1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Akyuvarın Yapısı

Konusu 'Fen ve Teknoloji' forumundadır ve ZeyNoO tarafından 11 Ekim 2012 başlatılmıştır.

  1. ZeyNoO
    Melek

    ZeyNoO ٠•●♥ KuŞ YüreKLi ♥●•٠ AdminE

    Katılım:
    5 Ağustos 2008
    Mesajlar:
    58.480
    Beğenileri:
    5.784
    Ödül Puanları:
    12.080
    Cinsiyet:
    Bayan
    Meslek:
    Muhasebe
    Yer:
    ❤ Şehr-i İstanbul ❤
    Banka:
    3.064 ÇTL
    Akyuvarın Yapısı

    Vücudu yabancı maddelerin zararlı etkilerine karşı korurlar. Bu cisimler, adlarından da anlaşıldığı gibi beyazdırlar. Lenf düğümlerinde ve kemik iliğinde oluştuktan sonra kan dolaşımına katılırlar. Ancak herhangi bir doku yabancı cisimlerden bir saldırı tehlikesiyle karşılaştığı zaman, bu kesime geçerler.
    Akyuvarlar koruyucu etkilerini zararlı maddeyi sarıp eriterek veya bağışıklık cisimlerini oluşturarak gösterirler.

    Akyuvarların birçok türü vardır. Bazofiller, monositler eozinofiller ve nötrofiller zararlı maddeleri sarıp eriterek, lenfosı’tler ve plasmositler ise bağışıklık cisimleri meydana getirerek etki gösterirler.

    Akyuvarlar, plazma içinde bulunan cisimciklerin en büyükleridir. Buna karşılık alyuvarlardan sayıca çok azdırlar. Akyuvarların çapı 10-12 mikron (1 mikron = 1/1000 mm.) kadardır. Alyuvarlar ise ancak 7-8 mikron çaptadırlar. Cranülositlerle monositler oldukça kısa ömürlüdürler. Ancak bir hafta yaşarlar. Hareket biçimleri amiplerinkini andırır.
    Eozinofillerin işlevi henüz tam olarak açıklanamamıştır. Ancak vücudun alerjik tepkilerinde görev aldıkları sanılmaktadır. Lenfositlerin bazıları birkaç hafta, bazıları ise4-5 yıl yaşar. Kan dolaşımında 10 yıl gibi uzun bir süre kalanlar da vardır. Bu yuvarlar bağışıklıkta önemli bir rol oynarlar.
    Nötrofiller kemik iliğinde meydana gelirler. Bu nedenle kemik iliğindeki nötrofillerin sayısı kandaki nötrofil sayısından on beş kat fazladır. Vücut daha fazla sayıda nötrofile gereksindiği zaman kemik iliğinde bulunanlar kana geçerler.

    Bu arada üretim de hızlandırılır ve böylece vücut gereksinimini karşılayacak sayıda nötrofil elde edilmiş olur. Herhangi bir dokuda bir hırpalanma olduğu zaman bu kesime kan ileten damarların çeperlerinde nötrofil biriktiği görülür. Nötrofiller daha sonra bu çeperleri aşarak dokunun zararlı maddelerin saldırısına uğrayan kesimine geçerler ve burada etkinlik gösterirler. Zararlı maddeleri çevreleyerek eritmeye çalışırlar. Nötrofillerden sonra dokuya, parçalanma ürünlerini toplayan ve nötrofillere benzer yok edici etki gösteren monositler gelir.
    Kandaki nötrofil yoğunluğunun artmasına nötrofili denir. Bu durum bakteri enfeksiyonu sırasında meydana gelir. Nötrofil yoğunluğunun azaldığı durumlar da vardır. Bu durum bir kan kanseri belirtisi sayılabilir.
     

Sayfayı Paylaş