1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Al Rengin Anlam ve Önemi

Konusu 'Genel Türk Tarihi' forumundadır ve Suskun tarafından 23 Ağustos 2011 başlatılmıştır.

  1. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL
    Al Rengin Anlam ve Önemi​


    Türk mitolojisinde, Türklerin renklerle ilgisi önemli bir yer tutar; mavi (gök mazisi, Türkuaz), beyaz/ak ve al/kızıl renkleri başta gelir ,Al renk kırmızıdan farklıdır, kutsal, Tanrısal renktir Kırmızı renk adı Türkçe'de 12 asırdan önce pek görülmemektedir Kırmızı, Türkçe'ye sonradan, Sogdca'dan veya Farsça'dan geçmiştir

    Oğuz/Türkmen boylarının çok eskiden beri al renkli börkler giydiği bilinmektedir Börklerin bütününde al ya da bir diğer deyişle kızıl renk görülmekle beraber, başka renklere de tesadüf ediliyor ki, esas olan gelenek, bütün börklerde, tepe kısmının yani Tanrıya yüz tutan kısmın, Tanrısal renk saydıkları al renkten olmasıdır Bu tarz bugün efelerin, zeybeklerin, seymenlerin vs folklorik başlıklarında da muhafaza edilmektedir

    Al renk adı kutsallık içerdiği içindir ki, Türkler, "kırmızı bayrak" değil "al bayrak," "kırmızı kan" değil "al kan," demişlerdir .Yermek, aşağılamak anlamında "karalamak" derken, yüceltmek, övmek, kutsamak karşılığı da, "allamak" sözünü kullanırlar Bugün dilimizde kullandığımız "allamak pullamak" sözü de aynı maksatla kullanılır


    Türkler, al yahut kızıl rengi, Tanrısal renk, kutsal renk kabul ettikleri için, eski Türk inancına göre, Tek Tanrı veya Gök Tanrı'nın gökte olduğunun tasavvuru ile başlarına giydikleri börkün, Tanrıya karşı olan, yani tepe kısmında genellikle kızıl yahut al renk kullanmışlardır Bir başka söyleyişle, başlıklarında, Tanrısal kutsallık verdikleri Kızıl rengi kullanarak Tanrıya tazimlerini bildirmiş oluyorlardı


    Kızıl yahut al renk, güneşin doğmak üzere iken (şafak vakti) ve yine battıktan hemen sonra gökyüzüne yansıttığı kırmızımsı renktir Türkler eskiden, genellikle, şafak sökerken, ve akşam vakitlerinde, gökteki, "göyün kızıllığı" dedikleri bu görüntü anında dua ederlerdi Türkler bu şekilde dua ile, sabah vakti onu karşılıyor, akşam vakti de onu yine dua ile uğurluyorlardı

    Kırmızı (al/Kızıl), mitolojik Türk kosmik anlayışında da, göğün zirvesini ve ateşi ifade eder "Al", Türk lehçelerinde "yüksek", "yüce" ve "kudret" anlamlarına da gelir Altay dağının adı aynı maksatla söylenmiş olup, Al=yüce-yüksek, tay=tağ/dağ demek olup Al-tay=yüce-ulu dağ, yüksek dağ anlamındadır "Al" terkibindeki ilahi anlamlarla kutsiyet kazandırılmış olan Altay dağı, Şamanlarda, bir ruh ve tanrısal bir kutsiyetle yadedilir Ayin ve dualarında da kutsal Altay dağına hitap edilir


    Halûk Tarcan, eski Türk dili ve mitolojisini incelediği kitabında konu ile ilgili ilginç görüşler ileri sürüyor: " güneş, gökteki ateş gibi, korkunç bir kudret ve enerjidir Değdiği, kendisine verilen, yani al/dığı her şeyi yakar, kendi gibi alev, ateş haline getirir Rengi al/dır, kutsal olduğu için, rengini ifade eden al kelimesi de kutsal anlamına gelir (Prof Dr A İnan) (Al/ip gökyüzüne, Tanrı'ya götürdüğü için kutsal demektir Al-Apa, al/an=ilah, alıp Tanrı'ya eriştiren "ilah" demektir ki, alap, sonunda Alp şekline girmiştir(125) Alp dağlarına bu adı verenler, Kamunlar adını taşıyan, İtalyan Alplerine yerleşmiş olan Ön-Türklerdir"


    Eski şamani inançlara göre ateş, kötü ruhları kovar, insanın kötü ruhlardan temizler Abdulkadir İnan'ın nakline göre, VI Yüzyılda Göktürk Kağanına, elçi olarak gelen Bizans elçileri iki ateş arasından geçirilerek, onlarla beraber gelmesi muhtemel olan kötü ruhların kovulması sağlanıyordu Bu adet Moğol saraylarında da var Başkurt ve Kazak Türkleri, yağlı bir paçavrayı ateşleyip hastanın etrafında, "alaslama" dedikleri, "alas, alas" diye dolaştırarak, hastaya musallat olmuş kötü ruhları kovmuş oluyorlardı Buna
    Anadolu'da "Alazlama" denilmektedir


    Kızıl sözü, renk anlamının yanında, aynı mitolojik anlayıştan kaynaklanarak, bildiğimiz altın anlamında da kullanılır Azerbaycan ve Türkistan lehçelerinde, altına "kızıl" derler, sözü kullanılır Çok eski devirlerde para yerine değer olarak kürk kullanırlardı Türkler kürke "ten/tın/tın" derlerdi En değerli kürkler de güneş kızıllığının (al) renginde olanlardı Güneş kızıllığı renginde olan en değerli kürkler için de yine güneşin rengi olan "al" sözü ilaveli "al-tın" al kürk, kızıl kürk diyorlardı ki kıymetin değer birimi idi Bugün, kıymet değeri olarak kullandığımız madene verilen altın (al-tın) adının anlamını kaynağı, anılan eski Türk anlayış ve kavrayışına dayanır Türkistan Türklerinde, küçük bir gümüş sikke olup, genellikle sikkeye denilen, asrımızın ilk çeyreğine kadar Türkistan'da
    para birimi olarak kullanılan "tenge" sözü de aynı (al-kürk) "ten/tın" kökenlidir Bugünkü Kazakistan Cumhuriyeti'nin resmi para biriminin adı da, anılan kürk adından türemiş "tenge"dir Rusça'da para karşılığı olarak kullanılan "dengi" sözü de, Türkçe'den Rusça'ya geçmiş olan "tenge"nin Rusça söylenişidir


    Türkler için tarihsel ve mitolojik büyük önem taşıyan al rengin, Türk Bayrağının da temel rengi olması hiç de şaşırtıcı değildir
     
  2. patik

    patik Özel Üye Özel üye

    Katılım:
    24 Aralık 2009
    Mesajlar:
    2.343
    Beğenileri:
    374
    Ödül Puanları:
    3.080
    Cinsiyet:
    Bayan
    Meslek:
    Hemşire
    Yer:
    Kayseri
    Banka:
    524 ÇTL
    Alla beni, pulla beni. :)
     
  3. cemree
    Eğlenceli

    cemree =)=) Süper Moderatör

    Katılım:
    16 Şubat 2011
    Mesajlar:
    12.004
    Beğenileri:
    3.730
    Ödül Puanları:
    11.080
    Cinsiyet:
    Bayan
    Yer:
    Ankara
    Banka:
    1.170 ÇTL
    Farklı geldi bilmiyordum bir çoğunu =)
     

Sayfayı Paylaş