1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Allah kulundan ne bekler?

Konusu 'Genel Dini Konular' forumundadır ve yaren* tarafından 28 Haziran 2011 başlatılmıştır.

  1. yaren*
    Neşeli

    yaren* Herşey olması gerektiği gibi ;) Özel üye

    Katılım:
    24 Haziran 2011
    Mesajlar:
    8.204
    Beğenileri:
    108
    Ödül Puanları:
    4.480
    Yer:
    Kimseye ihtiyacım yok ben kendime bile fazlayım...
    Banka:
    416 ÇTL
    Bir insan sahip olduğu şeyden ne isterse, efendisi kölesinden nasıl bir itaat beklerse, Allah da kulundan bunu bekler. İnsan makine alır, kendisi için çalıştırır, araba alır gideceği yere ulaşmak için; Allah da kullarını yaratmış, kendisine itaat etsin diye...
    Kâinattaki her şey Allah’a itaat eder. Toprak zerre zerre Allah’ın emrindeki, toprak gibi bir şeyden her şey yaratılıyor. Yıldızlar ve gezegenler Allah’ın emrindeki, o çok büyük şeyler, hızla hareket ettikleri hâlde çarpışmıyor! Gökte yıldızlara, toprakta köklere, suda balıklara, vücudumuzda hücrelere hükmeden Allah’tır. Her şey Allah’ın emrindedir!
    Her ağacın yaprağı farklı, her yaprak topladığı enerjiyi köke veriyor. Kök, yapraklara su gönderiyor. Ağaç bütünüyle seferber olup, meyvesini veriyor... O meyveler de şifa kaynağı depolanmış insan için...
    Güneşten gelen ışıklar, bulutlardan gelen sular, dağlardan gelen rüzgârlar insan için...
    Kocaman kâinatı insanın hizmetine sokan Allah, insandan da kendisine “İTAAT” etmesini istemektedir.
    İnsan vücudu bir çiftliğe benzer. Organlarımız o çiftlikte çalışan makinelerdir. Allah diyor ki: “O çiftliği benim adıma çalıştırın. Çiftlikteki aletleri benim adıma işletin; size cennet gibi bir ücret vereceğim!” Bunun tersini düşünelim. Adam Müslüman... Eğer içki içiyorsa, kadeh tutan eli, gayrimüslim elidir. Adam Müslüman... Haram lokma yiyorsa, ağzı gayrimüslim ağzı gibidir. Bu sebepten ‘Müslüman’ım’ diyenler, organlarını tek tek İslâm’a uydurmak zorundadır. Aksi halde çiftlik Müslüman’dır, çalışanlar gayrimüslim...
    Almanya’ya gittiğimde dediler ki: “Sen de bir şeyler söyle...” Dedim ki: “Ey Müslümanlar! Mister Huk’a itaat ettiğiniz kadar, Allah’a itaat edin, evliya olursunuz!” Camiden çıkarken, bir adam ağlaya ağlaya yanıma geldi. “Ben...” dedi: “Amerikalı patronuma itaat ettiğim kadar, Allah’a itaat etmiyorum. Allah beni affeder mi?”
    “Allah Rahman ve Rahim’dir. Tövbe et. Haramları terk et, sünnet-i seniyyeye ittiba et; çok muhterem insan olursun.”
    Sahabenin geçmiş hayatını düşünün. Onlar bir tövbeyle her türlü haramı terk etmişler, her türlü helale ittiba etmişler. Ve mükemmel insan olmuşlar. Bu yol, herkes için açıktır...
    Sen âmirine, kumandanına, patronuna, babana ve ustana itaat eder gibi Allah’a itaat etmeyi öğrenmelisin! Sen, evini, barkını düşündüğün gibi, dinini imanını düşünmelisin! Sen, parçalanan bir gemiden, okyanusa düşmüş kazazede de olsan, intihara hakkın yok, çırpınmalısın! Sen, uzun yolların yolcusu değil, camiyi sokağa bağlamaya memursun!
    “Rabb’im, nihayet Sana itaat edeceğiz...
    Artık ne kin, ne haset, ne de yaşamak hırsı,
    Belki bir sabah vakti, belki gece yarısı,
    Artık nefes almayı bırakıp gideceğiz...”
    Ziya Osman Saba
     

Sayfayı Paylaş