1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Albay Reşat Çiğiltepe

Konusu 'Kurtuluş Savaşımız ve Kahramanları' forumundadır ve wien06 tarafından 24 Haziran 2008 başlatılmıştır.

  1. wien06

    wien06 V.I.P V.I.P

    Katılım:
    30 Ağustos 2007
    Mesajlar:
    6.087
    Beğenileri:
    151
    Ödül Puanları:
    4.480
    Meslek:
    Serbest
    Yer:
    Viyana
    Banka:
    940 ÇTL
    O, Türklüğün sessiz onurudur, gururudur, cesaretidir. O, Türk Ulusu’nun temsil ettiği tüm değerlerin simgesidir. O, başlı başına bir Türkiye’dir. Ve O’nun yazgısı, gerçekte Türkiye’nin yazgısıdır… Ama kaç kişi bilir O’nu ve kaç kişi hatırlar? Kaç kişi özgürlüğümüzü, bağımsızlığımızı, hatta aldığımız her nefesi borçlu olduğumuz adsız kahramanlardan biri olarak kendisini yâd eder? Cumhurbaşkanı mı, Başbakan mı, TBMM Başkanı mı, Anayasa Mahkemesi Başkanı mı, Yargıtay Başkanı mı ya da bu ülkeyi yöneten bürokrat ve politikacılar mı?

    Eğer bir gün yolunuz Sandıklı-Afyon arasına düşerse, lütfen O’nu ziyaret ediniz. Marmaris, Bodrum, Kuşadası, Antalya, Fethiye gibi hemen çoğunluğumuzun yılda en az bir kez tatil için geçtiği yol üzerindedir O. Her gün on binlerce aracın geçtiği yolda, herkes bakar da O’nu görmez. Daha doğrusu görmezlikten geliriz o küçücük tabelayı!.. Belli belirsiz şu ibareyi okursunuz: “Albay Reşat Bey - Çiğiltepe Şehitliği 10 km”!..10 kilometrelik yolu ancak yarım saatte alırsınız. Aslında yol bile denemez; taşlar, çukurlar ve tozlar arasında tepeleri tırmanırsınız. Yol ayrımında bir tabela daha görürsünüz; en az Türkiye’yi yönetenler kadar kararmış kalpli avcıların nişangahı haline geldiği için bir tek kelimeyi bile okuyamazsınız. Yolu rasgele sağdan takip etmişseniz, bir süre daha güç bela ilerledikten sonra O’na ve O’nunla birlikte bu vatan için, bugünlerimiz ve yarınlarımız için canını veren kahramanlarımızın yattığı şehitliğe ulaşırsınız… Tek duyduğunuz, bölgenin en yüksek ve stratejik tepesindeki şiddetli rüzgârın uğultusudur. Başka ne bir ses ve ne bir nefes. Eğer bu ülkeyi seviyorsanız, Cumhuriyetin erdemlerine inanıyorsanız, Türklük bilincine sahipseniz, Albay Reşat Bey ve diğer şehitlerimizi elbette ki duyamaz ama tüm benliğinizde iliklerinize kadar hissedersiniz!.. Onların sizin ziyaretinize de, dualarınıza da ihtiyaçları yoktur; çünkü erişebilecekleri en üst mertebeye zaten ulaşmışlardır. Belki birkaç damla gözyaşı ve kalpten gelen minnet ve teşekkür!.. İsteseniz de başka bir şey veremezsiniz. Yapabileceğiniz tek şey, Onları hissetmektir. Bir de çevrede duyarsız insanlarımızın bıraktıkları çöpleri toplayabilir; tozlanmış mezar taşlarını, Reşat Beyin büstünü ve kitabeleri sevgiyle silebilirsiniz. Hepsi o kadar!..

    Albay Reşat Bey Kimdir?

    1879′da İstanbul’da doğan Reşat Bey, 1896′da Harp Okulu’nu bitirdikten sonra, Türk Ordusu’nun farklı komuta kademelerinde görev yapmış; Trablusgarp ve Balkan Savaşları’na katılmıştır. Askerî Mahkeme üyeliği de yapan ve Birinci Dünya Savaşı’nda Çanakkale Cephesi’nde olağanüstü kahramanlığı ile dikkatleri çektikten sonra getirildiği 17. Alay Komutanlığı görevindeyken Muş’un Rus işgalinden kurtarılmasında da önemli rol oynayan Reşat Bey, XVI Kolordu Komutanı Mustafa Kemal Paşa’nın takdirlerini kazanmıştır. Ünlü Ziya Paşa’nın oğlu olan Reşat Bey, daha sonra 53. Tümen Komutanlığı’na getirilerek Suriye Cephesi’nde görevlendirilmiştir. 1918′de İngilizlere esir düşen Reşat Bey, daha sonra esaretten kurtulur kurtulmaz Aralık 1919′da Millî Mücadele’ye katılmak üzere İnebolu’dan “İstiklal Yolu” üzerinden Ankara’ya geçmiştir. Reşat Bey, Mustafa Kemal Paşa tarafından 11. Kafkas Tümeni (sonradan 21. Tümen) Komutanlığı’na getirilmiştir. Yarbay rütbesi ile İnönü ve Sakarya muharebelerine de iştirak eden ve olağanüstü performans gösteren Reşat Beye, son olarak 57. Alay Komutanlığı görevi verilmiş; bizzat Başkomutan Mustafa Kemal Paşa tarafından, Büyük Taarruz’un ikinci gününde, muharebenin ve de ülkenin -ulusun kaderini etkileyecek en kritik mevkide yer alan -Sincanlı Ovası’ndan Dumlupınar’a kadar tüm yolların önündeki en stratejik engel olan- Çiğiltepe’yi düşmandan temizlemesi emredilmiştir. Ne var ki, bu tepenin önemini çok iyi bilen Yunan Başkomutanı Trikopis ise, en zinde kuvvetlerini, üstün ateş gücüyle bu tepeye yığmış; tahkimatı tamamlamıştır.

    İşte, gerisini resmi kayıtlardan izleyelim:


    “… 27 Ağustos 1922 sabahı 57. Alay bu tepeyi kuşatmış, saat 10.30′da Mustafa Kemal telefonda komutana;
    – Reşat Bey, bu önemli tepeyi ne zaman alacaksınız?
    – Komutanım, yarım saat sonra alacağız.
    – Başarılar diliyorum.

    Mustafa Kemal (10.45):
    – Düşmanın halen direndiğini görüyorum. Gözümüz o tepede, çok önemli.
    – Komutanım tepeye düşman bir tümen yığmış direniyorlar. Ama alacağız komutanım, mutlaka alacağız.

    Mustafa Kemal (11.00):
    – Reşat Bey’i istiyorum.
    – Komutanım Reşat Bey size bir mesaj bırakarak intihar etti. Okuyorum, komutanım.
    – Yarım saat zarfında bu tepeyi almak için söz verdiğim halde sözümü yapamamış olduğumdan dolayı yaşayamam komutanım.

    Mustafa Kemal’in gözlerinden yaşlar boşanır:
    - Allah rahmet eylesin, Reşat Bey büyük bir vatanseverdir.

    11.45 Başkomutanın telefonu çalar:
    – Çiğiltepe alınmıştır komutanım. Yüzlerce ölüsünü bırakan düşman Sincanlı Ovası’na doğru kaçmaktadır, arz ederim”.
    İlgili resmi kayıt burada biter.

    Sonrasını Başkomutan Mustafa Kemal Paşa şöyle ifade eder:


    “Türk Askerine,
    Dünyanın hiçbir ordusunda yüreği seninkinden daha temiz, daha sağlam bir askere rast gelinmemiştir. Her zaferin mayası sendedir. Her zaferin en büyük payı senindir. Burada şehit olan kahraman evlâtlarımızı minnetle anıyorum, ruhları şâd olsun.”
    Başkomutan Mustafa Kemal

    Şimdi, yukarıdaki en büyük Türkün Atatürk’ün yüreğinden kopan bu sözler, Albay Reşat Bey Şehitliği’ndeki mermer bir kitabeye nakşedilmiştir. Başınızı biraz çevirirsiniz, sıra sıra şehitlerimizin kabir taşlarını okursunuz: “Sivas - Hasan oğlu Hüsnü - 23 yaşında”, “Tunceli - Ahmet oğlu Mevlût - 20 yaşında”, “Konya - Ruşen oğlu Haşim 21 yaşında”, Mersin - Hasan oğlu Ömer 24 yaşında”, “Afyon - Mehmetoğlu Musa - 18 yaşında” ve diğerleri… Acısını duyarsınız, hayatlarının baharında, komutanları Reşat Bey’in onurlu intiharından sonra gözlerini kırpmadan ölüme doğru koşan gencecik yiğitler!.. Bizler ve bizden sonra gelecekler için en değerli varlıklarından, canlarından vazgeçmiş Türk oğlu Türkler!.. Sonra ana kitabede şu satırları okursunuz ve duyduğunuz acı, sonsuz bir Türk olma onuruna ve gururuna bırakır yerini:


    “Bu vatan toprağın kara bağrında
    Sıradağlar gibi duranlarındır.
    Bir tarih boyunca onun uğrunda,
    Kendini tarihe verenlerindir.
    İleri atılıp sellercesine,
    Göğsünden vurulup tam ercesine,
    Bir gül bahçesine girercesine,
    Şu kara toprağa girenlerindir.”

    Çiğiltepe’de 15 dakika gecikme ile kazanılan zaferi ve Türk askerinin inancını, o tarihî anı yaşayarak yaşatan Cenab Ozankan şöyle ifade etmektedir:

    Çiğiltepe

    İnatla dayandı düşman
    Yerden bitercesine çoğala, çoğala,
    Mermiyle vur,
    Dipçikle vur,
    Tükenmez gâvur oğlu gâvur.
    N’edersin alamadık Çiğiltepe’yi,
    Şehit verdik
    Yiğit Reşat Beyi,
    Tövbe ettik yaşamaya…
    Daha gidecek can varmış helâlinden,
    Kader bu ya…
    Gün ışığında karardı benzimiz
    Vıcık vıcık gömleğimiz
    Kan akar her damardan.
    Sonunda
    Söktük hepsini topraktan
    Yalın ellerimizle,
    Göz yaşımızda parladı Çiğiltepe,
    Bir nur…
    İnanmıştık: Şehitler ile
    Mustafa Kemal Paşa
    Bizi korur…

    Aziz naaşı Sandıklı’da defnedilmiş olan Albay Reşat Bey, askerî yaşamında üstün cesaret ve sevk yeteneğiyle çok sayıda madalya (mecidi nişanları, gümüş muharebe, liyakat, tahlisiye, Alman ve Avusturya-Macaristan savaş madalyaları) sahibi olmuştur. Şahadetinin sonrasında TBMM kendisi adına ailesine İstiklal Madalyası takdim etmiştir. Ailesi, soyadı kanununu müteakip “Çiğiltepe” soyadını almıştır. Bu mütevazı ama sınırsız onurlu kahramanın, kendisi gibi mütevazı ve onurlu ailesinin nerede olduğu bilinmemektedir.

    KAYNAK: Dr. Necip Hablemitoğlu
     
  2. YoRuMSuZ
    Avare

    YoRuMSuZ Biz işimize bakalım!

    Katılım:
    7 Haziran 2006
    Mesajlar:
    25.149
    Beğenileri:
    8.427
    Ödül Puanları:
    11.330
    Cinsiyet:
    Erkek
    Banka:
    11.008 ÇTL
    Saolun hocam. Paylaşımlarınızın hepsi baştan sonra okunmaya değer. Keşke üyelerimiz biraz daha bu konulara ilgi duysa. Tarihini bilmeyenler geleceğe güvenle bakamazlar. En büyük eksikliğimiz zaten tarihimizi yeterince dünyaya ve yeni nesillere öğretemiyor olmamız.

    Bu eksikliğimizin sonuçlarının getirdiği olumsuzlukları da açık seçik yaşıyoruz maalesef.
     
  3. ahhsen

    ahhsen Üye

    Katılım:
    28 Ocak 2009
    Mesajlar:
    11
    Beğenileri:
    1
    Ödül Puanları:
    20
    Banka:
    0 ÇTL
    Reşat (Çiğiltepe) (1879, İstanbul - 27 Ağustos 1922, Çiğiltepe) Türk asker.

    1879'da İstanbul'du. Ziya Paşa'nın oğludur. 1896'da Harp Okulu'nu bitirerek Türk Ordusu'nun farklı komuta kademelerinde görev yaptı. Trablusgarp ve Balkan Savaşları'na katılmış, Yanya savunmasında yaralanmıştır. Askerî Mahkeme üyeliği yapmış, I. Dünya Savaşı'nda Çanakkale Cephesi'nde olağanüstü kahramanlığı ile dikkatleri çektikten sonra getirildiği 17. Alay Komutanlığı görevindeyken Muş'un Rus işgalinden kurtarılmasında da önemli rol oynayan Reşat Bey, XVI Kolordu Komutanı Mustafa Kemal Paşa'nın takdirlerini kazanmıştır. Aynı zamanda 5 .ve 4.rütbeden mecidi nişanları, gümüş muharebe, liyakat, tahsiliye, Alman ve Avusturya harp, demir salip nişanlarıyla taltif edilmiştir. 53. Tümen Komutanlığı'na getirilerek Suriye Cephesi'nde görevlendirilmiştir. 1918'de İngilizlere esir düşen Reşat Bey, daha sonra esaretten kurtulur kurtulmaz Aralık 1919'da Millî Mücadele'ye katılmak üzere İnebolu'dan "İstiklal Yolu" üzerinden Ankara'ya geçmiştir.

    Reşat Bey, Mustafa Kemal Paşa tarafından 11. Kafkas Tümeni (sonradan 21. Tümen) Komutanlığı'na getirilmiştir. Yarbay rütbesi ile İnönü ve Sakarya muharebelerine de iştirak eden ve olağanüstü başarı gösteren Reşat Bey , son olarak 57. Tümen Komutanlığı görevine atanmıştır. Bizzat Başkomutan Mustafa Kemal Paşa tarafından , Büyük Taarruz'un ikinci gününde, muharebenin ve de ülkenin ulusun kaderini etkileyecek en kritik mevkilerden olan Sincanlı Ovası'ndan Dumlupınar'a kadar tüm yolların önündeki en stratejik engel olan Çiğiltepe'yi düşmandan temizlemesi emredilmiştir. Ne var ki, bu tepenin önemini çok iyi bilen Yunan Başkomutanı Trikopis ise, en zinde kuvvetlerini, üstün ateş gücüyle bu tepeye yığmış; tahkimatı tamamlamıştır. Bundan sonrası kayıtlara aşağıdaki gibi geçmiştir;

    "... 27 Ağustos 1922 sabahı 57. Tümen bu tepeyi kuşatmış, saat 10.30'da Mustafa Kemal telefonda komutana;

    - Reşat Bey, bu önemli tepeyi ne zaman alacaksınız?

    - Komutanım, yarım saat sonra alacağız.

    - Başarılar diliyorum.

    Mustafa Kemal (10.45):

    - Düşmanın halen direndiğini görüyorum. Gözümüz o tepede, çok önemli.

    - Komutanım tepeye düşman bir tümen yığmış direniyorlar. Ama alacağız komutanım, mutlaka alacağız.

    Mustafa Kemal (11.00):

    - Reşat Bey'i istiyorum.

    - Komutanım Reşat Bey size bir mesaj bırakarak intihar etti. Okuyorum, komutanım.

    - Yarım saat zarfında bu tepeyi almak için söz verdiğim halde sözümü yapamamış olduğumdan dolayı yaşayamam komutanım.

    Mustafa Kemal'in gözlerinden yaşlar boşanır:

    - Allah rahmet eylesin, Reşat Bey büyük bir vatanseverdir.

    11.45 Başkomutanın telefonu çalar:

    - Çiğiltepe alınmıştır komutanım. Yüzlerce ölüsünü bırakan düşman Sincanlı Ovası'na doğru kaçmaktadır, arz ederim.

    İlgili resmi kayıt burada biter.

    Sonrasını Başkomutan Mustafa Kemal Paşa şöyle ifade eder:

    "Türk Askerine, Dünyanın hiçbir ordusunda yüreği seninkinden daha temiz, daha sağlam bir askere rast gelinmemiştir. Her zaferin mayası sendedir. Her zaferin en büyük payı senindir. Burada şehit olan kahraman evlâtlarımızı minnetle anıyorum, ruhları şâd olsun." - Başkomutan Mustafa Kemal

    Naaşı,Afyonkarahisar'ın Sinanpaşa İlçesinin Çiğiltepe Mevkiindeki Çiğiltepe Şehitlik'inde bulunmaktadır. (Afyon yakınlarındaki Çiğiltepe 'de bulunan anıtın kitabesinde naaşının Sandıklı'da olduğu belirtilmektedir.Ancak Ankara'daki Devlet Mezarlığında da mezarlığı vardır ve 1988 yılında naaşının bu mezarlığa aktarıldığı ifade edilmektadir.Sonuç itibarıyla bir kahramanın mezarının nerede olduğuna bile karar veremiyoruz.Ya diğer isimsiz kahramanlar acaba neredeler.)Albay Reşat Bey, askerî yaşamında üstün cesaret ve sevk yeteneğiyle çok sayıda madalya (mecidi nişanları, gümüş muharebe, liyakat, tahlisiye, Alman ve Avusturya - Macaristan savaş madalyaları) sahibi olmuştur. Şahadetinin sonrasında TBMM kendisi adına ailesine İstiklal Madalyası takdim etmiştir. Ailesi, soyadı kanununu müteakip "Çiğiltepe" soyadını almıştır. Ailesinin nerede olduğu bilinmemektedir
     
Benzer Konular
  1. sherry
    Mesaj:
    6
    Görüntüleme:
    1.599
  2. e-PaCk
    Mesaj:
    1
    Görüntüleme:
    874
  3. Mc_ÖRGE
    Mesaj:
    0
    Görüntüleme:
    994
  4. Paradoks ~
    Mesaj:
    0
    Görüntüleme:
    7.764
  5. jeriko
    Mesaj:
    0
    Görüntüleme:
    1.371
Yüklüyor...

Sayfayı Paylaş