    Çanakkale'ye gönüllü gittiler ama siz hâlâ buradasınız!. Biz de gitmek
    istiyoruz fakat yaşımız tutmuyor.
    der!.
    Çocuk devam eder;
    - Söyler misiniz bize, vatanımız elden giderse sizin verdiğiniz eğitim ne işe yarar?.?
    Muallim Ahmet Rıfkı'nın konuşacak hali yoktur!. Çocuklar elbette haklıdırlar ve o an kararını verir!. Kendisi de Çanakkale'ye gitmelidir!. Vatan için, Hak ve Hakikat için düşmanla çarpışmalıdır..Yaşlı gözlerle sınıftan çıkar ve mektebin idaresine dilekçesini verir.. Arkadaşlarıyla ve talebeleriyle vedalaşır, evine gelir.. Ahmet Rıfkı'nın hayatta bir tek yaşlı annesi Ayşe Hanım vardır ve Vefa semtindeki evlerinde beraber oturmaktadırlar!. Durumu annesine anlatır, ondan hakkını helal etmesini ister!. Ardından mahallenin bakkalı, gün görmüş bir zat olan Selahattin Adil Efendiye uğrar ve şöyle der;

    - Selahattin amca, düşman Çanakkale'de hançerini vatanın bağrına saplamış,bende Allah'ın izniyle onu çıkartmaya gidiyorum.. Senden isteğim, anamı iaşesiz bırakma!. Kısmetse dönüşte borcumu öderim!.?

    Ahmet Rıfkı önce İstanbul'da kısa bir eğitim görür ve sonra Çanakkale-Düztepe'deki birliğine bölük komutanı olarak gider..Çeşitli cephe ve siper savaşlarına katılır.. Ve 19 Aralık 1915 günü İngilizlerin döşediği mayınlardan bir tanesi kendisine isabet eder ve bu göğsü iman dolu genç Türk subayı şehid olur!. Ve arkadaşları tarafından Sarıbayırların batı kısmına gömülür!. Ahmet Rıfkı'nın şehidlik haberi kısa zamanda İstanbul'a ulaşır!.

    Annesi haberi alır, çok üzülmesine rağmen imanı bütün bir hanım olduğundan hadiseyi tevekkülle karşılar!. Aklına, ihtiyaç duyduğu yiyecekleri veresiye aldığı bakkal gelir!. Doğruca ona gider ve şöyle der;

    - Selahattin Efendi,oğlum Çanakkale'de şehid düştü.. Şehidlik künyesi, üzerinden çıkan eşyası ve ikramiyesi bir heyetle bu sabah bana ulaştırıldı.. Yaklaşık yedi aydır senden veresiye alırız, ne kadar borçluysak verelim de oğlum borçlu yatmasın!.?

    Selahattin Efendi;
    - Ayşe Hanım sen okuma yazma bilmezsin,okuma bilen bir yakınınızı getir de hesabı o çıkarsın. der!.

    Bunun üzerine Ayşe Hanım, komşusunun kızı Gülşah'la beraber dükkana gider.. Selahattin Adil Efendi, Ahmet Rıfkı bölümünü açarak veresiye defterini Gülşah'ın önüne koyar!. Kız, defteri incelerken birden gözleri buğulanır, defterin sayfaları üzerine kırmızı renkli yazılmış harfleri okuyamaz olur!. Nefesi adeta düğümlenir ve başlar hıçkırıklarla ağlamaya!. Bu duruma şehid annesi Ayşe Hanım ve dükkandaki diğer müşterilerde şaşırmışlardır.. Gülşah'ın yanına gelirler.. Gülşah, onlara veresiye defterindeki kırmızı harflerle yazılmış satırları gösterir..
    Şöyle yazıyordur defterde;

    - BU HESAP, AHMET RIFKI'NIN KANIYLA ÖDENMİŞTİR, VESSELAM!.?

    0 ana kadar hiç konuşmayan bakkal Selahattin Efendi, dükkanında bulunan insanlara döner ve gözlerinden süzülen yaşlarla birlikte şu anlamlı sözleri söyler!
    - Ahmet Rıfkı,bu vatan uğruna canını feda etti!. Buna mukabil biz birkaç parça mal vermekten çekinecek miyiz?. Kat be kat helal olsun!. Hiç olmazsa Allah katında bizlere şefaatçi olur!. Selahattin Adil Efendi, ahilik terbiyesi almış bir esnaftı ve iyi bir mümindi.

    Ey bu vatanın gerçek kahramanları güzel insanlar!. Yarbay Hasan'lar..Fransızca öğretmeni Ahmet Rıfkı'lar.. Seyid onbaşı'lar.. Ayaşlı Ecir'ler..Pehlivan Ahmet oğlu İsmail Çavuş'lar.. Mekteb-i Sultani talebesi Celal İbrahim'ler.. Yunus oğlu Nistrovalı Kadir Çavuş'lar.. Hukuk öğrencisi Hasan Ethem'ler.. Ahmet'ler.. Mehmet'ler.. Hasan'lar.. Hüseyin'ler!. Ve daha neler neler!. Bu aziz kahramanlara merhum Mehmet Akif Ersoy'un mısralarıyla seslenelim

    EY ŞEHİD OĞLU ŞEHİD, İSTEME BENDEN MAKBER!.
    SANA ÂGÛŞUNU AÇMIŞ DURUYOR PEYGAMBER!.



    ALINTI
     

Sayfayı Paylaş