1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Akabe Meselesi

Konusu 'Osmanlı Tarihi' forumundadır ve wien06 tarafından 28 Ocak 2011 başlatılmıştır.

  1. wien06

    wien06 V.I.P V.I.P

    Katılım:
    30 Ağustos 2007
    Mesajlar:
    6.117
    Beğenileri:
    148
    Ödül Puanları:
    4.480
    Meslek:
    Serbest
    Yer:
    Viyana
    Banka:
    292 ÇTL
    İngiltere’nin Osmanlı Devleti’ne karşı çıkardığı siyâsî bir anlaşmazlık. Akabe, Kızıldeniz’in kuzey-doğusunda ve Akabe körfezi ucunda bir kasabadır. Akabe mes’elesi İkinci Abdülhamîd Han zamanında 1906’da ortaya çıktı.

    Pâdişâh’ın İslâm ülkelerindeki nüfuzu, müslümanların en büyük ve en sinsî düşmanı olan İngiltere’yi çok endişelendiriyordu. Çünkü, sömürdüğü topraklarda yaşayan insanların ekserisi müslüman idi. Bu bakımdan sömürgelerine ve diğer zulümlerine son verilmesinden endişeli idi. Tek Çâre Osmanlı sultânının nüfuzunu sarsmak ve Osmanlı Devleti’ne bağlı bölgelerde isyân çıkarmayı planlamaktı. Bu iş için en müsait bölge olarak Arab yarımadası ve burada yaşayan halkı görüyordu. Çünkü bir kısım Arabları bazı hâinlerin yardımıyla ifsâd etmişti. Burayı Osmanlı hâkimiyetinden ayırmak, Arab âlemini Osmanlı’ya karşı ayaklandırmak, halîfe-i müslimîne karşı önemli bir darbe olacaktı. Casuslarını ve diğer güçlerini bu uğurda seferber etti. Bu çılgın mücâdelenin en can alıcı noktaları Arab yarımadasının iki tarafında bulunuyordu. Biri Basra körfezinin kuzeyindeki Kuveyt limanı, diğeri de Kızıldeniz’in kuzeydoğusundaki Akabe körfezinin yukarı ucunda bulunan Akabe kalesi idi. Abdülhamîd Han, bu iki noktadan birincisinde İslâm âlemini Hindistan’a kadar birbirine bağlayan Bağdâd demiryolunu, ikincisinde de Hicaz demiryolunu yaptırdı. Hicaz demiryolu da Akabe körfezi vasıtasıyla Kızıldeniz’e doğru bir kapı durumunda idi. Bu iki mühim noktadan birincisinde İngilizlerin Osmanlı’ya karşı mücâdelesi mahallî idarecileri desteklemek suretiyle, ikincisinde ise doğrudan doğruya oldu.

    Abdülhamîd Han, Hicaz demiryolunu yaptırırken, emniyeti bakımından yolun denizle temas eden noktasını kontrol altında tutmak için Akabe kalesine Rüşdî Paşa komutasında iki tabur asker gönderdi (15 Şubat 1906). Hindistan yolunu ve oradaki sömürgelerini emniyet altına almak için 1882 yılında Mısır’ı işgal eden İngilizler ise, Akabe kalesinin Osmanlı kontrolünde olmasını protesto ederek, harp tehdîdine baş vurup boşalttırmak istediler. Hattâ ültimatomun peşinden Akabe körfezine bir de savaş gemisi gönderdiler. İngiltere, verdiği ültimatomda, on gün içinde Sina yarımadasının boşaltılmasını istiyordu. Abdülhamîd Han ise, bu ültimatoma karşı İngiltere’nin Mısır üzerinde bir hakkı bulunmadığını, işgalinin kanunsuz olduğunu belirterek, yeni sınırın sâdece Türk ve Mısır subaylarından meydana gelen bir komisyon tarafından tesbit edilebileceğini bildirdi. Abdülhamîd Han’ın bu cesûrâne hareketi, İslâm âleminde büyük te’sir uyandırdı. İngilizler de halîfe-i müslimînin üzerine daha fazla varmayı menfeatlerine ters buldular. Netîcede Mısır ve Osmanlı subaylarından kurulan komisyon sekiz maddelik bir protokol tesbit etti. Buna göre, sınır, Akabe körfezinin batısındaki Tâbe’den başlayıp Akdeniz sahilindeki el-Ariş’e kadar uzanıyordu. Böylece Akabe, Osmanlı Devleti’ne kaldı.

    Menfeat sebebiyle devamlı karşı karşıya gelen Avrupa devletleri arasında, yirminci asrın başında bir gruplaşma başlamıştı. İngiltere, Fransa ve Rusya üçlü bir ittifak kurmuşlar; bunlara karşı da Almanya, Avusturya ve İtalya birleşerek üçlü bir ittifak içine girmişlerdi. Bütün bunlar yakında bir cihân harbinin yapılacağını hissettiriyordu. Abdülhamîd Han ise, devletini bu gruplaşmaların dışında tutuyor sâdece İngilizlere karşı Almanlara biraz güler yüz gösteriyordu.

    Sultan İkinci Abdülhamîd Han’ın üstün siyâseti karşısında, İngilizlerin İslâm memleketlerinde sürdürmek istedikleri emperyalizm, Akabe Mes’elesinde başarıya ulaşamadı. Ancak İngilizlerin faaliyetleri ile asrın en siyâsî pâdişâhı iç ve dış düşmanlarının her türlü hücumlarına mâruz kaldı ve tahttan indirildi (Bkz. Abdülhamîd Han-ll). Abdülhamîd Han’ın iş başından uzaklaştırılması ile Osmanlı Devleti’nin başına geçen idareciler, memleketi hızla parçalanmaya sürüklediler. Balkan harbinin peşinden Birinci dünyâ harbine girdiler, İngilizler de, Osmanlı’nın savaşa girmesini fırsat bilip, 3 Kasım 1914’de Akabe kale ve limanını topa tutarak şehri işgal etti.


    KAYNAKLAR:
    1) İstiklâl ve Hürriyet Mücâdeleleri Târihi; cild-16, sh. 9057

    2) Büyük Türkiye Târihi; cild-7, sh. 205

    3) Îzahlı Osmanlı Târihi Kronolojisi; cild-4, sh. 35

    4) Eshâb-ı Kiram; sh. 296

    5) Peygamber Gölgesinde Son Türkler; sh. 129, 131

    6) Es-Sultan Abdülhamîd-i Sânî (Orhan Muhammed Ali); sh. 266
     

Sayfayı Paylaş