1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Akıl hastalarından şiirler

Konusu 'Edebiyat / Kitap' forumundadır ve Çağlayağmur tarafından 16 Ocak 2014 başlatılmıştır.

  1. Çağlayağmur
    Hoşgörülü

    Çağlayağmur ... Süper Moderatör

    Katılım:
    15 Aralık 2010
    Mesajlar:
    15.092
    Beğenileri:
    4.415
    Ödül Puanları:
    11.080
    Cinsiyet:
    Bayan
    Yer:
    Ankara
    Banka:
    794 ÇTL
    [​IMG]

    “Zorba kız kaçırır,

    Kamarot kurşun kaçırır.

    Karaborsacı döviz kaçırır,

    Zengin hanım kürk kaçırır.

    Ağa koyun kaçırır,

    Orman eşkıyası kütük kaçırır.

    Ve sonunda kaçırmak için bizlere,

    elbette akıl kalır!”



    33-B Servisinden

    Y… K…

    Yazar: Volkan Durmaz​

    Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesinde bir dönem personele okuma yazma eğitimi vermiş olan Bedia Tuncer, bir taraftan da akıl hastalarıyla ilgilenmiş ve akıl hastalarının yazdıkları şiirleri derleyerek bir şiir kitabının yayınlanmasına vesile olmuş. 1964 senesinde Matbaa Teknisyenleri Basımevince İstanbul’da basılan kitap, belki de dünyada türünün tek örneği.

    Gayri resmi edinilen bilgiye göre şiirler, 1961-1964 yılları arasında Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’nde personel eğitimi için Milli Eğitim Bakanlığınca görevlendirilmiş olan öğretmen Bedia Tuncer tarafından derlenmiş.

    “Tanrım bana sabır ver;

    Tahammülüm yok artık.

    Gözüme bir perde ger,

    Tahammülüm yok artık.

    Bu deliler alemi,

    Büktü benim belimi.

    Bu bitmeyen elemi

    Tanrım doldur çilemi.”​



    Tuncer, derlediği kitabına neden inleme sesi anlamına gelen “İnilti” ismini koymuş bu da ayrıca enteresan; ama şu bir gerçek ki akıl hastası deyip geçtiğimiz insanların aslında ne denli bir iç dünyaları olduğunu, kendilerini ifade etmek istedikleri zaman gerçekten ifade edebildiklerini, belki de onların kendilerini böyle toplumdan soyutlamalarının ardında onları dinleyen birilerinin olmaması yatıyor da olabilir.


    İşte o şiirlerden bazıları;

    FİLOZOF ET

    Doğdum büyüdüm okuma, başıma oldu dert;

    Askerlik çağı, vazife itham, emir, terhis et…

    Dünya evi varmış, anladım o da dert!…

    Alnıma çizilmiş tımarhane elim akibet cür’et

    Sonu ne olur bilmem ne bir adalet?

    Uyan kabrinden ey ünlü filozof sokrat,

    Yolunu öğret beni de filozof et…

    Ya da Allahım yeter azat et!…​




    Bazı şiirlerin başlığının altında ise “Hastabakıcıların (personellerin) okuma yazma öğretmeni Bayan Bedia’ya ithaf” edildiği belirtilmiş. Buradan Bedia Tuncer’in akıl hastalarının büyük sevgisini kazandığını da anlıyoruz.

    Şiirlerden bir tanesi “Şizofreni” ismini taşıyor ve şairimiz! kendisini akıl hastası olarak görenlere şaştığını ifade ediyor. Şiirin altına Bedia Tuncer’in aldığı not ise enteresan:


    [​IMG]


    “Günde16 paket sigara içen hastanın şiirlerinden biri daha. Bu hastanın sigara içişi kadar giyinişi de enteresandır.”
     

Sayfayı Paylaş