1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Alexandre Dumas - Üç Silahşörler

Konusu 'Kitap Özetleri' forumundadır ve Suskun tarafından 11 Mart 2010 başlatılmıştır.

  1. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL
    Kitabın Adı:Üç Silahşörler
    Kitabın Yazarı:alexandre Dumas
    Kitabın Yazılma Yılı:1983
    Kitabın Yayınevi: Mitos Boyut Yayınları;
    Kitap özetini yazan Tuğtekin Özmetin
    Sayfa Sayısı:80 sayfa

    Kitabın Özeti:

    1625 yılı nisan ayı ,Küçük meung kasabası ogün panayır günü gibi kalabalıktı.İnsanlar birbirlerine hanın önünde duran birini gösteriyorlardı. Yabancı bir kişi gelmişti kasabaya çok tuhahaftı.Yabacının atı uyuz mu uyuz bakımsızlıktan bir deri kemik kalmıştı.Binicisi ise garip kılıklıomuzuna astığı kılıçla komik duruyordu.Genç adamın adı Dartanyan dı.Bir kaç nesil Gaskonyada yaşıyordu.Babası yaşamı boyunca hep kralın hizmetinde şilahşör olrak çalışmayı düşlemişti.Fakat hiç bir zaman amacına ulaşamamıştı.O yüzden oğluDartanyan büyüyünce yanına çağırarak silahşör olması için tuhaf görünüşlü giysileri ve büyükçe bir kılıç vererek Paris şehrine Mösyö Treville’in yanına gitmesini söyledi.Genç adam kazasız belasız meung kasabasına kadar geldi.burada bir şeyler olacağa benziyordu.Çünkü kasabalılar ona alaycı bir gözle bakıyorlardı,onlara saldırmmamak içn kendini zor tutuyordu.Babasının öğüdüne uyarak hoş görülü olması gerektiğini biliyordu.Fazla dayanamadı kır beş elli yaşlarında siyah bıyıklı soluk tenli adama: Niçin gülüyorsunuz?
    -sizi tanımıyorum bayım dedi.herkes bu ikisinin etrafında halka olmuştu.Adam dartanyan’la alay etti.Dartanyan dayanamadı ve kılıcını çekti fakat yabancı
    -hiç kims hiç kimse ile alay edemez deyip yürüdü.Dartanyan arkasından bağırdı:
    - arkadan vurmaya alışık değilim bayım dedi.Geridönün erkekçe vuruşun dedi.Dartanyan kılıcını hızla savurdu, adam yana atılarak hemen kılıcını çekti.genç adamı fiyakalı bir şekilde selamladı.Döğüşmeye hazır olduğunu söyledi. O sıradaHancı ve yardımcıları sopalarla Datanya’a saldırdılar.Yediği sopalardan başından kanlar aktı, yere yuvarlandı.Hancı ve admları yaralıyı mutfağa taşıdılar.Hancı dışarıdaki soylu adama yanaşıp adamımız baygın yatıyor çabuk iyileşir dedi Adam sordu:Neyin nesi bu adam?
    -Hancıbiraz garip bir delikanlı,durmadan MösyöDeTreville deyip sayıklıyor dedi
    De Treville mi? dedi adam şaşkınlıkla Ne işi var şilahşörlerin komutanı ile diye söylendi.Bu sırada adam yine düşündüYoksbu çocuğu üzerime mi saldı De Treville diye düşündü.eşyalarının nerede olduğunu hancıya
    sordu.torbadan de Treville yazılmış mektubu alıp dışarıda bekleyen at arabası ve uşağına doğru gitti.bu sırada dartanyan uyanıp pencere kenarından dışarda konuşulanlar dinliyordu.Kaın: Kardinal hazaretleri emri böyle demekki dedi :Adam aceleyle evet hemen İngiltere’ye döneceksiniz.Dük londra’dan ayrılırsa hemen haber vreceksiniz
    -Ya öteki talimat? diye sordu kadın
    -O kutunun içinde hepsi.Ama Manş’ın öbür kıyısına varmadan açmayacaksınız kutuyu
    Bu sırada Dartanyan tekrar bayıldı.Hancı ile adamları onu içeri taşıdılar.Hiç kımldamadan uyudu bol bol yedi kısa sürade kendine geldi.Sonunda hancıya borcunu ödeyip handan ayrılırken torbasını yokladı.Mektubun yerinde olmadığını gördü.Kılıcını çekip hancının boğazına dayadı.ona sordu.hancı yabancı adamın aldığını söyledi fakat adını bilmediğini söyledi.O tarihteMösyö DE treville ülkenin en iyi şilahşör kişisiydi.De treville komutanlığa geçtikten sonra kendine bağlı bir örgüt kurdu.Bu silahşörler komutanı baba gibi sayarlar severlerdiDe treville’in adamları iş saatleri dışında konakta olurlardı.Konak silahşörlerin karargahı idi.Dartanyan konağı sors sora bulmuş atını dışarıda bir yere bağlayıp bahçeye girmişti.Ortalık öyl kalabalıktı ki pırl pırıl elbiseler içinde ki silahşörlere beğeniyle baktı.Mösyö De treville ile görüşmek istediğini hemşerisi olduğunu babasından ona bir mektup getirdiğini söyleyerek beklemeye başladı.GörevliMösyö Dartanyan diye çağırdı. De treville’nin odasın girdi.DE teville kendisini selamlayan genç delikanlıya dönerek
    -biraz bekleyin sizinle sonra ilgileneceğim dedi.İçerye iki silahşör girdi, komutanı saygı ile selamladılar.DEtreville hiç beklemeden konya girdi.
    -Baylar,Kral hazretlerinin ban ne dediğini biliyor musunuz?
    -Kral hazretleri artık silahşörlerin Kardinal’in adamlarından seçeceğini bildirdi. iki adamında yüzleri kı8zarmıştı.
    Komutan ağır ağır konuşmaya başladı.Kral hazretleri bunları söylemekte haklı diye açıkladıDün akşam Kardinal bizim adamları öyle kötüledi ki
    -ferou sokağında rezalet çıkarmışsınız ve güvenlik görevlileri sizi tutklamak istemişler karşı koymuş sunuz dedi.
    çok kızmıştı komutan:
    -Athos nerede ? diye sordu.Onuda çağırttım.
    İki arkadaş onun hasta olduğunu söylediler.
    -komutan sordu:
    -Hastalığı neymiş?
    İki arkadaş çiçek hastalığı diye cevep vermişler. ve savunmaya geçmişler.Komutanım kalleşçe saldırıya uğradık kılıçlarımızı çekemeden bizi temizlediler Athos vuruşurken yaralandı fakat yakalanmadık dediler.Bende iksini temizledim dedi Aramis.
    bu sırada içeri iri yarı bir silahşör girdi yüzü bembeyazdı.Ayakta sallanır gibi ilerledi.
    iki arkadaş Athos diye bağırdılar.Çok kan kaybetmişti uşaklar ile birlikte bitişik odaya götürdüler.
    Mösyö Treville, Dartanyana döndü.
    -Kusura bakma hemşerim dediCandan sevdiğim arkadaşım dartanyanın oğlu için ne yapabilirim?
    Dartanyan başından geçenleri anlattı.De Trevile bu soylu bayla ilgilendi.Mektubu alan kişinin kardinal’in casusu olabileceğini söyledi.
    Dartanyan, ben zaten Krala ve Kardinal’e hizmet için geldim dedi. sizlerin haricindeki kişilre boyun eğmmememi öğütledi babam dediTreville Kralık akademisine mektup yazarak Dartanyana verdi.o sırada camdan bakan Dartanyan dışarıda birini gördü.Öfkeyle bağırdı Allahın belası herif bu sefer elimden kurtulamayacaksın dedi .Hızla odadan dışarıya çıktı.kılıcı elinde koridordan hızla koşarak merdivenlerden aşağıya inmeye başladı,osırada merdivenlerde bir silahşör ile çarpıştı.özür diledi fakat adam yakasına yapıştı ve onu düelloya davet etti on ikiye onkala ordayım dedi .koşarak aşağı indi orada Pathos nöbetçi ile konuşuyordu. ona çarpttı ve özür diledi fakat Athos öfkelenmitiOnu düelloya davet etti.Sizi saat tam birde luxenbour’un arkasında bekleyeceğim dedi. Dartanyan hay hay diyerek uzaklaştı.Bu iki silahşörle nasıl başa çıkacaktı.Kendi kendine ben kalın kafalının biriyim diye söylendi.Yürürken bir köşede Aramis’i gördü .Orada Kralın muhafızları ile konuşuyordu. bu sırada Arami’in cebinden bir mendil düştü dartanyan hemen eğilip mendili aramise uzatıp cebinizden bu mendil düştü dedi.Aramis mendilin kendine ait olmadığını inatla söyledi Muhafızlar gittikten sonra
    Dartanyan’ı düeloya davet etti.Saat ikide Treville konağı arkasında sizi bekleyeceğim dedi.Dartanyan onu saygı ile selamlayarak oradan ayrıldı. Olaylar hızla gelişiyordu
    On ikiye onkala Athos’la düelo yerine de buluşmaya gitti.Kııçlarını çekip dövüşe başladılar osırada bir manga asker köşede belirdi.Başlarında kardinalin gözde subayı Jussac vardı.Kılıçlarını atıp teslim olmalarını istediÜç silahşörler kendi aralarında konuşarak teslim olmayacaklarını dövüşmelri tutuklanmadan daha iyi olduğunu bir birine söylediler.Dartanyan bu sırada kılcını sallayarak üç değil dört kişiyiz diye bağırdı. Dört arkadaş kılıçlarını çekerek savaştılar muhafızlar sonunda pes ettiler.Üç silahşör Dartanya’ı da aralarına alarak Treville2in konağına neşe ile döndüler.askerler ise komutanları ve yaralıları ile karakola geri döndüler.Bu olay Pariste kısa sürede duyuldu.
     

Sayfayı Paylaş