1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Aile üzerine düşüncelerim

Konusu 'Makaleler, Araştırma Yazıları' forumundadır ve t-duran tarafından 28 Ocak 2012 başlatılmıştır.

  1. t-duran

    t-duran Üyecik

    Katılım:
    28 Ocak 2012
    Mesajlar:
    1
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    20
    Banka:
    0 ÇTL
    Aile üzerine düşüncelerim
    Aile deyince aklıma ne geliyor.

    Ben aile yaşamı ve akraba çevresi içinde bulunmuş biri olarak aile üzerine bazı gözlemlerimi ve düşünçelerimi paylaşmak istiyorum, ben evli olmayan biri olarak ve aile yaşantısına çok ortak olmayan biri olarak bu yazıyı yazmaya başlıyorum, aile üzerine gözlemlerde bulundum, aile üzerine çeşitli bilim dallarının aileye bakışını okudum, ama dediğim gibi aile yaşamının içinde olupta çok aile ilişkilerinde bulunmayan, sorumluluk almayan biri olarak yazaçağım bu yazıyı.


    Çoğu kişinin aklına aile deyince, anne ve babanın olduğu, kardeşlerin, nenelerin ve dedelerin olduğu bir oluşum aklına gelir. Yer yüzünde çeşitli aile oluşumları varmış -babanın olmadığı bir aile, kadının birden çok erkekle evlendiği aile- benim gördüğüm çoğu aile oluşumları benim aileme benzer aile oluşumları idi -benim ailem, anne, baba, kardeş, nene -. ve çeşitli aile içi yönetimler var: diktatör aile, demokratik eşit aile gibi- benim gördüğüm aile yönetimleri çoğunlukla demokratik eşit olmayan aileler.

    Sağlıklı bir ailenin kurulabilmesi için, kişilerin bir arada yaşaması sağlıklı aile olması için yeterli değildir - aynı kan bağından gelmesi de sağlıklı aile oluşumu için yeterli değildir- bundan başka bazı şartların olması gerekir diye düşünüyorum, bunlar: güvenli bir ortam, eşit ilişkiler, adaletli bir yapı. sağlıklı aile İnsanı gereksinmelerini karşılaya bildiği bir ortam da olmalı, bu gereksinmeler: kendini biryere aid hissetme, kendini değerli hissetme -kişinin isteklerine önem verilmesi- , kendini gerçekleştirebildiği, birşeyleri ortaya koyabildiği bir ortam, maddi, manevi paylaşımın olması gerekir, ama böyle şeylerin olmadığı aileler vardır, böyle olmayan aileler aile değil mi o zaman aile ama nasıl bir aile, bazı ailelerde kişi kendini devamlı huzursuz bir ortamda hisseder bu ortamda çeşitli şiddet biçimleri uygulanmaktadır, kişinin fikirlerine değer verilmez, eşitlik gibi şeylere değer verilmez, çevrenin yüzeysel görüşlerine değer verilir, kişiler bu ailede isteklerini yapamazlar, devamlı ertelerler, bastırırlar. Bu ailede, sen bu aileye aitsin denir ama aile bireyleri bir birinin önceliklerine, düşüncelerine, arzularını anlayamadıklarından veya anlıyorlarda çeşitli önyargıları yüzünden veya çevre neder gibi şeyleri dikkate aldığından bu durumları dikkate almazlar ve kişi kendini bulunduğu aileye ait hissedemez, böyle davranışların oluşmasını etkileyen psikolojik etkenlerin olduğu gibi, bu aileler davranışlarını çeşitli kaynaklardan alırlar, mesela neden kadınları ikinçi planda tutuyorsun dediğimde, neden kadın ve erkek ayrı oturuyor, neden erkeklerde bekaret sorunu yok dedimde, şöyle cevaplar verirler genelde, şu veli böyle demiş, seyyid efendi böyle diyor, şu mezhepin önde geleni böyle demiş, şu hadis böyle demiş diyor bana, bu kişilerin dayandığı kaynaklar Kuranı Kerim imiş, bende karşı tarafın beni dinleyeçeğini hissettimde diyorum ki, bak bakalım Kurana böyle şeyler geçiyormu diyorum, veli nemiş, seyyid neymiş, mezhep neymiş, hadis neymiş, yok böyle şeyler diyorum, ama benim dememe bakma kendin araştırman gerek diyorum.

    Çekirdek bir aile nasıl oluşur, kadın ve erkek evlenir, evlenme kararlarını kişiler farklı beklentiler ve farklı duygular içinde alırlar, Bazı kızlar evden kaçmak için evlenir, bıkmıştır baba, abi baskısından, belli yaştan sonra da çevre baskısından bıkmıştır bu durumdan kurtulmak için evlenme kararı alır, bu durumda çoğunlukla sağlıklı karar alamaz kişi ve evlendiği erkek te böyle çıkınca, büyük ümitsizlik yaşar, erkekler içinde pek farklı değildir durum. Dul bir kadın ise çevrenin verdiği rahatsız bakışlardan dolayı hiç istemedği bir evlilik yapabilmekte, Erkek annesine baktırmak için evlenebilmekte, cinsell yaşam bir toplumda sorun olarak görüldüğünde, engellendiğinde -seven iki kişinin birlikteliği ile, fuhuş şeklinde yaşanan cinsel birliktelik ayrı tutulmalı kesinlikle- kişiler çoğunlukla cinsellik ihtiyaçları için evlilik kararı almakta ... Evlenen kadın ve erkek evlilikten nasıl bir beklenti içindedir, sorunsuz bir aile ve çok mutlu olacağı bir aile beklentisi içinde mi, yoksa aile oluşturmak için çabalamak gerekir gibi bir düşüncesimi var. Sorunsuz bir aile ve çok mutlu bir aile beklentisi içinde olan kişiler başta bu beklentilerini bulamadıklarında hayal kırıklıkları yaşarlar, bu kişiler aile yaşamını çok bilmeden aile hayatı kuran kişilerdir -Öğretim görevlisi Prof bir bayan şöyle bir öneri getirmişti bir sempozyumda evlilik öncesinde evlenen kadın ve erkek bir aylık evlilik kampına katılmalı dedi-. Herkez böyle evlilik kararı almaz tabi, bazıları aileyin oluşması için gerekli şeyleri bilir, bir tek cinselliğe, bir tek ekonomik güçe dayandırılamaz olduğunu bilir, ekonomi bir ailede olması gerekir ama bunun yanında bir insan aileden beklediği başka şeylerin var olduğunu bilir, bunlar; güvenliktir, sorunlara ortak baş edebilme kabiliyeti göstermektir, o ailede bulunmaktan zaman geçirmekten keyif almaktır, paylaşımda bulunma kabiliyetini göstermektir, bunlarla birlikte birbirlerini tanıyarak kadın ve erkeğin cinselliklerini yaşamasıdır.
    Çoğunlukla Kadın ve erkek evlendiklerinde sorunlarla karşılaşırlar bu sorunları aştıklarında birlikteliklerin daha da güçlendiğine inanıyorum, mesela Türkiye'de gelin kaynana sorunları çok fazla oluyor, aileler çok fazla karışıyor yeni evlilerin işine, karışmalarının nedeni belkide kendi istek ve arzularını zamanında karşılayamamış olmaları, belkide gelin kaynana ilişkisinde erkeğin annesi evlendiği kadınla oğlunu duygusal anlamda paylaşmaktan duyduğu kıskançlık. İnancların, adetlerin uyuşmaması, gelin görümce çekememezliği, ekonomik nedenlerin kötü olması, ve zamanla sorunlar farklı boyutlar alarak devam edip giden bu sorunlar evliliğin ilk başlarında başlayabilir bu sorunlara karşı kadın ve erkeğin verdiği ortak tepkiler ve ortak alabildiği tutumlar önemlidir, bu sorunlara verilen cevaplar başarılı olmaz ise, kişiler yıpranmaya başlar, evlilik yıpranmaya başlar, eşler sorunlara ortak çözümler üretemez iseler zamanla aynı evde oldukları halde bir birinden bağımsız hareket etmeye başlarlar, bazen bir eşin baskın çıkması sonucu bastırılan kişi köşesine çekilir, böyle durumlarda eşle aynı evde oldukları halde bir birlerine yapancılaşırlar, çocukları var ise çocuklarının aile ortamını korumak için bu duruma katlanırlar, bu katlanmayı genelde kadınlar yapıyor, yaş ilerledikce onları bir nebze olsa bir arada tutan cinsellikte ortadan kalktıktan sonra hepten yabancılaşırlar bir birine. Ailenin temelini kadın ve erkek nasıl oluşturdu ise dünya ya gelen çocuklarda bu durumdan etkileniyorlar -olumlu veya olumsuz- ama şunu du gördüm, iyi oluşmayan aile temelinden sonra aynı ailede dünyaya gelen iki çocuktan biri kendi hayatını iyi anlamda oluştura bilirken, iki kişinin aynı ortamda yetişmesine karşı, iki kişide aynı etkilenmeyi göstermiyor -insanlar doğuştan birbirinden farklı doğuyor, mesela bazı benlikler doğuştan kaygı ile daha kolay baş edebiliyor-, anne ve baba olan kişiler yaşadıkları sorunları çözemeyince veya ailedeki diğer bireyler, çekirdek aile ile yakın akrabaları arasında yaşanan çatışmalar çözülmeyince, bu durum çocuklara da yansıyor/yansıtıyorlar ve çocuklar bu yaşanan karmaşanın içinde kafaları karışıp kalıyor, çocuk bu durumları anlamaya çalışıyor ama bir yere oturtamıyor, çocuğun aradığı güvenli bir ortam, sevgi ortamı olaşamıyor, çocukta içinde devamlı bu sorunları düşünebiliyor -mesela ilkokula giden bir çocuk var diyelim ve bu çocuğun nenesi ve annesi evde kavga ediyor diyelim, uzun süre devam eden bir süreç diyelim, çocuğa okulda öğretmen bazı bilgiler verir -matematik, müzik gibi- çocuk okulda bulunduğu sırada devamlı anne ve nenesinin durumunu düşünmektedir, anlatılan derslere dikkatini veremez, bir çocuğun ilk beklediği şeylerden biri kendini güvende hissetmesidir, huzurlu bir ortamdır, bilgi alımı bu ihtiyaçlar karşılanmadan gelemez -öğretmenin bu durumun farkına varmış olması gerekir ve gerekli yerlere başvurup bu durumun aşılması için çalışması gerekir, öğretmenin görevi sağlıklı birey yetiştirmek değilmi- bu karmaşıklık çocukta ilerideki ilişkilerinde başarısızlık göstermesine de neden olabiliyor, bazı durumlarda da bu karmaşıklık içindeki çocuğun ailesini ve çevresini, kültürünü sorgulamasına neden olabiliyor, çünkü insan sıkıntı ve zorlanmaya çok gelemiyor, insan belirsizlik/karmaşa ortamından hoşlanmadığından karmaşa ortamını anlamaya, hayatı nasıl belirli hale getiririm diye çalışmıyor mu, ailesini ve çevresini sorgulamaya başlıyor, yanlız kalmak pahasına bile, belkide hayatı anlamak isteği kişide daha ağır basıyor, bir çok kişi hayatı anlayamadığından ötürü kaygı yaşamıyor mu, kaygı yaşamamak kişi için önemli.

    Bazı ailede aile içinde ayrımcılık yapılmakda, bu ayrımcılık bazı adet ve örflerle desteklenmekte ve doğal birşeymiş gibi algılanmakta, mesela bir genç erkek geçe dışarı arkadaşları ile çıkabilirken, genç kadının (genelde genç kız derler, kadın kız ayrımının nedeni ne?) arkadaşları ile dışarı gezmeye çıkamıyor... Erkeklere daha fazla sorumluluk yüklenmekte, erkek soyu devam ettiren kişi olarak görülmekte, erkek kız kardeşinin namusundan sorumluymuş gibi sözler söylenmekte.... bunlar ayrımcılıktır. Genç kadının bu engellenmeler karşısında kalması sonucu sıkıntılar yaşar, erkekte kaldıramayaçağı sorumluluklar yüklendiği için de aynı sıkıntıları yaşar. İki kişide öfkeli, sinirli bir ruh hali içinde yaşar, bundan kötü genç erkek ve genç kadının bu durumlarla karşılaşması sonucunda iki tarafta bir birini tanıyamaz, ilişkiler sorumlu geçmeye başlar. Karşılaşılan sorunlara verilen tepkiler uzun süre sonra adetleri meydana getirir, mesela bir mahallede genç kadının geçe dışarı arkadaşları ile çıkması komşular tarafından normal karşılanmıyor diyelim, bu normal karşılanmayan durum anneye ve babaya iletilmekte diyelim, sonra genç kadın dışarı çıktığıda bu mahalledeki erkekler sözlü tacizde ve rahatsız edici bakışlarda bulunuyor diyelim, böyle durumlarla bulunduğum bazı çevrelerde karşılaştım, sonra anne ve babama genç kadına zarar gelecek endişesi ile tedbir almaya başlar -soruna çözüm üretmek için kolları sıvar-, burada aldığı tedbir iki çeşit olabilir biri genç kadının doğasına- kadınlığına, insanlığına aykırı olarak eve kapatır, sosyal hayattan dışlar, kadın olduğu belli olmaması için, kafasına başörtüsü taktırır, uzun çarşaflar giyindirmeye başlar... bir başka anne ve baba da başta bellirtiğim soruna karşı farklı bir önlem alır (Hiç unutmam, 70 yaşlarında bir kadın bir şey anlatmıştı (şuan 74 yaşında), bu 70 yaşlarındaki kadının genç kızı 16 yaşlarında iken geçe elencesine gitmiş ve genç kız orada oyunlar oynamış, eğlenmiş, bu eğelencede bulunan genç bir erkek ertesi gün genç kadının annesine gelmiş demişki senin kızın akşam çok oynadı demiş, o zaman 40 yaşında olan kadın demişki kızım ne iyi yapmış eğlenmiş, kızdır oynar demiş, anneye bu sözü eden erkekte şuan 48 yaş çivarındaymış ve bir aile kuramamış biriymiş), tedbirlerden biri çevresine karşı genç kadının durumunu savunacak bu durumdan dolayı kınanmaktan korkmayaçak, bu çevrede bulunan anne ve baba sosyal ortamda dışlanmaya maruz kalabilir, bu dışalanmaya katlanaçak, dışlanma karşısında kendi gibi hareket edenlerle birliktelikler kuraçaktır, anne ve babanın en zor başetmesi gereken ise senelerce bu ortamda bulunmaktan dolayı kafalarında oluşturdukları inançlarla baş edebilmeleridir, kişiyi belli bir süreden sonra oluşturdukları inançları onu o yapan şeyler olmaya başlıyor, bu oluşturdukları inançları sorgulamadan alıyorlar çoğu zaman, ve belli bir yaştan sonra bu inançları sorgulayaçak cesareti gösteremiyorlar, değişimden yana olamıyorlar, değişimin belli bir yaştan sonra sevilmemesinin nedeni de, değişimin belirsizlikler getirmesi, yeni karşılaşılaçak durumun sonuçlarının nasıl olaçağını bilememek endişesi vardır. Diğer çözüm yolunu seçen aile ise genç erkeklerin sözlü ve fiziksel tacizine karşı emniyet güçlerini arıyaçaktır ve yardım isteyecektir, bu durumdan şikayetçi olap şözüm üretenmeye çalışan derneklere başvuraçaktır, onlarla hareket edecektir, mahallede yeterli aydınlatma yok ise aydınlatmayı sağlamak için belediyeye başvuraçaktır, ve genç kadının arkadaşları ile dışarı çıkmasına güvenli bir ortam sağlamaya çalışaçaktır. Olaylar karşısında verdiğimiz tepkiler zamanla kişiliğimizi oluşturur ve zamanla da adetlerimizi, çoğunluk aynı tepkileri vermeye başlarsa kültürü oluşturur, biz nasıl bir kültürü oluşturmak istiyoruz?. Benim oluşturmak istediğim kültür genç kadınların ve genç erkeklerin tüm onyargılardan uzak, tüm kısıtlamalardan uzak kişilik oluşumu, ve bu kişiliklerin oluşturduğu birliktelikler ve bu birlikteliklerin sonuçunda oluşaçak sağlıklı aile.

    Öğrenme bir hayat boyu sürer, insanlar cevaplar ararlar hayatla ilgili, küçüklükten başlar daha bu cavap arayışları bazı kişiler zamanla bu arayışlarını çeşitli nedenlerle yitirirler, veya herşeye bir kulp bulmaya alışırlar, çocuk, anne ve babasından birçok bilgi edinir, anne ve baba çocuklarını çoğunlukla kendi istedikleri gibi yetiştirme eğilimindedir, bazı anne ve baba kendi hayatlarından şikayet ettikleri halde çocuklarının hayatlarına şekil vermeye çalışırlar neden böyle yaparlar, hayata kendilerinden bir miras bırakmaya mı çalışmaktadır, yoksa kendi tecrüpe ettikleri hayatan başka hayatları var olamayaçağınımı düşünmekteler. Bazı anne ve babalarda veya aile büyükleri çocuklarını bulundukları çevreye uyum sağlayaçak kişiler olarak yetiştirmeye çalışırşar, bunu yaparken söyle bir gerekçe öne sürerler, toplumdan dışlanma çocuğum, herkezin gittiği yoldan git, burada çocuğunu koruma çabası vardır, ama herkezin kendi yaşamını oluşturmak gibi bir isteği/arzusu olduğunu bilmezler. Herkez kendi yaptığından sorumlu ise herkez de kendi yaşamını serbestçe oluştura bilmeli, kendi özgürlüğünü bir başkasına devretmemeli kişi (kendi seçimlerini yapmak kişiyi devamlı kaygıya düşürür ama, bir başkasının kendi adına verdiği karardan ötürü yanlışa düşmesi sonucu duyaçağı kaygı iki kat olur diye düşünüyorum, birisinin başkası yerine verdiği kararın sorumluluğu alması da büyük bir yüktür) Ben baba olmadığım için çocuk büyütürken nasıl duygular içinde olurum bilemiyorum ama düşüncem çocuğun en temel gereksinmesi olan sevgiyi koşulsuz, karşılıksız, karşılaştırma yapmaksızın vermeye çalışılmalı/çalışacağım, gerçekleştiremediğim hayallerimi çocuk üzerinde gerçekleştirmeye çalışmayaçağım, şöyle bir duruma maruz bırakmayaçağım çocuğumu: herkez kendi gelişimi içinde alabildiği sorumluluklar çercevesinde sorumluluk alır ama bazı durumlarda vardır ki fazla bir sorumluluk almaya koşullandırılır çocuk, mesela bakan olan bir babanın çocuğunun da bakan olması beklenebiliyor, çocuk bir marangozhanede çalıştığında ve işe gidip gelen ailesi ile vakit geçirmekten hoşlanan bir insan olması küşümsenmekte, bakan olma sorumluluğunu alamayan kişi zorla bakan olduğunda bu kişi bu mesleğin verdiği sorumluluk altında ezilmeye başlar, görevin verdiği gereksinmeleri yapamaz ise ve görevin gerekliliklerini taşıyamaz ise hayatı bir trajediye dönüşür, ben böyle durumlar içine sokmayaçağım çocuğumu, şiddetten uzak bir aile sağlamaya, kendini tanıması için ve çocuğun değerlerinin serbestce oluşmasını sağlayaçak ortamı yaratmaya çalışaçağım, anne, baba veya aileyi kimler oluşturmuş ise çocuklarına karşı laik olmalıdır, böyle olunduğunda kişi serbestce sorgulayarak kendi inançını en iyi şekilde seçer bence, anne ve babasının inançlarını benimsemek zorunda bırakılmamalı, sırf anne ve babası istediği diye oluşturduğu inançlar sorgulanmadan alındığı için yanlış alınma ihtimali vardır, inançları öylesine oluşmuştur, veya inançları düşünceleri oluşurken anne, baba veya aileyi kimler oluşturmuş ise bunların baskısı altında oluşan inanç güçlünün altında oluşan inanç, çocuğun daha sonraki hayatında da güçlü olana itat anlayışı gelişebilir, güç değiştiğinde fikirde değişir, bu hayatı anlamsız bir şekilde yaşamaya neden olur, kendi kişiliğini bir türlü oluşturamaz kişi, soyut kavramları anlama yaşına gelmeyen çocuklara, bazı anne ve babalar çocuklarına kendi istemedikleri davranışlara engel olmak için günah oğlum, haram bu oğlum, Allah cezalandırır bak oğlum gibi şeyler diyorlar, bu çok açımasız bir davranış geliyor bana. Ergenlik yaşına gelmiş çocuğuna, her anne ve baba şöyle diyebilmeli: her edindiğin bilgiyi sorgula bu anne ve babandan gelse bile, anne ve baban hatalı davrandı ise söylemekten çekinme, çünkü biz de kendimizi, hayatı anlama peşindeyiz, bir ömür boyu süren anlam arama mücadelesi içindeyiz, herşeyi bilemeyiz diyebilmeli. Böyle bir davranış çocuğun ileriki yaşamında hataya düşme olasılığını azaltır, kolayca şarlatanların eline düşmez, itatkar bir çocuk ileriki yaşamında sıkıntılar çekebilir, hakkını arayamaz, her denene inanabilir. Bir ülkede aile yaşamı nasıl ise o ülke yönetimi de o şekildedir.

    Bazı anne ve babalar çocuklarına daha küçüklükten iki yüzlülüğü gösteriyorlar, evde farklı davranıyor anne ve babalar, akraba eş dost arasında farklı davranıyorlar, aynı olayı iki yerde farklı sergiliyorlar, ve böyle davranmaları gerektiğini çocuklarınada söylüyorlar ve bazı anne ve babalar çocukları haksız olsa bile çocukları oldukları için çevreye karşı çocuklarını desteklerler. Genellikle anneler çocuklarına çok düşkün olurlar -annelerin çok yoğun olarak verdikleri inanılmaz bir emek vardır, bundan dolayımıdır- özellikle anneler çocuklarının küçük düşürülmesinden, aşağılanmasından, çocuklarının bir işe yaramadığını görmek anneleri çok üzüyor, çocukları yüzünden de hiç bir anne suçlanmamalı, annelere bu çok ağır gelmekte, büyük bir çelişki yaşarlar içlerinde, yaşanan çelişkiler psikolojik rahatsızlıkların baş göstermesine neden olabilir.

    Ailede birlikte bir şeylerin paylaşılması ne güzeldir, birlikte paylaşılan duygular, bir birine destek olmak ne güzeldir, insan zaman zaman güçsüz duruma düşmekte düştüğünde kalkması için ailesinin destek çıkması ne güzeldir, kişinin kendini yanlız hissetmemesi, bir yere ait olduğunu hissetmesi ne güzeldir. Ailede yaşayanlar sanki hepsi bir kişiymiş gibi davranmaya başladıklarında sıkıntılar meydana geliyor, bir birinin yerine karar almalar gibi... ailede kişi bireysellini yitirmemeli, kişilerin kendi fikirleri olduğunu ve kişilerin kendi doğruları olduğunu ailede yaşayanlar bilmeli, bunu böyle kabul etmeli. Kişiler de güzel duygular için, doğrularından, tarafsız bakış açılarını kaybetmeden yaşamlarını aile içinde sürdürmelidirler, ailedeki kişiler bu durumu desteklemelidir.

    Duran Aydoğmuş
     

Sayfayı Paylaş