1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Ahmet Ziya Akbulut

Konusu 'Sanatçılar, Müzisyenler' forumundadır ve ZeyNoO tarafından 27 Temmuz 2011 başlatılmıştır.

  1. ZeyNoO
    Melek

    ZeyNoO ٠•●♥ KuŞ YüreKLi ♥●•٠ AdminE

    Katılım:
    5 Ağustos 2008
    Mesajlar:
    58.480
    Beğenileri:
    5.784
    Ödül Puanları:
    12.080
    Cinsiyet:
    Bayan
    Meslek:
    Muhasebe
    Yer:
    ❤ Şehr-i İstanbul ❤
    Banka:
    3.064 ÇTL
    Kuleli Askeri Lisesi'ni ve Harbiye'yi bitirdikten sonra Genelkurmay Resimhane'sine atandı. Resim dersle*rini Kuleli'de Osman Nuri'den, Harbiye'de Üsküdarlı Hoca Ali Rıza'dan aldı. 1894'te yüzbaşı rütbesiyle Kuleli Askeri Lisesi'ne resim öğret*meni olarak geçti ve eski öğretmeni Osman Nuri'nin yardımcısı oldu. Aynı yıllarda Amel-i Menazır (Pers*pektif Çalışması) ve Usûl-i Ameliye-i Fenn-i Menazır (Perspektif Tekniği Çalışma Yöntemi) adlı kitaplarını yayınladı. Bu yapıtları resim öğret*menliği mesleğine bağlılığını göste*ren Ahmet Ziya Akbulut, özellikle perspektif kuralları konusunda say*gı duyulan bir uzmandı (öğrencileri ve yakın dostları arasında "Menazırcı Ziya" diye anılırdı); matema*tik ve gökbilim gibi bilim dallarına da özel bir ilgi duyardı: Güzel Sanatlar Akademisi'nin rıhtımına bir güneş saati yapmış, ayrıca Tak-vim-i Ziya adında bir takvim çıkar*mıştı. 1898'de, Kuleli'de resim öğ*retmenliğini bırakarak Askeri Okul*lar Matbaası Müdürlüğü'ne geçen Ahmet Ziya Akbulut, 1905'te binbaşı oldu; 1913'te Osmanlı Ressamlar Cemiyeti'nin yönetim kurulu başkanlı*ğına seçildi. Ayrıca topluluğun yayın organı olan gazetede perspektif konusunda yazılar yazdı. 1914'te emekliye ayrılınca, Sanayi-i Nefise' de (Güzel Sanatlar Akademisi) ma*tematik ve perspektif öğretmenliğine atandı ve ölümüne kadar bu görevi*ni sürdürdü.

    Özellikle 1900 yıllarından sonra bazı grup sergilerine de katılmış olan Ahmet Ziya'nın eğitici yönü, uzun süre ressamlığını gölgelemiştir. 1901 yılında İstanbul'da yabancı elçilik ilgililerinin de katkısıyla kurulan "ilk Salon"daki sergilerde, onun da adı geçmektedir. Sanat tarihçisi Celal Esat Arseven'e göre Ahmet Ziya Bey "kendi ressamlığından ha*bersiz denecek kadar alçak gönüllü bir kişiydi". Belki de bu nedenle 1937'de İstanbul Resim ve Heykel Müzesi açılıncaya kadar, Ahmet Ziya Akbulut adında bir ressamın varlığından pek kimsenin haberi olmamıştır.

    DERİNLİK KAVRAMI VE TARİHSEL YAPILARIN RESMİ

    Resimde perspektif kurallarına uyulmasını isteyen Ahmet Ziya Akbulut'un, kendi kuşağının res*samları gibi natürmort ve manzara resimlerinden çok tarihsel yapıları öne çıkaran resimlere yönelmesi do*ğaldı. Çünkü derinlik kavramını, bu tür resimlerde daha belirgin çizgi*lerle yansıtabiliyordu. Bu nedenle daha çok camileri belgeci bir görüşle tuvale aktardı. İstanbul Resim ve Heykel Müzesi'nde yer alan Beyazıt Eski İmaret Binası adlı tabloda, yapının bir bölümü, bütün*lüğü bozmayacak biçimde tablonun boyutları içine ustaca yerleştirilmiş*tir. Sanatçının geçici ışık ve gölge oyunlarına kapılmadan, doğrudan doğruya eşyanın ana renk ve biçimi*ni vermiş olduğu söylenebilir. Bu eğilim, 1930 yıllarından sonra Türk sanatında yenilikçi bir akım olarak ortaya çıkacak biçimci ve hacimci yaklaşımlarla uyum gösterir. Ahmet Ziya'nın öbür yapıtları arasında İstanbul Resim ve Heykel Müzesi'ndeki Sultanahmet Camii ve Mihrimah Camii adlı tabloları sayılabilir
     

Sayfayı Paylaş