1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Akıl Çağı ve İngiliz Edebiyatı

Konusu 'Edebiyat / Kitap' forumundadır ve ZeyNoO tarafından 8 Aralık 2011 başlatılmıştır.

  1. ZeyNoO
    Melek

    ZeyNoO ٠•●♥ KuŞ YüreKLi ♥●•٠ AdminE

    Katılım:
    5 Ağustos 2008
    Mesajlar:
    58.480
    Beğenileri:
    5.784
    Ödül Puanları:
    12.080
    Cinsiyet:
    Bayan
    Meslek:
    Muhasebe
    Yer:
    ❤ Şehr-i İstanbul ❤
    Banka:
    3.064 ÇTL
    Akıl Çağı ve İngiliz Edebiyatı

    17. yüzyılın çalkantılarından sonra halk, sorunların akıl ve düzenle çözüme kavuşabileceğini düşünmeye başladı. İngiltere zengin ve kendine güvenen bir ülkeydi. Sayıca çoğalan varlıklı insanların edebiyat ve güncel olaylarla ilgilenecek zamanları vardı. Bu durum ve 1694'te sansür yasalarının yumuşamasıyla basın özgürlüğünün artması, süreli yayınların, özellikle de The Tatler (1709-11) ile The Spectator (1711-12) gibi gazetelerin ortaya çıkmasını sağladı. Joseph Addison ile Rıchard Steele bu gazetelerde ahlak ve töreler konusunda kesin görüşleri olan birtakım düşsel kişilerle ilgili yazılar yazıyorlardı.

    Toplumu yergi yoluyla değiştirme isteği, İrlanda'da yaşayan İngiliz yazan Jonathan Svvift' in kalemiyle çok daha güçlü bir biçimde kendini duyurdu. O dönemin adaletsizliğini ve çılgınlığını açığa çıkarmak için ince bir alay ve yergiden yararlanan Swift en ünlü kitabı Gülliver'in Gezileri'nde (Gulliver's Travels; 1726) insanlığı ahmaklık, aşırı gurur ve akıldışı davranışlarla suçladı. Alexander Pope koşuk diliyle yazdığı mektuplarında ve uzun şiiri Dunciad'da (1728) beyitlerini etkili bir silah gibi kullandı. Pope'un şiiri, nükteli düşünceleri ince bir anlatımla dile getirdi.

    18. yüzyılın en ünlü edebiyatçısı sözcüklerin yalnızca anlamlarını değil, kullanışlarını da veren Dictionary of the English Language (1755; "İngilizce Sözlük") adlı yapıtıyla tanınan Dr. Samuel Johnson'du. Dr. Johnson bu kullanım örneklerini çok zengin bir okuma birikimine borçluydu. Kendisi ayrıca birçok deneme, şiir ve bir de roman yazdı. Dr. Johnson' un canlı ve eğlendirici konuşmalarıyla ilgili birçok öykü vardır. Arkadaşı James Bosvvell onun söylediği zekice sözlerin çoğunu kaydetmiş, daha sonra bunları dünyanın en ünlü ya-şamöykülerinden biri olan Life of Samuel Johnson (1791; "Samuel Johnson'un Yaşamı") adlı kitabında yayımlamıştır.

    İlk sözü edilmeye değer İngiliz romancısı Daniel Defoe gazeteciydi. Defoe, Robinson Crusoe (1719) romanında ıssız bir adadaki yaşamı adeta bir muhabir gibi canlı bir anlatımla betimledi. Yosma, Moll Flanders (The Fortunes and Misfortunes of Moll Flanders; 1722) ve Roxana (1724) adlı romanlarında ise o dönemin yaşamını ayrıntılı bir biçimde sergiledi. Roman, o dönemdeki yeni orta sınıfın en çok ilgi duyduğu edebiyat türü olmaya adaydı. Samuel Richardson'un Pamela (1740) ve Clarissa (1747-48) gibi mektup biçiminde yazılmış uzun romanları da bu dönemde ilgi gördü. Richardson'un ahlak sorunlarıyla ilgilenmesini, Henry Fielding Tom Jones (1749) adlı romanında erdemleri kadar kusurları da olan bir kahraman yaratarak alaya aldı. Tobias Smollett, yolculuk ve serüven konularını işleyen, kaba ve şiddet olaylarına yer veren romanlar yazarken, Laurence Sterne olay örgüsünden çok, yazarın görüşleri ve kişiliğinin ön plana çıktığı yeni bir roman türü yarattı. Büyük romanı Tristram Shandy'de (1760) zamanı, anlatıcının zihnindeki bir dizi geriye dönüşler olarak kullanması 20. yüzyıla kadar denenmeyen bir anlatım özelliğiydi.

    18. yüzyılda Pope'un dediği gibi, "insanlığın incelenmeye değer konusu insandır" görüşü genellikle benimsendiyse de, bazı şairler esin kaynağı olarak doğayı seçti. Bunlar arasında The Seasons'm (1726-30; "Mevsimler") şairi James Thomson, ünlü "Elegy Written in a Country Churchyard" (1751; "Bir Köy Mezarlığında Yazılan Ağıt") şiirini yazan Thomas Gray de vardı. Pope'un üslubunu beğenmeyen ve yapay bulan bir başka şair de şiirlerinde büyük bir doğa ve insan sevgisini dile getiren William Cowper'di. Romancı, oyun yazarı ve şair olarak ün yapan Oliver Goldsmith Wakefield Papazı (The Vicar of vVakefi-eld; 1766) adlı sevimli bir roman ile Yanlışlıklar Gecesi (She Stoops to Conquer; 1773) adlı eğlenceli güldürünün yazarıdır. The Rivals (1775; "Rakipler") ve The School for Scandal (1777; "Skandal Okulu") gibi güldürülerin yazan Richard Brinsley Sheridan ise 18. yüzyılın en yetenekli oyun yazarıdır. Bu oyunlar İngiltere'de o dönemde olduğu gibi, günümüzde de çok sevilen tiyatro yapıtları arasındadır.
     

Sayfayı Paylaş