1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Aklıma geldikçe içimi sızlatan bir acıydı!

Konusu 'Mustafa CİLASUN' forumundadır ve MustafaCİLASUN tarafından 28 Temmuz 2011 başlatılmıştır.

  1. MustafaCİLASUN

    MustafaCİLASUN Twitter:@mustafacilasun Özel üye

    Katılım:
    20 Temmuz 2011
    Mesajlar:
    2.164
    Beğenileri:
    729
    Ödül Puanları:
    3.830
    Cinsiyet:
    Bay
    Meslek:
    Kamuda yönetici- http//www.facebook.com/mcilasun
    Yer:
    Kayseri
    Banka:
    0 ÇTL
    Sendelediğim yıllardı!

    Sevgili babam, takatinin son demlerini yaşıyordu!

    Kolay değil, yorulmuştu!
    İhtiyaç sahibi, olmamıza rağmen, emekli olacağım diyordu!

    Konu komşu, akraba ve her bir dost, sakın ha!
    Emekli olma diyorlardı!

    Henüz neyi düşüneceğimi bilemediğimden!
    Sadece bakıyor ve dinliyordum!

    Zavallı babam öyle hiddetleniyordu ki, ağzından çıkanı kulağı duymuyordu!
    Haklıydı belki.

    Günlerden bir gün, sefertasıyla! Yemek götürmüştüm.
    Babamı, kan ter içinde görmüştüm!

    Sümer bez fabrikasında çalıştığından ve çok saf bulunduğundan!
    En ağır işi, samimiyetin ve sadakatin anıtı durumunda bulunan babama vermişlerdi!

    O yıllarda sürekli bir iş,
    Aslanın, midesindeymiş!

    Canım babamda, bir vasıf yok!
    Cevvallik, asla bulunmuyordu.
    Hamiyet ve hakkaniyete düşkünlüğü bilinmiyordu!

    Hak ve hukukun!
    Ne olduğunu kestiremiyor!
    Zavallı babam, her ne derlerse,
    Öylece inanıyor ve yapıyordu.


    Acıma hissi bulunmayanlar!
    Uyanıklığı marifet sayanlar!
    Kendi işlerini dahi, fütursuzca!
    Gariban babama, yaptırıyorlardı!

    Zavallı babam,
    Kan ter içinde kalmaz mı?
    İşten geldiğinde,
    Kahvaltı dahi yapamazdı!

    Gelir gelmez uyur ve yatardı!
    Oturduğumuz ev, bir odadan müteşekkildi!
    Abdesthane, bahçenin en sonundaydı!
    Bir zaman sonra dolan, fosseptik çukuruna!
    Bir temizlik yapmak gerekmekteydi!

    Çatık kaşlı büyük babam!
    Belediye yerine!
    Zavallı babama talimat yağdırırdı!

    Naçar kalan babam, Yarı uykulu kalkardı!
    Bir bizlere bakardı! Ve birde fosseptik çukuruna!
    Başı önüne düşerdi! Öylece kalakalırdı!
    Annem, haydi efendi, babam kızar derdi!

    Babam, sana da, babana da diyerek, bazen sallardı!
    Dayanamazdı.
    Sendeleyerek kalkardı!
    Ağır ve aksak çukurun yanına varırdı!

    Eline verilen bir teneke,
    Doldur ve boşalt komutundaydı!
    Çilekeş babam, naçardı!
    Çocuklarının hatırına, hep yapardı!

    Bir gün abdest haneye gittiğimde, kömürlüğün önünde bir miktar para gördüm. Öyle oldum ki, sevinçle doldum! Eğilip aldım, etrafa baktım.
    Gören kimse olmayınca, Usulca, cebime koydum! Sessiz ve derinden,
    Kimseye haber vermeden, Sokağa daldım!

    Bir solukta, süratle koşarak, bakkalda yerimi aldım! Bir miktar fıstık ve birde, şeker sucuğu aldım! Birazını yedim ve doğruca, fabrikanın yoluna koyuldum!

    Babama vermeliydim bunları…
    En çok o hak ediyordu!

    Arka sokaktaki mahalle komşumuz Derviş amca!
    Hayırdır, bu saatte nereye diyerek, ahvalimi soruyordu!

    Babama gidiyorum,
    Ona yiyecek götürüyorum!
    Öylemi aferin.

    Sen oraya kadar yorulma!
    Ben onun yanına gidiyorum,
    Sakın merakta kalkma!
    Senin aldıklarını, kendisine teslim eder anlatırım dedi!
    Peki dedim, ona inandım, Nede olsa koskoca bir amcaydı!
    Sevinçle hemen yanından ayrıldım.
    Hayal etmeye başladım! Yiğit babam, kim bilir nasıl sevinecek diye Merakının hazzıyla yutkundum!

    Eve doğru geldiğimde, ablam arkadaşıyla beni arıyormuş!
    Azar işittim ve ne olduğunu, merak ettiğimden sordum!

    Ketum kesildiler, dudakları dahi hiç kıpırdamıyordu!
    Ters giden bir şeyler olduğunu idrak ediyordum!

    İliklerime işliyordu! Odaya girdim ki, annem çok celalliydi!
    Bileğimden tutar tutmaz, alaşağı etti, biraz çırptıktan sonra!
    Nihayet, sual etmeye başladı!

    Her şeyi, olduğu gibi bir solukta!
    Anlatıverdim korkusuzca…
    Derviş amcayla gönderdim babama dedim.

    Fakat annem ablama, bunu hemen götür bakkala diyerek, kesin bir talimat verdi! Bakkalın söylediklerine inanacaktı!

    Şükürler olsun ki, bakkal, Amca merhamete geldi! Ablama çocuğun bir suçu yok, Olduğu gibi doğru dedi!

    Nihayet yeniden evimize geldik ve anneme bilgi verdik! Annem yeniden çırpmaya başlamıştı, Canım çok yanıyordu! Gözyaşlarım, yanaklarımdan
    Teklifsizce akıyordu!

    Kim bilir, artık ağlayamamam,
    Sinemin kireçlenmesindendi!

    O bulduğum para, annemin, taksit parasıymış!
    Nerden bilirdim, hiç bilseydim, bunları yaşar mıydım?

    Hayatımda, ilk kez denk gelen parayı, nasıl harcamalıydım!
    Hiç mi babamı sevindirecek, Bir eylem yapamazdım!

    Çilekeş babam, eve gelmişti ona bakıyordum!
    Hiçbir ses çıkmadı!
    Yatağına, yatmaya yöneldi!

    Dayanamadım,
    Yutkunarak sordum.

    Baba sana!
    Derviş amcayla, fıstık,
    Ve şeker sucuğu yollamıştım!
    Aldın mı?
    Babam garip bir şekilde bana baktı!

    Neden bahsettiğimi,
    Sanki hiç anlamamıştı!
    Yeniden denedim!
    Baba sana… Göndermiştim!

    Babam yüzüme bakma gereğini duymadan yatağına uzandı ve yattı!

    Duygulandım!
    Yorganı kaldırdım!
    Baba aldın mı?

    Babam ısrarım karşısında dayanamadı!
    Gözlerini açarak bir kez daha baktı!
    Biraz durakladı! Daha sonra beklediğim meramı!
    Bir çırpıda, ben öyle bir şey almadım la noktaladı!

    Bir anda içim kan ağlamıştı yüreğim dağlanmıştı!
    Amca dediğimiz komşular!
    Böyle yapmamalıydı!
    O an, o kadar kızmıştım ki, acıma hissim, hasara uğradı!

    Artık amcalara!
    Ön yargılarımla bakıyordum!

    Derviş amca terki diyar etti fakat ben ona hakkımı! hala
    Helal etmiyorum!
    Çünkü!
    Güven duygumu çalmıştı!



    Mustafa CİLASUN
     

Sayfayı Paylaş