1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

ALLAH ve Celle Senaük..

Konusu 'Genel Dini Konular' forumundadır ve ...SAKLI CeNNeT__ tarafından 22 Kasım 2011 başlatılmıştır.

  1. ...SAKLI CeNNeT__

    ...SAKLI CeNNeT__ ♥ Pєяναηє Döηєя Aşk ♥

    Katılım:
    6 Temmuz 2011
    Mesajlar:
    16.250
    Beğenileri:
    81
    Ödül Puanları:
    4.980
    Yer:
    ♥ Bєη Hєp Sєηdєyim ♥
    Banka:
    110 ÇTL







    ALLAH ve Celle Senaük

    Hatırladığım;
    Yeşil bir kubbe...
    Uzaktan seyredaldığım hengâme...
    Bembeyaz mermerler üzerinde,
    /kıldığım ıslak namaz../
    Islaklığın sebebi yağmur değil,
    Gözümden iki damla yaş
    g/özyaşlarım,
    /fatiha'nın dilinden anlamaz../


    Sırf yutkunuşum boğazımı yırtıp geçmesin diye,
    Sırf /duaya duran/ avuçlarım terlemesin diye,
    Ruhuma okudum o fatiha'yı...
    Herkes "âmin" dediyse de,
    /ikna olmadım../


    Gölgeliklere yasladım başımı...
    Seher vaktiydi...
    Güneş yeşil kubbenin ardından yavaş yavaş gösteriyordu kendisini...
    Lakin son selamlamaydı bu,
    /güneşin gözüme son değişiydi../
    /güneşin, gözüme; "son" deyişiydi../

    Güneşi öptüm ilk defa...
    Sanki ormanlıkta kaybolmuş bir masal perisiydi.
    Öpmelere doyamazken, aklım başıma geldi.
    /bilmiyorum, daha önce neredeydi?/


    "dünya" dedi kalbime yazan kalem...
    "dünya!!"
    /kalbime dünya düştü../
    Oysa ben gözlerimden düşürmemiş miydim onu,
    /gözümün yaşı gibi../
    Kalbimi de nereden buldu?
    Okuduğum kasideler geldi yanıma,
    /redifi "su"ydu../
    Bayılmışım sanki, sayıklamalarımda belirdi,
    /dest busi arzusu./


    Güneş ne zaman yükseldi bu kadar?
    Gamame Mescidine varsam korur mu beni güneşten, bulutlar?
    Olur mu Amberiye Mescidine üzerime sinen misk kokusu, teselli?
    Duyar mı Bilal, içimden okuduğum ezanın sesini?
    Ya Osman...
    Hayâsızlığımdan O(sav)'nun boynunu eğdirdiğim yerde,
    /gelip kaldırır mı ayağa, melekleri../
    Ah Ebubekir...
    Ayağını sokan yılan olsaydım...
    Değil mi ki gözyaşını düşürdü, gül kokulunun gül yanağına...


    Şimdi bir gözyaşı da benim gözümde...
    Ben ağlarken Uhud da ağladı, katıla katıla...
    Paramparça olan Hamza'ya...
    Mübarek yüzlü Musab'a...
    Mağaraya Muhammed'i taşıyan Talha'ya...
    Derken, Cebrail'in hıçkırıkları yükseldi,
    /sidre-i müntehadan../
    Yetişmeliydi, Habib'in yanağından akmadan kan...


    İşte, kelimelerim...
    Sisli, puslu, paslı bir dünyadan...
    Kansız, yaşsız, gülsüz, yağmursuz bir mekândan...
    Baharı yok, kışı yok kirlettiklerimin...
    Önü yok, sonu yok...
    Arefesi yok, ertesi yok...
    Kimsesizliğin koynunda,
    Yatsının sonunda kılınan bir cenaze namazı sessizliğinde...
    Rükûsu yok, secdesi yok...
    Tek fazlası;
    /ve celle senaük../

    Başka fazlalar omzumda yük..

    Tek fazlası;

    /ve celle senaük../


    Tekbirle zahire sırtımızı döndük...




    HÜMEYRA ÖZDEMİR
     

Sayfayı Paylaş