1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Allah Aksırmayı Sever; Esnemeyi Sevmez..

Konusu 'Genel Dini Konular' forumundadır ve ZeyNoO tarafından 26 Ekim 2009 başlatılmıştır.

  1. ZeyNoO
    Melek

    ZeyNoO ٠•●♥ KuŞ YüreKLi ♥●•٠ AdminE

    Katılım:
    5 Ağustos 2008
    Mesajlar:
    58.480
    Beğenileri:
    5.784
    Ödül Puanları:
    12.080
    Cinsiyet:
    Bayan
    Meslek:
    Muhasebe
    Yer:
    ❤ Şehr-i İstanbul ❤
    Banka:
    3.064 ÇTL
    Ebû Hüreyre (ra) rivâyet eder: Resûlullah (asm) şöyle buyurmuştur: “Allah aksırmayı sever; esnemeyi sevmez. Sizden biriniz aksırır ve Allah’a hamd ederse, onu işiten her Müslüman’a ‘yerhamüke’llah’ demek hak olur. Esnemeye gelince; şüphesiz o şeytandandır. Biriniz esnemek hali geldiğinde gücü yettiği kadar onu gidermeğe çalışsın. Çünkü biriniz esnediğinde şeytan ona güler.”1

    Bu hadîse göre, Cenâb-ı Hakk’ın aksırma sıfatını sevdiği; esneme sıfatını sevmediği anlaşılıyor. Hadîsin devamında esnemenin şeytandan olduğu beyanına baktığımızda; yorgunluk, uykusuzluk veya ruhsal gerginlik hallerinde meydana gelen gafletimizden faydalanan şeytanın kalbimiz yakınlarındaki yuvasına gelmek istediğini ve bu esnada vücut mekanizmamızın buna karşı tepkisini “esneme” sûretiyle ortaya koyduğunu anlamak mümkün. Hiç şüphesiz bünyemize şeytanın gelişi Allah’ı hoşnut etmez. Ağzımızı rast gele açarak esnemek, edep ve nezâkete de uygun düşmez. Esneme halini gideremez isek, elimizle ağzımızı kapamamız tavsiye edilmiştir.

    Bu hadisten esnemenin günah olduğunu çıkarmak mümkün değildir. Burada böyle bir hüküm yoktur. Bu hadîsle Peygamber Efendimizin (asm), şeytanın vesveselerine karşı gaflette olmamamız gerektiğine dikkat çektiği söylenebilir.


    Dipnotlar:
    1- Buhârî, c.12, s.165
     

Sayfayı Paylaş