1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

'Allah razi olsun' demek..!

Konusu 'Genel Dini Konular' forumundadır ve arz-ı hal tarafından 30 Kasım 2011 başlatılmıştır.

  1. arz-ı hal

    arz-ı hal Özel Üye Özel üye

    Katılım:
    29 Kasım 2011
    Mesajlar:
    9.017
    Beğenileri:
    539
    Ödül Puanları:
    5.980
    Meslek:
    İşe başlamadan tatile giren hakime
    Yer:
    yüreğinden uzaklar da...
    Banka:
    199 ÇTL
    Kelimeler ve ıstılahlar hayatla iç içedir. Hayatı yönlendirip şekillendirir. Bir insanın kullandığı kelimelerden onun seviyesini, kültürünü, bilgisini, niyetlerini vs. anlayabilirsiniz. Bu ümmetin öncüleri ve şerefli ecdadımız Kuran ve hadisten aldığı ışıkla hayata büyük değer veren derin anlamlı ibarleri günlük konuşmalarımıza yerleştirmişlerdir.
    Radıyu anhum. işte bunlardan bir tanesi de " (senden, ondan, sizden) razı olsun" ibaresidir. imam Buhari'nin Kitabu'r-Riqaq, bab 51 de rivayet ettiği bir hadis-i şerifi okurken bu ibarenin derin anlamı karşısında sarsıldım!..
    Ancak bu kadar derin anlamlı, kapsamlı ve seviyeli bir ibareyi günlük hayatta çok basit, küçük ve önemsiz yerlerde kullandığımızı görünce de bir o kadar üzüldüm. Yüksek seviyeli kelime ve kavramların içi boşaltılarak büyük bir yozlaşmanın içine sürüklendiğimiz günümüz toplumunda böyle derin anlamlı bir ibarenin tahrif edilmesine ve yozlaşmasına gönlüm razı olmadığı için bu makeleyi kaleme aldım.

    şimdi bu ibarenin derin anlamına geçmeden önce bir kaç hadis-i şerif zikredeceğim. ilk bakışta, bu hadislerin konumuzla bir alakası olmadığı sanılabilir. Ancak biraz sabredip makalenin sonuna geldiğinizde aralarında büyük bir alakanın olduğunu göreceksiniz:


    1- Numan bin Beşir -Allah ondan razı olsun- Hz. Fahr-i Cihan'ın -Aleyhi ekmelü't-Tahaya vetteslim- şöyle dediğini rivayet etti:
    "Kıyamet günü, cehennem halkı içinden en hafif azab çekecek olan kimse,
    ayaklarının altına ateşten iki kor konulan, (bu iki korun şiddetli hararetinden dolayı) beyni (fokur, fokur) kaynayan bir adamdır.
    Bu adam, kendisinden daha şiddetli azab gören hiç kimsenin olmadığını zanneder.
    Halbu ki o, en hafif azab gören kimsedir"(1) .
    Eğer en hafifi bu ise, yâ Rabb!, daha fazlasına can dayanır mı?!
    ölüm de olmayacağına göre insan bu acıların altında ne yapar?! Arş-ı Azîmin Rabbı Azîm !.. Sana sığınırız!.
    2- Bir kıvılcımı bütün dünyayı kül etmeye yeten cehennemden
    en son çıkacak olan kimseyi Efendimiz (asv.) -manen- şöyle tarif eder:
    Bu adam kâh yerde sürüklenerek, kâh yürüyerek, kâh yüzünü ateş yalayarak cehennemden çıkar.
    Geriye dönüp cehenneme bakarak şöyle seslenir:
    - Beni senden kurtaran yücelerin en yücesidir. Andolsun ki gelmiş geçmiş hiç kimseye vermediği en büyük niğmeti bana vermiştir. (2)

    Bu adam ileride bir ağaç görür. Allahtan o ağacın gölgesinde oturmayı ister.
    "Bu isteğin yerine getirilirse başka bir şey istermisin?" sorusuna "Başka hiç bir şey istemem" cevabını verir. Daha sonra -Azze ve Celle- ona:
    - Git cennetime gir, der
    Bu adam cennetin yanına geldiğinde içerdekilerin sevinç ve neşe dolu seslerini duyunca "Cennete en son giren benim.
    Benden önce giren girmiş, herkes yerini kapmış, alacağını almış.
    O halde bana hiç bir yer kalmamıştır" duygusuna kapılır. Geri döner. Teala'ya:
    - Cennet dolmuş, der. Teala (tekrar)
    - Git cennetime gir, der.
    Bu adam tekrar cennetin kapısına koşar, yine aynı düşüncelere kapılıp üçüncü defa geri döndüğünde Teala ona şöyle der.
    - Gir Cennete! (Orada) dünya ve dünya gibi on tane yurt seni (bekliyor)!..
    Sevincinden ne diyeceğini şaşıran, neredeyse aklını yitirecek olan bu zat, ne dediğini bilmeyerek:
    - Sen (kainatın Hâkimi) Kralı olduğun halde benimle alay mı ediyorsun?!..
    Rasûl-i Ekrem (sav.) bunu anlatırken, arka dişleri görünecek kadar, tebessüm edip güldü ve "işte bu cennetteki en düşük makamıdır" dedi.(3)

    3- Ebu Hureyra - ondan razı olsun- Nebiyy-i Muhterem Efendimizin şöyle dediğini rivayet etti:
    "Cennete giren herkese, eğer kötü olsaydı (iman edip itaat etmeseydi), cehennemdeki (gideceği) yeri gösterilir. Teşekkür ve şükranı artsın diye... Cehenneme giren herkese, eğer iyi olsaydı ( iman edip itaat etseydi), cennetteki (kazanacağı) yeri gösterilir. Hüsranı (acı, ızdırap ve pişmanliğı artsın diye..." (4 )
    4- "Cennet halkı cennete girdiği zaman bir münadi şöyle nida eder (anons yapar):
    Sizin için cennette hayat vardır, artık asla ölmeyeceksiniz!
    Sizin için cennette sağlık (afiyet) vardır, artık asla hastalanmayacaksınız! Sizin için cennette gençlik vardır, artık asla ihtiyarlamayacaksınız! Sizin için cennette mutlululuk vardır, artık asla üzülmeyeceksiniz!.."(5)
     

Sayfayı Paylaş